19 Aralık 2014 Cuma

Judith McNaught - Mutluluk || Kitap Yorumu [23 Kasım 2013]













Yazar: Judith McNaught 
Yayınevi: Epsilon Yayınları 
Sayfa: 572
Yıl: 2009
Kitaba Puanım: 5



Okuyucularımızın çok severek okuduğu bir yazar olan Judith McNaught''ın ''Mutluluk'' adlı romanı 19. yüzyıl İngiltere''sinde geçen güzel bir aşk hikayesi. 
Sosyeteye takdim edilmek üzere Londra''ya gelen ve kumarbaz olduğu söylenen Ian Thornton''ın büyüsüne kapılarak kendini onun kollarında bulan Elizabeth Cameron, dedikodular yüzünden acımasızca dışlanarak kötü bir duruma düşmüş, adı lekelenmiştir. Üvey ağabeyi Robert, onun onurunu korumak için düelloya davet ettiği Ian''ı yaralayarak kayıplara karışınca, anne babası olmayan genç kız yapayalnız kalır. Skandaldan sonraki iki yıl boyunca, Londra dışındaki bakıma muhtaç malikanesini ayakta tutabilmek için, son derece kısıtlı koşullarda mücadele veren Elizabeth''e parasal destek sağlamak istemeyen cimri amcası, onu evlenmeye zorlamaktadır. Sonunda genç kızı adeta bir meta gibi açık artırmayla pazarlayarak en fazla para veren soyluyla evlendirmeye karar verir. Daha önce yeğeniyle evlenme talebinde bulunmuş olan lordlara mektup yazar. Çoğundan cevap bile gelmez. Sadece üç kişi genç kızı bir hafta misafir ederek durum değerlendirmesi yapmaya razı olur. Bunlardan biri de Ian Thornton''dır. 
Ancak Elizabeth genç adamın av köşküne gittiğinde hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşır. Thornton''la aralarındaki aşk kıvılcımı aleve dönüştüğü halde, yanlış anlamalar yüzünden birbirlerini incitip yaralamak zorunda kalırlar.







"Yüreğin Kraliçesi" diye boşuna demiyorlarmış!


Mutluluk kitabı bittikten sonra ufak kuzenimin veledi Ömer'e bürünüp ellerimi yumruk yapmış çenemin altına yaslayıp dolan gözlerimle satırlara bakarken " Ama yaaaa" diye ağlayacaktım neredeyse ve sessiz haykırışımla kitabın bittiğini kavradım. Ömer'in elinden parfüm şişelerimi alırken aynı bakış ile bana baktığını hatırlarım ve aynı tepkiyi vermişti. Şimdi bende o ufak velet gibi ağlayıp ağlamama arasında kalırken JM'nin hangi kitabına ilgimin kayacağını bekliyorum ama bu etkinin kısa süreceğine inanmıyorum. 

Yazarı sizlere anlatmama gerek yok. Zaten kime Judith McNaught desem gözü kapalı tüm kitaplarını içimin rahatlığı ile okumamı tavsiye edeceğini biliyordum çünkü sorduğumda karşılaştığım durum bundan ibaretti. Kitap kurtları arasında yer yer kitap sohbetleri olduğu apaçık ortadadır kuşkusuz ve laf bir şekilde "Yüreğin Kraliçesi" ne kayıyor ve kaydı da! Konuştuğum 100 de 100 kişi aynı cevabı verebiliyor ise kesinlikle bir bildikleri vardır. Ve varmışta!

Yazarın kalemine diyecek en ufak kötü söz yok aslada olamaz. Okuru böylesine kendine çekip kopmayan halatlarla bağlayan kitaplar az rastlanır ve bu hatun bu kitapların tamamına sahip. Onun kelimeleri ile sürüklendiğim o alemden çıkıp dünyaya dönesim gelmedi. Akıcı anlatımı sürükleyen hikaye kusursuz ve benzersiz kurgusu ile "Yüreğin Kraliçesi" olmayı sonuna kadar hak ediyormuş.

Her neyse...

Ulan o kadar çırpındım bitmesin diye hatta yaya yaya aynı sayfaları üç kez - abartmıyorum ezberledim kitabı! - okumama rağmen bitti! Bitti yani kitapım ama yaaa :(  ayyy cidden veledim gibi "Ama yaaa" diyerek bitmeseydi keşke dediğim kitaplardan zirvede ve ben neden daha önce okumadım bunu! Ki onca insan okumamı şiddetle tavsiye ederken. İçimi döktüğüme göre kitaba olan hayranlığımı ve asıl önemlisi naçizane yapacağım yorumuma geçeyim.

Ben İan Thornton'a bittim! Öldüm bayıldım!
Böylesi bir adam böylesi bir karakter okumadım ben arkadaş... Hiçbir yerde rastlayamayacağım bir adam. Öylesine kendinden emin öylesine gururlu ki nasıl anlatılır bu adam! Kitabı okuyanlar duygularımı az çok anlayacaktır ve okumayanlarda ben gibi pişman olacaklardır! Bir an önce okunmalı.. Neyse efenim.. Bu adam anne tarafından İskoç ve babası İngiliz ve aynı zamanda sosyetenin zirvelerinden bir Dük'ün varisi. Adam bizim amca sevdiği kadın uğruna her şeyi bırakır ve sevdiği ile evlenir. Ve İan ile kız kardeşi bu çekirdek ailede mutlu mesuttur. Ama babasını reddeden soylu dedesi ile araları sonradan hiç kapanmayacak şekilde tamamen açılır ki zaten adam oğlunu reddetmiş ve mutluluğunu görmemiştir. İan çıktığı bir seferden döndükten sonra ailesini bir yangında kaybettiğini Papaz olan dayısı aracılığı ile öğrenir ve hayatının tamamen değişeceğini sezerek labrador cinsi köpeğinden de kurtulur ki güzel günleri hatırlayıp acı çekmesin. Bu kısımlarda içimde amansız bir sızlama gözlerimin farkında olmadan dolması ile akıp gitti sayfalar. Elizabeth ile karşılaşmaları bir büyü gibiydi. O baloda bende olsam Elizabeth'in davranışlarından bende yapardım. Hadi ama öyle kendinden emin öyle yakışıklı gözleri ile dizlerimi titretecek bir adam çıkacakta karşıma karşı mı duracağım. Iı-ıh olmaz o iş :D

Ve nitekim aralarındaki yasak - ki o ara İan soylu bir adam olmaması ile kumarbaz bir adam olması ile sosyeteden pekte tasvip edilmiyordu - yakınlaşma ile patlak veren rezalet her ikisini de farklı yöne savrulmalarına sebep oldu. Şu kadarını söyleyeyim her iksi de bu dönemlerde acı çekmişlerdi. Elizabeth sosyeteden dışlanıp kabuğuna çekilip ailesinden kalan borçları kapamaya boğuşurken İan'da çok çalışıp para kazanmaktaydı. Vesselam kızımızın paragöz amcası asalak olarak gördüğü yeğeninden kurtulmak için İan'ında içinde olduğu sosyetede takdimi ile gelen evlilik teklifi eden adamlara * 15 kişi! - hala aynı kararda oluyorlarsa evliliği destekleyeceği ile asıl hikaye başladı. Ahh hemde nasıl başladı. Geçmiş ile geleceğin muntazam bir şekilde iç içe anlatılması ve bunu öyle ustaca kaleme alınması sanırım Kraliçe'ye hak eden değeri verdirtti. Ben bunu gördüğümü ifade edebilirim. Ama en çokta kızımın ağabeyinin asılsız iddaları ile tam mutlular derken bir ayrılığın aralarına giirmesii Elizabeth'in İan ile evlendikten sonra onu terk edip ortadan kaybolması ile kalbim gümbür gümbür atmaya başladı... Kayınbiraderi ile karısını ölüdürmekle suçlanan İan'ın Lordlar Kamarası karşısında oluşu kalbimi neredeyse durdurdu. O anda abi kardeşe olmadığım kadar kızdım ve sövdüm. Öyle korktum ki bir an kitaba dalıp hayır onun suçu yokkk o öldürmedi kimseyiii zerrin moduna bağlayıp bağırasım geldi. Ama öyle güzel bir katap ki ben neresini anlatayım neresini söyleyeyim kitaptan baştan sona etkilendim ama en etkilisi Elizabeth ile İan'aın tüm olayların sıcağı sıcağına bitmesi ile karşılaştıklarında olan konuşma..

Ah dedim ölüyorum.. O aralarıdaki sıcak soğuk savaş o birbirlerine yaklaşmak isteyipte uzaklaşmak durumunda kalmaları... Nasıl desem... Gözlerim doldu aktı... Her sayfada yeminle Allah'a dua ettim bana da böyle bir adam nasip etsin diye.

Kitapta eğlendiğim yerlerde vardı elbet :D hele ki Elizabeth'in tutumlu - cimri - olmasıyla İan'ın dalga geçmesi kahkahalar atması ayy eridiğim kısımlar hele ki ilk karşılaştıkları o an var ya o an... Yağ gibi eriyip yığıldığım yerdi. Elinde prosu yakarken ateşin yüzünü aydınlattığı yer vardı ya sırıtmamı saklamak için neler çektim üstelik evde misafir varken ve beni deli sanmalarına sebep olurken :D İan'in kumar oynarken Elizabeth'in onu ateşli bir şekilde savunması idda edildiği gibi hila yapmadığını söylemesi de oyy oyy ben hangi yeri anlatsam ki yaaa :D

Çok kitap karakterine sulanmışımdır çoğuna cidden aşık oldum diye dolanmışımdır ama İan... En farklısı en güzeli ve özeli... Onun tahtını sarsacak pek karakter olur mu? Hayır sanmam. Neyse... aralarında geçen o konuşma içimi dağladı. yomumumu uzatmadan alıntılarla sonlandırmak niyetindeyim. Yorumu okuyup hala okumadıysanız bu kitabı... Koşun bacılar hacılar gidin alın ve okuyun... Ve değer verdiğim ablalarımın bana dediklerini tekrarlamak istiyorum. "JM okumadıysan hist okumuş olmazsın. " ne haklısınız ablalarım yaaa :D



~



Dip not: Burada kıskançlıktan saçımı başımı yoluyordum!
Genç adam yumuşak bir sesle, sonuç belirtmek ister gibi, "Elizabeth," dedi; "Burada benim yanıltıdasın, çünkü birbirimize aşık olduk denebilir."
Elizabeth, "Neee?" diye inledi.
"Benim kim olduğuma gelince, bunun cevabı çok basit." Elini kaldırıp genç kızın solgun
yanağını okşadı. Sonra, elini çekmeden, yumuşak bir sesle, "Ben, senin evleneceğin adamım," diye açıkladı.
"Aman Tanrım!"
lan, ona, "Dua etmek için çok geç," diye takıldı. Genç kızın sesi titriyordu. "Siz..." diye


* * *

Dip not: Eriyip yok olduğum sahnelerden biri!

"İyi eğitilmiş bir İngiliz kadını şefkatin ötesinde bir şey hissetmez," dedi. "Biz aşık olmayız."
İan boğuk bir sesle, "Ben İskoçya'lıyım." dedi. "Biz aşık oluruz."


* * *


Dip not: Bu kısımda soluksuz kalmış gözlerimden yaşlar süzülmüştü.
"Seni istiyorum." Kızın çenesini baş parmağıyla işaret parmağı- nm arasına alıp başını
kendisine doğru kaldırdı ve onu gözlerine bakmaya zorladı. "Biliyorum; sen de beni
istiyorsun."
Ian'ın dudakları Elizabeth'in dudaklarına yaklaşırken, genç kı¬zın bütün vücudu titriyordu.
Kalbi olacakların kaçınılmaz olduğunu biliyordu ama o yine de mantıklı olmaya çalıştı.
Lucinda'nın sözleri¬ni tekrarlayarak, "İyi yetişmiş bir İngiliz kadını şefkatin ötesinde bir şey hissetmez," dedi. "Biz aşık olmayız."

* * *


dip not: Ve burası... be seni yerim İannnn!

Elinde dört as vardı.
Anlamıştı. Rahatlayarak güldü. Başını kaldırıp nişanlısına baktı. Onun yüzünde ise sıra dışı bir şeyler olduğuna ilişkin en küçük bir işaret yoktu.
Arkasına dayanıp uzun bacaklarını öne doğru uzatarak kaşını kaldırdı ve, "Elindeki
kâğıtlardan bazılarını atıp yeni kâğıt çekmek istiyor musun, Elizabeth?" diye sordu.
Genç kız, bir kahkaha atmamak için çaba harcayarak, "Evet," diye cevap verdi. "Elimdeki asların yanına bir as daha istiyorum."
Ian, ikna edici bir sesle, "Ama sadece dört tane var," diye açıkladı. O kadar normal bir şey söyler gibi konuşuyordu ki, Elizabeth kahkahalara boğuldu ve kâğıtlarını masanın üstüne bıraktı. Gülmekten konuşamıyordu. Sonunda, "Şarlatanın birisin!" diyebildi. Yüzünde ise büyük bir hayranlık vardı.
Ian, sevecen bir tavırla, "Teşekkürler, sevgilim," dedi. "Hakkımdaki fikirlerinin olumlu yönde gelişmesi beni mutlu ediyor!"
Elizabeth'in kahkahaları göğsünde katılıp kaldı. Tepeden tırnağa kızardı. Kibar erkekler, kırk yılda bir böyle sevgi sözcükleri kullansalar bile, bunu asla başkalarının yanında yapmazlardı.
lan ona, uzun zaman önce, "Ben îskoçyalıyım," diye fısıldamıştı. "Biz yaparız." Ian
Elizabeth'e, 'sevgilim' diye hitap edince, Townsende'lar önce şaşırıp durakladılar, sonra hemen kendi aralarında konuşup gülüşmeye başladılar. Bunun bir nedeni de Elizabeth'in gözlerini Ian'dan ayıramayışı ve yerinden kımıldayamayışıydı. Ve, o sonsuz bakışma anında, Elizabeth onun kollarına atılmak için çok güçlü bir istek duydu, lan bunu anladı ve bakışlarıyla cevap verdi. O zaman, Elizabeth olduğu yerde eridiğini hissetti.

* * *


Ian'ın sesi bir kırbaç gibi sakladı.
"Kes sesini!"
Elizabeth söyleyeceği ya da yapacağı hiçbir şeyin onu yumuşatamayacağını hissederek büyük
bir korkuya kapıldı. Bu korkunun etkisiyle çabuk çabuk konuşmaya başlamıştı.
"Hayır, beni dinlemelisin," dedi. "Ben seni sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim."
Ian, dehşet verici bir sesle, "Seni uyarıyorum, Elizabeth," dedi. "Sesini kes ve buradan git!
Evimden ve hayatımdan çık!"


* * *

Yorumumu ve alıntılarımın sonuna gelmişken... Siz hala bu kitabı okumadınız mı?
Kaçırmayın! KAÇIRMAYIN!
Şimdiden keyifli okumalar ;)




3 yorum:

  1. Yazarın kitaplarını yakında okumaya başladım ve çok sevdim. Mutluluk da seride eksik olan bir kitap ve tamamlamaya çalışıyorum .)

    YanıtlaSil
  2. ayy büyük kabalık oldu yorumunuzu geç fark edip cevaplamak. Kusuruma bakmayın lütfen :/

    Ve JM kitaplarını kesinlikle okuyun derim her biri inanılmaz güzellikte ^_^

    YanıtlaSil
  3. Evet,JM'un tarihi aşk kitapları süperdir,bu konuda eline kimse su mu dökemez.Ama günüm aşk romanlarını nedense o kadar beğenmiyom ya. :( Günüm romanlarını okurken bir sıkılıyom sanki. :/ Ama tarihi aşk süper. :)

    YanıtlaSil