23 Aralık 2014 Salı

Çirkin - Judith Ivory || Kitap Yorumu

Kitabın Yazar: Judith Ivory
Orijinal Adı: Beast
Çeviri: Esra Gül
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 391
Yayın Yılı: 2010




Arka Kapak Yazısı


MASUM BİR GÜZELİN AŞKI ÇİRKİN BİR ARİSTOKRATI TERBİYE EDEBİLİR Mİ?

“BÜYÜKLER İÇİN YAZILMIŞ MUHTEŞEM BİR PERİ MASALI” Susan Elizabeth Phillips
“TUTKUYLA HARMANLANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ…” Amanda Quick

GÜZEL
Seçkin bir Amerikan vârisi olan Louise Vandermeer güzel ve zekidir… ancak hayatından bıkmıştır – cesaret isteyen bir maceraya atılması da bu yüzdendir: Başka ülkedeki bir aristokratla evlenmek için okyanusun karşı tarafına seyahat edecektir. Dedikodulara göre evleneceği adam son derece çirkindir – bu, onu gün ışığında hiç görmediği ve merak uyandırıcı bir yabancıyla tutkulu, gözü kara bir ilişkiye iter.

ÇİRKİN
Charles Harcourt, çocukken geçirdiği bir hastalığın bıraktığı yaraya rağmen, Avrupa’nın en entelektüel güzellerini elde etmeyi başarmıştır. Şaka olsun diye, kendi nişanlısının gemisinde kimliğini gizleyerek seyahat etmeyi – ve zifiri karanlıkta budala bir genç kızı baştan çıkarmayı – planlamıştır. Ancak, çapkın kahramanımızın şakası geri teper. Şimdi deliler gibi aşık olan odur; artık eşi olan ve her şeye çabucak sinirlenen Lulu ise sadece gemideki sevgilisine aşıktır, hem de tüm o zaman boyunca onun Harcourt olduğunu bilmeden. Ve Charles onun kalbine asla sahip olamayacaktır – içinde saklanan prensi ona gösterene kadar.









Çirkin bitti.. Bitmeseydi dediğim bir kurguydu ama... Aması var işte :D
Her neyse... Yorumuma geçmeden önce söylemek istediklerim var. İlk önce duygularımı dile getirmeliyim ki rahat nefes alayım değil mi?
Charles gibi bir kocam olacak yeminle aksayan bacağını önemsemeden kızılcık sopasıyla kovalardım. Pis herif! :@ Çok ama çok sinirimi bozdu. Bana göre bir insan karşısındakinden önce kendisinin kandırır. Şöyle ki kişi ne kadar çirkin ya da güzel olsun, dış görünüşüne saplanıp başkalarının laflarını önemseyerek hareket edebiliyorsa kendisi için bu büyük bir kandırmacadır.
Charles'in de kızı kandırması - ya da kendi ile beraber kandırması - yersiz olmayan bir rekabet yaratması cinnet geçirtecek-ti bana.

Kitaptaki en büyük sorun şuydu ki çeviri berbattı. Aslında "çevirmenlerde" hata aramamak gerekir. bunun bir editörü ve son okuması var değil mi? Çevirmen işini yapar çevirir ve bırakır, ya diğerleri? Onlar ne yapar? Cevaplayamadığım bir başka sorumdur bu! Zaten okuduğum kitap hakkında bir kaç yorumda çeviriden kaynaklı bir sıkıntı olduğunu duymuştum ve yinede okumak isteyip okudum. Ama bunun dışında hikaye benim gerçekten çok hoşuma gitti. Konu olarak kitap şahane olsa da çevirmenin gazabından kaynaklı sıkıntı olmuş. Tamam kurgu güzel, hikaye oturmuş, karakterlerde cuk oturmuş ama anlatım özellikle altını çizerek belirtiyorum çeviri bir halta yaramaz. 

Neyse diyelim. Özetle kitap şöyle idi. Charles Harcourt çocukluğunda geçirdiği bir hastalık sonucu bir gözü görme yetisini kaybetmiştir ve ürkütücü bir yaraya sahiptir. Ama buna rağmen sosyetenin en gözde çapkınlarından. Süper güzel hatunlarla gönlünü eğlendirir. Bunuda yazar şöyle dile getirmiş. Charles kendi açıklarını - görmeyen gözü ve çirkin yarasını - kollarına taktığı güzel kadınlarla açığı kapatıyordur. Charles seyahat ettiği gemisinde nişanlısına şaka olsun diye kimliğini gizleyip kıza başka bir adam olarak oyun oynar ama... İşte kendi kazdığı çukura kendi düşer. Kadın karakterimize bayıldım! Louise Vandermeer güzelliğiyle benide büyüledi fakat en çokta huyu suyu beni kendine bağladı. Tabi gemide olan olaylar tatlı tatlı atışmaları sonrasında kendini Fransa da evli olarak bulması ... Olay örgüsü iyiydi de işte ÇEVİRİ.... Bence yayınevleri kitap çevirmenlerini sıkı bir denetime almaları gerekli zira böyle güzel kurgular direk çöp oluyor...

Her şeye rağmen ben sevdim bu kitabı...
Ben beğendim, okunulması gerek ama çeviriden değerini kaybediyor :}
Benim kitaba verdiğim puan <3 <3 <3







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder