Aşk Hırsızı - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu

 Kitap Adı: Aşk Hırsızı
Özgün Adı: In the Prince's Bed
Seri Sıralaması: Royal Brotherhood #1
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Ayşe Tunca
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 344
Kitaba Puanım: 4/5
Sabrina Jeffries’e karşı bir zaafım olduğunu bilmeyen yoktur eminim, ki bilmeyen varsa şayet de öğrenmiş oldu. Yazarın bende olan kitaplarını defalarca kez okumama rağmen sıkılmadan aynı heyecan ve aynı ilgiyle bitirebiliyorum. Baskıda ki aksaklık, yazım yanlışları ya da eksik cümleler beni durdurmuyor, çünkü seviyorum. Buradaki alt mesaj yazarı her ne şekilde çıkarırsanız çıkarın çok seven okurlar alıp okuyor. Sahafta bizi yormayın.

Okuduğum Sabrina Jeffries kitapları arasında Aşk Hırsızı kitabı benim için değeri başka olan kitap, çünkü bu kitabı en yakın arkadaşımın hediyesi. Bir nevi bu yazara olan ilgimin de kaynağı diyebilirim. Yazarın her yazdığı kitabı elbette beğenerek okurum fakat bu gördüğüm noksanlıkları da söylememe engel değildir diye düşünüyorum. Edisyon kısmında baskıdan olayı olduğunu tahmin ettiğim aksaklıklar vardı. Bazı cümleler öyle karmaşık haldeydi ki birden fazla kez okuma durumunda kaldım ama sanırım şikayet etmemem gerek. Çünkü en azından elimde baskısı var ve canım istediği zaman açıp okuyabiliyorum.

Kitabın temelinde aldatmanın varlığı, kahraman ve kahraman arasındaki yalan temasının ön planda olması bir tık hevesimi düşürmüştü. Babasının ölümüyle kalan miras, viran haldeki mülküdür ve mülkünü adam etmesi  için de bir mirasçıyla evlenmesi gerekir. Babası dediğime de bakmayın, Galler Prensi’nin üç gayrimeşru çocuklarından biridir Alec. Diğer kardeşlerini de bularak onlardan sosyeteye girmesi için yardım ister. Katıldığı ilk baloda da gözüne kestirdiği güzeller güzeli mirasçı Katharine onun evlenmeyi istediği kişi haline gelir.

Evlenirken bir servete sahip olacak Katherine çocukluk aşkı Sydney'in ona evlenme teklif etmesini bekliyordur. Kendine kalan mirasa evlilik teklifini alana kadar dokunması yasaktır. Sydney'i dinlerken gözü bir adama takılır. Adamın şeytani cazibesi onu cezbeder. Elbette ki Sydney'in de bu durum dikkatini çeker. Katherine’in isteyeceği en son şey ise pamuk ipliğine bağlı ilişkisini kötü bir üne sahip Alec'in riske sokmasıdır.

Alec ise aklına koyduğunu yapan bir karakter, öyle ki Katherine'yi evliliğe ikna etmek için epey uğraşır. Asıl amacının aşk olmadığını, evlendikleri taktirde borçlarını ödeyeceğini ve mülkünü düzeltmek için servetine sahip olmak olduğunu söyleyemez. Ve evlendiklerinde, fakir olduğunu henüz söyleyemeyecektir. İşler tabii ki düşünceleri doğrultusunda gitmez ve planında olmayan şey gerçekleşir. Alec, Katherine’ye aşık olur. Baştaki amacından ve kadına söylediği yalanlardan dolayı da suçlulukla hissederek kendini yer bitirir.

Alec’e bayıldım. Komik, eğlenceli ve sevimli olduğunu kadar da zeki bir adam. Katherine’ye paraya ihtiyacı olduğunu söyleseymiş diye beklemedim değil. Ki başta yaklaşım şekli de yanlıştı. Sadece parasını istediği bir kadınken, Katherine’yi tanıdıktan sonra olan kısım kaçınılmaz sondu, aşk en hesapsız yerde zaten insanın başına gelmez miydi? Ya Katherine? Alec’in aksine aşık olduğunu, çok geç olana kadar fark edemedi.

Alec'i gördüğü ilk andan itibaren ona tam olarak güvenmedi. Onun bir servet avcısı olduğunu düşündüğü için de değil, babasına benzediğini düşündüğü için. Sadık biri olmadığı mülkünü idare edemeyeceği ve en önemli sebebiyse Alec'in gençliğinde ki gibi hovarda biri olup olmadığını kestirmediği içindi.  Kitabın son bölümüne kadar Alec'i her türlü konuda suçladı. Aslında bu tür karakterleri pek sevmem, Katherine de bir istisna olmayacak. Onu da çok sevmedim. Mız mız, peşin hükümlü, önyargısı olan kişileri esasında sevmem. Alec'e karşı davranışlarından dolayı da ona kızdım. Bence Alec, daha  iyisini hak ediyordu. (Benim gibi birini ^_^) Sonucu nasıl mı? Onu da kendiniz kitabı bularak okuyarak öğrenmelisiniz.
Kesinlikle tavsiye ederim. Eğer ki Sabrina Jeffries'in kitaplarını okumaktan hoşlanıyorsanız, özellikle seri kitaplarını merak ediyorsanız, Aşk Hırsızı okuyun.

Katherine, Sydney’nin söylediklerini güçlükle anlamaya çalışıyordu. Sahneye bakarken birden yüzünü ateş bastı. Maalesef, Sydney bu şiiri ona daha önce okuduğundan, şimdi aklı Alec’in çıplak elinin hissettirdiği titremeye kayıyordu.

Galler Prensi’nin üç gayrimeşru oğlundan biri olan Iversley Kontu Alec, borçlarını ödeyebilmek için kendisine gizlice vâris bir eş aramaktadır. Tutkulu bir kadın olan Katherine adeta dualarının cevabı gibi ortaya çıkar ve Alec’in baştan çıkarmasına verdiği karşılık da adamın ona sahip olduğundan emin olmasını sağlar. Fakat Alec, Katherine’in bir aşk evliliği yapmak istediğini bildiğinden içini kemiren düşüncelerden kurtulamaz… Acaba Katherine, Alec’in yalanların öğrendiği zaman neler olacaktır?

Öyle Bir Geceydi Ki - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Öyle Bir Geceydi Ki
Özgün Adı: 'Twas the Night after Christmas
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #6
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Zeynep Okan
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 384
Kitaba Puanım: 5/5
Kitap hakkında tahminlerim vardı fakat beni bu denli kendine bağlayacağını kestirememiştim. Hellions of Halstead Hall serisi içerisindeki yan karakterlerden en çok dikkatimi çeken Pierce Waverly’di. Onun hikâyesi için inanılmaz bir merak vardı ve merakımı giderdim.

Kitabın başında bizi, tatil için anne ve babasının onu almasını bekleyen küçük Pierce karşılıyor. Ağlamamak için direnen ama sonrasında birkaç damla gözyaşını döken, astım hastası o küçük çocuk uzanarak yüreğime dokundu. Hissettiği o yalnızlık öyle sardı ki beni, onunla birlikte acı çekerken buldum kendimi. 

Devonmont Kontu, Pierce Waverly’ın hayat karşısında aldığı en büyük ders sanırım adil olmayışını öğrenmiş olması.

Ebeveynleri tarafından terk edilmiş, uzak akrabalarıyla yaşamak için gönderilen Pierce, istenmediğini hissederek büyüyor. Yaşadığı bu sarsıcı olay karşısında şaşkın ve incinmiştir, çocukluğunu ailesinden uzakta geçen Pierce’in yetişkinliğini de umursamaz, sevgiden yoksun bir taş kalplilikle geçer. Kendini içkiye, kumara ve metreslerine verir, bir yandan da babasının ölümü sonrasında kendine hak kalan arazilerinin yönetimiyle uğraşır.

Bir gün annesinin refakatçisi, Bayan Camilla Stuart, ona bir mektup gönderir. Kont’a annesi hakkında biraz yanıltıcı bir mesaj ulaştırmıştır. Aldığı mektup sonrası Annesinin yanında soluğu alır ve bir aydınlanma yaşar. Annesi hiç hasta değildir. Bu yanıltıcı mektup için Pierce ne annesine ne de Camilla’ya gösterdiği kadar kızgın değildir. Sadece çocukken koparıldığı evinde bulunmak ona acı veriyordur.

Kontesin refakatçisi Camilla, şefkatli ve özverili bir kadındır. Anne ve oğulun arasındaki gergin ilişkiyi birbirlerine yabancılaşmasının nedenini de kurcalamadan edemez. Sadık bir çalışan olmasının yanında, söz konusu Pierce olunca merakına yeniliyor ve adamla inatlaşmadan duramıyor.


Kont’un geçmişi ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasında yardımı da dokunuyor. Anne oğulun aralarının yapmaya çalışmasının bir başka sebebi de, Camilla’nın yetimhanede büyümesi. Doğduğu anda terk edilmesinin acısını da yaşıyor. Ve Pierce’ye bir annesinin olduğunu, bunun için şikayet etmemesi gerektiğiyle ilgili sağlam nutuklar da atmışlığı var. Camilla dul bir kadın ve bir çocuğu var. Jasper kitaptaki en en en sevdiğim karakterdi. Böyle bıcır bıcır çocukları kitaplarda çok seviyorum.

Tutku dolu, neşeli, karakterlerin hazır cevaplıklarıyla eğlenceli bir kitaptı. Bazı yerlerde sizi gülümsetirken bazı yerler de kalbinizin kırılmasına sebep oluyordu ve boğazınızın daralmasına. Her ne kadar başlangıçta zorluklar olsa da, birbirlerine benzer acı ve yara izleriyle birbirini tamamlayan bir çiftti Pierce ve Camilla.

Annesinin davranışlarının nedenini öğrenince affedebiliyorsunuz ama babasına olan nefretiniz devam ediyor, bu kadar kötücül insanların varlığına kitaplarda da katlanamıyorum.

Sanırım kitap hakkında yapacağım gevezelik bu kadar. Şahane bir kitaptı. Yazarın kalemi zaten enfes, sorunsuz çeviri ile de kitaptan tat almanız son derece mümkün. Düzenleme konusunda birkaç yazım hatası -seri boyunca vardı- olsa da çok büyük şeyler değildi. Anlatım şahane, karakterler birbirinden daha güzel ve hikaye baş döndürüren cinsten... Eee daha ne olsun ama değil mi?

Seriyi bulma imkânınız varsa şayet mutlaka alın ve okuyun. Bir de bu kitabın bir başka seriye bağlantılı olduğunu fark ettim ve kim bilir Epsilon Yayınevi yazarın çıkmayan diğer kitaplarını ne zaman çıkaracak. Ümidim maalesef yok. Zira yayınevince konu beklenen yazarlar olunca özellikle kulakları sağır olası geliyor. 
“Lordum. Münasebetsizliğim için beni bağışlayın ama annenizin çok hasta olduğu konusunda sizi bilgilendirmem gerektiğini hissettim.
Çok geç olmadan onu görmek istiyorsanız, bir an önce buraya gelmelisiniz. Saygılarımla, Bayan CamillaStuart.”

Devonmont Kontu, Pierce Waverly, hayatını annesine düşman olarak geçirmişti. Ancak Leydi Devonmont’un yeni
refakatçisi Bayan CamillaStuart ona annesinin ciddi bir hastalıkla savaştığını söylediğinde, Pierce’ın eve geri dönmekten başka seçeneği kalmayacaktı.

Eve geldiğinde, bu sevimli dulun onu Noel için annesiyle barıştırmak amacıyla kandırdığını öğrenen
Pierce, “şartları” yerine getirilmezse gideceği tehdidine başvurmak zorundaydı.

Bir yandan Camilla’yı baştan çıkarmaya çalışır, diğer yandan da geçmişinin acı hatıralarıyla yüzleşirken,
Pierce kendi merhametinin sınırlarını keşfedecek ve aşkın en soğuk kışlarda bile alevlenebileceğini öğrenecekti.

Bu etkileyici, akıcı ve canlı hikâye birçok şaşırtıcı ve göz yaşartıcı konuyu birbirine bağlıyor.
PublishersWeekly

***
Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas

Son Çarem - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Son Çarem
Özgün Adı: A Lady Never Surrenders
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #5
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Özge Burçak Aydınalp
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 391

Kitaba Puanım: 5/5
Sanırım Hellions of Halstead Hall serisinin sonuna geldik, buruk bir veda etmiş oldum Son Çarem ile bu seriye. Renkli karakterlerin birbirinden eğlenceli diyalogları, zeki karşılıkları, naif kişilikleri ile en sevdiğim seridir kendileri. Her bir karakter için farklı duygulara sahibim. Her birini farklı derecede çok seviyorum.

Serinin ana konusu hatırlamak için; Anne ve babalarının on dokuz yıl önce trajik ölümüyle beraberinde gelen skandallar ile uğraşan beş kardeşin hikayelerini temel alıyordu. Babasının izinden giden Oliver uslanmaz bir zampara, kumara olan tutkusuyla Jarret, dönemin katı kurallarına kulak asmadan kendi adıyla gotik romalar yazan Minevra, girdiği iddialar sonrasında ölüme meydan okuyarak yaptığı at yarışlarıyla Gabriel, iyi bir nişancı olan gözüne kestirdiği her hedefi vuran Celia hayatlarını kendi korkuları üzerine inşa ederek gerçeklerle yüzleşmekten kaçınarak ömürlerini heba ediyorlardı.

Ta ki büyükanneleri olaya el atana kadar. Evlenmeleri yönünde ültimatom koyarak eğer ki bir yıl içisinde evlenmezlerse mirasından men etmekle tehdit etmiş, kendilerine uygun bir eş seçmek zorunda bırakmıştı. Yaptığının yanlış olduğunu en sonunda fark ediyor aslında, ve Sharpe kardeşlerin şansına sonuç hüsran ile bitmiyor.

Leydi Celia'nın kitabı, seride sanırım en yüreğime dokunan kitap. Ağabeyleri ve ablasının aşkı bulup mutlu olmalarına onlar kadar mutludur ve kendinin aşkı bulacağı konusunda ümitsizdir. Asıl mesele ise kendine bir eş seçemeyeceğini düşünüyordur. Kendi olarak onu sevebilecek birinin olmadığına o kadar inanmıştı ki içim burkuldu. Oysa onu deli gibi sevecek adamla sürekli münakaşa halindeydi. Celia’nın hoşuna giden uğraşlar diğer leydilerden burada daha farklı. Silahla atış yapmaktan hoşlandığını söylemiş miydim?

Büyükannesinin evlilik baskısına boyun eğmesinin en büyük nedeni belki de kendini kanıtlamak istemesiydi, bu yüzden de talipleri için düzenlenen bir ev partisi yapıyorlar. Ve konuklar arasında bir dük, bir kont ve bir yabancı vikont var.


Bay Pinter'ın varlığı bu üçünden daha değerlidir, eh bunu fark etmek için de ikisinin baya bir vakit geçirmek zorunda kalmaları gerekti. Serinin ilk kitabında olaya dahil olup en az Sharpe kardeşler kadar önemli bir karakter olan Bay Pinter, ilk kitaptan bu yana da dikkatimi çeken bir adamdı. Trajik bir ölümle hayatlarını karışmasına sebep olan bu olayın üzerindeki sır perdesini kaldırmak için dedektif Bay Pinter önemli rol oynamaktadır. Bütün düğümü bu kitapta çözüldüğünü söylemem gerekiyor.

Jackson Pinter’in kalp burkan geçmişi de seride en sevdiğim kitap olma yolunda baya yol kat etmişti. Zaten ilk kitaptan beri Celia’ya karşı olan ilgisi en başında aşık olacağı hakkında tahminlerimizi güçlü çıkarıyor.

Yüksek mevki sahibi kişilere olan on yargısı ile kibirli Bay Pinter ile Terbiyeli Bay Pinter ve aşkı bulduktan sonra o baş döndüren Bay Pinter arasında hangisine sempati duyacağımı şaşırıyorum ama en çok Celia karşısında deliren o adamı seviyorum. Bu kitapta yine Gabe’nin karısı Viriginia’nın kuzeni Pierce'in yine aşka teşfiksel dokunuşları da vardı. Bir de bu kitapta hoşuma giden nokta Sharpe erkeklerinin damarlara olan güveni, Giles için 'Kardeşim bu adamla evlenemez!' tavrını güden bu üç ağabey, Jackson için tam tersi tavırda bulunuyorlardı. Hatta evlenmeleri için dünden razı bile duruyorlardı. Tabi ki küçük damadın daha güvenilir olduğunu düşündükleri için de böyle bir tavır takındıkları olası.

Ölümün ardındaki sır perdesi tamamen kalkmasında önemli rol alan Jackson, bütün parçaları birleştirip sonuca ulaşmasıyla mesleğinde daha yüksek mevkiye ulaştı. Bir de değinmek istediğim büyükannenin davranışı. Gerçi bir miktar düşüncemi söylemiş olabilirim o kadın hakkında ama sona sakladığım fikirlerim de var. Başta sevimli bulduğum Hetty beni sonunda hayal kırıklığına uğrattı. Bazen insanlar görünenden daha fazla olduğunu bu karakterde görmüş oldum. Kendi hırsı kendi dik başlı fikirleri doğrultusunda kızının mahvolmasından ders çıkarmadığını görmesini sonunda okumak zevk verdi. Yaptıkları yanlış şeylerdi. Torunlarını zorlaması, onların bir nebze de yanlışa itmesi korkunçtu. Özellikle Celia'nın tehlikeyle burun buruna geldiği yerde baya kızdım. Neyse ki Jackson benim yerime de ağzının payını verdi.

Pierce'in bir kitabı olduğunu söylemem gerek. Seriden bağımsız fakat arı karakterlerinin kısa sahnesini ve isimlerinin geçtiğini okuduğum şu an itibariyle söyleyebilirim. Onun yorumunu da bugün yarın gireceğim.

Veda etmeyi hiç istemiyorum ama her güzel şeyin sonu var. Çok güzeldiniz be!
Mutlaka okuyun ❤

Sharpe ailesinin en genç kızı, büyükannesinin ultimatomuna karşılık evlenebileceği birilerini bulmak konusunda bir plan yapınca, Jackson Pinter bunu engellemek için elinden gelen her şeyi yapmaya karar verdi… Leydi Celia Sharpe, birkaç uygun damat adayından evlilik teklifi alıp, büyükannesine ultimatomunun anlamsız olduğunu göstermeyi umut ediyordu. Üstelik bu planı işe yaramazsa, evlenebileceği bir koca adayı da elinde olacaktı. 

Ancak aile için çalışan ve Celia'nın damat adaylarını araştırması için görevlendirdiği polis memuru Jackson Pinter, bütün adaylarda bir kusur bularak onun bu planını mahvetmeye kararlıydı. Celia ise bunun nedenini, Jackson Pinter'la beraber kendi ailesinin cinayetini araştırmaya başladığında anlayacaktı. 
(Tanıtım Bülteninden)

***
Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas



Vahşi Bir Lordun Kollarında - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu


 Kitap Adı: Vahşi Bir Lordun Kollarında
Özgün Adı: To Wed a Wild Lord
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #4
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Kübra Tekneci
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 373
Kitaba Puanım: 5/5
Yavaş yavaş sona yaklaşırken ve geçmiş ile alakalı düğümler çözülürken seriye veda edeceğim için şimdiden bir ayrılık havası sardı beni. Skandallarla geçen hayatlarının sonunda buldukları aşkları, büyükanne Hetty'in entrikaları, birbirinden renkli ve güçlü yan karakterleriyle keyif alabileceğiniz sizi eğlendiren bir seri Sharpe kardeşlerin hikayesi. Sondan bir önceki, dördüncü kitabı yazarın bütün kitaplarını almak pahasına bekletmiş ve kalemine olan özlemim sebebiyle en baştan başlamıştım ki iyi ki bunu akıl etmişim. Aslında vedalaşmak hoşuma gitmedi yine de yeniden okuyacağım için, eski dostlarımla kısa bir ayrılığa göz yumabilirim.

Vahşi Bir Lordun Kollarında yedi sene önce hangisinin ortaya attığı belirsiz bir iddianın sonucunda yarış esnasında yaşanan bir kazayla en yakın arkadaşının ölümüne sebep olan sonrasında da ‘Ölüm Meleği’ olarak anılan Gabriel Sharpe’ın hikayesi konu alınıyor. Yine bir yarış bitiminde, ölen arkadaşının kardeşi Virginia Waverly, herkesin duyabileceği şekilde bir sonraki yarış için meydan okumuştu (bknz Sır Gibi Sakladım kitabında). Birbiriyle bağlantılı bir seri olduğunu da küçük bir not olarak ekleyeyim.

Zaten kitabımız bu olayın bir ay sonrasında başlıyor.

Büyükanne Hetty’in evlilik üzerine yaptığı ültimatom hala devam ediyor ve sona kalan bekar iki kardeş de kendilerine bir eş bulmak zorunda. Tabi bunun için de geçmişte yaşanan olay yüzünden üzerlerindeki travmalardan kurtulup aşkı bulmaları lazım. Öte yandan da anne babalarının ölümünün ardında kalanları araştırmalarının sonucunda gerçeğe biraz daha yaklaşıyorlar ve ölümlerinin üzerindeki sır perdesi aralanıyor.

Gabe’nin kendine eş olarak Virginia’yı seçmiş olması Hetty'i zevkten dört köşe ederken kızın büyükbabası General Isaac için durum tam tersi. Roger’ın ölümünün nedeni olarak Gabe’i suçlarken Virginia’yı vermek onun için büyük bir kabus. Hoş, aşkın önüne kim geçebilmiş ki o geçsin...

Gabe için Virigina’yı seçmesinin birçok mantıklı sebebi var, mesela evlenmezse kardeşlerinin mirastan pay alamayacakları olması, evli olanların kendi hayatları var fakat küçük kız kardeşi hala büyükannesinin gözetiminde. Bir de evlenip bir eşe ihtiyacının olduğunu düşünüyor, elbette ki kadının cezbeden biri olması da bu düşünceyi tetikliyor. Ona aşık olduğunu keşfetmesi için de biraz teşfik alması gerekiyor, burada da eğlenceli bir kişiliğe sahip olan Devonmont Kontu Pierce Waverly devreye giriyor.  Virginia’nın abisinin ölümü sonrası gözüne perde gibi inen nefretten kurtulup aşka kavuşması biraz zor oluyor ama sonuç güzel şekilde bitiyor. Kimi yerde çok eğlenceli geçen olaylar, kimi yerde duygusal olarak okuru bozguna uğratıyor.


Diğer kardeşlerin evli mutlu hatta çocuk bekler hallerini okumak hayatlarından son derece memnun olduklarını görmek eski dostlarının seni ziyaret etmesi gibi bir durum, bu da oldukça hoşuma giden yeriydi. Yeni karakterlere de bayıldım. Özellikle Pierce, onun kitabına geçmek için sabırsızlanıyorum ve beşinci kitapta da olayların yönünü belirlemede -yine bir teşfik söz konusu olacağı aşikar- bir etkisinin olacağını düşünüyorum.

Gabe’in başına buyruk hallerinin de bir nedeninin olduğunu seziyordum ama kitabı okuduktan sonra artık eminim. Kendine aile içerisinde neşeli dışarı karşı da sert ve vurdumduymaz bir maske edindiğini görebiliyorum. Yarışlardaki başarısı, özellikle o tehlikeli yerde yaptığı yarışların sonucunda edindiği Ölüm Meleği imajının altında yatan nedeni okurken boğazımın düğümlendi söyleyebilirim. O nedenin altındaki duygusallığı, korkularını ve incinmişliğiyle karşılaşmak yüreğimi burktu ve inanılmaz etkileyiciydi.

Torunlarının yanı sıra ikinci baharının başlangıcını bu kitapta yapan Hetty için hala iyi duygular besliyor değilim. Zararsız yaşlı bir kadın değil asla. Tam bir dominant karaktere sahip bir kişilik ve o ne isterse etrafında olan kişilerin yaşamalarını o yönde yaşamasını arzu ediyor. Büyük bir yıkıma sebep olsa da bu huyundan vazgeçmiyor. Şans Sharpe kardeşlerden yana ki gerçek aşkı bularak hayatlarının yanlışını anneleri gibi yapmıyor.

Bu seriyi çok sevdiğimi daha önceki yorumlarda da ifade ettiğim gibi yeniden sözlerimi yineleyeceğim. Tür olarak historical seviyorsanız, Sabrina Jeffries'in kalemiyle mutlaka tanışmanız gerekiyor. Böylesi güzel bir seriden kimsenin mahrum kalmasını istemem. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

Büyükannesinin ültimatomunu yerine getirmek isteyen Lord Gabriel Sharpe, kendisine çok ihtiyacı olduğunu sandığı hırçın bir kızın peşine düşer. Ve sonra durum tamamen tersine döner…

Gözü pek bir adam olan Gabe Sharpe'ın yaptığı her şey gibi, Virginia Waverly ile flört etmek de büyük bir oyundur. Erkek kardeşi Roger'ın Lord Gabriel'a karşı yarışırken ölmesinden beri, Virginia delidolu lordu kendi oyununda yenerek ondan intikam almak istemektedir. Ama Lord Gabriel'a kendisiyle yarışması için meydan okuduğunda, "Ölüm Meleği" olarak tanınan yakışıklı lord ona evlenme teklif ederek karşılık verir! Gabe, Virginia'nın maddi durumunun kötü olduğunun farkındadır - evlenip her ikisinin de sorunlarını ortadan kaldırmamaları için herhangi bir sebep görememektedir. Virginia onun teklifi karşısında dehşete düştüğünü söyler ama öpücüklerine verdiği karşılık hiç de öyle söylememektedir. İkisi Roger'ın ölümünün arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmaya başlarken, Gabe risklerin en büyüğüne girerek cesur güzele tüm miraslardan daha değerli bir şey teklif eder: gerçek aşkı.

"Jeffries, Sharpe ailesi destanına güzel bir eklemede daha bulunuyor… Hızlı temposu, esprili diyalogları ve hayli etkileyici olan orijinal karakterleri Jeffries'in kitaplarını diğerlerinden ayırıyor. Elinizdeki kitap da, serinin eski hayranlarını memnun edeceği gibi bu destana bir sürü yeni hayran kazandırmaktan da geri kalmayacak."
Publishers Weekly

"Jeffries'in son derece eğlenceli olan Hellions of Halstead Hall serisine yaptığı bu son ekleme, içine bol bol tutku aşılanmış, tehlikeli entrikalarla çeşnilendirilmiş ve tam olması gerektiği kadar mizah öğesiyle kıvama getirilmiş harika bir spesiyalite." Booklist

***
Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas

Sır Gibi Sakladım - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Sır Gibi Sakladım
Özgün Adı: How to Woo a Reluctant Lady
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #3
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Selin Ceylan
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 416
Kitaba Puanım: 5/5
Tarihi aşk romanları ile o büyülü dünyanın kapılarını bana açan Sabrina Jeffries benim en sevdiğim historical yazarlar listemin ilk beşunde yer alan yazardır. Kurduğu kurgu dünyanın içerisine rahatlıkla girip yaşattığı duyguları derinlemesine hissediyorum.

Serinin üçüncü kitabı Sır Gibi Sakladım’da Sharpe kardeşlerden Minevra’ın hikayesini okuduk. Büyükannelerinin evlilik ültimatomuyla her bir kardeş evlenip mirastan hak almaları için zorunludur. Oliver evli mutlu ve çocuklu olma yolunu yarıladı, Jarret de öyle. Evli mutlu ve bebek bekliyorlar. Onları kitap boyu yeniden görmek hatta ağabey olarak kardeşleri üzerinde titremeleri sahip çıkmaları koruyup kollamaları ve o eğlenceli diyaloglar o kadar hoşuma gitti ki bayıldım.

Minevra Sharpe'yi diğer Lady'lerden ayıran özelliği gotik aşk romanları yazması. Büyükannesinin evlilik emrini geri çekmek işin hatta bunu kullanır. Yazdığı dergide evlenmek için bir ilan bırakır ve taliplerini bekleyeceğini not düşer. Amacı büyükannesini yıldırıp bu dayatmaya bir son vermesini sağlamaktır.

Çocukluk aşkı, hayatında tek sevdiği adam Giles Masters’ı beklemediği bir anda karşısında bulmasıyla aklında fikir belirir. Oliver’ın denediği evlilik oyununu bir de kendi oynamak ister. Aile üyelerinin sert bir şekilde karşı çıkacağı bir adayla evlenmeye diretmek büyükannesinin geri adım atmasını sağlayacağını düşünür. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz.

Ortak bir geçmişten kalan hayati bir sır ikisini yan yana getirirken, kalpleri aşka teslim olacak mı?

Bu kitapta anne ve babasının ölümü hakkında yapılan araştırmalar biraz daha yol kat ediyor. Bir şeyleri birleştirip en baştan yeniden gözlemlemek için de Minevra Giles'ten yardım alıyor. Ve birlikte göl kenarında güzel vakit geçirmek için planlar yaparken ikilinin - daha çok Minevra’nın - istemediği şekilde sonuçlanacak. Saklanması gereken sırlar, insanlara gerçekten güvenilmesi gerektiğinin öğretildiği noktalarla kitap kusur bulamayacağım şekilde final oldu.

Kaleme aldığı kötü karakterin aslında Giles olduğunu birkaç kişi bilirken Oliver’ın ısrarla üzerine alınması ve karısı Maria’nın o olduğu yönündeki tatlı heyecanı öyle sevimliydi ki kapağı kapattığımda yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.

Minevra karakterine gereksiz yere antipati beslemişim ve neden yarım bıraktığım hakkında hiçbir fikrim yok ama kitabı bu kadar beğeneceğimi asla da tahmin etmezdim. Sıradaki kitap Gabe’yi anlatacak ama ben daha çok Celia Sharpe'ın hikayesini merak ediyorum. Çünkü düğüm onun kitabında çözülecek gibi.
Kitap dolu doluydu. Güveni, aile sıcaklığını, tutkuyu, sadakatı ve en önemlisini, aşkı, içinde barındırıyor. Henüz Sabrina Jeffries ile tanışmamışsanız çok şey kaçırıyor olabilirsiniz.
Kesinlikle tavsiye ederim ✋

Yakışıklıı bir hovarda Minerva'ya büyükannesinin ültimatomunu yerine getirmesi için kendisiyle evlenmeyi teklif ettiğinde, Sharpe ailesinin başına buyruk kızı, hem mirasını koruma altına alacak hem de bu yakışıklı adamın hayal gücünü harekete geçirecek kışkırtıcı bir karşı teklifte bulunur.

Leydi Minerva Sharpe, büyükannesinin taleplerinin önüne taş koyacak mükemmel bir plana sahiptir: bir hovardayla nişanlanmak! Kuşkusuz, büyükannesi bir çapkınla evlenmesine göz yummaktansa, evlilik şartına bağladığı mirasını serbest bırakacaktır. Peki Minerva'nın sözde koca adayı rolünü, yine kendisinin yazdığı popüler gotik romanlardaki yakışıklı casusa ilham vermiş olan vahşi avukat Giles Masters'tan daha iyi kim oynayabilir? On dokuzuncu yaş gününde Giles Masters'tan aldığı tutkulu öpücüğün anısı hâlâ dudaklarında olsa da, böyle bir hovardayla evlenmek şöyle dursun, ona gönlünü kaptırmak gibi bir niyeti bile yoktur. Ama hakkında çok az şey bildiği bu adam, aslında hükümet adına çalışan bir gizli ajandır. Minerva'nın anne babasının ölümlerinin ardındaki gizemi araştırmak için güç birliği yapmaya karar verdiklerinde, sahte nişanlılıkları da alev alev yanan bir tutku oyununa dönüşür. Minerva daha sonra Giles'ın gizli ikili yaşamını keşfederken, Giles da onun kalbine tekrar girebilmek için mesleğinin kurnaz numaralarının hepsini kullanmak zorunda kalır.

***

Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas

Yatağımdaki Serseri - Sabrina Jeffries | Kitap Yorum


Kitap Adı: Yatağımdaki Serseri
Özgün Adı: A Hellion in Her Bed
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #2
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Ayhan Akbaş
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2011
Sayfa Sayısı: 368
Kitaba Puanım: 5/3
Sabrina Jeffries'i bu kitapla tanıyıp okumaya başlamıştım ben. Tarihi aşk romanlarını okumaya da Yatağımdaki Serseri kitabıyla başlamıştım. İlk okuduğum zamanlarda acayip beğenmiş olsam da sonraları kurgusal açıdan daha iyileri ile karşılaşınca beğenme eşiği aşağı düştü bu kitapta. Hele ki serinin ilk kitabını okuyup büyük kardeş Oliver’a aşık olduktan sonra düşüncem haliyle değişti. Jarret de fena sayılmaz ama bir ağabeyi kadar değil.

Serinin başlangıç kitabı Bozulan Yeminler'den aşina olduğumuz kurgunun ana hattı olan ebeveynlerini trajik bir şekilde kaybetmeleri ve çocukların üzerindeki etkisiydi. Jarret de anne ve babasının ölümü sonrası skandallarla dolu hayatına bir çeki düzen vermek zorunda. Büyükanneleri tarafından evlilik ültimatomuyla kendilerine bir eş seçmeleri gerekiyor ve sıra Jarret’de...

Kumara olan tutkusuyla bilinen Jarret’in çocukluğu büyükanne ve büyükbabasıyla birlikte sahip oldukları bira imalathanesinde geçmiş ve bir gün orayı yönetmekse hayalleri arasında. Büyükanne Hatty torununa şans tanıyarak bir teklifte bulunur. Bira fabrikasını bir yıl boyunca yönetme karşılığında evlilik şartından vazgeçer. Jarret için bu kaçırılmaz bir fırsattır. Kabul ederek işe koyulur.

Annabel, kendini içkiye veren ağabeyine göz kulak olması bir yana, batmış durumda olan ailesinden kalan bira fabrikasını düzlüğe çıkarmak zorunda.  Bir gün çat kapı karşısına dikildiği Jarret'ten yönetmekte olduğu fabrikaya yeni ürettiği içkilerinden pazarlaması adına bir teklifte bulunur. Jarret ise bu teklifiten hoşlanmadığı için başta kabul etmeyi düşünmez. Annabel'se erken pes edecek değildir. Sonrasında kumarbazlıkla nam salan Jarret'in kumar oynadığı kulübe kadar peşine düşer. 


Jarret bir bahis teklifinde bulunur Annabel'e kazandığı takdirde yardım edeceğini söyler. Kumarbazlara güven olmayacağı sonradan anlayan Annabel, riske ettiği şeyin sadece onuru olmadığını, kalbinin de tehlikede olduğunu fark eder. Jarret birlikte zaman geçirdikçe ilgisini çeken kadının gizlediği sırlara sahip olduğunu sezer.

Annabel'in sakladığı sır nedir?
Jarret’in sakındığı kalbi, Annabel'in tanıdıkça aşka kapısını açacak mıdır?

Seriyi seviyor olsam da bir sonraki okuyuşum farklı şeyleri fark edince sevgi eşiğim değişiyor. Aralarında ki çekimi hissetmiş olsam da aşk için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Yine de sevdiğim bir kitap olduğunu, defalarca kez okuduğumu söyleyebilirim. Yaşanılan ikilemler, duyulan beklentiler karşı tarafa geçiyordu.
Bütün kardeşleri bir arada olmalarını okumak, Oliver’ı evli mutlu olarak okumak yine çok güzeldi. Serinin devamında Sharpe kardeşleri bekleyen sürprizleri okumak için yorumuma burada son veriyorum. Seriyi, okumanızı öneririm ❤

Büyükannesinin "evlilik ültimatomu" karşısında öfkelenen Lord Jarret Sharpe, oyun masasında hiç de aşina olmadığı bir rakip karşısında şansı ve de kalbi üzerine bahse giriyor.

Anne babasının gizemli ölümü bir skandal haline gelen, kumarbazlığıyla ünlü Lord Jarret Sharpe ailenin bira fabrikasını yönetmeyi uysalca kabul eder, tabii bunun karşılığında büyükannesi bir yıl içerisinde evlenmesini şart koşmayacaktır. Ancak Annabel Lake, ona bir bahis önerdiğinde içindeki kumarbaz buna karşı koyamaz. Annabel oyun masasında kazanırsa Lord Jarret, genç kızın ailesi tarafından kurulan ve batmakta olan bira fabrikasını kurtaracaktır. Jarret kazanırsa, Annabel onunla bir gece geçirecektir. Ne var ki meydana gelen bir dizi talihsiz olay bütün planları altüst eder...

Jarret girdikleri bahsin ardındaki asıl niyeti keşfettiğinde, bu defa bahsin sonunda Annabel'in bedenini değil kalbini de kazanmaya ant içer.

"Aşk romanları okumayı seven herkes Sabrina Jeffries okumalı!"
Lisa Kleypas

"Büyüleyici."
Booklist

***
Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas

Bozulan Yeminler - Sabrina Jeffries | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Bozulan Yeminler
Özgün Adı: The Truth About Lord Stoneville
Seri Sıralaması: Hellions of Halstead Hall #1
Yazar Adı: Sabrina Jeffries
Çeviri: Funda Sularöz
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Baskı Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 374
Kitaba Puanım: 5/5
Sıkılmadan defalarca kez okuduğum ender kitaplardan biridir, Bozulan Yeminler. Sevdiğim bölümlerin üzerinden yeniden geçmek, hafızayı tazelemek ya da en başa sarıp yeniden okumak en sevdiğim etkinliktir bu kitap için. Kurgusu, karakterleri, hissettirdiği duyguları ayrı ayrı severim..

Sabrina Jeffries kalemiyle tanışmama vesile olan serinin ikinci kitabı olsa da ilk kitabı okuduktan sonra seri içinde en sevdiğim kitap konumunda. Oliver için ayrı sempatim ve zaafım var. Elbette ki diğer kitaplarda güzel ve karakterleri okuru kendine bağlayan türden ama Oliver baya bir başka. Onu yeri ayrıdır bende.

Kızının ve damadının on dokuz yıl önceki trajik ölümünün izlerini üzerinde taşıyan beş torunu ile başa çıkmak durumunda kalan Hetty Plumtree dahiyane bir plan vardır. Torunlarının serserilik peşinde heba olmasına gönlü razı gelmeyecektir. Evlilik ültimatomu ile her bir torununu evli -aşık- çocuklu ve mutlu görmek istiyordur. Böylece sorumluluk sahibi yetişkin bireyler haline gelmeleri sonucunda rahat bir nefes alabilecektir.

Sharpe kardeşlerden;

Bir numarası Oliver; işlerinin başına geçmek yerine hovardalık ile zamanını tüketirken, kabare dansçılarla gününü gün ederken arta kalan zamanlarında da genelevlerden çıkmıyordu. Taa ki hayatının aşkı ile tanışana kadar. ❤

İki numarası Jarret; büyükannesinin işlerini devralarak sahibi oldukları bira fabrikasının başına geçmek yerine kumar masalarında vaktini harcıyordur. Kurnaz bir kumarbaz olarak kimi zaman kazanıyor ve çoğu zaman da kaybediyordu. Onun da hayatının aşkını bulduğunu bilerek içim rahat.

Üç numarası, ayrıca ilk kız çocuğu Minevra;  Sorumluluk sahibi bir leydi olmak yerine yetişkin gotik romans yazarıdır. . Bu, o döneme göre büyük skandal demekle eş değerde ve Minevra yazdığı kitapları kendi adıyla yayınlatıyor.

Dört numarası (kardeşlerin içinde belki de en uslanmaz olanı) Gabriel; dedikodu malzemesi olan aile adlarının itibarını korumak adına, tehlikeli fayton yarışlarıyla hayatını riske atmaktan çekinmiyordu. 

Beş numarası ve en küçükleri Celia, çok farklı işlere meyillidir. Sıradan leydiler gibi dikiş nakış, moda ya da danslar ilgisini pek çekmez. O daha çok, binicilile ya da atıcılık yapmakla ilgileniyordur.


Büyükanne Hetty torunlarını kendi hallerinde başına buyruk bırakmak yerine planını devreye sokar. Sharpe kardeşler ya bir yıl içerisinde evleneceklerdir ya da her biri yaşlı kadının mirasından mahrum kalacaktır.

Peki Sharpe kardeşlerin yaşlı kadının isteğine boyun eğerek kabul edecekleri mi vardı? Korkarım ki hayır.

Büyükannenin evlilik ültimatomuna cevap olarak, ufak bir oyuna soyunur bizim yakışıklı marki Oliver Sharpe. Oyunun sonunda yaptığı planı elinde patlayacağını öngöremez. Sonuçta aşk beklenmediktir.

Dokunaklı, kalbe dokunup ruha işleyen bir şeyler vardı bu kitapta, okurken insanın boğazında bir şeyler düğümleyiveriyor.

Gelelim hikayenin esas kızına.

Maria Butterfield, kendisi bir Amerikalı'dır. Memleketinden kalkıp Londra'ya gelmesinin sebebi haber alamadığı uzatmalı nişanlısını bulmaktır. Londra'ya kuzeni ile birlikte gelir. Aklında sadece nişanlısını bulmak ve eve geri dönmek vardır fakat umduğunun aksine kendini farklı bir konumda, zampara bir çapkının kollarında bulur. Elinde tuttuğu kılıçla Oliver Sharpe korkutmak yerine adamı eğlendirmiş ve istemeyerek de olsa hayatına girmiştir.

Maria'nın sadakati ve merhameti beni bir kez daha kendine bağlayıp sevdirmeyi başardı. Normalde kadın karakterlere karşı ille de bir antipati besleyecek bir yön davranış bulurdum ama Maria öyle değil. Öyle güzel yüreğe sahip ki gerçekten de yaşayıp benimle arkadaş olmasını isterdim.
Oliver ise zaten adama olan hayranlığım ve aşkım ortada. Çocukluğundan beri kalbinde büyüttüğü, içini kemiren suçluluk beni de beraberine katarak yedi bitirdi. Kendimi onun yerine koyduğumda ise o suçluluk duygusu boğazımı sıktı durdu. Yani öyle bir durumda sanırım ben de hayatım için aynı şeyleri (erkek olsaydım ve o dönemde yaşamış olsaydım) yapardım.

Freddy'de en az kuzeni kadar saf ve masum bir karakterdi. Yeni tanıdıkları adama olan inançları ve güvenleri beni şaşırtmış olsa da (herkese çok çabuk güvenilmemesi gerektiğini ve de çok güvenildiği takdirde o güven duyulan kişilerden de bir falso yenilebileceğini düşünürüm hep.) Aşırı sakar içinde ne varsa dışında olan bu arkadaşı da sevdim. Hatta kitaptaki en renkli karakterlerden biri o olduğunu söyleyebilirim.

Harika bir kaleme sahip Sabrina Jeffries, anlatımı şahane. Güçlü kurgusu, renkli karakterleri ve akıcı hikayesi ile sizi alıp uzak diyarlara götürebilecek kitaplar yazıyor. Hala yazar ve kitapları ile tanışmayan varsa şiddetle öneririm.
(Bu bahane ile serinin her kitabını okuduktan sonra yazarın bütün kitaplarını da okurum ben.)
Bir Prense Aşık Oldum ve Aşk Hırsızı'nın yazarı Sabrina Jeffries'ten 

Canlı, kıpır kıpır, çarpıcı, çok çekici... Library Journal
Bu roman, yazarın bütün yeteneğini sergilemesine olanak tanıyor: Zekâ dolu diyaloglar, akıllıca çizilmiş karakterler ve alev alev cinsel çekime sahip, birbirine son derece uygun başkahramanlar.Booklist 

On dokuz yıl önce meydana gelen trajik bir kaza Stoneville Markisi olan Oliver Sharpe'ın ailesinin yaşamlarına mal olur. Yakışıklı markinin hayatını bu olay ömrü boyunca etkiler ve onu skandallarla yaşayan pervasız bir adama dönüştürür.Büyükannesi Hetty, evlenmezse onu ve dört kardeşini aile mirasından mahrum bırakacağını söylediğinde ise, Oliver ona kendi tarzında karşılık vermeye karar verir. Şansına, Londra'da kayıp nişanlısını aramaya gelen Amerikalı bir güzel olan Maria Butterfield ile karşılaşır. Planı için kusursuz bir kadın bulduğunu düşünen Oliver'ın hesaba katmadığı tek şey ise, Maria'ya duyduğu şehvetle nasıl başa çıkacağı olacaktır.


Seri Sıralaması:
#1 Bozulan Yeminler / The Truth About Lord Stoneville
#2 Yatağımdaki Serseri / A Hellion in Her Bed
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord
#5 Son Çarem / A Lady Never Surrenders
#6' Öyle Bir Geceydi Ki / Twas The Night After Christmas