3 Eylül 2015 Perşembe

Yazar Röportajı #2 || Betül Güçlü - Süper Dadı


“Bütün bunları.
Aklım almıyor.
Ama kalbime sığıyor.”
*Lâ Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

Zaten hep de öyle olmaz mı ki? Tüm olan şeyler, hayaller gerçekleşirken akıl almaz şaşar dururken, kalpte gram yer artmadan tamamı sığar. Hayatın kendisi budur sonuçta. Güzel gülmek ve bakmakla yetinmeyip yazmaya atılmak da o hayaller arasındaydı.
Bir yazar tanıdım ben yine ve sevdim de. Şimdi o sevdiğim yazarı tanıtmak istiyorum yine. Zaten dememişmiydik hayat sevince ve paylaşınca güzel diye.

Sevgili Betül Güçlü, kendini bize tanıtmaya ne dersin? Kimsindir, nasıl birisindir...

+Afilli bir giriş yapmak isterdim ama oldukça sıradan biriyim. 20 yaşında işinde ustalaşmayı amaçlayan bir pastacıyım. Hikayelerimi okuyanlar bilir mesleğime düşkünlüğümü çünkü kurgularıma pastalacılığı bir şekilde mutlaka işlerim. Onun dışında iyi bir yazar olmak için uğraşan, bu yolda her gün minik adımlarla ilerlemeye çalışan biriyim... Başka söyleyebileceğim bir şey yok sanırım.

Pastacısın demek, enfes lezzetler dökülüyordur o parmaklardan.
Yazmanın farklı dünyalara kapı açtığını düşünmüşümdür hep, sence de öyle değil mi? Farklı dünyalar, farklı hayatlar... İlmek ilmek işlenen dantel misali... Peki sen bu ilmekleri atmaya ne zaman başladın? Farklı hayatlara konuk olmamızı sağlayacak kurgular yazarken dikkat ettiğin önemli noktalar var mıydı?


+Kesinlikle öyle. Yaşadıklarını dürüstçe yazan insanlara fazla rastlamıyoruz. Benim kurgularımda yazdıklarım kafamın içindeki farklı dünyalara açılan kapılarımdır. Kafanızın içinde bir hayat düşlüyorsunuz, o hayatı özümseyip duygularını hissetmeye ve kağıda dökmeye çabalıyorsunuz bu da  hiç yaşamadığınız dünyaları anlamamızı sağlıyor bence. Küçükken de ufak tefek hikayeler yazardım ama yazmanın keyfini ve insanı nasıl rahatlattığını kavrayıp buna değer vererek yapmak 3 yıl öncesinde başladığım bir şey.
Dikkat ettiğim noktalar elbette var. Herkesin kendi değerleri ve okuyanlara vermek istediği minik dersler vardır. Ben genelde kitaplarımda sevgiyi aşılamaya çalışırım.

Sevgi ve saygı aşılanması gereken en güzel duygu, davranıştır.
Hayaller kurup, hayalleri satırlara dökmek güzel. Hele ki okunup ilgi görmek ve başarılı olmak. Bunun sonunda da yazdıklarının basılması. Hepsi bir rüya gibidir, eminim. Peki ilk yazmaya başladığın zaman, ileride bir gün, yazdıklarını kitaplaştırmak gibi bir düşünce var mıydı aklında?

+Hayır, hiç yoktu. Hatta uzun bir süre gelen teklifleri geri çevirdim ama Süper Dadı çok farklı bir kitap. Böyle oturup ailece okuyup herkesin sevebileceği bir tadı var. Ve vermek istedikleri güzel. Ebeveyn olmak için, çocukları karşılıksız sevmek ve onlara güvenli bir sığınak olmak için biyolojik bağa gerek olmadığını eğlenceli bir dille anlatmaya çalıştım Süper Dadı'da. Gelen karşılıklar da çok güzel oldu. Okuyanlar kitabı öyle sevdi ve benimsedi ki bu  beni kitaplaştırma konusunda çok cesaretlendirdi.


Peki Süper Dadı’nın kitap olmasına nasıl karar verdin? Sonuçta senin için yeni bir sayfa, yeni bir dönemeç... Hayatının değişmesine neden olacak bir karardı. Ve kitaplaşma süreci senin için kolay oldu mu? Yani kitap olmasına karar vermek, kitap üzerinde çalışmak, varsa hatalar telafi etmek... Bütün bunlar zor olmadı mı?

+Benim için çok değerli yazarlardan olumlu eleştiriler, tepkiler alınca karar verdim sanırım. Başlarda ödüm kopmuştu. Dediğin gibi yeni bir sayfa ve büyük bir sorumluluk kitap bastırmak. Her şey yolunda gitsede stresli bir dönem oluyor haliyle. Büyük zorluklar yaşamadım ama kitabın üzerinde çalışmak ve bunu belli bir zamanda yapmak zorunda olmak insanı panikletiyor ve ilk heyecanlarında etkisiyle istediğin gibi olmayabiliyor her şey. Ama tüm zorluklara rağmen kitabı elime alıp insanların güzel yorumlarını görmek her şeye değiyor.Benim en çok merak ettiğim şeylerden biri de kurgulardır. Yazaması kolay ama ya kurgu kurmak? Kurgularını nasıl yapıyorsun, ortaya çıkış serüvenleri elbette vardır değil mi?
+Pek değil. Ben doğaçlama yazıyorum. Genelde eğlenceli hikayeler yazdığımdan kurgunun belli bir noktaya kadar kendi kendine oluşmasına izin veriyor ve gittiği yeri görmeyi bekliyorum. Ama ana hatları en başta düşünülüyor elbette. Bence önemli olan kurgudan ziyade karakter. Oluşturduğun karakter sağlamsa o zaten kurgusunu kendi belirliyor diye düşünüyorum.


Karakterlerinde senden parçalar var mı? Misal çevrendeki olaylardan ilham alıp tanıdığın birini karakter olarak yazdığın oldu mu?

+Var tabii, bence herkes isteyerek yada istemeyerek kendinden ve yaşantısından çok şey katar karakterlere. Tanıdıklarımdan ilham aldığım da oldu elbette ama daha çok içimdeki garip kişiliği bir karakterle harmanlar, her kurguma mutlaka dahil ederim. Ve o karakterler nedense hep çatlak olur...:D


Hım, merakım daha çok kamçılanıyor smile ifade simgesi
Dünya hali, yazıyorsun ama yazarken tıkandığın hiç oldu mu? Hani kafanda çok sahne vardır ama bir türlü satırlara dökemiyorsundur. O zamanlarda ne yapıp üstesinden geliyorsun?

+Beni rahatlatacak bir kitap okurum, film izlerim, bazen sadece öylece oturup düşünürüm. Yaza sile yaza sile istediğimi kağıda aktardığıma inanana dek uğraşırım. Ama bu süreç genelde beni tüketir, depresif bir kız olup çıkarım :)

‘Bozuk atarım’ diyorsun o dönemlerde yani, tamam.
En çok hangi tür kitap okursun? Esasen ben müzik zevkini de merak ediyorum. Dinlediğin şarkılar genel olarak ne tür?

+Polisiye ve gerilimi çok severim. Distopyalara ilgiliyim bu aralar. Romantik komedilere bayılırım. Naif aşk romanlarını da severim. Çok hüzünlü yada aşırı romantik kitapları okumaktan kaçınıyorum biraz, onun dışında aşk romanlarıyla aram çok iyi son zamanlarda. 
Vee müzik zevki. Ya çok klişe  biliyorum ama ben gerçekten her şeyi dinliyorum. Tüm rezil şarkıları bilirim mesela ve bunları dinlerken çok eğlenirim, apaçi kültürüm vardır yani grin ifade simgesi Aynı zamanda pop, rock, slow parçalar, anlamasam da beni duygulandıran farklı dillerdeki şarkılar... yeter ki bana bir şey hissettirsin.


Renkli bir kişiliğim diyorsun, ona da tamam :D
Her kitap güzel olmuyor maalesef. Okuyup da finali beğenmediğin, ben yazsaydım daha güzel olurdu dediğin bir kitap var mı?

+Daha güzel olurdu demeyelim de, ben asla böyle yazmazdım, bu karaktere bunu yapmak hiç yakışmadı diye hayıflanıp, sen karakterini hiç mi tanımadın diye yazara atarlanabiliyorum bazen kendi kendime :)
Yazdıklarından ve kitabından bahsetmek ister misin? Karakterlerini anlat bize :)

+Süper Dadı'nın kilit noktası Efran.  Ne istediğini bilen sağlam bir karakter ama her şeyden önce şefkatli ve sevgi dolu bir adam. Aşık olduğu kadına ulaşabilmek için iki küçük çocuğa bakıcılık yapmayı göze alacak kadar deli, onlara bakmaya çalışırken yaptıklarıyla sizi eğlendirecek kadar da şapşal. Çocuklara bağlanıp onlara iyi bir baba ve sevdiği kadına güvenilir bir eş olmak için çok çabalıyor kitap boyunca.  
Bir çok hikayem var aslında ve hepsinde de çok sevdiğim karakterler var. Şöyle bir baktığımda ortak özellikleri hikayenin konusu ne olursa olsun deli dolu ve ailelerine önem veriyor olmaları :)
Bir gün Süper Dadı’yı ya da yazdığın bir başka kurguyu beyaz perdede görmek ister miydin? Dizi olsa mesela ve izlenme rekorları kırsa ya da film olsa ve gişede en çok izlense, ne hissederdin?
+Ya garip olacak ama ben istemem yazdığım karakterleri televizyonda izlemeyi. Ben hikayelerime karakter resmi koymaktan bile kaçınıyorum okuyanların hayal gücünü kısıtlamamak için. Benim pamuklara sardığım hayal dünyamda eşi benzeri olmayan evlatlarımı alacaklar garip garip tiplere sokup film yapacaklar, hayal gücüme tekme atıp beni mahvedecekler falan...  Dehşet verici bir şey değil mi bu? :D Ben çok takılıyorum bu konuya. Sevdiğim serilerin dizileri var mesela, isimler aynı ama konu bağımsız. Deli oluyorum :D  Mesela Rizzoli&Isles dizisi, ya sen Maura Isles'sin nasıl geveze olursun? Nasıl kumral olur, nasıl uzun saçlı olursun? Jane Rizzoli Gabriel Dean olmadan nasıl Jane Rizzoli olabilir? Aklım almıyor! :D Sonra The 100 var, seriyi severek okudum ama dizi de aynı olan tek şey ana konu ve isimler. Yahu nasıl Luke olmaz? Luke'un olmadığı bir dünya da Glass nasıl yaşar? Öyle düşünme bunlar bağımsız diyen arkadaşlarımı da boğmak istiyorum. Yahu aynı isim işte nasıl bağımsız düşünebilirim? Sen nasıl beceriyorsun bana bir anlat.  Huh, içimi döktüm şuan :D

Çok dolmuş gördüm ben seni bu konuda! Aman Allah’ım -gözler kocaman açılır, dudaklar o şekli alır.
Öhhöm.
Aslında haklısın. Sonuçta hayal ettiğimizi gerçek hayatta bulmak zor, bir de o karakter kişinin üzerinde eğreti duracak falan.
Konu dağılmadan diğer soruma geçeyim.
Son olarak ekleyeceğin, okurlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
+Her zaman yanımda olup beni destekledikleri için onlara minnettarım ve bundan sonra da hep benimle olmalarını diliyorum :D Ayrıca sana da teşekkür ediyorum, çok keyifli bir sohbetti ;)


 
 Âşıksanız; Dağları delebilirsiniz, "Ferhat" derler,
Çölleri aşabilirsiniz, "Mecnun" derler,
Canınıza kıyabilirsiniz, "Romeo" derler,
Ya iki küçük sevimli canavarın tüm sorumluluğunu alıp, kalplerini çalar ve oradan sevdiğiniz kadına ulaşmayı başarırsanız?
İşte o zaman, "Süper Dadı" derler. Efran'ın verdiği zorlu, eğlenceli, acılı ve sevimli mücadeleyi okurken aşk uğruna girilebilecek en güzel sınavlardan birine şahit olacaksınız.
Beril, Baler, Sare ve Efran'ın "aile"si sizi de aralarına alacak kadar sevgi dolu; gerçek bir aile olmak için kan bağından daha fazla ihtiyacımız olan tek şey de bu.
(Tanıtım Bülteninden)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder