Zorba Aşık - Jennifer Royce | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Zorba Aşık
Seri Sıralaması: ⭐
Yazar Adı: Jennifer Royce
Yayınevi: Parola Yayınları
Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 448
Kitaba Puanım: 5/5


Historical türü kitaplarına olan bitmeyen sevgimi bilmeyen yoktur. Sevdiğim yazara aitse hele o kitap, keyifle geçecek bir okuma durumu oluyor bende. Jennifer Royce'un çıkan son kitabını daha önce Facebook'da yayınlanırken - eskiler bilir - okumuştum. Şimdide yeniden düzenlenmiş ve daha güçlü bir kurgu ile basılmış haliyle yeniden okudum. Jennifer Royce, Türk olup bu türü yazan yazarlardan biri ve benim sevdiklerim arasında. Her kitabında her kurgusunda daha çok geliştiğini yakinen görmek ise inanılmaz bir keyif.  Başarısı da yadsınamayacak şekilde, kendi kültürü olmayan bir türün hakkını vererek yazması benim gözümde hayranlık uyandırıyor.

Aşkın dolu dizgin ilerlediği, bir an olsun heyecanın bitmediği sürükleyici bir kurgu ile karşılaşıyoruz Zorba Aşık kitabında ve Highland'ın konu edildiği zorlu, dik kafalı ve son derece güçlü klan beyleri anlatıyor sevgili yazarımız.

Zorba Aşık sıradan bir historical romanı olarak görülmez aslında, çünkü Iskoç'ları konu alan bir kitap. Belki de kitabın hikâyesini bu denli sevmemin sebeplerinden biri de bu, emin olamadım şu an. İskoç klanlarını, savaşlarını gerçekçi hissettirerek anlatılması, dikkat çeken detaylara yer vererek açıklaması kitapta sevdiğim yerlerden biri oldu. Kurgu bazında başlı başına okuyup okuyabileceğiniz en farklı kitaplardan biri.

Karakterimiz Sheena'nın hayatı sıkıntılarla dolu, her şeyini geride bırakarak çıktığı yolculuğuyla başlıyor hikaye. Cesur bir kadın aynı zamanda kendisi, her türlü zorluğun da üstesinden gelecek zekaya sahip. Güzeldir de aynı zamanda. Cesaret ve güzellik aynı bünyede bir araya gelince baş dondurucu bir etki bırakıyor, esas adamımızla karşılaştığı ilk anı düşününce... neyse ben yorumuma devam edeyim. Siz meraklandınız ama değil mi? Güzel.

Troy bizim esas adamımız. Güçlü ücretli ve yıkılmaz bir adam. Zeki, çevik ve yakışıklı,  takıldıgım tek bijta zorba oluşu ama o da böyle sevimli hallere bütününde kalp falan çalıyor. Kendi kalesinde en önem verdiği şey, halkının ve yanında olanların güvende olması. Bunun sebebi ise eskiden yaşanmış trajedi, yeniden yaşamaya kayıplar vermeye takati yok. Troy için sanırım yumuşak karnı bu olması gerek, yeniden sevdiklerini kaybetme korkusu.... Bundan sebep güvenlik için getirdiği  yöntemler çok zekiceydi. Bu tarz yaratıcı fikirler hoşuma gidiyor diye bir itiraf da bırakayım.


Karakterlerimizin arasındaki diyaloglar, o tatlı çekişmeler, bazen de birbirlerine dokundurmaları, yakınlaşmaları ve kavgaları dahi oldukça keyifliydi. Kadın karakterinin kimseye eyvallah etmeyişini seviyorum. Karsısında duran aman vermez bir klan lideri bile olsa o laf sokulacak arkadaş, o kadar.

Kitabı öncesinden de okuduğumu söylemiştim, yeni hâlini de okuyunca daha bir iyi olduğunu gördüm ve çok beğendim. Eklenen farklılıklar elbette ki göze hemen çarpıyordu ve uzun zaman önce okumuş olsam da çabuk hatırlamam kitabı daha önce de sevdiğim anlamına rahatlıkla gelir.

Kitabın konusuna değinmek gerekirse; Leydi Sheena kalesini ele geçiren Lord Fergus eziyetlerine dayanamaz, şantajlarına boyun eğmez. Ölüm döşeğinde yatan babasının son arzusunu yerine getirip elinde bulunan gizli bir tünelden söz edilen haritayla büyüdüğü topraklardan kaçarak, babasının öğütlerine uyarak kendilerine en yakın olan, aynı zamanda en korunaklı klana, Hawkslot'a sığınır. Kale güvenliğini ön planda tutan Troy'un oldukça korunaklı yerleşkesine girebilmek adına belli bir prosedür gereklidir. Klanda yaşayan herkesin kolunda, o klana ait olduğuna dair belli olmasını sağlayacak "şahin" dövmesi bulunmaktadır. Sheena de olmayan bu dövme üzerine yakalanmasıyla Hawkslot'un korkulan lordu Troy'un önüne çıkarılır. Her ikisi için hayat o dakikadan sonranormal seyrinde gitmez. Troy ve Sheena işittikleriyle mi hareket edeceklerdir yoksa kalplerinde beliren aşkla mi?
Bunları öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor.

Kalesini ele geçiren acımasız Lord Fergus’tan kurtulabilmek için hasta babasını geride bırakmak zorunda kalan Leydi Sheena, kalesinin ve kalbinin kapısını tüm dünyaya karşı kapatmış olan bir adama sığınmak zorunda kalır. Üstelik gizli bir geçidi kullanmak zorundadır ve Hawkslot Lordu’nun bundan haberi yoktur.

Hawkslot Lordu Gawyn Troy Kennedy düşmanın zayıflıklara karşı merhametsiz olduğunu çok acı bir şekilde öğrenmiştir. Ailesini kaybettiği o lanetli baskından sonra sorumluluğunu yüklendiği halkını korumak için saplantılı tedbirler almak zorunda kalmıştır.

Bütün önlemlerine rağmen kalesine giren genç kızın yalancı ve hain olduğundan emin olan Troy, güzel yüzüne ve masum tavırlarına rağmen düşmanları tarafından gönderildiğine inandığı bu kadınla ne yapacaktı? Ömür boyu tutsak olarak kalesinde mi tutacaktı? Yoksa genç kızın nişanlısı olduğunu söyleyen tehlikeli ve sinsi Lord Fergus’a mı teslim edecekti?

Bir hain olarak suçlanan Sheena kendi ayaklarıyla girdiği bu tutsaklıktan kaçabilmek için planlar yaparken, Lord Troy ise hem düşmanlarına kalesini hem de genç kadına kalbini teslim etmemek için amansız bir mücadeleye girişmiştir.

(Tanıtım Bülteninden)

60 Gün - Kutay Görgülü | Kitap Yorumu ✒


Kitap Adı: 60 Gün
Seri Sıralaması: ⭐
Yazar Adı: Kutay Görgülü 
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 384
Kitaba Puanım: 5/5

 Bir defter düşünün, şifreler ve ölümlerle dolu bir defter. Sonra 60 gün biçildiğini hayal edin. Bu sayılı zamanda çözülmesi gereken birçok gizemli olay ve kaldırılmadı gereken sır perdesi var. Düşündünüz mü? Tamam şimdi kendinizi kitap karakterlerimizin yerine koyun, ne yapardınız?

Ben kendimi onların yerine koyunca bocalayıp duruyorum. Bir titreme bir terleme bir korku kaplıyor içimi  ve üstesinden gelmedi de güç olan bir duruma kayıyor. Ama karakterlerimiz benim aksine işlerinin ehileri, cinayetleri çözmekte katilin kim olduğunu neden bu cinayetleri işlediğini çözmek için daha kararlılar.

Tabi ki bu iki karakterle sınırlı değildi kitap. Kilit nokta olan yedi isim ve bu yedi isimden oluşan bir şifre. Her birinin farklı farklı davranışları tavırları. Okurken çoğu yerde şaşkınlığa uğradığımı itiraf erebilirim. Hiç beklemediğim karakterlerin hiç beklemediğim davranışlarıyla olay bambaşka bir boyuta doğru geçiş yapıyordu. Ama en nefret ettiğim karakter kimdi dersek şüphesiz Sezgi olurdu. Ben böyle bir manyak hiç görmedim. Kitapta en içime dokunan karakterde Sıla'ydı. Kendimi onun yerine koyup tepki verirken buldum çoğu zaman. Baha karakterine karşı hislerim tam bir karmasa onu çözmekle uğraşırken cinayetleri çözmenin daha kolay olduğunu fark etmemle karakteri saldım. O denli farklı kapalı bir kutu olan bir adam. Çok şeye çok yere değinmek istiyorum fakat çenemi tutamayarak kitabı anlatmaktan çekindiğim için susmam gerektiğini düşünüyorum.

Ek olarak, kitapta öyle bir sahne vardı ki, ciğerimi bıraktım. Sonu hakkında sevgili yazara neden böyle bir sonu Sıla'ya reva gördüğünü merak etmedim değil. Şaşırtıcı hayret verici ve şok edici bir final ile kitap bitti. Kitabın kapağını kapattıktan sonra birkaç dakika okuduğum kitapta neler oldu, bunlar olurken ne yaşanıyordu diye kısa süre bir hata verdim. Gerçekten hiç de tahmin edemeyeceğim bir sonla bitti.

Kitap konusundan gelecek olursam şayet; bulunan defterde yazan bir ölüm olayı var. Görünürde intihar ama aslında cinayetler zincirinin yazıldığı defter her şey başlıyor. Katilin yazdığı bu defterde aklından geçenlerle birlikte kimlerin kurban olacağı, bu kurbanları neden, nasıl öldüreceğine dair detaylı bilgiler vardır. İşinin ehli polislerimiz Baha ve ortağı Sıla bu dosyayı alarak katilin peşine düşerler.  Defterde yazanları incelerken sırlar arasında kalan geçmişte yaşınmış olaylara da bağlantısının olduğunu keşfederler.


Çözülmesi gereken sırlar  bir bir sonuca ulaşırken adım adım da katile yaklaşmaktadılar. Sıla, katile ulaşmak için uğraştığı her anda ve sonrasında gerçekleşen işkence dolu anlarda acılarla başbaşa kalır. Yaşadığı her olay sonucunda öğrendiği her bir sırlara katile daha da yaklaşırken ölüm kalım savaşı ortasında kendini bulacaktır.

Kitabın beklentimden daha iyi çıktığını söylemek istiyorum şimdide. Normalde gizem gerilim tür kitapları okumayan beni bile kendine bağladı, merakım her sayfada karşıma çıkan her şifrede çözmeye çalıştığım olaylarda daha da arttı. Bilemedigim tahmin edemediğim şaşırdığım çoğu yerde geri dönüp hadi be diyerek naralar attığım bir kitap okudum.

Kapağından iç tasarımına kadar bayıldım, okurken zorluk çektiğim herhangi bir durum da olmadı.  Bunun için de emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Gerçekten keyifli bir eser ortaya çıkarılmış.

Bir de değinmek istediğim bir durum var. Genel olarak okurlar tarafından wattpad kitaplarına karşılık bir ön yargı var. Kitap wattpad ise genelde hep kötü muamelesi görüyor. Ama wattpad'de de nefes kesen hayranlık uyandıran kitaplar var.

60 Gün onlardan yalnızca biri. Belki de türü bakımından okuduğum en sağlam kurguya en şaşırtıcı sona sahip tek kitap da olabilir. Ön yargıyla yaklaşmamak gerekiyor. Hele ki gencecik yaşına rağmen bu denli güçlü bir kurguyu oluşturup böylesi bir gizeme bizleri de ortak ettiği için yazarı tebrik ederim. Yazımsal anlamda gelecek vaat eden bir yazar olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
SONA ÇEYREK KALA...

Bir günlük,
Bir oyun,
Ve bir intihar…

Ölümün ana madde olduğu bir oyunda kime güvenebilirsin? Defterin şifrelerindeki geçmiş ve geleceğin sırlarını nasıl çözebilirsin? Defteri okuduktan sonra aynı kalabilir misin? Peki ya defter de seni okuyorsa?

Binlerce soru ve tek bir yanıt. Ama yanıt kimde? Hangimizde?

Sayfayı kavra ve sonrakine geç. 
Oyun başlıyor ve eksik oyuncu sensin.

Yazar Röportajı ✒ Bihter Saatcı

Ben Facebook da bir kitap grubunda tanıdım, tanımayanlar için! Bihter Saatcı kimdir? Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz. 
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
Ortaokul sıralarında okuduğum Agatha Christie romanlarından esinlenerek yazdığım ve tüm kasabayı öldürdüğüm denemeyi düşünürsem, yazmaya olan ilgimin uzun zamandır içimde olduğumu söyleyebilirim. Ancak bu isteğim Üniversite sıralarında okuduğum Yüzüklerin Efendisi kitabının ardından üye olduğum çeşitli ortadünya sitelerinde çok yazarlı ufak tefek hikâye denemeleriyle yeniden canlandı. Kurgulamayı ve sihirli dünyalarda dolaşmayı çok seviyorum. Kendimle ilgili bir başka keşfim ise bu sihirli dünyaları paylaştığım zaman çok daha mutlu olduğum gerçeği. Sanıyorum kendimi ve başkalarını kısa sürelerle bile olsa bir başka dünyaya, bir başka maceraya taşıyabilme arzusu beni etkileyen faktör.
✒ Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?
Bence ikisinin de farklı açılardan zorlukları var ama herhalde yazmak daha zor diyeceğim.
Kurgu oluştururken özellikle mevcutta yazılmış, çizilmiş bu kadar çok çalışmanın arasında orijinal bir kurgu yakalama isteğiyle boğuşmak zor. Yine de düşününce içimde yükselen, kabaran ben bunu ya da böyle bir şey yazmak istiyorum duygusu olmadıktan sonra yazma eylemine karşı bir istek duyduğumu düşünmüyorum. İçimde böyle bir istek olduğu zaman da elimden geldiğince ana hatlarını, kurgunun iskeletini ortaya koyar, ulaşacağı noktayı belirler ve yazmaya başlarım.
Yazmanın zorluğu ise çok başka. Başta sizi çok heyecanlandıran kurgunuz bir süre sonra sürekli üzerinde düşünüp çalışmaktan dolayı gözünüze sıradan, basit hatta sıkıcı gelmeye başlıyor. Tüm orijinalliğini yitiriyor ve yazma isteğinizi kaybetmeye başlıyorsunuz. Halbuki bu sadece yazan kişi için böyle. Bazen yazdığınız tüm cümleler birbirine benziyormuş, sürekli kendinizi tekrarlıyormuşsunuz gibi hissetmeye başlarsınız. Başka nasıl anlatabileceğiniz konusunda sıkıntıya düşmeye başlarsınız. Yani bir kitabı yazmaya başladığınızda yılmadan, yarım bırakmadan sona ulaşabilmek gerekten çoğu zaman en zor iş.
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?       
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?
Benim asıl mesleğim peyzaj mimarlığı. Bir proje çizilirken tasarım süreci dediğimiz bazı aşamalardan geçilir. Buna göre öncelikle ortada çözülmesi gereken bir sorun olmalıdır. Kurguyu oluştururken bende çözülmesi gereken bir sorun belirlerim. Hikâyenin bir amacı olmalı, sonunda ulaşmak istediğimiz bir nokta. Bu sona ulaşırken çok farklı yollara sapabilirsiniz ama hedefiniz belli olduğu sürece sizi doğru yolda tutacak ve kaybolmanızı önleyecektir.
Ayrıca ben bildiğiniz gibi daha çok fantastik kurgu çalışmaları yapıyorum ve çoğu kişinin anlayışına göre fantastik kurgu kafanızdan istediğinizi sallayabileceğiniz anlamına geliyor. Oysa kurgulanan dünyanın da bir işleyişi ve kendi içerisinde mantığımızın kabul edebileceği açıklamaları olması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle kurgularımı oluştururken neden sonuç ilişkilerine önem veriyorum ve elimden geldiğince yazdıklarımı sağlam bir temele oturtmaya çalışıyorum.
✒ İlham kaynağın nedir?
Belirli bir ilham kaynağım yok. Bugüne kadar okuduklarımın, izlediklerimin, gördüklerimin hatta dinlediklerimin mutlaka zihnimde bazı fikirlerin oluşmasında etkisi vardır.
✒ Yazılarını hep aynı yerde mi yazarsın? Herhangi bir yerde otururken aklına gelen sahneyi hemen kaleme alır mısın?
Yazılarımı genellikle dizüstü bilgisayarımda hazırlarım. Eğer unutmaktan korkuyorsam genellikle bana o sahneyi hatırlatacak notlar alırım. Ama genellikle eve dönüp bilgisayarımın başına geçmeyi beklerim. 
✒ Son zamanlarda popüler platformu Wattpad'i nasıl ve ne zaman keşfettiğini merak ediyorum.
Hesabımın kaydı 13 Ağustos 2014 görünüyor. Sanırım tesadüfen VeronicaRoth'un Uyumsuz kitabıyla ilgili bir hayran kurgu okurken üye olmuştum ancak çok sonra (iki sene kadar)Türkçe kısmı olan bir yazım paylaşma platformu olduğunu keşfettim. 
✒ Yazdığın kurgularını sosyal plartformda yayınlarken hiç aklına bir gün kitabının basılacağı geldi mi?
Basılması her zaman hayalimdi ancak başarabileceğime fazla inanmıyordum. Zira ne ulaşabileceğim, yardım alabileceğim birileri vardı ne de yayınevlerinin dikkatini çekecek popülaritede bir hikâye sahibiydim. Yine de yayınevlerime dosyamı gönderdim ve bir editörün dikkatini çekmesini umdum ki gerçekten de oldu 😊 
✒ İlk kitabının çıkması her yazar için çok önemlidir. Bu senin gerçekleştirmek istediğin hayalin miydi?
Kesinlikle evet. Yani ilk hayalim kurgumu tamamlayabilmekti, daha sonra bu hayalim, bir editörün onu fark etmesi, bir editörden olumlu dönüş alabilme isteğine ve elbette basılmasına döndü. 
✒Mühür Kıran farklı bir konuya ve atmosfere sahip bir kitap. Kapağı ile dikkat çektiğinden şüphem yok. Böylesi hayranlık uyandıran kitabın kurgusu nasıl ortaya çıktı? Kitabı yazmak aklına nasıl geldi?
Nasıl olduğundan çok emin değilim aslında. Büyü, ejderler, elfler, sihir hep en sevdiğim konular olmuştur. Güç kullanımıyla ilgili aklımda önce "cevher" kavramı belirdi. Düşündükçe bu gücün, cevherin kullanımıyla ilgili alternatifler belirdi. Böyle bir dünyayı kurgulayabileceğimi görmek için önce "Alya" adındaki çalışmamı yazdım. Mühür Kıran'ın dünyasında geçen kısa ve romantik bir hikâye. Üç hafta gibi kısa bir sürede tamamlandı ama bana düşündüğüm dünya ile ilgili önemli bir başlangıç noktası oldu. Onu bitirdiğimde bu kurguladığım dünyada yazabileceğimi ancak yazmak istediğimin çok daha farklı olmasını istediğimi fark ettim ve ona göre bir kurgu geliştirdim. Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı.
 Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı       
✒ Mühür Kıran kitabı çoğu okuduğum fantastik kitaplardan farklı. Bunda anlatımın gücünü görüyorum. Kitabından bize söz eder misin?
Öncelikle teşekkür ederim. Mühür Kıran, Gael isimli dünyanın bir köşesinde, sınırları deniz ve Nastar olarak adlandırılan bir sıradağ gurubuyla çevrilmiş Andram topraklarında geçmektedir. Bu toprakların sakinleri cevher kullanıcısı olarak adlandırılan ve gücünü sahip oldukları yaşam enerjisinden alan büyücü bir halktır. Güçlerini kullanabilme şekilleri ise doğuştan sahip oldukları yeteneğe göre farklılık göstermektedir. Üç yüzyıl önce Gael'e dehşet saçan ejderlerle savaşlarında insanların yanında yer alan cevher kullanıcıları savaşın ardından yine insanlar tarafından bu korunaklı bölgeye sığınmak zorunda bırakılmışlardır ve uzun yıllar boyunca sıradağların ardındaki Bardialı komşularının düzenlediği saldırılar haricinde dış dünya tarafından rahatsız edilmemişlerdir.Hikâye, Neira adındaki bir cevher kullanıcısının Andram'da yasaklanmış bir yetenek olan sızdırıcılığı (bir başkasının gücünü çekebilen kişiler) kullanan genç bir kızı, Mai'yi, askerlerden kurtarmasıyla başlamaktadır. Andram'da yakalanan sızdırıcılar demir alaşımı karıştırılmış özel bir boya kullanarak yapılan dövmelerle mühürlenerek yeteneklerini kullanmaları engellenmekte ve bu kişiler kim olduklarına bakılmaksızın sınır dışı edilmektedirler. Ancak Neira son yıllarda yakalanan sızdırıcıların sınır dışı edilmek yerine ortadan kaybolduklarını öğrenerek olayın ardındaki gizemin peşine düşmüştür.Aynı zamanda sınır şehri Suira'da yaşayan cevher kullanıcılarının güçlerindeki azalma ve yetenekle doğan bebeklerin sayısındaki azalmayı araştırmak isteyen Andram ordularının komutanı Kyte, eski arkadaşı Neira'ya gelerek bir anlaşma önerir. Sızdırıcıların kayboluşunun ardındaki gizemi araştırmasına karşılık, genç kadın da görevlendireceği askerleriyle birlikte sıradağların Dokuzlar olarak bilinen bölümündeki yer altı tünellerinden ulaşabileceği şehrin içme suyu kaynaklarını kontrol edecektir. Ancak bu tüneller, ejder savaşlarının ardından cevher kullanıcıları tarafından dokuzların gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiş eski ve kadim bir ırktan kalanlara ve onların beş liderine ev sahipliği yapmaktadır.Neira'nın bu ırkla karşılaşmasıyla hikaye dolu dizgin devam eder.
✒ Wattpad'de yazmaya da devam ediyorsun. Mühür Kıran sonrasında hangi kitabını basılı olarak göreceğiz?
Yazmak benim için nefes almak gibi. Yazmadığım zaman bir süre sonra bunalmaya başladığımı hissediyorum. Sanki patlayacakmışım gibi oluyor 😊 Umarım Mühür Kıran'ın ikinci kitabını yazıp tamamlamak ve basılı olarak görmek istiyorum. 
✒ 2018 wattys yarışmasını kazanan yazarlardan biri de sensin. Bu büyük bir başarı ve bu sene hak edenlerin kazanmış olmasına ayrıca seviniyorum. Yarışmaya Ay Tutulması kitabıyla katılmıştın. Bize kitabından bahseder misin?
Hikâyeden bahsetmemi istemişsin ama neresinden tutup anlatabileceğimi bilemiyorum biraz karışık. Ay Tutulmasıda yine kurgu bir dünyada geçiyor. Felaketlerin ardından çöller ve denizlerle kaplanmış bir gezegen.Tepsi gibi düz bir tepesi olan Sira dağının üzerine kurulmuş yukarı şehir Amarth ve eteklerinde kurulu aşağı şehir Osrah var. Bu iki şehir arasında bir zamanlar denge, eşitlik ve adalete dayalı ilişki yıllar içerisinde kaybolmuş. Hikâyenin temelinde Ivae (ışık) inancıyla Yönetilen Amarth'taki yozlaşmayı gören bir grup insanın kendilerince mücadele ederek bu düzeni kırma çabalarını okuyacağız. Kanatlı kurtlara (Kurtkanat) ve griffinlere (pençekanat) binen binicileri, çöl asilerini göreceğiz. Bir inancı yıkmak için unutulmuş bir başkasını bulup yeniden hayat vermeye çalışan bu bir grup mücadelecinin başından geçenleri okuyacağız.İtiraf etmem gerekirse Ay Tutulması'nın bu kadar başarılı olmasını beklemiyordum. Zira Mühür Kıran'ı bitirdikten sonra biraz rahatlamak ve eğlenmek için yazmaya başladığım bir kurgu. Bu nedenle ciddi eksikleri olduğunu düşünüyorum. İnşallah ileride tamamladıktan sonra dönüp bu eksikleri gidereceğim.
✒Yazılarını yazarken hayal gücü sınırlarını zorladığını hissedip bunun toplumsal yargılarla ters düşebileceğini hissettiğin oldu mu? Eğer hissettiysen, yazdığını hiç sildin mi?
Yazdıklarımın toplumsal yargılarla ters düşebileceği endişem henüz olmadı. Belki de daha o noktaya ulaşmadım. Bu nedenle böyle bir endişeyle yazdıklarımı silme gereği hissetmedim. İleride daha fazla yazdıkça ve daha fazla kurguladıkça ne olur bilmiyorum ama şimdilik toplumsal yargılar olmasa bile kendi doğrularımla ters düşen şeyler yazamıyorum. 
✒ Kaleme aldığın konuyu yazarken, bir toplumsal mesaj verme düşüncesiyle mi başlıyorsun?
Toplumsal bir mesaj verme düşüncesiyle değil de eğlenmek, keyifli bir dünyaya adım atmak, yeni bir maceraya atılmak isteğiyle yazmaya başlıyorum. Yine de yazdıklarımı şekillendirirken bir önceki soruda da belirttiğim gibi kendi doğrularıma ters düşmeyen şekilde olmasına özen gösteriyorum. İnsanlara mesaj vermeye çalışmasam bile okuyan kişilerin yanlış mesajlar çıkarmasına neden olacak şeyler yazmamaya çalışıyorum. 
✒ Yazma ritüelinden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?
Sakin ve sessiz bir ortamda mümkünse beni dünyadan soyutlayacak hafif bir müzik eşliğinde yazı yazmayı seviyorum. Şekerli bir kahve, biraz müzik ve bilgisayarımın olması yeterli. 
✒ Konularını nasıl seçiyorsun? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor, yoksa hayatta karşılaştığın olaylardan beslenerek mi yazıyorsun?
Hayatta karşılaştığım olaylardan değil de daha çok okuduğum, izlediğim hatta dinlediğim şeylerden etkilendiğimi düşünüyorum. Kendi sevdiğim, okumak istediğim şeyleri yazıyorum.
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
Kurguyu önceden ana hatlarıyla belirliyorum. Yani önümde başından sonuna kadar bir iskeleti oluyor. Ancak hikâyenin ilerleyişi, ortaya çıkan yan karakterler, olay örgüsünün nasıl ilerleyeceği ben yazdıkça gelişiyor. Ana hatlar ve hedefim belli olduğu için yazarken zorlandığım kısımlar olsa da çözüm buluyor ve sona ulaşabiliyorum. 
✒ Bir yazar için zaman ne demektir?
Zaman, hayallerimin kelimelere dökülmesi için en önemli ihtiyaç benim için. Her zaman yetersiz kalan bir kavram ne yazık ki. 
✒ İnsanların çoğu 'hayatımı yazsam roman olur' derler. Sence herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
Günümüzde zaten isteyen herkes kitap yazabilmekte ve parasını verip bastırabilmekte. Ancak hepsinin edebi bir eser olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışılır. Sorunun cevabına gelirsem yazmak isteyen herkesin bir yere kadar bunu başarabileceğine inanıyorum. Çok okuyarak, inceleyerek, taklit ederek bir noktaya kadar da ilerleyebilirler. Ancak bunun ötesinde yıllar boyu hatırlanacak özel bir kitap yazmak için özel bir dokunuşa ve yeteneğe sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. 
✒ Yazmak senin için hayat boyu sürecek bir serüven mi?
Hayat boyu sürmesini istediğim bir serüven. Dönem dönem yazmaktan uzaklaştığım zamanlar olsa bile hep karalamaya devam ettim. Umarım bu isteğimi hiç kaybetmem. 
✒ Kimsenin okumayacağını bilseydin, buna rağmen yazar mıydın?
Zaten okuyan var mı bilmiyorum 😊 Ve evet buna rağmen yazdım, yazıyorum ve umarım yazmaya devam edeceğim. Bazı zamanlar moralim bozulmuyor değil ama öncelikle kendim için, ben sevdiğim için yazıyorum. Umarım zamanla diğerleri de benimle bu maceraları daha çok paylaşırlar 😊
✒ Gelecek ile ilgili projelerinden söz eder misin?
Doktora tezimi yazıp bitirdikten sonra kendimi tamamen yazma işine odaklayacağım. Mühür Kıran'ın ikinci ve üçüncü kitapları var, Tutulma var tamamlayacağım ve iki kurgu daha beklemede umarım sıraları gelince onları da yazmaya başlayacağım. 
✒ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?
Fantastik kurgu ağırlıklı okuduğum için Türk değil ama belki Elaine Cunningham'ın kalemi beni kendi dünyalarımı yazma konusunda heveslendirmiş olabilir. Margareth Weiss ve Tracy Hickman ikilisini de çok severim. Umarım bir gün onlar gibi Bihter Saatcı ve Hatice Dirmikci ikilisi olarak yazdığımız kitaplarımızın basılmasını çok istiyorum. Bu arada Türk fantastik kurgu yazarlarından en ve şimdilik tek sevdiğim isim Orkun Uçar. 
✒ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?
Brandon Sanderson, Elanie Cunningham, Margareth Weiss& T. Hickman, R.A. Salvatore. Michael Moorcok, Partick Rothfuss, Ursula K. LeGuin, Geroge Martin, J.R.R. Tolkien, Sarah J. Maas ilk aklıma gelenler ve fantastik kurgu yazanlar ancak çok daha fazlası var elbette 😊 
✒ En son hangi kitabı okudun?
YuHua'nın Kanını Satan Adam'ını okudum. 
✒ İnsanların kitap okumadan yazma, yazar olma hayalleri konusunda fikrin nedir?
Yani elbette ilk kitabı yazan kişinin de elinde bir örnek yoktu diye düşünebiliriz. Ama bana yazmak için okumak ve okumayı sevmek gerekiyor gibi geliyor. Kendi ilk hatıralarımdan itibaren kitaplara, hikayelere, öykü ve masallara ilgim vardı. Kitap okuma isteğim zamanla kendi kurgularımı kâğıda dökme isteğine dönüştü. Ben ikisini birbirinden ayıramıyorum. 
✒ Son olarak okurlarına, takipçilerimize söylemek istediğin ya da benim unutup senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Öncelikle bu güzel ve dolu dolu sohbet için teşekkür ederim. Sorularını gerçekten çok büyük bir keyifle yanıtladım. Bana verdiğiniz destek için, yanımda olduğunuz için, zamanınızı ayırıp okuduğunuz için tek tek teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Fırsat buldukça söylüyorum, kitap yazmak benim hayalimdi ancak bu kitap sayesinde tanıştığım insanlar, gördüğüm destek hiç tahmin etmediğim bir mutluluk vesilesi oldu. İyi ki varsınız 😊
***
Vakit ayırıp röportajıma katılım sağladığı için sevgili yazarıma teşekkür ederim ❤
***
Kitabı satın almak için;
Mühür Kıran / Okuoku

Geveze Kalemler Blog Turları ✒ Dönüyor | Yeni Logo


Herkese merhaba ✋
Bir hayli zaman oldu ortalarda görünmediğim, arayı fazla açtım. Eminim sizler de bu kız nereye kayboldu nerelerde demişsinizdir. (Öyle umuyorum 🙈 ) Herhangi bir sağlık problemim yok, gayet iyiyim, onu başta söyleyeyim. Tabletim ve telefonum bozulduğu için bir süre uzak kalmış bulundum. Kitap okumuş olsam da herhangi bir yorum paylaşımında bulunamadım. Bu yüzden bekleyen yorumlarım da var. Bu süre zarfında elbette boş durmadım, anime izledim. Birbirinde şahane animelerle günümü gün etim diyebilirim. Hatta onları da sizlere anlatmak ve tavsiye etmek için sabırsızlanıyorum da.

Asıl konuya gelecek olursam. Kısa bir ara sonrasında Geveze Kalemler olarak yenilenmiş kadrosu, heyecanlı bir ekiple kaldığımız yerden devam etmeye niyetlenerek aranıza yeniden dönmeye karar verdik.
Yeni bir başlangıç yapıp, ekibe katılan yeni arkadaşlarımla eğlenceli yeni konseptiyle yoluna emin adımlarla ilerleyeceğiz.

Yenilenmiş kadrosuyla güzel planlara sahibiz. Ortak payda olarak eğlenmeyi birlik olmayı seçtik. Hem bizler hem takipçilerimiz olan sizlerle birlikte okuduğumuz her kitapta farklı hayatlara burnumuzu sokup gevezelik ederken birlikte gülecek birlikte vakit geçireceğiz.

(Eski Logo)

Bir önceki ekibimdeki arkadaşlarımla (turumuzun en başından en sonuna kadar yanımızda olan her bir isime) birbirinden güzel turlarda birlikte olduk. İyi vakit geçirdik, birçok güzel işe imzamızı attık, eğlendik, güldük, iyi kitaplarla birlikte zaman geçirdik. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyor, bana/bize, tura kattıklarından dolayı minnet duyuyorum.

(Yeni Logo)

Ve diyoruz ki;
"Bazen, bedenlerimizin gerçekten bir kalemden olduğunu düşünüyoruz. Hatta öyle bir düşünüyoruz ki; kalemin mürekkebi akıyor ve kurumak bilmiyor. Uzun zaman geçiyor, zihnimiz her zaman fikirlere hazır kalıyor. Üstüne birkaç tane olsun diye süs iliştirmiyoruz, yakışıyor diye eklediklerimiz, her daim fikirlerimize ayak uydurabiliyor. Ardından bir ahenk başlıyor kesintisiz ilerleyen ritmik bir şiirle. Şiirin içerisinde de birer birer kendi kişisel hedeflerimizi, yapabileceklerimizi saklıyoruz Geveze Kalemler olarak biz geliyoruz."

Fikirleri topladık, yenilendik, gevezeler çetesini oluşturduk, yola koyulduk, geliyoruz.
Hazır mısınız?


Tur Ekibi;
@illekitap

Yazar Röportajı | Fırtına Hamide ✒


Satırlar aracılığıyla avegi taşımak, uzanıp yüreğe dokunmak kolay iş değil. Başaran nice güzel yazarlar var. Ve onlardan biriyle daha röportaj yapma şansım oldu! ❤
Yazar olmak kolay değildir, işin içinde duyguları eğip bükmek kalemine mürekkep yapmak maharet ister. Yeni bir röportajda severek takip ettiğim Fırtına Hamide’yi konuk edeyim dedim. Uzun yıllar süren okuryazar ilişkisi harici iki yakın dostuz da. Her yazdığı kitapta farklı konuları farklı karakterlere can veriyor ve başarılı bir çizgiye de sahip.
Onu yakından tanımaya var mısınız?
⭐⭐

Yazarın Basılmış Kitapları;
#1 Günahkâr
#2 Günahkâr 2


Fırtına Hamide 1993 yılının Ocak ayında Kuzey Almanya da doğdu, büyüdü ve hâlâ orada yaşıyor. 
Yazım hayatına 2011 de başlayan yazar, sosyal medyadan yayınladığı hikâyelerini Fırtına adıyla okurlarına ulaştırdı. İlk kitabı Günahkâr 2015 yılında Postiga Yayınları farkı ile raflardaki yerini aldı. 
Yazar Facebook ve Wattpad’de aktif olarak yazmaya devam ediyor. 
✒ Bilen biliyor fakat daha yakından tanımak isteyenler için; Fırtına Hamide kimdir diye sormak istiyorum. Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz.

Fırtına Hamide 26’sına günler kalan, okuyan, yazan ve gülleri çok seven biri. Kara Kışta doğmasına rağmen tam bir ilkbahar aşığı.

✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?

Tam olarak 2011 yılında yazmaya başladım. Bir gün facebook da dolanırken bir sayfaya denk geldim. Sayfada bir sürü hikâye vardı. O zamanlar bir kore furyası esiyordu, sen de bilirsin. SS501’ler, Oppalar :D Hikâyeler de bunun üzerineydi. Heves ettim, ben de başladım. İlk hikâyem FIRTINA adlı bir FanFiction’dı.

✒ Bir kitabı yazmaktaki zor olan kısım, kurgu oluşturmak mı? Yoksa kitabı yazmak mı?

Her şey. :D Kurgu oluşturmak çok çaba isteyen bir iş. Ön araştırmalar falan derken insanı baya uğraştırabiliyor ama şikâyetçi değilim, bu da işin tuzu biberi. Zor olan kısmıysa okuduğunu, okuru sıkmayacak şekilde kurguna uyarlamak. Tam anlamıyla kurguyu oluştursan bile bazen karakterler zorlayabiliyor. Nokta atışı diyaloglar, sürükleyici sahneler… İnce iş. Nakış gibi ilmek ilmek işlemek gerekiyor, yıllardır yazmanın bana öğrettiği şeylerden biri de bu. İyi olmasını istiyorsan çok zaman ayırman gerekiyor.

✒ Yazacağınız kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

Önce bir konu bulmak gerek tabii. Ve konuya göre de karakterler oluşturmak lazım. Karakterlerin ne istediğini bilmek gerekiyor, çünkü bu yazar için adeta bir harita konumunda bana kalırsa. Karakterlerim ne istiyor? Başta nasıl davranmalı, hikâye gelişirken nasıl davranmalı ve sonuç olarak ne yapmalı? Bu kurgun için inanılmaz sağlam bir köprü. Buna göre diyaloglar oluşturup, buna göre kurgunu geliştiriyorsun. Ama en önemlisi duygulardır. Bunu ister betimlemeyle, ister diyaloglarla aktar okura ama mutlaka aktar. Bir karakterin duygularını ne kadar yoğun hissedersek o karakteri ve davranışını o kadar iyi anlarız ve kurguyu da bi’ o kadar çok severiz.

✒ İlham kaynağınız?

En başta kitaplar olmakla birlikte her şey. Bir kelâm, bir resim, bir fotoğraf, bir şarkı, bir davranış, bir tartışma, bir insan, bir çiçek, mevsimler… Akla gelebilecek her şey ilham olabiliyor. Bazen bir kelime koskoca bir kitap yazdırtabiliyor. 

✒ Yazılarınızı hep aynı yerde mi yazarsınız? Parkta otururken aklınıza gelen betimleme tespit vs. hemen kaleme alır mısınız orada?

Evet, muhakkak odamda, dağınık masamın başında, hikâyelerim için not aldığım kâğıtların arasında laptopuma kalan o daracık alanda yazarım. Ve sadece o alanda yazarım. :D Yemek odasına geçtiğimde yazamam mesela. Olmaz, bu işin de rajonu bu galiba. :D İlhama gelince ister parkta, ister düğünde, ister yatakta… Nerede aklıma gelirse mutlaka ama mutlaka not alırım. Sınavda bile hikâyesine not almış insanım ben. :D Yanım, böğrüm hep not kâğıdı dolu ve tabii telefonumun notlar bölümü de.

✒ Son zamanlarda popüler platformu Wattpad'i nasıl ve ne zaman keşfettiğini merak ediyorum. Öncesini - Facebook da kendi sayfanda yazdığını - ben biliyorum ama bilmeyenler için bize hikâyeyi anlatır mısın?

Wattpad’i de furyaya katılanlar olarak keşfetmiştim. Baktım herkes bu uygulamaya hikâye yüklüyor, ben de yükleyeyim dedim ve inanılmaz sonuçlar elde ettim. Ancak itiraf etmem gerekiyor ki, orayı başlarda hiç benimseyemedim. Facebook’daki sıcak ortamı bulamadığımdan ötürü olsa gerek. Ancak şu an wattpad’i de çok seviyorum. İnsan her şeye alışıyor.
✒ Yazdığın kurgularını çeşitli platformlarda yayınlarken hiç aklından bir gün kitapların basılacağı ve olduğun bu konuma ulaşacağını düşündün mü?

Düşünmedim. Aklımın ucundan bile geçirmedim. Hâlâ yayınevleri nasıl ve neden teklif etti anlamış değilim. :D

✒ İlk kitabının çıkması her yazar için çok önemlidir. Bu senin gerçekleştirmek istediğin hayalin miydi?

Değildi. 
Tuhaf biliyorum ama hiçbir zaman, hele bundan birkaç yıl önce yazdıklarımı kitap olacak kalitede görmedim. Bu, kendini hor görmekten çok gerekli bir özeleştiri. İnternette yayınlamak iyi hoş ama şöyle bir eksisi de var; seni okuyanlar genelde pohpohlayıp, çok güzel yazıyorsun diyen kesim. Sana yol gösterecek, kalemine iyi gelecek eleştiriler bulmak neredeyse imkânsız çünkü yapılan eleştiriler de seni salt yermek için yapılıyor. Kalemini kırmak, hevesini kırmak için. Biliyorsun bir yazan, bir okuyan bir de ömründe hiç kitap okumamış eleştirmenler var ve bu üçüncü kesim, örneğin bir seri katili yazıyorsan seni katil sanan, tehlikeli kesim. Kitap hayali birinci kitaptan sonra yerleşti kalbime iyice. Meşakkatli ama çok güzel bir duyguymuş günlerini, gecelerini ve geri alamayacağın zamanını harcadığın o satırları elinde tutmak. Ondan beridir daha iyi yazmaya, daha iyi bir yazar olmaya çabalıyorum ve bu çabam asla bitmeyecek.

✒ Basılan iki kitabın var. Günahkâr 1 ve Günahkâr 2. Bıçak sırtı bir konuya sahip bu kitap. Sevilmeme korkusu hiç yaşadın mı?

Yaşamadım. Çünkü kurgumun altında kalacağımı hissetmedim. Ama Günahkâr ile çok önemli bir şey öğrendim; Kendin kabul edemediğin hiçbir şeyi yazamıyorsun. Zaten bu yüzden öyle bıçak sırtı bir konunun içinde dev bir manevra var. Gül’ün kabullenemeyişi, Yağız’ın rahatlığı ve Yağız beni çok zorladı… Tüm davranışlar bir amaç uğrunaydı, bilinçli yazıldı hepsi de. Ancak başlarda çok ağır eleştiriler aldım. Bir okurum özelden buna benzer bir şeyi yaşadığını yazdığında mahvolmuştum. Maalesef ki var böyle şeyler, ben sadece biraz daha yumuşatarak yazdığımı düşünüyorum. Kabullenemediğini yazamamak konusuna tekrar dönersek, asla sevdiği kadına tecavüz eden bir adamı yazamam mesela. Bu çok ağır, çok aşağılayıcı, affetmesi çok, çok zor bir konu benim için.

✒ Kitabı ikiye bölüp devam niteliğinde yazmak mı daha zor, bütün konuyu tek kitapta anlatmak mı?

Kitabı ikiye bölmek kesinlikle daha zahmetli. Üstelik kârlı da değil, konu lastik gibi sününce pek hoş olmuyor ama bazı kurguları tek kitapta bitirmek mümkün olmuyor. Yani hikâye bitmek istemiyor. Kıvıramadı. :D

✒ Tutsak kitabının kurgusu nasıl ortaya çıktı? Böyle bir kitabı yazmak aklına nasıl geldi?

Tutsak özgün bir kurguya sahip değil, geçmişinden kaçan bir kadını yazıyorum, bununla alakalı yüzlerce kitap ve film var, ama karakterlerimin özgün olduğunu düşünüyorum. Esasen bir konuyu özgünleştiren de bu zaten; Karakterlerin ve anlatımın.

✒ Yazılarını yazarken hayalgücü sınırlarını zorladığını hissedip bunun toplumsal yargılarla ters düşebileceğini hissettiğin oldu mu? Eğer hissettiysen, yazdığını hiç sildin mi?

Tartışma yaratacağını düşündüğüm hiçbir şeyi bilerek silmem. Bence okuru çeken de bu. Senin fikirlerine, hayat biçimine ters olan bir şeyi okuyup sevebiliyorsan eğer o hikâye iyi işlenmiştir. Bence işin heyecanı da burada; insanların bam teline dokunmak, sınırları aşmak ve toplumdaki değerleri eleştirmek. Muazzam bir haz yaşıyorum inan ki. :D

✒ Kaleme aldığın konuyu yazarken, bir toplumsal mesaj verme düşüncesiyle mi başlıyorsun?

Genelde öyle oluyor. Mesela Asi Gelin, oldukça tartışma yaratan bir hikâyeydi: D. Çünkü konu dindi. İslam’ın kusursuz olduğuna hemfikirim ama Müslümanlar değil. Asla da olamazlar. Nefs taşıyan hiçbir canlı kusursuz olamaz. Bir kere en büyük kusuru nefsidir. O hikâyemde göstermek istediğim sözde Müslümanlardı, erkektir yapar saçmalığını tiye almaktı, dinin arkasına sığınıp, bin türlü kötülüğü yapanları eleştirmekti. Belki de Batıda yaşadığım içindir. Burada birçok Müslüman haram diye asla domuz eti yemiyor ama su gibi alkol tüketiyor, sanki bu helal. :D Bu konuda kimseyi yargılamıyorum, kimse hesabını bana vermeyecek sonuçta, ancak dini kendine uyarlamak saçmalığını da onaylamıyorum.  En çok da Müslüman ülkelerde gördüğümüz, kadının toplum ve ailedeki rolü, ya da yokluğu veya yok sayılmasını eleştirmekti. Kadına o kadar değer veren bir dinimiz varken, kadın ve kız çocuklarının üzerine titreyen bir Peygamberimiz varken kadını hor gören Müslümanlar erkekler var. Çok acı. Müslümanlık, İslam diyince hepimiz hacı hocayız ama uyarlamaya gelince sınıfta kalıyoruz.
Tutsak adlı hikâyem desen yine öyle. Cesur bir konusu var, kabul ediyorum. Ama o cesurluğun nedenini de anlatıyorum. Psikolojik şiddetin, kadını hor görmenin o kadında ne gibi değişiklikleri meydana getirdiğini yazıyorum. Kadın olarak birini arzulamanın, birini istemenin de normal olduğunu anlatıyorum. Çünkü erkek isterse normal, kadın isterse ayıpmış gibi lanse ettiriliyor. İlişkisinde cesur olan ve isteklerini dillendiren bir kadın daha sonra fahişe olarak anılıyor. Oysa bu gibi durumlar iki kişilik yaşanan bir şey ve iki kişilik mesuliyet gerektiren durumlar. Kadını suçlamak, zevk aldı diye yermek nasıl bir mantık, anlamıyorum. Bu kafaları değiştirmek asla mümkün olmayacak galiba.

✒ Yazma ritüelinizden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?

Odamda, genelde ortalık sakinken yazıyorum. Yazarken çıt çıkmaması gerekiyor, dolayısıyla müzik eşliğinde yazamıyorum. Müziği önceleri dinliyorum, sahneleri oluşturmak, dram yazıyorsam o havaya bürünmek için. Ruh halim de yazdığım hikâyeye göre değişiyor. Yazma ritüelim zamanla değişti. Önceleri haftada bir bölüm yazarken şimdi önceden yazmaya başlıyor, defalarca başa dönüp yeniden okuyup, düzenlemeler yapıyorum. Zor ama çok zevkli.

✒ Konularını nasıl seçiyorsun? Konu seçimi tesadüfî mi oluyor, yoksa hayatta karşılaştığınız olaylardan beslenerek mi yazıyorsun?

Durağan konular yerine heyecanı bol olan konular yazmayı tercih ediyorum. Feminist bir damarım var, bunu anlamışsındır zaten şimdiye kadar. :D Genelde bu düşünceye uygun yazıyorum. Yazdığım erkek karakterler güçlü oluyor ama kızlarım asla boyun eğmiyor. Kurgularımda toplumdaki değerleri eleştirmeyi seviyorum. Bu, bana boş yazmadığımı düşündürtüyor. Hayattaki olaylar ve etrafındaki insanların da katkısı büyük elbette. En azından daha gerçekçi yazmama yardımcı oluyorlar.

✒ Bir yazar için zaman ne demektir?

İhtiyaç, yazar için zaman elzem bir ihtiyaçtır. Çünkü zamanın varsa araştırabilir, zamanın varsa yazabilir ve zamanın varsa yayınlayabilirsin. Yazdığın her hikâye demlenmek istiyor, karakterleri kucaklamak, satırları sindirmek, kalbine oturtmak istiyor. Bu da zaman alıyor. Ve zaman alan her hikâye bence daha güzel oluyor, tıpkı demini almış çay gibi. 

✒ İnsanların çoğu ‘hayatımı yazsam roman olur’ derler. Sence herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?

Herkesin yazabileceğine inanmıyorum. Yazmak, kitap okuyarak ve yazarak geliştirebilinecek bir yetenek, diyor sevdiğim biri. Buna katılıyorum. Yazmak bence de bir beceridir. 
✒ Yazmak senin için hayat boyu sürecek bir serüven mi?

Evet, kesinlikle öyle. Eskisi kadar sık yazamasam bile yazmaktan vazgeçemiyorum. Daha iyi olmak, daha iyi yazmak, kendimi ama sadece kendimi aşmak için çabalıyorum ve çabalayacağım da. Beni kalben mutlu eden ender şeylerden biri çünkü yazmak. Dahası, düşüncelerini başkaları ile paylaşmanın verdiği o heyecan başka hiçbir şeyde yok. Çabanın karşılığını her zaman alamayabilirsin, olsun. Buna rağmen olsun deyip, devam edebiliyorsam yazmak benim ruhuma kazınmış demektir. Seviyorum hakim bey. :D

✒ Kimsenin okumayacağını bilseydin, buna rağmen yazar mıydın?

Yazardım. Dedim ya, gönül işi bu artık. Vazgeçemem. Okunmayı istemek çok doğal, çünkü beğenilmek, takdir edilmek insanın doğasında var. Ancak sadece buna bel bağlayan yazarlar salt popülarite uğruna yazan insanlardır. Ben kendim için, yazmayı sevdiğim için yazıyorum. Kimse okumasa bile sen okursun. :D O da yeter bana. Heyecanımı bir kişi ile paylaşsam da kâfi, yeter ki içimde kalmasın.

✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişir?

Kurgumu ana hatları ile önceden belirlerim. Balıklama dalmak pek sağlıklı bir yöntem değil benim için. Dokun Yüreğime adlı hikâyeme bu şekilde başlamış ama yarısından sonra tıkanmıştım. Neredeyse yedi yıldır da oturtmaya çalışıyorum.

✒ Gelecek ile ilgili projelerinden söz eder misin?

Bir polisiye yazmayı düşünüyorum, çok istiyorum hatta. Yazılmayı bekleyen diğer hikâyelerimi yazmayı planlıyorum. Günahkâr’ın yan karakterlerini bekleyenler var mesela. En önemlisi de Türkçe dışında başka bir dilde bir hikâye yazmak istiyorum. Bunu kesinlikle yapacağımı da biliyorum. Gerekli olan tek şey zaman. Ah zaman…

✒ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?

Olmaz mı? Şükrü Erbaş, aşığım satırlarına. Herkes kitap okurken kendisine ve kalbindekilere uyan cümlelerin altını çizer ama Şükrü Erbaş okuduğumda sadece kullandığı kelimelerin altını çiziyorum. O kadar güzel kelimeleri var ki, okudukça hayranlığım artıyor. Sonra Tarık Tufan, Reşat Nuri Güntekin, Sabahattin Ali, Didem Madak, Nazan Bekiroğlu, Tezer Özlü, Fatma Erdek ve yeni tanıdığım Karin Karakaşlı. Dahası da var ama ilk aklıma gelenler bunlar.

✒ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?

Reşat Nuri Güntekin, Şükrü Erbaş, Tarık Tufan, Karin Karakaşlı, Pepper Winters, L.J. Shen, Julie Garwood, Elizabeth Hoyt, Ezgi Durmuş ve aklıma gelmeyen bir sürü isim daha.

✒ En son hangi kitabı okudun?

L.J. Shen - Twisted Love. Bu seriyi şiddetle tavsiye ediyorum.

✒ Yeniden Wattpad'de gelecek olursam, son zamanlarda içeriğinde erotik sahnelerin olduğu çoğu kitap - yetişkin kategorisinde olsun olmasın - şikayet edilip silinmesi durumuna ne diyorsun?

Bir yandan güzel bir şey, çünkü salt porno yazanlar var. Yani karakterlerin tek amacı, kurgunun tek amacı cinsellik olan hikâyeler. Wattpad çoğunlukla çocuklardan oluşan bir platformdu ama son zamanlarda yelpaze baya genişledi. Diğer yandan birçok kurgunun bu yüzden harcandığı da bir gerçek. Cinselliği büyük bir felaket gibi gören bir kesim var ki kendileri mekik çekerek ürediler herhalde. Açıkçası bu silinme olayları bir yandan da rahatsız edici bir durum, çünkü bilinçli bir şekilde yazılan bu tür hikâyeler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde okunuyor. Kabul edilse de edilmese de erotizm de romantizm, polisiye, gerilim gibi bir daldır. Neden birilerinin okuma zevkine karışacak kadar lüzumsuz olurlar hiç anlamam. O çocuk wattpad de bu tehlike arz eden hikâyeleri okumasa bile wattpad dışında internette illa ki erişecek böyle hikâyelere. Dolayısıyla sadece wattpad’i “temiz” tutma isteği saçma.

✒ İnsanların kitap okumadan yazma, yazar olma hayalleri konusunda fikrin nedir?

Boş hayaller bunlar diyorum. Bir yazar iyi bir okur olmak zorundadır. Bak olmalıdır demiyorum, zorunluluktur diyorum. Diğer türlü olmuyor, olmaz. Okumanın yanı sıra dizi/film seyretmek de çok önemlidir bence. Mimik ve jest tarifi için büyük bir yardımdır diye düşünüyorum. Karakteri okurken gözümüzde ne kadar iyi canlandırabilirsek, o kadar iyi.

✒ Son olarak okurlarına, takipçilerimize söylemek istediğin ya da benim unutup senin eklemek istediğin bir şey var mı?

Yazmak çok güzel, okunmak ise paha biçilemez bir değer. Her defasında iyi ki diyorum. İyi ki benimlesiniz. İyi ki yazmaya başlamışım ve iyi ki bu ortamı tanımışım, kocaman sevgiler hepsine. Umarım bir gün sarılabiliriz. Bana ve fikirlerime değer verip, benimle röportaj yaptığın için çok teşekkür ederim, cancanım. Sarılmak istediğim en çok insanlardan birisin. Bir gün mutlaka duası ile. Günün de kalbin gibi güzel geçsin. <3
Vakit ayırıp sorularıma yanıtlar verdiğin, röportajıma katılma nezaketi gösterdiğin için teşekkürler Firtiha Hamide ❤❤