Karakter Röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karakter Röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Karakter Röportajı #2 Duman İzi - Payelll


Hissetmesi güzel duygudur aşk, fakat zor olanı da yaşamasıdır kimi zamanlar... Sıra sıra dizilen aşılması zorlu yollar önlerinde uzanırken kalplerindeyse birbirlerine duydukları sevgi bakidir. Hikayeleri hüzünlü onların, kavuşmaları sancılı bir arada olmaları ise şöyle bir bakınca imkansız. Ama işin içinde aşk olunca imkansızı da olduruyor insan.


Duman İzi ile hayatımıza dahil olan, sevdiğim dört eşsiz karakteri konuk alırken sayfama, iki lafın belini kırarak yapacağız röportajımızı. Roza Polat ile uğraşırken, Duman Leyla diyecek, Leyla da Duman. Birbirlerine yara olup da nasıl yaraya merhem olduklarını bizlere anlatacak ve bizler de dinleyeceğiz.

☆☆☆

Öncelikle hoş geldiniz, sizinle sohbet edecek olmak benim için büyük heyecan verici. Sohbetimize başlamadan önce elbette ki bir araştırmacı olarak sizler hakkında bilgiler topladım. Sizleri zorlamayacağını düşündüğüm sorular soracağım. Vereceğiniz yanıtlar için sabırsızım. 
(Elindeki kağıdı karıştırıp soracağı sorulara göz atar, gülümser ve konuklarına döner.)

☆

(Her bir konuk teker teker gülümseyerek “hoş bulduk.” Der.)

☆

☆ Başlangıç olarak güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Çocuklarınızla mutlu evliliğinizi kutlarım Duman ve Leyla. Sorum iki çılgın aşık olan Roza ve Polat çiftine, ilk önce mutlu birliktelikleri için tebrik ederim. Evlilik hayatı güzel geçiyor sizin, çocuklarınızla mutlu ve mesutsunuz. Geleceğe dair hakkında birlere güzel şeylerden söz eder misiniz?

Roza: Merhaba ben Roza, Polat’ın kıskanç eşi.

(Yandan bakar, sırıtır. Polat yerinde kıpırdanır, göz devirip gülümser.)

Gelecek için belirli bir planımız yok çünkü hayat kendi planlarını bize uygulanmakla meşgul. Kızımızı büyütüp kardeş yapmayı düşünüyoruz tabii. Hayalimdeki matematik okulunu açmak istiyorum ama Polat öğrenci kaybedeceği için bunu yapamıyorum çünkü kocamın tek rakibi benim.

Polat: Rakip değil de işime de ömrüme de ortak ettim, daha ne olsun.

☆ Mutlu mesut ilerleyen ilişkinize imrendik açıkçası ve eşine hak da vermiyor değilim, hem uzak durmamak da sana yarar diyelim Roza. Efendim keyifli anılarınıza da şahitlik etmekten memnun kaldım. BU arada, peşinen söyleyeyim de sonradan aman taraflı duruyorsunuz denmesin. Ben hanımlardan yanayım beyler, ne yaşarlarsa yaşasınlar kendilerini bilen ayakları yere sağlam basan güçlü kadınlara dönüşmesine saygı duydum. Elbette ki her kadın güçlüdür, Leyla ve Roza durumunda olup kendilerini iyileştirirken bir yandan da gelecek için kariyer sahibi olmaları takdire şayan bir durum. Beyler sizlere de sevgi besliyoruz fakat hanımların yeri bir başka.

Yurtdışında yaşıyordunuz, elinizde olmayan sebeplerle çıktığınız yolun sonunda, yolculuk sizi başladığınız noktaya 15 yıl sonra vatana getirdiğinde, aklınızdan geçenler nelerdi?

Leyla: Bunu düşünmedim hiç, yaşayacağım her neyse kader bana onu yaşattı. Ortalığın biraz karışması gerekti, akışına bıraktım. 

☆ Yıllar sonraki ilk karşılaşmayı nasıl hayal etmiştiniz?

(Derin bir nefes alıp kocasına bakar ardından önüne döner tebessüm eder.)

Leyla: Etmemiştim. Geri döndüğümde veya sonrasında bir gün karşılaşacağımızı düşünüyordum ama bariz bir hayalim olmamıştı.

Duman: Şöyle olsun diye düşündüğüm bir hayal olmadı benim. Ne olduysa ne olacaksa yaşadık gördük.

☆ Omuzlarında taşınan yük ağır olur, senin de taşıdığın yük ağırdı Leyla, tüm olana bitene rağmen kalbinden silmeye kıyamadığın Duman'a ilk ne zaman aşık olmuştun, bize ve kendisine bu itirafı bir kez daha eder misin?

(Gözlerini sağa sola çevirip bir süre düşünür Leyla. Dalıp giden bakışları onu eskiye, çok eskiye götürür, başını iki yana sallar.)

Leyla: Ona ne zaman aşık olduğumu hatırlamıyorum. Üzerinden çok uzun yıllar geçti.

☆ Duman Bey, Leyla'nın yurtdışına gidişi sonrası kendinizi epey harap ettiniz. O anlardaki hislerinizi birkaç kelime ile tekrar duymak isteriz. Yaşadığınız kayıp sonrası Leyla'nın da hayatınızda olmama gerçeği size kendinizi nasıl hissettirmişti?

(Derin derin solur, gözlerini anlık kapatıp açar, yüzünde yarım bir gülümseme belirir.)

Duman: Leyla gittiğinde kalan hayatımın da onunla birlikte gittiğini düşündüm. Geriye bir şey kalmamıştı. Yaşamak anlamsız geliyordu. Bir çaba bir emek vereceğim amacımı kaybetmiştim.

☆ Polat Bey, peki siz gerçek aşkı bulacağınızı böyle bir durumda hiç düşünmüş müydünüz?

Polat: Aşk ve ben, Roza gelinceye kadar aklımın ucundan bile geçmeyen bir kelimeydi. Kalbime hiç uğramamış bir duyguydu aşk. Her şey Roza ile güzel.

(Polat karısına dönüp göz kırpar, Roza cilveyle gülümser.)

☆ Sizi incitmek en son isteyeceğim şeydir, fakat merak ettiğim bir soruyu var ki sormam gerek. O karanlık gece yaşanmamış olsaydı hayatınız hakkında ‘ne olurdu’yu düşündünüz mü hiç?

(Duman iç çeker, Layla ise buruk bir tebessümle kocasına bakar.)

Duman: O gece yaşanmamış olsa Leyla ile çok uzun yıllar önce evlenmiş olurduk. Annem hala yanımda ve Leyla’nın ailesi yaşıyor olurdu. Gizlice bir nikahla değil dillere destan bir düğünle evlenirdik. Acı çekmemiş hiç ayrılmamış olurduk. 

☆ Bir toprak mevzusu sonucunda değişen hayatlar. Leyla, geri dönmenin ardından senden saklananlar sonrasında kendi hesaplaşması yapıp defteri kapatmıştın. O anlardaki dik duruşun içine artıkların hislerin, bir yerden sonra patlak verip yeniden kabuğuna çekilmen. Bir iki cümle dahi olsa, bize o anlarda aklından geçenleri aktarmak ister misin?

(Polat gözlerini tavana diker, dudaklarını büzer. Roza çatık kaşlarla kocasına bakar. Duman uzanıp Leyla'nın elini tutup sıkar, ona bakan karısına gülümser. Leyla derin bir nefes alıp gülümser.)

Leyla: Uyumak istedim, unutuncaya kadar uyumak. Uyumak kendim için geliştirdiğim rahatlama durumu. 

☆ Roza, hislerinin olduğunu herkes fark ederken kendini bunun tersine ikna etmeye çalışıyor gibiydin. Kendine itirafın ilk hangi anda oldu?

(Polat duyduğu soruyla gülümser, Roza gözlerini devirir ardından o da gülümser.)

Roza: Polat gibi çapkın birine aşık olmak korkutucuydu. İnanmak istemedim, doğru. Hastanede, elimi tuttuğunda… 

☆ Birbirinizi kaybetmenin eşiğinde ecel ensenizdeyken ve savaşı kazanıp tekrar nefes alırken birbirinize karşı aydınlanan düşüncelerinizi Polat Bey sizden de Roza için bir şeyler duymak isteriz.

Polat: Vurulduğumuz gece Roza benden önce kendini kaybetti. Ben belki bir dakika kadar kendimdeydim. Ne kıpırdıyor ne ses veriyordu. Onun bu hayattan koptuğunu düşünmek ölüyor olduğumdan daha acıydı. O acıyla kendimden geçtiğimi anımsıyorum. 

(Roza saçını geriye atar, gülümser.)

Roza: Beni çok seviyor, buna bayılıyorum.

(Polat dönüp karısına aşkla bakar.)

Polat: Elbette öyle, çok seviyorum.

☆ Aşk güçlü bir duygu, beraberinde kıskançlığı da getiriyor. Hanginiz daha kıskanç?
Poyraz: Ben karımın eline su dökemem bu konuda, havadaki dişi sinek için bile hain planları var.

Roza: Abart sevgili kocacığım abart, röportajın sonunda eve gideceğimizi unutma.

(Gözleri kocaman olur Hayat'ın, sorudan pişman oour, boğazını temizler, hedefini değiştirip diğer sorusuna geçer.)

☆ Duman'ı kaybetme eşiğine geldiğinizde, yaşadığın korkuyu hissettik Leyla. Yeniden gözünü hayata açması ile rahatlamana da şahitlik ettik. Pek kelimelere dökülmeyen hisler vardı o kısımlarda. Mesela sevincini gösteremedin biraz, şimdi burada bizlerin de huzurunda söylemek ister misin?

Leyla: Ameliyat sonrası sedye üzerinde ağlarken sevincimi gösterdiğimi düşünüyorum. Herkesin havalara zıplamasını bekleyemeyiz, öyle değil mi? Onsuz bir hayatı düşünemiyorum. O her zaman hayallerimde ve sonrasında benimle oldu. Çok uzun yıllar boyunca da benimle kalacak. 

☆ İki ailenin arasındaki başlayacak husumeti çözecek bir karar vardı. Bu kararı yıllar önce öğrenmiş olsaydın vereceğin tepkiyi çok merak ediyorum ben Leyla, zira siz birbirinizi çok önceden beri seviyordunuz. Tabi yaşananlar korkunç, atlatmak iyileşmek durumunda kaldığınız gerçeklik de ağır yük. Ben, bunca yıl kaybetmenizi düşünüp düşünmediğinizi merak ettim.

Leyla: Nişan kararını yıllar önce duysaydım da elimden gelen bir şey olmazdı. Ama duygusal açıdan bugün olduğum sağlıklı Leyla olamazdım. Duman da bu adam olamazdı. O da gençti, ben ise çocuktum denecek yaştaydım. Zaman bazı şeyleri iyileştirir. 

☆ Bizlere, hayata dair ya da hissettiğiniz aşkı baz alarak, söylemek istediğiniz benim unuttuğum ama sizin dile getirmek istediğiniz bir şey varsa lütfen çekinmeyin.

Leyla: Hiçbir şey için acele etmeyin. Olduğunuz zamanı değerlendirin ve unutmayın; sizin olan size geri döner.

Duman: Eşime katılmakla birlikte gerçekse aşk nerede ve ne zaman olursa olsun dönüp dolaşıp sizi bulur.

Roza: Hiç beklemediğiniz zaman sizi bulur aşk, siz bekleyin ya da beklemeyin.

(Derin bir iç çeker Polat, herkesin yüzüne bakıp döner karısına doğrudan gözlerinin içine bakar.)

Polat: Aşk size gelir, siz bekleyin ve görmeyi deneyin.

☆ Her birinize bayılıyorum, uzun yıllar mutlu yaşayın birlikte kalın ve hiç ayrılmayın.

☆☆☆

Bir arada olmaktan, sizi daha yakından tanımaktan büyük keyif aldım. Geriye dönüp bakınca iyi ki yolumuz kesişmiş de hayatımıza dahil oldunuz diyebiliyorum. Bana ayırdığınız vakit için önce size, sizi kelimelere dökerek unutulmayacak karakterler yazarak Payelll'e çok teşekkür ederim. Sizleri okumak, aşkınıza şahit olmak keyifliydi.

Payelll: Benim içinde keyifli bir sohbetti. İyi ki… Daima daha iyi karakterler yazmaya çalışacağım.

☆☆☆
Bu keyifli röportaja bir de güzel şarkılar eşlik etmeli. 🖤

Karakter Röportajı #1 Laviniapiaf - Sevgili Juliet


Canım dostlar,
Cehennem sıcaklarını geride bırakıp havaların serinlemesine sevinirken birbirinden önemli konuklarımı ağırlamaya devam ediyorum. Bugün bizlere eşlik edecek çiftimizi çok seveceksiniz. Sevgili Juliet dünyasında bizi kendilerine bağlayan, verdikleri mücadele ve sonsuz aşklarıyla hayranlığımızı kazanan Özgü Dağhan ve İbrahim Kayra Üstün sohbet konuğumuz.

Dağhan ismi size tanıdık gelebilir, Haziranda Sevelim Mi?'den tanıdığımız Şiir ve Ateş'in biricik kızları büyümüş de aşık olmuşlar. Oysa dün gibidir, anne ve babalarına şahitlik ettiğimiz günler.

(Yan gözle kapıdan içeri başını uzatıp öpücük atan Şiir Dağhan'a bakıyor, gülümsüyor ve çiftimize dönüyorum.)

☆☆☆


《Sevgili Juliet,
Sihirli değnek diye bir şey olmadığı gibi sihirli içecek diye bir şey de yok. Gerçek hayatta Demetrius Helena'yı bütün bağlılığıyla ve kalbiyle sevmiyor. Gözünün ondan başkasının görmeyeceği de gerçek değil. Birileri delirir, bir şeyler yıkılır, yeni masallar anlatılır ve sonra onlara da inanılır. Hayat böyledir. Sihirli geceler.》

☆ Öncelik olarak sizlerle konuşacak olduğum için inanılmaz mutluyum. Sohbetimize başlamadan önce hakkınızda biraz araştırmalar yaptım sizi köşeye de sıkıştırmak istiyorum ama onlara daha var. (Gülerek kalemi dudaklarına götürüp göz kırpar.) Zamanımız bol, bana ilk karşılaştığınızda aklınızdan birbiriniz hakkında neler geçti?

Özgü: Ben de kendi adıma bu röportaj için mutlu ve heyecanlıyım. Özellikle hakkımızda araştırma yaptığını duyduktan sonra. Soruna gelecek olursam... (Kayra’ya bakarak utangaç bir gülüş takınıyor.) İlk gördüğümde jüri koltuğunda oturuyordu ve diğer jüri üyelerinin aksine çok sert görünüyordu. Ondan onay almamın çok zor olduğunu düşündüm ki haklıymışım. Ve yani elbette o zaman da çok karizmatik olduğunu düşünmüştüm.

Kayra: (Cevap vermeden önce Özgü’nün kızarmış yanaklarına açıkça ve aşkla bakıyor.) Özgü en başta da olduğu gibiydi. Heyecanlı, samimi ve duru. Onu görür görmez önümdeki kağıtlara aldığım notlardan bazıları bunlardı. Beni yanıltmadı.


☆ İlk bakış ve ilk izlenim asla yanıltmaz yani. (Elini ağzına götürüp kıkırdar, iç geçirerek önündeki kağıtlara bakıp sıradaki soruya geçer.) Bu sorum biraz kişisel olacak, bu yüzden Kayra Bey için bir başka merak edilen soruya geçmeden önce vereceğin cevabı merak ederek sorumu yöneltiyorum. (Güler.) İkili ilişkileri birazda arkadaşlık kısmına değinelim. Arkadaşlıklar dostluklar önemlidir, tabi doğru kurulan dostlukların ömrü daha uzun olur. Bu konuda biraz dertli olduğunu biliyorum Özgü, bana hislerinden bahsetmek ister misin?

Özgü: Aslında geniş bir ailem olduğu için arkadaşlık kurmak pek aklıma gelmiyordu. İnsanlarla iyi anlaşıyordum ama onları hayatıma alacak kadar yakın bulmuyordum. Sonrasında işler biraz değişti. Herkesi kendim gibi zannetme hatasına ben de düştüm ve kötü bir deneyim yaşadım. Ama şu anda hiçbir önemi yok.

☆ Kayra Bey, sizi kaşları çatık kara kara bakar halde tanıyoruz. Şu an ise gözlerinizin içine kadar gülüyorsunuz. Size iyi gelen bir şeyler var anlaşılan. Özgü hayatınıza girdikten sonra mi edindiniz bu halinizi, bire ondan bahsetmek ister misiniz?

Kayra: (Başını sağ omzuna doğru eğerek dudaklarına tatlı bir gülüş yerleştirmeden edemiyor.) Çalışırken bu halimden eser yok gerçekten. Sahneyi, oyunu ve oyuncuları yönetirken hala çatık kaşlı adamın tekiyim. Ama haklısın, eskisi gibi olmam mümkün değil. Özgü beni değiştirmedi ama ben Özgü’ye layık biri olmak için kendimi törpüledim diyebiliriz. Bazı şeylere istesem de eskisi kadar keskin yaklaşamıyorum. Yani en azından Özgü oralarda bir yerlerdeyse... (Bu ikisini de güldürüyor.)

☆ Sizlerle karşılıklı oturup sohbet edercesine sorduğum sorulara yanıt almak inanılmaz bir duygu. Bir başka soruma geçiyorum. Tiyatro her ikiniz için de önemli bir yere sahip, sahnede olup verilen rolü yerine getirmek canlandırmak Özgü, en ince detayı sahnede gerçekleştirmek Kayra sizin için önemini bir kez daha ağzınızdan duymak isteriz.

Özgü: Tiyatro eşittir tutku demek benim için. Sahnede olmadığım bir işi yaparken kendimi hayal bile edemiyorum. Orada başka ruhlara bürünmek, onların üzüntüsünü ya da sevincini yaşamak beni arındırıyor. Her gün daha fazlasını öğreniyorum ve hatta her gün şaşırmaya devam ediyorum. Daha ne isterim?

Kayra: Sahnenin tamamını dışarıdan farklı bir gözle seyredebilmek başka bir iş tabii. Benim için bir zamanlar vazgeçmeye yakın olduğum bir hayaldi ama şu anda orada hiç var edilmemiş oyunlara yer vermek istiyorum. Bunu Özgü’yle beraber yapmak da işi daha şahane kılıyor benim için.

☆ Tiyatro tutkuyu diri tutarken, tutku aşkı size getirdi. (Gözleri parlayarak ikisinin arasında gidip geldi.) Aşk hakkında konuşmak isterim bir de ben. Bulması zor, kaybetmesi de kolay olan bu güçlü duyguya siz kapıldığınızda yaşadıklarınızı ilk elden şahitlik ettik. Bir başka pencereden bu soruma yanıt bekliyorum bu sefer sizden. Müzmin bir bekar olarak aşkı sizler sayasinde görüyoruz, peki yaşaması nasıl bir duygu?

Özgü: Benim hiç çocukluk aşkım bile olmadı biliyor musun? (Gözlerini kaçırarak eğip büktüğü parmaklarını seyrediyor.) Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Sonuçta insanlar her zaman aşık olduğu insanlarla devam edemiyorlar. Benim ufak tefek hoşlanmalar dışında yoğun hislerle kendimi kaybettiğim tek kişi oldu. O da Kayra. Dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama biz birbirimizi keşfedene kadar epey yorulduk. Aşk hem yorucu hem de sizi bir şekilde dinç tutmayı başaran bir duygu bence.

Kayra: Ben aşkın her şey olabileceğini ve her şeyi yaptırabileceğini düşünürdüm fakat herkesi bulmak zorunda olmadığına inanırdım -ki böyle düşünüyorum. Şimdi bu duyguyu yaşarken daha da özgürleştiğimi hissediyorum. (Özgü’nün elini tutup eğip büktüğü parmaklarını kendi parmaklarıyla kenetliyor.) Bunu yaşamaya devam etmek için her şeyden vazgeçmek bana çok kolay görünüyor.

☆ Sizi böyle aşkla ve mutlu halde görmek her şeye değer dedirtiyor. Yaşadığınız tüm zorluklar sizi mutlu sona ulaştırdı. O mutly sona ulaşmak için epey badireler atlatmak durumunda da kaldınız. Kayra, bu sorum sana. Özgü'nün ailesinden onay almak senin için epey zor oldu. O anları yaşarken biraz acımasız gelecek ama biz epey eğlendik. Şahsen ben kahkahalarımı tutmakta başarılı olamadım. Sen yaşarken neler hissettin?

Kayra: Dışarıdan komik göründüğüne dair şüphem yok zaten. Yaşarken çok afallatıcıydı. Hem kalabalığa alışkın değildim hem de o kadar dükşmanca bakışın arasında ne yapacağımı bilmiyordum. Ama sonra her şey yavaşça yoluna girdi. Şu an hatırladıkça bazı şeyler sahiden komik geliyor.

☆ Aile demişken kalabalık bir aileye sahipsin Özgü ve bir de ikiz kardeşin var. İkiz olsanız da  farklı karakterlere sahipsiniz. Biriniz sessizken bir diğeriniz sıkı yumruklara sahip. (Kayra'ya doğru kaçamak bir bakış atıp güler. Gülüşünü saklamak için de eliyle burnuna dokunur.) Kayra'yı kabul etmeleri epey sancılı oldu, Özgü bu sefer bayılmadan o anları bize anlatmak ister misin?

(Kayra bu bakış ve gülüşle beraber gözlerini yukarı dikip dudağını dişler.)

Özgü: Bir daha bayılıyormuşum. Yok yok merak etmeyin bayılmadan duracağım, söz. Ne desem eksik kalacakmış gibi geliyor çünkü o anları yaşarken şoktaydım. Evet, ailemi tanıyorum ama böyle bir durumun içinde kalmamıştım hiç. Haliyle neye nasıl tepki vermem gerektiğini şaşırıyordum. İstediğim tek şey Kayra’yı benim gibi bütünüyle kabul etmeleriydi. Bir şekilde yoluna girdi sanırım bazı şeyler.

☆ Kalabalık bir aile parçası olmak da güzeldir. Kuzenler, amca ve teyze, yenge, enişte derken hem samimi hem de ayrılmaz parçalarsınız. Ama en çok Kartal beni eğlendirdi, bir de Ege. Onlarla da ilerde bir gün uzunca bir süre birlikte vakit geçireceğimiz zamanlarımız olacak. Özgü, seni en dehşete düşüren, şu an düşününce gülmeni sağlayan an hangisiydi? (Yan dönüp Kayra'ya muzipçe bakar.) Senden de böyle bir anı keyifle dinleriz.

Özgü: O üçlü felaket. (İç çekip başını sallıyor.) Yemin ederim Nil, Kartal ve Ege gibisini bulmanız mümkün değil. Yaşadığımız her şey olaya dönüşüyor çünkü bundan besleniyorlar. Açıkçası atlatamadığım durumlardan biri de büyükelçinin oğlunu rehin almalarıydı. İşte Kayra’nın ailemi tanımaya başladığı ilk gün o olabilir.

Kayra: Sonradan çok daha büyük vukuatları da oldu bence. O yüzden bu soruya asla spesifik cevap veremem.

☆ Üçlü felaketten bahsetmişken seslerini duyuyorum, onları da aramızda görmekten memnun olurum, hem bir iki soru da onlara yöneltmek isterim. Eh tabi, Öykü de dahil bu ekibe. Sahi, onun aşk hayatı herkesi şaşkına çevirmişti. Bunun üzerine sizde bıraktığı izlenimi sorsam.

Kartal: Yönetmen bizi bir salsa duyacaksın da işte.

Nilüfer: Kendini geliştirmiş insanlara soruluyor tabii bu sorular. Senin gibi kafayı yemiş kanatsızlara değil.

Ege: Söz hakkı verildiğinde konuşmayı bir borç bilirim. Bu arada nasılsınız.

Özgü: Şşt! (Üçlüye gözlerini belettikten sonra arkasına yaslanıyor ve soruyu düşünürcesine dudağını büküyor.) Öykü öz ikizim olmasına rağmen bazı şeyler benden bile sakladı. Gerçi o dönem kaos üstüne kaos yaşıyorduk. Anlatacak zaman da bulamamış olabilir. Valla biz Uraz’ı boş bulduğumuz her an tebrik ediyoruz çünkü Öykü’yü ikna edebilmek büyük mesele.

Kayra: Bir ara tüm aile üyelerinin sıraya girip elini sıktığını da gördük. Hak etmiyor denemez elbette.


☆ Ah Egeciğim sizinle bir arada olup da kötü olmak mümkün mü? Nilüferciğim Kartal'ı çok sıkma, bir dost tavsiyesi olsun bu. (Göz kırpar ama bu hareket öylesine yapılmış bir hareket değildir, altında yatan büyük bir ima vardır.) Her biriniz bambaşka kişilersiniz ve sizleri çok sevdik. Gerek anne babalarınız gerek siz, bizlere birkaç şey söylemek ister misiniz?

Ege: Özellikle benden bahsettiğini düşünerek kesinlikle değil diyorum.

Kartal: Bak da gör. (Bu sırada Nilüfer’i dirseğiyle dürtüyor.)

Nilüfer: Elbet bir gün ben de alkışlanacağım. İşte o günü hasretle bekliyorum. Söylemek istediklerim bu kadardı. Hoşça kalın.

Kayra: Gençler şovunuz bittiyse sözü alalım biz. (Özgü’ye bakıp göz kırpıyor ve birbirlerine kenetlenmiş ellerini kucağına çekiyor.) Beni tazeleyen bir röportaj oldu. Teşekkür ederim soruların için. Herkes sanatla ve aşkla kalsın.

Özgü: Harikaydın. Ben de çok teşekkür ederim. Son olarak herkesin inandığı şeyin peşinden gitmesini, sanatın her yere bulaşmasını ve iyileştirmesini diliyorum. Nasılsa sanat denen sonsuzluğun içinde aşk, özgürlük, bağlılık, heyecan ve daha bir sürüsü var.

☆ Her biriniz ayrı değer de ve güzelliktesiniz. Bizlerin hayatına renk kattığınız için her birinize teşekkür ederim. Esas çiftimize son sorum. Sohbet güzeldi fakat veda zamanı geldi. Dönmeniz gereken bir yuvanız varken daha fazla sizi tutmayayım. Bizlerle buluşturan, sizlerin hayatına bizi şahit kılan sevgili Laviniapiaf için kısacık bir iki cümle ile size veda edelim. Çok keyifli bir sohbetti, sizleri özleyeceğim. Umarım hep mutlu olursunuz!

Bu arada, Öykü'nün de uzun uzun kendi yaşadıklarını anlattığı dunyaya konuk olmayı dilediğimizi de araya sıkıştırayım.

Özgü: Lavinia’nın anlamı ölüm çiçeğiymiş. Piaf da serçe demek. Ben yazarın sadece mahlasına bakarak uzun uzun iç geçirebilirim.

Kayra: İyi ki. Defalarca kez iyi ki ellerinde yoğuruldum Lavinia.


☆ Hangi kameraya bakıyorduk, ah evet. Ne yazık ki bize ayrılan sürenin sonuna gelirken bir röportaj macerasını da geride bırakmış bulunuyoruz. Bize bu güzel serüveni sunan sevgili Laviniapiaf'a da teşekkür ederim. ♡

Unutmayın ki sayfanın sonunda aşk varsa, sayfanın sonunda hayat da var.
Sevgilerle...