Kimi Öptüğüne Dikkat Et! - Jennifer L. Armentrout | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Kimi Öptüğüne Dikkat Et
Özgün Adı: White Hot Kiss
Seri Sıralaması: The Dark Elements #1
Yazar Adı: Jennifer L. Armentrout
Çeviri: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: Dex 
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 428
Kitaba Puanım: 5/5
Karanlık Elementler serisi benim en sevdiğim serilerden başı çekiyor. Daha önce okuduğum zaman yazdığım yorumu yeni baştan elden geçirmeye karar verdim.
Yazarın kalemini bu seri ile sevdim ben, güncel aşk romanları da güzel fakat bu seri bir başka şahane olmuş. Öncesinde Sağdıç kitabını okuyarak başlamıştım, Jennifer'i okumaya. Diğer fantastik serilerin de takibindeyim. Yazarı ve kitaplarını tavsiye ederim. Bir şansı kesinlikle hak ediyor!

Bir öpücük ciddi sorunlar oluşturmazdı, yani öyle olması gerekirdi! Layla’nın hayatında ise durum biraz karmaşık... Şöyle ki, onun etrafında olup da ondan hoşlanabilecek erkekler için büyük bir tehlike arz ediyor. Nedeni mi? Layla yarı iblis, yarı muhafız. Yani her türlü tehlikeli. Fantastik kitaplardaki şaşmaz bir durum, bu kitapta da geçerli, karakterimiz ‘normal’ bir hayatı olsun istiyor. Diğerleri gibi, sıradan bir kız olmak istiyor.

Annesi onu doğduğu gibi terk etmiş, babası ise bilinmiyor. Kim oldukları hakkında herhangi bir fikri bile yok. Muhafızlar tarafından bulunduğunda çok küçükmüş... Birlikte büyüdüğü klan liderinin oğluna karşı ilgisi var, hatta aşık olduğunu düşünüyor. Tabi ona yaklaşmaması gerektiğinin de bilincinde. Ona zarar vermekten korktuğu için uzak duruyor.

Layla bulunduğu durumun karmaşıklığıyla, aşk acısı çekmesi bir de içindeki iblisin güçlü istekleri bastırmaya çalışması onu son derece zorluyor. Bir de hayatının orta yerine bomba gibi düşen Roth ile işler iyice sarpa sarıyor. Layla'nın hayatı yeterince karmaşık değilmiş gibi kendini bir düğümün kilit noktası olarak buluyor ve böylece amansız bir macera başlıyor.

Roht bir iblis. Aslında baya özel bir iblis. Cehennem Velihatı Astaroth'dur kendisi. Adam iblis ya hani, her türlü kötülük ve pislik ondan beklenir ama öyle değil. Roht bizim melezin hayatını iki kez kurtarır. Yazar bu karakteri öyle bir yazmış ki, muhafızlardansa ben iblislere sempati duymaya başladım. Yani yaptığı esprilere gülerken, dürüstlüğünden etkilenmedim desem yalan söylemiş olurdum.


Zayne, o da bir velihat, bir Muhafızdır ve klan liderinin oğlu. Kendince doğruyu yapmaya çalışan, kurallara uyan sıkıcı bir adam. Onda dövme yok ama o da fena sayılır. Beni en sinir eden özelliklerinden biri her şeyi -ne duymuşsa- babasına yetiştirmesi.  Layla'ya karşı bir şeyler hissediyor -Layla'nın kız kardeş düşüncesinin ötesinde bir şeyler- kızımızı seviyor, onu korumak için canını bile ortaya koyabilir ama babasının baskısına boyun eğmiş olması bir şeyleri ondan saklaması beni gerçekten sinir etti. Üstelik Zeyne bence bencil herifin teki. Yani Layla'dan onun hayatı ile ilgili önemli şeyleri saklarken, Layla'nın bir şeyler sakladığını fark edip kızması adaletsiz bir tutum.

Aslında Layla gibi çoğu yerde ikilemde kalmadım değil. Tamam Roth, tüm çekiciliğiyle dururken neden Zayne diye direttiğini empati yapabilirim. Çocukluktan beri tanıdığı güvendiği hatta aşık olduğunu sandığı adam dururken, hayatına birden bire dalan iblise güvenmek çok da kolay olmasa gerek. Tamam doğrucu Davut'luk üstlenmiş olabilir ama bir yandan da iblisler yalan söyler derken Layla'nın ikilemde kalması normal. Yine de Roth'u itip Zeyne'in peşinde kedi yavrusu gibi dolanması sinir bozucu. Hem iblisler bencil ve pislik olmazlar mıydı? Roth'daki bu fedakarlık da neyin nesi?

Kitabın kapağına bir iki çift laf söylemek istiyorum. Yahu orijinal kapak dururken bu da nesi? Orijinal kapağın çok daha güzel olduğunu vurgulamak istiyorum, ben o kapağı daha çok sevmiştim. Fantastik kitap sevenlerin aradığı bir kitap serisidir Karanlık Elementler Serisi, bayılacağınıza dair bahse bile girebilirim. Gerçekten çok güzel bir kitap serisi. Yazarın kalemini okuduğum her kitapla daha bir sevmeye başladım. İyi ve harika bir kurgu ile çıkıyor okurun karşısına. Kitap baştan aşağı beni büyüledi, bayıldım. Kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Hatta şiddetle tavsiye ediyorum!

On yedi yaşındaki Layla'nın tek istediği normal olmak: okulda göze batmamak, âşık olduğu nefeskesici Zayne'le sıradan bir çift gibi gezip tozmak… 
Ama Zayne, Layla'yı küçük ız kardeşi gibi görüyor ve Layla normal olmaktan çok uzak. Yarı iblis yarı Muhafız Layla kimsenin sahip olmadığı yetenekler taşıyor; onun öpücüğü, ruhu olan her şeyi öldürecek kadar güçlü. Bir gün Layla, Roth'la tanışıyor: kışkırtıcı dövmeleri olan ve Layla'nın sırrını bildiğini iddia eden bir iblis o. Layla, ondan uzak durması gerektiğini bilse de tehlikeli öpücüğün cazibesi yüzünden Roth'a kayıtsız kalamıyor.
Roth'a güvenmek hem aşkını hem de onu yetiştiren Muhafız ailesini kaybetmesine neden olabilir. Ama Roth'tan öğrendiği iblislere dair sırlar, her şeyi değiştirecek gibi… 
Artık Layla için hiçbir şey göründüğü gibi değil…
(Tanıtım Bülteninden)

Hayali Dünya | Mim


Hey millet, ben geldim!
Gelmişken de güzel bir mimle geldim ❤
Ben epey zevk alarak cevapladım soruları, umuyorum ki sizler de okurken en az ben kadar zevk alırsınız ❤
Bu mim'i sevgili Gonca’nın Dünyasından yani Goncik kuşumda gördüm, neden ben de yapmayayım değil mi?
Geçelim sorulara;
1- Gitmek istediğiniz bir hayali dünya var mı? Varsa neresi olsun isterdiniz?

♠ Aslında çok yer var. Fantastik dünyaya adım atmayı çok isterdim misal, ya da kendi hayal dünyamın kapıları benim için açılsa da oraya girsem. Güzel bir yer olduğunu ben biliyorum ama sizlere de anlatabilirim :-)

2- Sevdiğiniz bir dizide veya filmde bir karakter olsaydınız hangisi karakter olmak istediniz? -illa dizi veya film olmak zorunda değil karakteri kendiniz de yaratabilirsiniz-

♠ The Originals dizisinde olmayı isterdim ben. Davina olmak isterdim. Bir düşünsenize, Klaus Mikaelson gibi köken vampirini bile dize getirmiş bir diğer köken vampiri olan Kol Mikaelson ile de aşk yaşamış bir cadı! Gel de sevme bu kadını. Ben o olmak isterdim.

3- Bu sefer de sevdiğiniz roman veya masal kitaplarından birinin karakteri olacaksınız. Hangisi olmak isterdiniz?

♠ Benim için yeri hep farklı olan bir masal var. Çocukluğumdan beridir en sevdiğim masaldır da kendisi. Gerçek güzelliğin iç güzellik olduğunu yüze vuran bir masal bu. Güzel ve Çirkin masalının Bella’sı olmak isterdim. Hem ortak yanımızda var, ikimiz de kitaplara aşığız. Ve ikimizde de bir çirkin sevme potansiyeli var.

4- Gerçek hayatta başka biri olarak doğmak gibi bir şansınız var -kendiniz olamazsınız başkası olmak zorundasınız- kim olarak doğmak istediniz?

♠ Bu zor bir soru. Herkes kendine göre iyi ve kötü olabiliyor. En iyi dediğimiz kişi bile yeri geliyor kötü olabiliyor? Kimin yerinde olurdum diye düşününce bir fikir gelmedi aklıma. Ben kendimden başkası olmazdım sanırım. İşte kaka bir hayat yaşıyoruz zaten, başkası olup farklı bir hayat sürmek fikir olarak cazip gelse de pratikte öyle olmazdı. Ben, benden başka kimse olmak istemezdim. Ben, ben olamayacaksam hiç kimse olmak istemem.

Ve sanırım mim sonuna geldik.
Buraya kadar gelip okuduğunuz için teşekkür ederim ❤
Birilerini etiketleyerek sınırlandırılmak yerine gören herkesin katılmasını bekliyorum ✋

Bana ulaşmak için 👇
wattpad : sonsayfasihayat
instagram : sonsayfasihayat
twitter : sonsayfasihayat

Bir MİM Gördüm Sanki | Beni Ben Yapan Şeyler


Bir mim gördüm sanki!
Evet evet, gördüm.
Herkese merhaba ✋
...


Güneş tepeye çıkmış gün bütün güzelliğiyle başlamışken her insanın kendince bir derdi tasası vardır. Eh, ben de kendime dert edindiklerimle ve de yüreğimdeki yükle gelmiş bir mim görmüşüm. Dedim ki, uzun da zaman oldu, neden yapmayayım!
Bahar gelmiş hoş gelmiş, Nisan yaydığı bütün güzel renklerle etrafa neşe saçmaya başlamış. Ben daha çok yağmurları sonbaharı severim ama bahar da bir başka güzel oluyor. Bu Mim’i sevgili Gonca’nın Dünyasından bloğunun biricik yazarı sevgili Gonca'mın blogda gördüm. Eh kanbersiz düğün olmazdı.

O zaman ben, beni ben yapan şeylerin listesini yapayım ^^
...

#1 Karadeniz aşığı olduğumu bilmeyen yoktur. Memleketim olduğu için değil, böyle bir cennet yer yüzünde olduğu için bir ayrı seviyorum. Yeşili başka güzel, mavisi başka. Bir başkadır işte Karadeniz ❤
#2 Eskiden tam bir filmkolik biriydim. Hemen hemen her türden izlediğim filmleri stok yapıp ara sıra açıp baştan izlemişliğim de vardı. Ama artık diziydi filmdi çok nadir seyrediyorum. Listemde izleyeceğim diye beklettiğim birçok film vardır misal ama artık izlemiyorum. Artık kitapçıyım ben arkadaşım ✋
#3 Yağmuru çok severim. Yağmurda yürümeyi aşırı severim. Bu sene çok oldu öyle dışarı çıkıp yağmurda yürüdüğüm. Yürümeyi severim esasında. Otobüse rast gele binip bilmediğim yerlere gidip yürümüşümdür çok. Ama en çok sevdiklerimle yürümeyi severim. O zaman bir başka geçiyor zaman.
#4 Sevince çok severim ben. Soğumam da biri kadar çabuk olur. Bir şeyi canlı cansız çok çabuk bağlanırım. Dizi film fanı olmadım a!a aşık olduğum kitap karakterleri vardır. Tunç Mirza Yiğit* örneğinde olduğu gibi. Onu bir başka sever benimserim. Bir de Ömer Erez** var. Ayyy canımlar onlar. (*Kayıp Şehir Serisi Gitme kitabının karakteri, yazar Selvi Atıcı. **Rehine Serisi Hayatın Ruhu kitabının karakteri, yazarı Sümeyye Akarçay.)
#5 Kitap okumak, okuduğun kitaptaki hayatlara konuk olmak. Farklı dünyalara gidip orada yaşamak bana göre ve bundandır ki gerçek hayattan bunalınca benim kaçış durağım oldu. Kitap okumak çok başkadır bende.
#6 Çoğu şeyi fotoğraflamak benim en sevdiğim şey fakat kendi fotoğrafımı çekerken ya da çekilirken tam rahat hissedemiyorum kendimi. Fazla fotojenik olmadığım için garip de çıkıyorum. 
#7 Karadenizli olup çay sevmeyen olur mu? Olmaz.
#8 Çok sabırsız biriyimdir. Neyle uğraşıyorsam bir anda çabuk olsun isterim ama bazı konularda da zamana ihtiyacım olabiliyor. Ortamlara ya da kişilere çabuk uyum sağlayıp ayak uydursam da o ruhu kolay yakalayamıyoum. Bilmediğim yeni şeylere adapte olmak biraz zorluyor.
#9 Duygusal bir yapım var. Duygularımı en uç seviyelerde yaşarım. Çok sever, çok üzülür, çok kızarım. Her şeyin çoku vardır bende. Orta kararı yoktur. Saman alevi gibi parlayıp sönmüşlüğümde çoktur.
#10 Bir şeyi istemem yeterlidir yapmam için. Hayatımda olan değer verdiğim insanlar benim için önemlidir. Sevdiğim biriyse istediği ne olursa olsun (bu benim sınırımı zorlasa da) elimden geldiğince yaparım. Ama istemem gerek. Sevmediğim biriyse, en basit bir şey dahi olsa yapmam.
#11 Benden hiç Polyana olmaz. Hayatın hep gerçekçi yanına bakıp ne kadar acı ve ağır olursa olsun onu görmeyi seçtim. Zorlandığım yerde direnip savaşmış da olsam çoğu yerde sırtımı dönüp gittiğim de oldu ama hiç iyimserlik yapmadım. Bildim ki iyimser olmak kişinin kendini kandırmasıdır. Ve zaten yaşadığımız bu hayatta etrafımızda olan kişiler bizi yeteri kadar kandırmaya çalışıyor bir de kendimiz eksik olalım, değil mi?
#12 Bezelye çok severim, pilav çok severim. Tatlıyla da aram iyi sayılır. Kadayıf severim bir kere, üff fıstıklı hele. Bir de lahmacun. Lahmacun sevmeyen olmaz ama değil mi?
#13 Son zamanlaeda blog ve bookstagram hesabımı ihmal ettim ama yakın zamanda sevdiğim şeyleri payapsmayadevam edeceğim. Kitapları anlatmak hoşuma gidiyor. Bookstagram hesabımda ise arada sevdiğim türkülerin hikayelerini araştırıp onları paylaşıyorum. Türküleri de çok severim, farklı ruh haline sokuyor bir de gerçekte yaşanmış hikâyelerse...
#14 Yazmayı da okumak kadar severim. Amatör olarak yazıyorum aynı zamanda. Kendi hayalini kaleme alıp kurgu oluşturmak çok farklı hissettiriyor insana. Bir de aşkı kaleme almak başka ediyor insanı. Bir filmde izlemiştim sanırım, yalan olmasın şimdi. Şöyle diyordu; “Kimisi şanslıdır aşkı yaşar anlatır, kimisi şanssızdır aşkı yazar anlatır.”
Ben aşkı bilmeden yazanlar kervanında olan amatör bir yazarım. Aşk nedir mı? Onu da bir ara anlatırım!
#15 Okul hayatım boyunca Türkçe ve edebiyat derslerinden geçer not haricinde not alamadım. Sayısal kafası vardı bende. Bu yüzden Muhasebe okudum. Sonra kitaplar hayatıma girdi, arada bir karaladığım şiirler de vardı sonra yazmaya başladım. Zıt şeyleri bir araya getirmek gibi huylarım da vardır. Kitap okumak bir nevi insan okumaktı, ben de hem yazıp he! okumayı seçtim.
Bir de hayalim var, bir gün benim de basılı en az bir kitabım olacak.
Umarım.

*****

Birilerini etiketleyerek sınırlandırılmak yerine gören herkesin katılmasını bekliyorum ✋

Bana ulaşmak için 👇
wattpad : sonsayfasihayat
instagram : sonsayfasihayat
twitter : sonsayfasihayat

Meleğin Düşüşü - Susan Ee | Kitap Yorumu



Kitap Adı: Meleğin Düşüşü
Özgün Adı: Angelfall
Seri Sıralaması: Penryn & the End of Days #1
Yazar Adı: Susan Ee
Çeviri: Aslı Güçlü
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Baskı Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 444
Kitaba Puanım: 5/5
Çok önceleri gözüme takılırdı, almak için serinin tamamlamasını beklemiş ardından da aklımdan çıkmış gitmişti, şimdiyse kendimize kızıyorum tek ilk zamanda alıp okusaymışım diyerek. Yeniden baskı yapılacağını öğrenince üstelik ciltli ve değişen kapaklarıyla, eski baskısına oranla daha çok cezbetti beni. Adeta aşık olduğumu söylemem gerekiyor.

Meleğin Düşüşü beni kendine hayran bıraktı. Aslında konu ve de karakterler bildik düzlemde ilerliyor. Dünyanın sonuna gelinmiş ve kıyamet kopmuş tam o anda esas karakterimizin dünyayı daha doğrusu kendi hayatıyla birlikte dünyayı kurtarma serüveni. Sizi kendine bağlayıp hayran bırakan noktası ise karakterlerin hissettirdikleri verdikleri mücadele ve hayatta kalma cesaretleri... İşte serinin ilk kitabında sizi bam telinizden yakalayıp kendine bağlayan noktalar bu kısımlar. Bir de konu melekler olunca ayrı bir sempati besliyorum kitaplara. Aslında iyi olması gereken varlıkların da kötü olduğunu, her iyiliğin içinde ille de bir kötülük olduğunu yansıtan karakterler benim en sevdiklerimdir.


Ve evet, gerçek dünya da böyle bir yer. Hoşgeldiniz!
Kitap konusuna gelecek olursam eğer, ana karakterimiz Penryn, tekerlekli sandalyeye mahkum kız kardeşi Paige ve kafayı sıyırmış annesi ile hayatta kalma mücadelesi veriyor. Babası onları küçükken bir başlarına bırakıp terk etmiş, bu yüzden ailenin bütün sorumluluğunu üzerine almak zorunda kalıyor. Annesinin rahatsızlığı üzerine kızına öğrenebileceği her dövüş tekniğini öğrenip kendini savunan, sadık, asla kendini ezdirmeyen güçlü bir karakter bizim kız.

Meleklerin saldırısının üzerinden altı hafta geçmiş ve insanların çoğunu ölmüş, büyük şehirler yıkılmış ve dünya tam bir kaos içinde. Penryn ise dünyanın bu durumuna karşı ailesini hayatta tutmak ve güvende olmak için elinden gelenin fazlasını yapmak için uğraşıyor. Elbette ki işi kolay olmayacak... Bir yandan meleklere, diğer yandan insanların meleklere karşı kurduğu çetelere  karşı dikkat etmek zorunda.

Kız kardeşinin melekler tarafından kaçırılması, kardeşinin yerini bildiğini düşündüğü bu yüzden yardım ettiği melek Raffe ile soluk kesen bir serüvene başlıyor. Başlarına gelecekleri de ben size söylemeyeyim, okuyup kendiniz görün istiyorum.

Meleğin Düşüşü keyifle okuduğum bir kitap oldu. Serinin devamını da fırsat buldukça okuyor bitmemesi için uğraşıyorum. Almayı düşünen, okumayı erteleyen kişiler varsa şunu söylemem gerekir ki verdiğiniz parayı hak eden bir kitap. Kurgusu içerisinde kendinizi kaptırıyor, karakterleri hislerini hissediyorsunuz. Kitabın içerisinde çok fazla aşk beklentisi içine girmeyin, benden uyarı.

Penryn kardeşine kavuşuyor mu? Raffe, Penryn için ne kadar önemli ya da Raffe bizim kıza ne kadar değer veriyor? Merak ediyorsanız beklemeden okuyun!
Şimdiden keyifli okumalar ❤
Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raffe, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raffe, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı. 
(Tanıtım bülteninden)

Davetsiz Misafir - Gaelen Foley | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Davetsiz Misafir
Özgün Adı: My Dangerous Duke
Seri Sıralaması: Inferno Club  #2
Yazar: Gaelen Foley
Çeviri: Aslı Güçlü
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Baskı Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 444
Kitaba Puanım: 5/5

Şeytan Diyor Ki - Gaelen Foley | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Şeytan Diyor Ki
Özgün Adı: My Wicked Marquess
Seri Sıralaması: Inferno Club  #1
Yazar: Gaelen Foley
Çeviri: Elif Dinçer
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 480
Kitaba Puanım: 4/5

Tutku Çemberi - Paula Quinn | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Tutku Çemberi
Özgün Adı : Lord Of Desire
Seri Sıralaması: The Risande Family Series #1
Yazar: Paula Quinn
Çeviri: Nergis Karababa
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 365
Kitaba Puanım: 3,5-4/5