Yeni Bir Mim!


Fightiingg blogu beni bir mim'e eklemiş, buradan kucak dolusu sevgiler!! Mim biraz kişisel içerik varmış ve peşinen uyardı. Kendi hakkımda gevezelik yapma şansını elde etmişken bu fırsatı kaçırmayayım dedim.

Ben de İlle Kitap blogunun incisi İnci ablamı, Gonca'nın Kitaplığı blogunun goncası kardeşim Gonca'yı  ve Kitap AşkıM blogunun aşkısı Hülya ablamı davet ediyorum :*


Efendim, başlıyorum!

Birçok huyum sinir bozucu olduğunu kabul etmem gerek, özellikle hem çok dağınık biriyim -düşüncelerim ne ara dağınıksa odamı ... götürüyor- hem de muazzam titizim.



Güven problemim var, insanlara çabuk güvenme! Fakat çok çabuk kaynaşırım. Çok sever  ters giden bir şeyde hissettiğim aoguklulla çok çabuk vaz geçerim. Bir kişi gözümde düştüyse eski yerine asla gelemez.


Kin beslemem, üşengeç biriyim. Umursamazım da, nefret sevgi gibi güçlü bir duygu olduğu için önemsemediğim birine asla nefret duymam, umurumda olmaz.


Yemek ayırt ederim ki, offf. Annem bu yüzden kuruyup kaldığımı söylüyor. Anneannem de evde kalacağım ile ilgili korkuları var. Yemek yapmayı pek sevmeyen ben, yemesini de sevmiyorum.


Kolayı çalkalayıp içerim, çaya soğuk su katar ılık içerim, kahvem bir zaman sonra soğur, öyle içerim.


Kitap okurken dünyadan kopuyorum. Bir şey hemen ya da içme gerekirse kitabı kenara bırakıp tıkınır ve doyduktan sonra kitabıma dönerim.


Gezmeyi çok severim fakat üşengeçlikten kıymetlimi kaldırıp dışarı çıkmıyor ve gezmiyorum. Dışarı çıktığımda da kitapçıları dolaşmayı, taki toka satan yerleri gezmeyi seviyorum. Bir de sokaklar benim, sabahtan akşama gezsem şikayet etmem.


Planlar yapar, gerçekleşmediğinde de tribe girerim. Bir şeyi çok isterim, olmaya yaklaştıysam ve sıkıldıysam kesinlikle bırakırım. Yaptığım iş her ne olursa olsun çok ciddiye alır ve titizlenerek yaparım. İçime sönmeyen bir durum olduğunda da agrasifleştiğim oldu.


Gevezelik etmeyi çok severim.


Gulmeyi severim ama çoğu zaman suratsızlığım tutuyor.


Kafaya taktigim şeyler doluşur. Keşke yapmasaydim dedik de keşke şunu da deseydim, diye çok düşünürüm.


Sevgimi belli ederim, gerçekten seviyorsam hissettiririm.


İlaçlardan nefret ederim.


Kişisel eşyalarının kurcalanmasından nefret ederim. Adı üstünde 'kişisel eşya' onlar benim. Telefonum, çantam, defterlerimin olduğu çekmecem. İçinde olmayan sevgilimden mektuplar olmasa da onlar bana ait, kurcalanmasından haz etmiyorum.


İşime gelmeyen çoğu şeyi unuturum.


Fotoğraf çekmeyi severim ama ruh halime gore şekilleniyor. O an huysuzsam ölsem fotoğraf çekinmem.


Takıntılı biri miyim? Takıntımın olduğu canlı ya da cansız kişi\eşyaya göre şekil alıyor. Seviyorsam ve benimsemişsem, o BENİM, bu takıntı değil, sahiplenme :P


Dizi izlemeyi seviyorum ama çok çabuk ilgim ve dikkatimi dağılıyor. Amerikan filmleri favorim, hele ki Nicholas Sparks kitaplarının sinema uyarlamalarına bitiyorum. Beni benden alan filmlerdir her biri.


Biri uyumak mı dedi? Şu dünyada en sevdiğim şeydir, uyku. Uyumayı çok severim, hatta iki gün deliksiz uyumuşluğum bile vardır. Bir keresinde yengem ben evde tekken arayıp ulaşamamış, tabi ben uyuyordum o arada, kapıyı çalmış ses yok, en son kapıyı yumruklayarak bir yandan da bağırırken uyanabilmişim. Saat 15.00 uyanma saatim. Kadının bir şey oldu sanması normal ama :P

Üç kardeşiz ve en büyükleri -yaş olarak- benim ama ebat olarak kardeşlerim benden daha büyük duruyor. Hatta kız kardeşim için ablam mi, erkek kardeşim için ağabeyin mi diye soru duymuşluğum da vardır.


Kitap okumayı, severim. Hatta anneme göre cılkını çıkardığımı düşünüyor.


Etrafımda bulunan insanların empati yapmasını isterim. Kendilerine yapılmamasını istemediklerini bir başkasına yapmasınlar. Özellikle okuduğu kitabın, dinlediği müziğin, izlediği film ha da dizinin turu ne olursa olsun yargılamamalarını isterim. Kısaca saygı göstermelerini isterim ve kendi yaptıklarını başkaları yapıyormuş gibi söylenmemelerini isterim. Gülünç ve komik oluyorlar.


Okuduğum kitap, ev ahalinin haliyeri ruhundan nasibini alarak zamana -bir hafta gibi bir süre- yayılırsa ara vererek tekrar başlar yarım günde bitiririm.


Okunacak kitabım olmasına rağmen, yeni kitaplar da alırım.


Bir kitabı sevemediysem eğer atlayarak okurum, yarım bırakmak adetim değildir ama tamamını okuyamamış.


Şu hayattan çok bir isteğim yok ama büyük bir ev, evin en büyük odasını kaplayan koca bir kitaplığım olmasını isterdim.


Konuşurken bir konu bitip hemen başka konuya atlarım ve hatta daldan dala atladığımı söylerler ve hakkılar. Ne yapayım, çok çabuk sıkılıyorum.


En hassas noktalarımdan biri şive'yi dil sananların Karadeniz ağzının tamamına "Laz" demeleri. Bu yanlışı surdurenleri de girmek sınır bozucu. Bir de "özür dilerim" ve "haklısın" sözünü duymakta nefret ederim. Sanki ana bacı sövmüşler gibi hissediyorum. Sinirim gidiyor.


Değer verdiğim kadar değer görmek isterim ama hiç bir zaman dengeyi tutturamam ve hep üzülen, kırılan ben olurum. (Bu cümle bana uyduğu için Esracukumdan araklamış bulunmaktayım)

1 yorum:

  1. Uuuvv şimdiden neler diyebilirim düşünüyorum =) Fırsat bulduğumda yapacağım inşallah tatlım :)

    YanıtlaSil