Yazar Röportajı ✒ Canan Kaplan


Efendim bugün farklı bir yazar ile karşınıza çıkmak istedim. Bu kitabı özellikle basılı esere sahip yazarları tanıtmak için açmış, sorularımla sizlere verdikleri yanıtları buraya taşımış olsam da, henüz basılı bir eseri olmayan ama uzun yıllardır yazma işi ile uğraşan bir dostumla sohbet röportaj yapmak istedim. Eskilerden varsa şayet aramızda, bilen bilir forum sitelerinde hikâye paylaşıldığı dönemleri. 2007'de başlayan bu hikâyecilik sonraları Facebook sayfalarına taşınarak yazan adaylarının kendilerini geliştirdikleri bir yer haline geldi. Tıpkı günümüzdeki Wattpad gibi. O dönemin en bilinir olan forum sitesi bizimhikayelerimiz.com (yayından kaldırılmış olduğunu da dile getirmem gerekir.) basılı eserlere sahip çoğu önemli yazarlarımızın çıkış noktası olduğunu eski okuyanlar, eski takipçiler bilir. Benim bildiğim gibi. Sevgili Canan Kaplan da - noktavirgül - eski hikâyecilerden biridir. Benim onu keşfetmem, ortak arkadaşlarımız sayesinde olmuştur. 2014 yılında Kızıl Ayaz'ı görmem aklıma bizimhikayelerimiz sitesi gelmesiyle yayınlanmayan diğer bölümlerini bulurum diyerek forum sitesine dalarak kitabı bitirdiğim zamanı dün gibi hatırlarım. Acemi haliyle sonradan düzenlenmiş hali arasında elbette farkı vardı ama kalem aynı olunca tadı da verdiği zevki de değişmiyor. Bora benim en sevdiğim karakterlerden başı çeker mesela ben de. Benim tanıdığım ve bildiğim Canan'ı biraz da siz tanıyın ve bilin istedim. Son haftalarda tatsız birkaç durumu oldu onun ve haksızlığa uğramış olmasından dolayı benim de üzüldüğüm oldu. Neyse de durumlar düzeldi ve herkes kendi yoluna döndü. Her kitabında yüreğinize dokunan bu kalem, her bir kitabında farklı pencereden bakıp hayatı sorgulatan bu yazarı yakından tanımaya ne dersiniz?


Yakından tanımayan, yeni tanıyacak olan kişiler için bize kendinden bahseder misin? Canan Kaplan kimdir? Nelerden hoşlanır, neler yapar, Neleri sever ve sevmek, bilmek isteriz.

Öncelikle güzel sözlerin için çok teşekkür ederim. Böyle bir başlık altında bana kendimi açıklamam için bir imkân sunduğun için de ayrıca minnettarım. Adım Canan, 25 yaşındayım. Elazığ’lıyım ama yaklaşık 15 yıldır Almanya’da yaşıyorum. Mühendislik öğrencisiyim (bir türlü mezun olamıyordu). Kitap okumayı, yazmayı çok severim.

Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?

Ben yazmadan önce sadece kitaplar okuyan biriydim. Beni yazmaya ne itti bilmiyorum. Zaten 13-14 yaşlarındaydım ve aslında diğer yazarlardan farklı olduğumu iddia edecek hiçbir özelliğim de yoktu. Ama çok heyecanlı, çok mutlu olduğumu hatırlıyorum... Tuhaf bir şekilde ne zaman yeni bir kurguyu yazmaya başlasam o 10 sene öncesindeki çocuğa dönüşüyorum.

Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?

Aslında ikisi de kendi içinde zorluklar barındırıyor bana göre. Olay örgüsünü oluşturmak, hayal ettiklerini belli bir mantık çerçevesi içinde yazmak ve mantıklı olmaya çalışırken sürükleyici olmasına dikkat etmek kolay şeyler değil. Ayrıca kurgu oluşturmak için çok yönlü olmak gerektiğine inanıyorum. Sadece kitap okumak da yetmeyebiliyor bazen. Tabii kişiye göre değişen bir durum bu elbette ama illa ki herkesin beslendiği bir resim, şarkı ya da bir şiir vardır en azından. Kitabı yazmak ise başlı başına bir sadakat ve sabır isteyen bir eylem. Kurguladıklarına en başından beri sadık kalmalı ve sabırla adım adım işlemen gerek. Bana ikisi de çok kolay gelmiyor açıkçası, bu yüzden diğer çalışkan yazarlar gibi senede 4-5 kitap yazamıyorum.

Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

Önce benim heyecanımı uyandırması gereken bir olay örgüsü olmalı. Çünkü sıkılırsam yazmayı bırakırım. Önce kendi ruhumu doyurmanın derdinde oluyorum. Sonra karakter odaklı ilerlediğim için, mantık hatası olmaması için çok çabalıyorum. Bir değişim geçirecekse karakter, en başındaki halinden son haline kadar sabırlı bir şekilde bunu okuyucuya yansıtmayı hedefliyorum.

İlham kaynağın nelerdir?

Şiirler, şarkılar, insanlar ve gazetelerin üçüncü sayfa haberleri.
Wattpad hakkında duygu ve düşüncelerin nedir?

Wattpad bence müthiş düşünülmüş bir platform, ancak diğer birçok güzel şeyi kötü kullandığımız gibi bu siteyi de kötü şekilde kullananlar var maalesef. Popülerlik, tanınmak, için değil de gerçekten yazdıklarını insanlara ulaştırmak için bu platforma gelen ne kadar insan vardır bilmiyorum.

Bir yazar olarak okurlarınla ilişkin nasıl diye merek ettim. Benim gözümde sana ulaşmak isteyene kolaylıkla ulaşılan biri olduğunu biliyorum, gelen her yoruma da yanıt veriyorsun. Bu sana göre artı puan durumu getirir mi?

Okurlarımı seviyorum. Şaka değil, benim çevremde çok okuyan insan yoktur, hatta kitap yazdığımı çoğu insan bilmez bile... Kendi ailemle bile paylaşmadıklarımı onlara sunuyorum. Bu kendi adıma çok büyük bir adım. Bir de kitaplarımı okuma oranlarına bakacak olursam, yorum yapanlar o kadar az ki... Yorum yapanlar diğerlerinden farklı olarak benimle fikirlerini paylaşıyorlar ve bu çok önemli bence. Tabii bana direkt ulaşabilme konusu bazen canımı sıkmıyor da değil. Düşünülmeden yazılmış yorumlar da çok. Mesela ırkçılığı eleştirdiğim bir kitaba güzel geri dönüşler aldığım kadar kötü mesajlar da aldım.

Kaleme aldığın konular genelde bıçak sırtı tabiri edeceğimiz konular. Uzanıp yüreğe dokunurken hayatın acı taraflarını da gösteriyorsun. Yazarken hayal gücü sınırlarını zorladığını fark ettiğin, bunun toplumsal yargılarla ters düşebileceğini hissettiğin oldu mu?

Yazdığını yanlış anlayacaklar diyerek sildiğin oldu mu kısaca... Böyle düşündüğün için teşekkür ederim. Küçük yaşlarda yazmaya başladığım için kalemim de benimle birlikte olgunlaştı. Belki de hayatı zamanla daha farklı algılamaya başladım. Daha çok insan tanıdım, daha çok gözlem yapma şansım oldu. Ben insanlara olduğum kadar kendime de acımasız olabilen bir insanım. Bir yargıda bulunurken, bir farkındalıktan dolayı kendimi de eleştiriyor olabilirim. İnsanlar okuduklarından sonra kendi vicdanlarını sorgulamak yerine direkt savunmaya hazırlanıyor, bu biraz zordu benim açımdan. Herkesin beni sevmesi zaten mümkün değil, ama tercih benim, ırkçılık konusunu ele aldıysam yazdıklarımın da arkasındayım. Yani Nurhayat, şimdi zor değil desem yalan söylemiş olurum. Kürtler ile Türklerin arasında geçen ne varsa 30 yıldır konuşuluyor, ama ben yazınca siyaset yapıyor oldum. Oysa hikâyem olabildiğince objektif bir açıdan yazılmıştı. Her iki taraftan bakarak yazmaya çalıştım. Ve bence bu niyetim göz ardı edilemeyecek kadar ortada. Hikâyemde eşcinsellere yapılan hakaretlere, dışlanmaya değinilmişse ve buna karşılık yapılanları haklı bulmak için kurandan ayetler paylaşabiliyorsa insanlar, alevilere müslüman değil diyorsunuz bakın bu yanlıştır dediğimde, sen bilmediğin işlere karışma diyen bir topluluk varsa, bu beni yazmaktan alıkoymaz, aksine irdelerim, sorgularım, yanlışın üzerine giderim.

Kaleme aldığın konuyu yazarken, bir toplumsal mesaj verme düşüncesiyle mi başlıyorsun?
Ben kendime iyi geldiği için yazıyorum. Kendimi değiştirebilmeyi hedefliyorum, benimle birlikte kendine çeki düzen vermek isteyen varsa elbette meydan onun, verebilir. :)
 Konularını nasıl seçiyorsun? Konu seçimi tesadüfî mi oluyor, yoksa hayatta karşılaştığın olaylardan beslenerek mi yazıyorsun?

 Daha önce de değindiğim gibi ilham aldığım alanlardan besleniyorum. Tabii günlük hayatta beni ne üzüyorsa ya da kızdırıyorsa ona hikâyemde mutlaka yer veriyorum. Bu bazen 1 dakikalık bir şehit haberi oluyor, bazen de iki dakikalık bir kadın cinayeti haberi... Bazen bir şairin şiirlerinde arıyorum şifayı bazen de bir şarkıda. Hayatın akışında yazmak için bir sürü neden buluyorum. Basit bir insanım ya, hiç fiyakalı cevaplar veremedim, hayal kırıklığına uğramadın inşallah.

Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?

Ana hatlarını önceden belirliyorum. Detaylar da zamanla yerine oturuyor.

Bir yazar için zaman ne demektir?

Benim için zaman, hatıralarla bugünü hiç ederek geleceğe bel bağlamaktır. Bir yazar için zamanın ne demek olduğunu gerçekten yazar olanlara sormak lazım. :D

Yazmanın yetenek işi olduğu kanısındayım. Hamurunda yoksa istediğin kadar zorla asla istediğin şekilde istediğin yerde olmuyorsun. Senin için yazmak sonradan edinilecek bir yetenek mi?

Sonradan edinilecek değil de geliştirilecek bir yetenek. Üzerine düşmezsen heba olabilecek bir yetenek üstelik. Geliştirmek için de çok okumak ve sürekli yazmak gerekiyor. Yazmaya ara verince kaleminiz köreliyor mesela... Arayı sakın açmayın (benim gibi).

Yazmanın hayatındaki önemini merak ediyorum. Canan için yazmak ne demek?

Çok önemli, özellikle kendini konuşarak iyi ifade edemediğini düşünen biri olarak, yazmak, içini dökebilmek için, rahatlayabilmek için ve insanlara içindeki asıl ‘sen’i gösterebilmek için en iyi yol.

Kimsenin okumayacağını bilseydin, buna rağmen yazar mıydın?

Yazardım. Dediğim gibi en başta bana iyi geldiği için yazıyorum...

Gelecek ile ilgili projelerinden söz eder misin?

Çile’yi bastırmak istiyorum aslında, ama henüz herhangi bir yayınevine gönderemedim. Sürekli erteliyorum, şimdilik tek hedefim bu.

Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğin bir yazar var mı?

Var, çok klişe bir cevap olacak ama Sabahattin Ali. 
Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?

Hakan Günday, Tarık Tufan, Ahmet Ümit, Sabahattin Ali, Tolstoy, Victor Hugo... Bir anda düşününce aklıma gelenler bu isimler.

En son hangi kitabı okudun?

Stefan Zweig’ın Satranç’ını okuyorum, daha bitmedi. Sınavlar büktü belimizi.  

İnsanların kitap okumadan yazma, yazar olma hayalleri konusunda fikrin nedir?

Ben de bir zamanlar onlardan biri olduğum için ve neler yazdığımı bildiğim için sonucun fiyasko olduğunu biliyorum. Benim kitap okumaya başlamamla bir şeyler karalamaya başlamam arasında çok uzun bir zaman dilimi yoktu. Bence yazar olma hayali olan biri için kitap okumama gibi bir seçenek olamaz. Bir kere kurgu için, araştırma yaparken bile okumak zorunda kalıyorsun, ona göre bir yerden başlasınlar bence...

Son olarak okurlarına, takipçilerimize söylemek istediğin ya da benim unutup senin eklemek istediğin nokta var mı?

İnşallah çok konuşmamışımdır, sana zorluk çıkaracak konulara değindiysem kusura bakma sen de Nurhayat.  Okurlarımı seviyorum, beni okumaya devam etsinler. Üzerimde emekleri çoktur, haklarını da helal etsinler.

***

Bu güzel sohbet ve sorduğum her soruya verdiği ıçten cevaplar için canım Canan'a çok teşekkür ederim.
Bir başka röportajda görüşmek üzere. 🤗🤗

Zorba Aşık - Jennifer Royce | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Zorba Aşık
Seri Sıralaması: ⭐
Yazar Adı: Jennifer Royce
Yayınevi: Parola Yayınları
Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 448
Kitaba Puanım: 5/5


Historical türü kitaplarına olan bitmeyen sevgimi bilmeyen yoktur. Sevdiğim yazara aitse hele o kitap, keyifle geçecek bir okuma durumu oluyor bende. Jennifer Royce'un çıkan son kitabını daha önce Facebook'da yayınlanırken - eskiler bilir - okumuştum. Şimdide yeniden düzenlenmiş ve daha güçlü bir kurgu ile basılmış haliyle yeniden okudum. Jennifer Royce, Türk olup bu türü yazan yazarlardan biri ve benim sevdiklerim arasında. Her kitabında her kurgusunda daha çok geliştiğini yakinen görmek ise inanılmaz bir keyif.  Başarısı da yadsınamayacak şekilde, kendi kültürü olmayan bir türün hakkını vererek yazması benim gözümde hayranlık uyandırıyor.

Aşkın dolu dizgin ilerlediği, bir an olsun heyecanın bitmediği sürükleyici bir kurgu ile karşılaşıyoruz Zorba Aşık kitabında ve Highland'ın konu edildiği zorlu, dik kafalı ve son derece güçlü klan beyleri anlatıyor sevgili yazarımız.

Zorba Aşık sıradan bir historical romanı olarak görülmez aslında, çünkü Iskoç'ları konu alan bir kitap. Belki de kitabın hikâyesini bu denli sevmemin sebeplerinden biri de bu, emin olamadım şu an. İskoç klanlarını, savaşlarını gerçekçi hissettirerek anlatılması, dikkat çeken detaylara yer vererek açıklaması kitapta sevdiğim yerlerden biri oldu. Kurgu bazında başlı başına okuyup okuyabileceğiniz en farklı kitaplardan biri.

Karakterimiz Sheena'nın hayatı sıkıntılarla dolu, her şeyini geride bırakarak çıktığı yolculuğuyla başlıyor hikaye. Cesur bir kadın aynı zamanda kendisi, her türlü zorluğun da üstesinden gelecek zekaya sahip. Güzeldir de aynı zamanda. Cesaret ve güzellik aynı bünyede bir araya gelince baş dondurucu bir etki bırakıyor, esas adamımızla karşılaştığı ilk anı düşününce... neyse ben yorumuma devam edeyim. Siz meraklandınız ama değil mi? Güzel.

Troy bizim esas adamımız. Güçlü ücretli ve yıkılmaz bir adam. Zeki, çevik ve yakışıklı,  takıldıgım tek bijta zorba oluşu ama o da böyle sevimli hallere bütününde kalp falan çalıyor. Kendi kalesinde en önem verdiği şey, halkının ve yanında olanların güvende olması. Bunun sebebi ise eskiden yaşanmış trajedi, yeniden yaşamaya kayıplar vermeye takati yok. Troy için sanırım yumuşak karnı bu olması gerek, yeniden sevdiklerini kaybetme korkusu.... Bundan sebep güvenlik için getirdiği  yöntemler çok zekiceydi. Bu tarz yaratıcı fikirler hoşuma gidiyor diye bir itiraf da bırakayım.


Karakterlerimizin arasındaki diyaloglar, o tatlı çekişmeler, bazen de birbirlerine dokundurmaları, yakınlaşmaları ve kavgaları dahi oldukça keyifliydi. Kadın karakterinin kimseye eyvallah etmeyişini seviyorum. Karsısında duran aman vermez bir klan lideri bile olsa o laf sokulacak arkadaş, o kadar.

Kitabı öncesinden de okuduğumu söylemiştim, yeni hâlini de okuyunca daha bir iyi olduğunu gördüm ve çok beğendim. Eklenen farklılıklar elbette ki göze hemen çarpıyordu ve uzun zaman önce okumuş olsam da çabuk hatırlamam kitabı daha önce de sevdiğim anlamına rahatlıkla gelir.

Kitabın konusuna değinmek gerekirse; Leydi Sheena kalesini ele geçiren Lord Fergus eziyetlerine dayanamaz, şantajlarına boyun eğmez. Ölüm döşeğinde yatan babasının son arzusunu yerine getirip elinde bulunan gizli bir tünelden söz edilen haritayla büyüdüğü topraklardan kaçarak, babasının öğütlerine uyarak kendilerine en yakın olan, aynı zamanda en korunaklı klana, Hawkslot'a sığınır. Kale güvenliğini ön planda tutan Troy'un oldukça korunaklı yerleşkesine girebilmek adına belli bir prosedür gereklidir. Klanda yaşayan herkesin kolunda, o klana ait olduğuna dair belli olmasını sağlayacak "şahin" dövmesi bulunmaktadır. Sheena de olmayan bu dövme üzerine yakalanmasıyla Hawkslot'un korkulan lordu Troy'un önüne çıkarılır. Her ikisi için hayat o dakikadan sonranormal seyrinde gitmez. Troy ve Sheena işittikleriyle mi hareket edeceklerdir yoksa kalplerinde beliren aşkla mi?
Bunları öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor.

Kalesini ele geçiren acımasız Lord Fergus’tan kurtulabilmek için hasta babasını geride bırakmak zorunda kalan Leydi Sheena, kalesinin ve kalbinin kapısını tüm dünyaya karşı kapatmış olan bir adama sığınmak zorunda kalır. Üstelik gizli bir geçidi kullanmak zorundadır ve Hawkslot Lordu’nun bundan haberi yoktur.

Hawkslot Lordu Gawyn Troy Kennedy düşmanın zayıflıklara karşı merhametsiz olduğunu çok acı bir şekilde öğrenmiştir. Ailesini kaybettiği o lanetli baskından sonra sorumluluğunu yüklendiği halkını korumak için saplantılı tedbirler almak zorunda kalmıştır.

Bütün önlemlerine rağmen kalesine giren genç kızın yalancı ve hain olduğundan emin olan Troy, güzel yüzüne ve masum tavırlarına rağmen düşmanları tarafından gönderildiğine inandığı bu kadınla ne yapacaktı? Ömür boyu tutsak olarak kalesinde mi tutacaktı? Yoksa genç kızın nişanlısı olduğunu söyleyen tehlikeli ve sinsi Lord Fergus’a mı teslim edecekti?

Bir hain olarak suçlanan Sheena kendi ayaklarıyla girdiği bu tutsaklıktan kaçabilmek için planlar yaparken, Lord Troy ise hem düşmanlarına kalesini hem de genç kadına kalbini teslim etmemek için amansız bir mücadeleye girişmiştir.

(Tanıtım Bülteninden)

60 Gün - Kutay Görgülü | Kitap Yorumu ✒


Kitap Adı: 60 Gün
Seri Sıralaması: ⭐
Yazar Adı: Kutay Görgülü 
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 384
Kitaba Puanım: 5/5

 Bir defter düşünün, şifreler ve ölümlerle dolu bir defter. Sonra 60 gün biçildiğini hayal edin. Bu sayılı zamanda çözülmesi gereken birçok gizemli olay ve kaldırılmadı gereken sır perdesi var. Düşündünüz mü? Tamam şimdi kendinizi kitap karakterlerimizin yerine koyun, ne yapardınız?

Ben kendimi onların yerine koyunca bocalayıp duruyorum. Bir titreme bir terleme bir korku kaplıyor içimi  ve üstesinden gelmedi de güç olan bir duruma kayıyor. Ama karakterlerimiz benim aksine işlerinin ehileri, cinayetleri çözmekte katilin kim olduğunu neden bu cinayetleri işlediğini çözmek için daha kararlılar.

Tabi ki bu iki karakterle sınırlı değildi kitap. Kilit nokta olan yedi isim ve bu yedi isimden oluşan bir şifre. Her birinin farklı farklı davranışları tavırları. Okurken çoğu yerde şaşkınlığa uğradığımı itiraf erebilirim. Hiç beklemediğim karakterlerin hiç beklemediğim davranışlarıyla olay bambaşka bir boyuta doğru geçiş yapıyordu. Ama en nefret ettiğim karakter kimdi dersek şüphesiz Sezgi olurdu. Ben böyle bir manyak hiç görmedim. Kitapta en içime dokunan karakterde Sıla'ydı. Kendimi onun yerine koyup tepki verirken buldum çoğu zaman. Baha karakterine karşı hislerim tam bir karmasa onu çözmekle uğraşırken cinayetleri çözmenin daha kolay olduğunu fark etmemle karakteri saldım. O denli farklı kapalı bir kutu olan bir adam. Çok şeye çok yere değinmek istiyorum fakat çenemi tutamayarak kitabı anlatmaktan çekindiğim için susmam gerektiğini düşünüyorum.

Ek olarak, kitapta öyle bir sahne vardı ki, ciğerimi bıraktım. Sonu hakkında sevgili yazara neden böyle bir sonu Sıla'ya reva gördüğünü merak etmedim değil. Şaşırtıcı hayret verici ve şok edici bir final ile kitap bitti. Kitabın kapağını kapattıktan sonra birkaç dakika okuduğum kitapta neler oldu, bunlar olurken ne yaşanıyordu diye kısa süre bir hata verdim. Gerçekten hiç de tahmin edemeyeceğim bir sonla bitti.

Kitap konusundan gelecek olursam şayet; bulunan defterde yazan bir ölüm olayı var. Görünürde intihar ama aslında cinayetler zincirinin yazıldığı defter her şey başlıyor. Katilin yazdığı bu defterde aklından geçenlerle birlikte kimlerin kurban olacağı, bu kurbanları neden, nasıl öldüreceğine dair detaylı bilgiler vardır. İşinin ehli polislerimiz Baha ve ortağı Sıla bu dosyayı alarak katilin peşine düşerler.  Defterde yazanları incelerken sırlar arasında kalan geçmişte yaşınmış olaylara da bağlantısının olduğunu keşfederler.


Çözülmesi gereken sırlar  bir bir sonuca ulaşırken adım adım da katile yaklaşmaktadılar. Sıla, katile ulaşmak için uğraştığı her anda ve sonrasında gerçekleşen işkence dolu anlarda acılarla başbaşa kalır. Yaşadığı her olay sonucunda öğrendiği her bir sırlara katile daha da yaklaşırken ölüm kalım savaşı ortasında kendini bulacaktır.

Kitabın beklentimden daha iyi çıktığını söylemek istiyorum şimdide. Normalde gizem gerilim tür kitapları okumayan beni bile kendine bağladı, merakım her sayfada karşıma çıkan her şifrede çözmeye çalıştığım olaylarda daha da arttı. Bilemedigim tahmin edemediğim şaşırdığım çoğu yerde geri dönüp hadi be diyerek naralar attığım bir kitap okudum.

Kapağından iç tasarımına kadar bayıldım, okurken zorluk çektiğim herhangi bir durum da olmadı.  Bunun için de emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Gerçekten keyifli bir eser ortaya çıkarılmış.

Bir de değinmek istediğim bir durum var. Genel olarak okurlar tarafından wattpad kitaplarına karşılık bir ön yargı var. Kitap wattpad ise genelde hep kötü muamelesi görüyor. Ama wattpad'de de nefes kesen hayranlık uyandıran kitaplar var.

60 Gün onlardan yalnızca biri. Belki de türü bakımından okuduğum en sağlam kurguya en şaşırtıcı sona sahip tek kitap da olabilir. Ön yargıyla yaklaşmamak gerekiyor. Hele ki gencecik yaşına rağmen bu denli güçlü bir kurguyu oluşturup böylesi bir gizeme bizleri de ortak ettiği için yazarı tebrik ederim. Yazımsal anlamda gelecek vaat eden bir yazar olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
SONA ÇEYREK KALA...

Bir günlük,
Bir oyun,
Ve bir intihar…

Ölümün ana madde olduğu bir oyunda kime güvenebilirsin? Defterin şifrelerindeki geçmiş ve geleceğin sırlarını nasıl çözebilirsin? Defteri okuduktan sonra aynı kalabilir misin? Peki ya defter de seni okuyorsa?

Binlerce soru ve tek bir yanıt. Ama yanıt kimde? Hangimizde?

Sayfayı kavra ve sonrakine geç. 
Oyun başlıyor ve eksik oyuncu sensin.

Yazar Röportajı ✒ Bihter Saatcı

Ben Facebook da bir kitap grubunda tanıdım, tanımayanlar için! Bihter Saatcı kimdir? Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz. 
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
Ortaokul sıralarında okuduğum Agatha Christie romanlarından esinlenerek yazdığım ve tüm kasabayı öldürdüğüm denemeyi düşünürsem, yazmaya olan ilgimin uzun zamandır içimde olduğumu söyleyebilirim. Ancak bu isteğim Üniversite sıralarında okuduğum Yüzüklerin Efendisi kitabının ardından üye olduğum çeşitli ortadünya sitelerinde çok yazarlı ufak tefek hikâye denemeleriyle yeniden canlandı. Kurgulamayı ve sihirli dünyalarda dolaşmayı çok seviyorum. Kendimle ilgili bir başka keşfim ise bu sihirli dünyaları paylaştığım zaman çok daha mutlu olduğum gerçeği. Sanıyorum kendimi ve başkalarını kısa sürelerle bile olsa bir başka dünyaya, bir başka maceraya taşıyabilme arzusu beni etkileyen faktör.
✒ Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?
Bence ikisinin de farklı açılardan zorlukları var ama herhalde yazmak daha zor diyeceğim.
Kurgu oluştururken özellikle mevcutta yazılmış, çizilmiş bu kadar çok çalışmanın arasında orijinal bir kurgu yakalama isteğiyle boğuşmak zor. Yine de düşününce içimde yükselen, kabaran ben bunu ya da böyle bir şey yazmak istiyorum duygusu olmadıktan sonra yazma eylemine karşı bir istek duyduğumu düşünmüyorum. İçimde böyle bir istek olduğu zaman da elimden geldiğince ana hatlarını, kurgunun iskeletini ortaya koyar, ulaşacağı noktayı belirler ve yazmaya başlarım.
Yazmanın zorluğu ise çok başka. Başta sizi çok heyecanlandıran kurgunuz bir süre sonra sürekli üzerinde düşünüp çalışmaktan dolayı gözünüze sıradan, basit hatta sıkıcı gelmeye başlıyor. Tüm orijinalliğini yitiriyor ve yazma isteğinizi kaybetmeye başlıyorsunuz. Halbuki bu sadece yazan kişi için böyle. Bazen yazdığınız tüm cümleler birbirine benziyormuş, sürekli kendinizi tekrarlıyormuşsunuz gibi hissetmeye başlarsınız. Başka nasıl anlatabileceğiniz konusunda sıkıntıya düşmeye başlarsınız. Yani bir kitabı yazmaya başladığınızda yılmadan, yarım bırakmadan sona ulaşabilmek gerekten çoğu zaman en zor iş.
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?       
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?
Benim asıl mesleğim peyzaj mimarlığı. Bir proje çizilirken tasarım süreci dediğimiz bazı aşamalardan geçilir. Buna göre öncelikle ortada çözülmesi gereken bir sorun olmalıdır. Kurguyu oluştururken bende çözülmesi gereken bir sorun belirlerim. Hikâyenin bir amacı olmalı, sonunda ulaşmak istediğimiz bir nokta. Bu sona ulaşırken çok farklı yollara sapabilirsiniz ama hedefiniz belli olduğu sürece sizi doğru yolda tutacak ve kaybolmanızı önleyecektir.
Ayrıca ben bildiğiniz gibi daha çok fantastik kurgu çalışmaları yapıyorum ve çoğu kişinin anlayışına göre fantastik kurgu kafanızdan istediğinizi sallayabileceğiniz anlamına geliyor. Oysa kurgulanan dünyanın da bir işleyişi ve kendi içerisinde mantığımızın kabul edebileceği açıklamaları olması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle kurgularımı oluştururken neden sonuç ilişkilerine önem veriyorum ve elimden geldiğince yazdıklarımı sağlam bir temele oturtmaya çalışıyorum.
✒ İlham kaynağın nedir?
Belirli bir ilham kaynağım yok. Bugüne kadar okuduklarımın, izlediklerimin, gördüklerimin hatta dinlediklerimin mutlaka zihnimde bazı fikirlerin oluşmasında etkisi vardır.
✒ Yazılarını hep aynı yerde mi yazarsın? Herhangi bir yerde otururken aklına gelen sahneyi hemen kaleme alır mısın?
Yazılarımı genellikle dizüstü bilgisayarımda hazırlarım. Eğer unutmaktan korkuyorsam genellikle bana o sahneyi hatırlatacak notlar alırım. Ama genellikle eve dönüp bilgisayarımın başına geçmeyi beklerim. 
✒ Son zamanlarda popüler platformu Wattpad'i nasıl ve ne zaman keşfettiğini merak ediyorum.
Hesabımın kaydı 13 Ağustos 2014 görünüyor. Sanırım tesadüfen VeronicaRoth'un Uyumsuz kitabıyla ilgili bir hayran kurgu okurken üye olmuştum ancak çok sonra (iki sene kadar)Türkçe kısmı olan bir yazım paylaşma platformu olduğunu keşfettim. 
✒ Yazdığın kurgularını sosyal plartformda yayınlarken hiç aklına bir gün kitabının basılacağı geldi mi?
Basılması her zaman hayalimdi ancak başarabileceğime fazla inanmıyordum. Zira ne ulaşabileceğim, yardım alabileceğim birileri vardı ne de yayınevlerinin dikkatini çekecek popülaritede bir hikâye sahibiydim. Yine de yayınevlerime dosyamı gönderdim ve bir editörün dikkatini çekmesini umdum ki gerçekten de oldu 😊 
✒ İlk kitabının çıkması her yazar için çok önemlidir. Bu senin gerçekleştirmek istediğin hayalin miydi?
Kesinlikle evet. Yani ilk hayalim kurgumu tamamlayabilmekti, daha sonra bu hayalim, bir editörün onu fark etmesi, bir editörden olumlu dönüş alabilme isteğine ve elbette basılmasına döndü. 
✒Mühür Kıran farklı bir konuya ve atmosfere sahip bir kitap. Kapağı ile dikkat çektiğinden şüphem yok. Böylesi hayranlık uyandıran kitabın kurgusu nasıl ortaya çıktı? Kitabı yazmak aklına nasıl geldi?
Nasıl olduğundan çok emin değilim aslında. Büyü, ejderler, elfler, sihir hep en sevdiğim konular olmuştur. Güç kullanımıyla ilgili aklımda önce "cevher" kavramı belirdi. Düşündükçe bu gücün, cevherin kullanımıyla ilgili alternatifler belirdi. Böyle bir dünyayı kurgulayabileceğimi görmek için önce "Alya" adındaki çalışmamı yazdım. Mühür Kıran'ın dünyasında geçen kısa ve romantik bir hikâye. Üç hafta gibi kısa bir sürede tamamlandı ama bana düşündüğüm dünya ile ilgili önemli bir başlangıç noktası oldu. Onu bitirdiğimde bu kurguladığım dünyada yazabileceğimi ancak yazmak istediğimin çok daha farklı olmasını istediğimi fark ettim ve ona göre bir kurgu geliştirdim. Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı.
 Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı       
✒ Mühür Kıran kitabı çoğu okuduğum fantastik kitaplardan farklı. Bunda anlatımın gücünü görüyorum. Kitabından bize söz eder misin?
Öncelikle teşekkür ederim. Mühür Kıran, Gael isimli dünyanın bir köşesinde, sınırları deniz ve Nastar olarak adlandırılan bir sıradağ gurubuyla çevrilmiş Andram topraklarında geçmektedir. Bu toprakların sakinleri cevher kullanıcısı olarak adlandırılan ve gücünü sahip oldukları yaşam enerjisinden alan büyücü bir halktır. Güçlerini kullanabilme şekilleri ise doğuştan sahip oldukları yeteneğe göre farklılık göstermektedir. Üç yüzyıl önce Gael'e dehşet saçan ejderlerle savaşlarında insanların yanında yer alan cevher kullanıcıları savaşın ardından yine insanlar tarafından bu korunaklı bölgeye sığınmak zorunda bırakılmışlardır ve uzun yıllar boyunca sıradağların ardındaki Bardialı komşularının düzenlediği saldırılar haricinde dış dünya tarafından rahatsız edilmemişlerdir.Hikâye, Neira adındaki bir cevher kullanıcısının Andram'da yasaklanmış bir yetenek olan sızdırıcılığı (bir başkasının gücünü çekebilen kişiler) kullanan genç bir kızı, Mai'yi, askerlerden kurtarmasıyla başlamaktadır. Andram'da yakalanan sızdırıcılar demir alaşımı karıştırılmış özel bir boya kullanarak yapılan dövmelerle mühürlenerek yeteneklerini kullanmaları engellenmekte ve bu kişiler kim olduklarına bakılmaksızın sınır dışı edilmektedirler. Ancak Neira son yıllarda yakalanan sızdırıcıların sınır dışı edilmek yerine ortadan kaybolduklarını öğrenerek olayın ardındaki gizemin peşine düşmüştür.Aynı zamanda sınır şehri Suira'da yaşayan cevher kullanıcılarının güçlerindeki azalma ve yetenekle doğan bebeklerin sayısındaki azalmayı araştırmak isteyen Andram ordularının komutanı Kyte, eski arkadaşı Neira'ya gelerek bir anlaşma önerir. Sızdırıcıların kayboluşunun ardındaki gizemi araştırmasına karşılık, genç kadın da görevlendireceği askerleriyle birlikte sıradağların Dokuzlar olarak bilinen bölümündeki yer altı tünellerinden ulaşabileceği şehrin içme suyu kaynaklarını kontrol edecektir. Ancak bu tüneller, ejder savaşlarının ardından cevher kullanıcıları tarafından dokuzların gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiş eski ve kadim bir ırktan kalanlara ve onların beş liderine ev sahipliği yapmaktadır.Neira'nın bu ırkla karşılaşmasıyla hikaye dolu dizgin devam eder.
✒ Wattpad'de yazmaya da devam ediyorsun. Mühür Kıran sonrasında hangi kitabını basılı olarak göreceğiz?
Yazmak benim için nefes almak gibi. Yazmadığım zaman bir süre sonra bunalmaya başladığımı hissediyorum. Sanki patlayacakmışım gibi oluyor 😊 Umarım Mühür Kıran'ın ikinci kitabını yazıp tamamlamak ve basılı olarak görmek istiyorum. 
✒ 2018 wattys yarışmasını kazanan yazarlardan biri de sensin. Bu büyük bir başarı ve bu sene hak edenlerin kazanmış olmasına ayrıca seviniyorum. Yarışmaya Ay Tutulması kitabıyla katılmıştın. Bize kitabından bahseder misin?
Hikâyeden bahsetmemi istemişsin ama neresinden tutup anlatabileceğimi bilemiyorum biraz karışık. Ay Tutulmasıda yine kurgu bir dünyada geçiyor. Felaketlerin ardından çöller ve denizlerle kaplanmış bir gezegen.Tepsi gibi düz bir tepesi olan Sira dağının üzerine kurulmuş yukarı şehir Amarth ve eteklerinde kurulu aşağı şehir Osrah var. Bu iki şehir arasında bir zamanlar denge, eşitlik ve adalete dayalı ilişki yıllar içerisinde kaybolmuş. Hikâyenin temelinde Ivae (ışık) inancıyla Yönetilen Amarth'taki yozlaşmayı gören bir grup insanın kendilerince mücadele ederek bu düzeni kırma çabalarını okuyacağız. Kanatlı kurtlara (Kurtkanat) ve griffinlere (pençekanat) binen binicileri, çöl asilerini göreceğiz. Bir inancı yıkmak için unutulmuş bir başkasını bulup yeniden hayat vermeye çalışan bu bir grup mücadelecinin başından geçenleri okuyacağız.İtiraf etmem gerekirse Ay Tutulması'nın bu kadar başarılı olmasını beklemiyordum. Zira Mühür Kıran'ı bitirdikten sonra biraz rahatlamak ve eğlenmek için yazmaya başladığım bir kurgu. Bu nedenle ciddi eksikleri olduğunu düşünüyorum. İnşallah ileride tamamladıktan sonra dönüp bu eksikleri gidereceğim.
✒Yazılarını yazarken hayal gücü sınırlarını zorladığını hissedip bunun toplumsal yargılarla ters düşebileceğini hissettiğin oldu mu? Eğer hissettiysen, yazdığını hiç sildin mi?
Yazdıklarımın toplumsal yargılarla ters düşebileceği endişem henüz olmadı. Belki de daha o noktaya ulaşmadım. Bu nedenle böyle bir endişeyle yazdıklarımı silme gereği hissetmedim. İleride daha fazla yazdıkça ve daha fazla kurguladıkça ne olur bilmiyorum ama şimdilik toplumsal yargılar olmasa bile kendi doğrularımla ters düşen şeyler yazamıyorum. 
✒ Kaleme aldığın konuyu yazarken, bir toplumsal mesaj verme düşüncesiyle mi başlıyorsun?
Toplumsal bir mesaj verme düşüncesiyle değil de eğlenmek, keyifli bir dünyaya adım atmak, yeni bir maceraya atılmak isteğiyle yazmaya başlıyorum. Yine de yazdıklarımı şekillendirirken bir önceki soruda da belirttiğim gibi kendi doğrularıma ters düşmeyen şekilde olmasına özen gösteriyorum. İnsanlara mesaj vermeye çalışmasam bile okuyan kişilerin yanlış mesajlar çıkarmasına neden olacak şeyler yazmamaya çalışıyorum. 
✒ Yazma ritüelinden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?
Sakin ve sessiz bir ortamda mümkünse beni dünyadan soyutlayacak hafif bir müzik eşliğinde yazı yazmayı seviyorum. Şekerli bir kahve, biraz müzik ve bilgisayarımın olması yeterli. 
✒ Konularını nasıl seçiyorsun? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor, yoksa hayatta karşılaştığın olaylardan beslenerek mi yazıyorsun?
Hayatta karşılaştığım olaylardan değil de daha çok okuduğum, izlediğim hatta dinlediğim şeylerden etkilendiğimi düşünüyorum. Kendi sevdiğim, okumak istediğim şeyleri yazıyorum.
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
Kurguyu önceden ana hatlarıyla belirliyorum. Yani önümde başından sonuna kadar bir iskeleti oluyor. Ancak hikâyenin ilerleyişi, ortaya çıkan yan karakterler, olay örgüsünün nasıl ilerleyeceği ben yazdıkça gelişiyor. Ana hatlar ve hedefim belli olduğu için yazarken zorlandığım kısımlar olsa da çözüm buluyor ve sona ulaşabiliyorum. 
✒ Bir yazar için zaman ne demektir?
Zaman, hayallerimin kelimelere dökülmesi için en önemli ihtiyaç benim için. Her zaman yetersiz kalan bir kavram ne yazık ki. 
✒ İnsanların çoğu 'hayatımı yazsam roman olur' derler. Sence herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
Günümüzde zaten isteyen herkes kitap yazabilmekte ve parasını verip bastırabilmekte. Ancak hepsinin edebi bir eser olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışılır. Sorunun cevabına gelirsem yazmak isteyen herkesin bir yere kadar bunu başarabileceğine inanıyorum. Çok okuyarak, inceleyerek, taklit ederek bir noktaya kadar da ilerleyebilirler. Ancak bunun ötesinde yıllar boyu hatırlanacak özel bir kitap yazmak için özel bir dokunuşa ve yeteneğe sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. 
✒ Yazmak senin için hayat boyu sürecek bir serüven mi?
Hayat boyu sürmesini istediğim bir serüven. Dönem dönem yazmaktan uzaklaştığım zamanlar olsa bile hep karalamaya devam ettim. Umarım bu isteğimi hiç kaybetmem. 
✒ Kimsenin okumayacağını bilseydin, buna rağmen yazar mıydın?
Zaten okuyan var mı bilmiyorum 😊 Ve evet buna rağmen yazdım, yazıyorum ve umarım yazmaya devam edeceğim. Bazı zamanlar moralim bozulmuyor değil ama öncelikle kendim için, ben sevdiğim için yazıyorum. Umarım zamanla diğerleri de benimle bu maceraları daha çok paylaşırlar 😊
✒ Gelecek ile ilgili projelerinden söz eder misin?
Doktora tezimi yazıp bitirdikten sonra kendimi tamamen yazma işine odaklayacağım. Mühür Kıran'ın ikinci ve üçüncü kitapları var, Tutulma var tamamlayacağım ve iki kurgu daha beklemede umarım sıraları gelince onları da yazmaya başlayacağım. 
✒ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?
Fantastik kurgu ağırlıklı okuduğum için Türk değil ama belki Elaine Cunningham'ın kalemi beni kendi dünyalarımı yazma konusunda heveslendirmiş olabilir. Margareth Weiss ve Tracy Hickman ikilisini de çok severim. Umarım bir gün onlar gibi Bihter Saatcı ve Hatice Dirmikci ikilisi olarak yazdığımız kitaplarımızın basılmasını çok istiyorum. Bu arada Türk fantastik kurgu yazarlarından en ve şimdilik tek sevdiğim isim Orkun Uçar. 
✒ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?
Brandon Sanderson, Elanie Cunningham, Margareth Weiss& T. Hickman, R.A. Salvatore. Michael Moorcok, Partick Rothfuss, Ursula K. LeGuin, Geroge Martin, J.R.R. Tolkien, Sarah J. Maas ilk aklıma gelenler ve fantastik kurgu yazanlar ancak çok daha fazlası var elbette 😊 
✒ En son hangi kitabı okudun?
YuHua'nın Kanını Satan Adam'ını okudum. 
✒ İnsanların kitap okumadan yazma, yazar olma hayalleri konusunda fikrin nedir?
Yani elbette ilk kitabı yazan kişinin de elinde bir örnek yoktu diye düşünebiliriz. Ama bana yazmak için okumak ve okumayı sevmek gerekiyor gibi geliyor. Kendi ilk hatıralarımdan itibaren kitaplara, hikayelere, öykü ve masallara ilgim vardı. Kitap okuma isteğim zamanla kendi kurgularımı kâğıda dökme isteğine dönüştü. Ben ikisini birbirinden ayıramıyorum. 
✒ Son olarak okurlarına, takipçilerimize söylemek istediğin ya da benim unutup senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Öncelikle bu güzel ve dolu dolu sohbet için teşekkür ederim. Sorularını gerçekten çok büyük bir keyifle yanıtladım. Bana verdiğiniz destek için, yanımda olduğunuz için, zamanınızı ayırıp okuduğunuz için tek tek teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Fırsat buldukça söylüyorum, kitap yazmak benim hayalimdi ancak bu kitap sayesinde tanıştığım insanlar, gördüğüm destek hiç tahmin etmediğim bir mutluluk vesilesi oldu. İyi ki varsınız 😊
***
Vakit ayırıp röportajıma katılım sağladığı için sevgili yazarıma teşekkür ederim ❤
***
Kitabı satın almak için;
Mühür Kıran / Okuoku