Sağdıç - Jennifer L. Armentrout


Özgün Adı : Tempting the Best Man
Kitap Adı : Sağdıç
Yazar Adı : Jennifer L. Armentrout
Seri Bilgisi : Gamble Brothers
Çevirmeni : Talin Ataman
Sayfa Sayısı : 168
Yayınevi : Dex Kitap
Baskı Yılı : 2015
Kitaba Puanım : 3/5
GAMBLE KARDEŞLER  serisi başlıyor!

Madison Daniels çocukluğundan beri, ağabeyinin en iyi arkadaşı Chase’e âşıktı. Gamble kardeşlerin yakışıklı, dürüst, başarılı, komik… ve inanılmaz seksi Chase’ine.

Büyük bir sorun vardı. Chase annesine korkunç günler yaşatan çapkın babası gibi biri olmaktan korktuğu için daima geçici ilişkiler yaşamayı tercih ediyordu. Madison’dan çok hoşlanmasına rağmen onu çoktan gözden çıkarmıştı.

Madison ve Chase, Madison’ın ağabeyi Mitch’in düğününde sağdıç ve nedime olarak bir araya geldiler...

Romantik bir düğün, küçük bir yanlışlık ve bastırılmış tutkular…
Olacaklara kim engel olabilirdi ki…
LUX serisi, Kış Güneşi ve Saplantı’nın dünyaca ünlü yazarı Jennifer L. Armentrout’tan tutku dolu bir hikâye...

(Tanıtım Bülteninden)
Gamble kardeşler serisini toplamışken ilk kitaptan başlayarak okumasam olmazdı diyerek dilimize Sağdıç olarak çevrilen serinin ilk kitabını okudum.

Kendini kolay okutan sayfa sayısı az olması sevindirici bir kitaptı Sağdıç. Zira uzaması sayfalar dolusu anlatılması gereken bir hikayeye sahip değildi, 200 sayfa yeterliydi. Komik, nispeten sevimliydi ama düşüncelerimi tüketecek kadar duygusal değildi.


Esas kahramanımız Madison, her zaman ağabeyinin en iyi arkadaşı olan Chase'i tutuktur. Bu sevgiyj gizlediğini de düşünür fakat kendisi dışında herkes durumdan haberdardır. Sarhoş bir gecede yaşanan olaylar dışında Chase, Madison'ı her zaman kendisinden uzakta tutar.
Madison'ın ağabeyinin düğün partisinin kaldığı tesiste bir karışıklık çıkınca ikisi aynı kulübeyi paylaşmak zorunda kalır. Söylemeye gerek yok, gerisi tahmin edilir bir kurgu, cinsel gerilim ve çekim de var kitapta, okutuyor kendini. Hissettikleri duygularla ne kadar mücadele etmeye çalışırlarsa çalışsınlar, uzak kalmaları mümkün olmaz ve olaylar bir o kadar ilginç hale gelir.

Seri başlangıcı olarak hafif bir kitap, seriyi edinip beklentisiz beklemeden okuyun derim.
Not: İlk okuduğum zamanlarda çok sevmiştim şu an ise fikirlerkm değişmiş ama keyif aldım tabi. 👍🏻


Juniper Tepesi - Devney Perry | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Juniper Hill
Kitap Adı : Juniper Tepesi
Yazar Adı : Devney Perry
Seri Bilgisi : Edens Serisi #2
Çevirmeni : 336
Sayfa Sayısı : Meryem
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Memphis Ward hayatının en kötü beşinci gününde Quincy, Montana’ya geldi. Duş almaya, bir şeyler atıştırmaya ve biraz akıl sağlığına ihtiyacı vardı. Çünkü ülkenin bir ucundan diğer ucuna yeni doğmuş bebeği ile taşınmak şimdiye kadar yaptığı en çılgınca şeydi. Ama belki de iyi bir hayat kurmak biraz çılgınlık yapmayı gerektiriyordu. Geçmişini geride bırakmak; bin kilometre ve yeni bir şehir gerektiriyorsa ve bu, oğlu için iyi bir gelecek anlamına geliyorsa bunu yapacaktı. Görkemli hayatını geride bırakması gerekse bile. The Eloise Oteli’nde temizlikçi olarak çalışması ve bir garajın üstündeki küçük çatı katı dairede yaşaması gerekse bile. Hayatının en kötü beşinci gününde, şimdiye kadar gördüğü en yakışıklı adamla tanıştı. Knox Eden güzel, günaha teşvik eden bir rüya, bir şef ve onun geçici ev sahibiydi. Keskin, sakallı çenesi, dövmeli kolları ile saf ve vahşiydi. Onun asla sahip olmadığı ve sahip olamayacağı her şeydi… Çünkü hayatının en kötü birinci gününden sonra Memphis iyi bir hayata sahip olmanın hayallerinden de vazgeçmeyi gerektirdiğini öğrenmişti. Bu yüzden Knox Eden gibi bir adam sadece bir hayal olarak kalacaktı.
(Tanıtım Bülteninden)
Edens serisi Juniper Tepesi ile devam ederken sessiz karakterimiz Knox'un hayatına dahil oluyoruz. Kasabaya bu sefer bekar bir anne geliyor ve işe, dahası kalacak yere ihtiyaç duyuyor. Derken bizim yalnız yaşayan kovboyumuz ile yolları kesişiyor.

Yazarın ortaya koyduğu evrene bayıldığımı ve de kitaplarına düştüğümü tam olarak bu kısımda söz etmek istiyorum. Geniş bir aile Edenler ve her birinin hikayesi bir öncekinden daha ilgi çekici, merak uyandırıcı oluyor. Kurguyu karakterleri de fazlaca sevdim dostlarım.

Kitaptan bahsetmeye devam edeyim. İlk kitabı okuyanlar finalde, bu kitabın esas kadın kahramanın yol tarifi sorması ile kim olduğunu bilir. Bu arada ayrı ayrı da okunur fakat bence seriyi peşi peşine okusanız daha keyif alırsınız.
Memphis, bekar annemiz küçücük oğlu ile kendine yeni bir hayat kurmak için yola koyulur, onu bu yolculuğu Juniper Tepesi'ne kadar getirir. Eloise onun için kalacak yer bulmuştur ve işi de hazırdır. Fakat şöyle bir pürüz vardır ki mülk sahibin gelecek olan kiracısından haberi yoktur.


Knox, beklemediği anda birden kiracıya sahip olmasıyla başta hoşnutsuz kalır fakat kız kardeşine asla hayır diyemez. Ve böylece zorunlu ev arkadaşlığı derken iş ortamında da sıklıkla karşılaşan çiftimiz birbirlerinden etkilenmeye de başlar. Eh bu sizi meraklandırdıysa, kitabı edinip okumaya başlayabilirsiniz. 👌🏻

Memphis'i takdir ettim doğrusu, geçmiş yaşamında kim olduğu ve gelecekte nereye gitmeyi seçtiği konusunda bu kadar öz farkındalığa sahip olması takdir edilirdi. Bir anne değilim fakat çevremde anne olan, o aşamaları yaşayanlardan gördüğüm kadar bir kez daha hayranlık uyandırdı içimde. Susmayan her an ilgine muhtaç bir canla ilgili olmak, kendi içinde yaşadığın keşmekeşlerle ağlama krizleri... Bunları yazarken de ruhum sıkıştı. Yazarımız bu evlereli çok iyi yansıtmıştı karaktere. Knox ise 👉🏻👈🏻 şey, bir adet ben de bundan alabilir miyim?

 
Bundanım olsun çünkü! 🙈 Beyfendiciğimin baştaki o uzak kalışı umursamazlığı efendime söyleyeyim soğukkanlı oluşu gittikçe eridi de eridi, bir baktık yemelik yutmalık ponçik biri hâline geldi. İlgili davranmalar, üzerlerine titremeler, Memphis ve oğluna  yemekler pişirmeler, beslemeler ama nasıl güzeller! 🤤 Şey 👉🏻👈🏻 Bana da her gün mutfağı ve yatak odasını dağıtacak bir Knox verin, siparişi nereden girmem gerekiyor?

Seride sanırım erkenden bitmesi gibi sorunum ver, hemencecik bitiyor ve karakterlerle vedalaşmaktan hoşlanmıyorum. Neyse efendim, seri hakkında dahası bu kitap hakkında özellikle de Knox hakkında edilen her övgüye kulak asın dostlarım, çünkü hak ediyor! Buradan kitap hakkında ucundan kıyısından bahsini ettiğim her arkadaşıma selamlar, kızlar yaşatıyor kitap adeta okumuyor yaşıyoruz resmen haklısınız yahu! 😱

Uzun lafın kısası, bekar anne, kasaba, yanlız yaşayan yakışıklı bey kurguları, aşka ikinci şans, başta anlaşamayıp sonradan dut gibi aşık olmalar seviyorsanız okumanızı önereceğim bir seri Edens serisi. Hatta şu kadarını söyleyeyim, ŞİDDETLE ÖNERİYORUM.

Keyifli bir okuma sonrasında veda ederken sizlere, kapak tasarımından çeviriye düzeltiye eli değen herkesin emeğine sağlık.

Eee ne diyorduk?
Tavsiye etmesi benden, okuması sizden. 💋

●●●

Edens Serisi;
#2 Juniper Tepesi / Juniper Hill


Kırgın Fısıltılar - Neva Altaj | Kitap Yorumu

 

Özgün Adı : Broken Whispers
Kitap Adı : Kırgın Fısıltılar
Yazar Adı : Neva Altaj
Seri Bilgisi : Perfectly Imperfect #2
Çevirmeni : Tuba Özkat
Sayfa Sayısı : 232
Yayınevi : Artemis Yayınları
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 4/5
Tuvaldeki Yaralar ile okurların beğenisini kazanan Neva Altaj, yeni kitabı Kırgın Fısıltılar’da anlaşmalı bir evlilikle bir araya gelen iki yaralı karakterin hikâyesini anlatıyor.
Mikhail
İtalyan ve Rus mafyaları savaşta.
Ortalık toz duman.
İki taraf da acımasız, insafsız ve affetmez.
Ama sonra, dünyalarımızı birleştirmek için bir karar verildi.
İki taraf arasında bir evlilik.
İtalyan mafyasının en güzel kızı,
Ve Bratva’nın en korkulan canavarı.
Onu o kadar uzun zamandır uzaktan seviyordum ki.
Sonunda benim oldu.
Ama gerçekte kim olduğumu anlayınca
Benden kaçacak mı?
Bianca
Kardeşim için her şeyi yaparım.
Onun güvende olması için
Bratva’dan biriyle evlenmek dahil.
Saldırgan, taş kalpli bir vahşi bekliyordum.
Ama hayrete düştüm.
Bu yaralı, korkutucu adam
İstediğim her şeye sahip.
Şimdi sıra bende.
Onun duvarlarını aşmam gerek.
Ve aramızdaki engelleri yok etmek için
Tek sahip olduğum kırgın fısıltılar…

Yakılan ateş büyüyüp bir savaşa dönerken Rus ve İtalyan mafyası karşı karşıya geliyor. Bu savaşı dindirmek için de alınan karar, evlilik.

Mikhail evlilik kararı karşısında tepkisiz kalır. Her iki taraftan ciddi kayıplar olmaması ve güç birliği yapmak adına atılan adımlar evlilikle neticelenir ve bunu o da bilir. Bu evlilikte talihli damat ise kaçınılmaz olarak kendisi olmasına şaşırmaz. Ancak gelinin kim olacağı konusunda meraklanır ve öğrenince bu teklifi sonsuz bir memnuniyetle 'kabul eder'. Uzun zamandır dikkatini çeken ve takibinde olduğu hayranlık duyduğu kadını başka bir erkeğe teslim etmek söz konusu bile olamaz. Mikhail, sevdiği kadınla birlikte olma şansını yakaladığı için son derece memenundur. Fakat ufak bir pürüz vardır, hiçbir kadının birlikte olmak isteyeceği bir görünüme artık sahip değildir. Edindiği kalıcı yaralarla düşünmesi gereken zaman vardır.

Kendinden başka kimseyi umursamayan bir babaya sahip olan Bianca için hayat zordur, hele ki zaafının kız kardeşi olduğunu bilen babasının bu kullanacağını bilmesi daha zordur.  Babası sonunda Bianca'dan kurtulma şansını elde edince bunu kullanır. Onu kurtların (Bratva'nın) önüne atmak anlamına gelse bile bu fırsatı kaçırmaz. Teklif edilen evliliği kabul etmesi gerekir, aksi takdirde kardeşi için yapılacak plan hoş değildir. Kaderine razı olarak babasına benzeyen bir adamla evlendiğini düşünse de tam tersi biriyle karşılaşır.

Bianca yavaş yavaş bu yaralı adama duyduğu tuhaf ilgiyi kabullenir, onun ördüğü kalın duvarları yıkmaya çalışır. Mikhail ise onun kendisinden daha iyisini hak ettiğini bilse de ondan vazgeçemiyor. Görünüşe göre büyük canavar ve narin balerin birbirleri için yaratılıldıklarını keşfetmeye başlıyor.

Bianca ve Mikhail arasındaki bağ çok özel ve nefes kesiciydi. Aşkın mukemmellik aramadığını, içinde olanı gördüğünü, kaybetmeyecek kadar önemli olduğunu karakrerlerle birlikte hikayede okuyoruz. Bu dünyada hiç kimse mükemmel değil, her birimizin mükemmel tanımları var. Bazı şeyleri anlamamamız ve sevmememiz onun değerini ortadan kaldırmıyor. Tarif edilemeyecek bir şey aşk ve çoğu zaman onu en az beklenen yerde bulur, şanslı olan kişi. İçinde yaşadığımız dünyanın en güzel ve denk gelmesi en iyi yanı da bu.

Neva Altaj, ruhunuzun derinliklerine ulaşacak, okunması kolay bir kitap yazma gücüne sahip. Her kitabında bunu okura sunuyor. Yapbozun eksik parçasının yerini muhteşem şekilde bulma serüveni anlatılıyor. Tamamen kusurlu bir çift hakkında duygusal ve baştan çıkarıcı bir kitap.

Mafya kitabı seven okurlara rahatlıkla önerebileceğim bir kitap. Okuyanın seveceğine eminim. 🥰

Tavsiye etmesi benden, okuması sizden. 💋

Kusursuzca Kusurlu Serisi / Perfectly Imperfect Series;

#2 Kırgın Fısıltılar / Broken Whispers

Ekim'de Neler Yaptım?


Bir #ayınözeti ile daha beraberiz. Ekim ayı nispeten durağan geçti, daha fazla okurum diye tahmin ediyordum fakat tam tersi oldu. Beş kitap okurken yeni başladığım üç webtoon serisi daha arttırdım. Şöyle ki hali hazırda devam eden serilerin bölümlerini okurken finali bekleyeceğim bir sürü serim oldu. 🤭

Okuduğum kitaplara gelecek olursam, beni inanılmaz etkiledi her birine bayıldım ve benden tam puanı kaptılar.

• Etini Acıtmak 4/5

11 öyküden oluşan kitapta yazar insan hayatındaki çeşitli konulara veriyor. Ölümü kaybı umudu sevgiyi satırlardan okuyorsunuz.

• Sır Sepeti 5/5

İnsanlar kendilerine sakladıkları sırları sosyal medyadaki bir uygulamadan dm ile birine atsalar ve o biri yorumlayarak sırları paylaşsa ne olur? Okuyarak göreceksiniz.

• Saklı 5/5

Altın Tutsak serisi tüm ihtişamıyla devam ediyor. Saklı kitabında Auren'ı kampta buluyoruz ve tam anlamıyla tutsak fakat özgürlüğünü de bu tutsaklıkta bulmaya yaklaşıyor. Merak eden seriyi satın alarak okuyabilir. *Seri yetişkin okura hitap ediyor.*

• Gecenin Rengi 5/5

Bir kaza tüm hayatını değiştirir mi? Duru yaşamasa sanırım hayır derdi ama yaşadı, en çetrefilli yoldan geçerek hemde. Ona inananlar olduğu kadar inanmayanlar da vardı, kocası yabancı olabilir miydi? Kitabı okuyarak cevaba ulaşabilirsiniz.

• Yalanın Yangını 5/5

Yalan üçlemesi son bulurken tüm soruların cevaplarına kavuşuyoruz final kitabıyla. Öyle bir sondu öyle bir aşktı ki okuduğumuz, fav erkek karakterlerimden biri bu seride benim. Cağnim Adrian! 🖤 ŞİDDETLE ÖNERİRİM. *Seri yetişkin okura hitap ediyor.*

Okuduğum webtoon serilerine geleyim. 3 yeni (daha doğrusu bölüm biriktirerek okuduğum) seriler için de şunu söyleyebilirim ki beni epey heyecanlandıran ve eğlendiren seriler oldu.

• I Am the Villain 4/5

Okuduğu bir kitapta karakter olarak uyansanız üstelik her şeyi değiştirip huzur içinde yaşarım hayali kurarken, aslında o karakter olmadığınızı fark etseler... seri devam ediyor, finali için heyecanlıyım ve şey... OKUYUN. 🖤

• Winter Wolf 4/5

Devrimde ailesini acı şekilde kaybeden Lyshteia canını zor kurtarıp kaçıyor, kaçarken de kalan parasıyla saklanabileceği bir yer bakınıyor fakat birilerk onun da ölmesini isteyerek peşine gözü kara bir katil takılıyor. Serinin yavaş ilerlemesi bir tık can sıksa da keyifle okuduğum tarihi aşk kurgulardan biri. Bu arada *Seri yetişkin okura hitap ediyor.*

• the Dragon King's Bride 4/5

Berek lordu gayri meşru kızından kurtulmanın fırsatını bulur, Lucina ise özgür olmak için gelecek her teklifi kabul etmeye hazırdır. Bu ejderha kralının gelini olmak da olsa.

İzlediğim dizi yeni başlayan kore dizisi, tabi ben kdramadan devam. Strong Girl Nam-son, yalnızca ailenin kadınlarının inanılmaz güçlü olduğu bir karakterin yolculuğu. Çok bahsetmeyeceğim ki bitirdiğimde yorumda daha uzun bahsedebileyim. Film köşemizde İlk Bakışta Aşk'ın İstatistiksel Olasılığı. Valla beğendim ile beğenmedim arasında kaldığım izleyip geçilecek hakkında fazla kafa yorulmayacak bir hikayesi vardı. Anime köşemizde nefret kusacağım bir serinin ilk sezonu kafi gelen seriye başladım yarısında bıraktım. ljiranaide, Nagatoro-san konusundan bahsetmeyeceğim fakat hiç sevmedim. Taraflardan hangisi olursa olsun karşındaki kişinin sınır ihlalini yapması dümdüz taciz nazarımda. Imalar, yakınlaşmalar erkek olsun kadın olsun haz etmiyorum. Eğer ki her ikisi de bundan memnunsa sorun yokama bu seride bahsettiğim tavır hakimdi ve hiç hoşuma gitmedi. Hemde hiç!

Müzik konusuna gelirsek, hadi ama avaz avaz Parla'yı söylemedik mi 🤤


Yalanın Yangını - Rina Kent | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Consumed by Deception
Kitap Adı : Yalanın Yangını
Yazar Adı : Rina Kent
Seri Bilgisi : Deception Trilogy #3
Çevirmeni : Deniz Metin
Sayfa Sayısı : 336
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Gerçek daima göründüğü gibi değildir. Lia bunun farkında olmasa da yakında olacaktı. Çok yakında. Bu hayatı ben seçmiştim. Bu yolu. Bu çarpık anlaşmayı. Lia için şeytanla anlaşma yapmış, kader ve ölümle oynamıştım. Artık geri dönüşü yoktu. Onu çalmıştım ve hiçbir hırsızın yapmayacağı gibi ben de onu geri vermeyecektim. Lia bağımlılığımdı. Takıntım. Aşkım. O benimdi.

(Tanıtım Bülteninden)
Rina'nın kalemiyle tanışmak yaptığım en doğru seçimlerden biriydi. Okuması son derece keyifli bir kitaptı. Kurgu hikaye karakterler olarak okuyanı tatmin etti, vaat edilen her şey serinin içinde vardı. Aksiyon, ihtiras, entrika, aşk her şeyin fazlası vardı.
Yalanın Yangını kitabıyla birlikte serinin başından itibaren oluşan soruların karşılığı buluyoruz, kafa karışıklığı çözüme kavuşuyor. Geriye dönüp baktığınızda her şeyin yerine oturduğunu görüyorsunuz. Tam anlamıyla görkemli bir bitişi karşılıyoruz son kitapla birlikte... 🤤

İkinci kitaptan hatırlıyoruz ki yanlış iletişimden kaynaklanan bir takım yönlenmeler ve beraberde söylediği yalan sakladığı bilgi derken kendini çıkılması zor bir yola sokmuştu hani, işte Lia ​​artık her şeyin farkında. Hatırlaması gerekenleri hatırlarken öğrenmesi gerekenleri de öğreniyor. En azından daha dinleyen daha gören bir konuma alıyor kendini.

Lia daha kendinde daha güçlü, peşine takılan şeytanları yeniyor üstelik. Bir yandan Adrian'a karşı olan hisleriyle yüzleşiyor. Nerede hata yaptığını kendine itiraf ediyor, Adrian'ı kendinden nasıl uzaklaştırdığını ve güvensizliklerinin aklını ele geçirmesine izin vermesindeki pişmanlığı okuyoruz satırlarda. Ve silkeleniyor, ilişkileri için gerçekten savaşmaya, ihtiyacı olan yardımı almaya karar veriyor.

Adrian, bu adamın Lia harici herkesin korkulu rüyası olurken, bir tek ona çelikten kalkan olup pamuklara sarma isteği beni böyle yumuşacık ediyor. Seviyor adam arkadaşlar, hem de bencilce olduğunu düşünüp onu kendinden bile sakınarak ama şey 👉🏻👈🏻 öhhö neyse, seviyor arkadaşlar. 😏 Yine sert ve şey öhhö acımasız hâlini gördük ama yani şimdi öylesi okuması da keyifliydi, hadi itiraf edin! *itiraf bekliyorum arkadaşlar yoksa keserim sizi.🔪*

Adrian'in sert hâlinin tek sebebi ise tamamen Lia, onu her fırsatta uzaklaştırması ve kendini tam anlamıyla bırakamadığı için duygularını ifade etmekte zorlanıyor. Ki yine ikinci kitapta şahitlik etmiştik nasıl bir çocukluk yaşamıştı, bunu da düşünerek insanın içi eziliyor. İhtiyaç duyduğu sevgiyi hiçbir zaman sahip olamamasının verdiği o eksiklik ilişkilerinde hep ortasında duruyor.

Adrian duygu yumağı hâlinde; Lia'nın ona söylediğinin gerçek olma olasılığıyla hissettiği  kızgınlık bir yana ona olan sevgisini azaltmıyor. Tabi cezalandırmak istiyor. 😏 Sacede kendine ait olduğunu hatırlatmak istiyor. 😏 Bu sadece belli bir takıntı ya da ne bileyim işte doyurayım kendimi tarz bir durum değil Adrian için, adam aşık dut gibi hemde. Gözünü açıyor Lia diyor gözünü kapatıyor yine Lia diyor, düşünün Rus mafyası bir adam, herkes korkuyor vs ama bir kadın onun aklını alıyor. 🤭 çok iyi ama ehe 🤭
Her iki karakteri de seviyorum ama Lia'nın katakter gelişimi mükemmeldi ve sonunda evet be kızım dedirtti bana. En başından en sonuna kadar empato yapınca her eyleminde düşüncesinde paniklemesinde hak veriyordum ve iyileşmesi gerekiyordu. Bu gelişimi gösterdi ve kalbinin kapılarını sonuna kadar açıp güvenli liman olarak Adrian'ı seçerek teslim oldu. Adrian, aga ben ben iptalim bu adam karşısında, Adrian'ım da Adrian'ım.
Son olarak ailece onları okuması çok güzeldi, Jeremy bu kitabın yıldızıydı. Veledi zaten sevmiştim ama daha çok sevdim. Spoilersiz üstü kapalı anca bu kadar anlatabildim kitabı, umarım anlayabilmişsinizdir. 🤭

Efendim uzun lafın kısası ben yazarın anlatımına bayıldım, seriyi de aşırı seviyorum. Mafya kurgusu, karanlık bir aşk, yetişkin imgeler severim okurum derseniz seriyi size öneririm. 😍

Tavsiye etmesi benden, okuması sizden. 💋


Deception Trilogy / Yalan Üçlemesi;

#3 Consumed by Deception / Yalanın Yangını


Gecenin Rengi - Eda Yıldırım | Kitap Yorumu


Kitap Adı : Gecenin Rengi 
Yazar Adı : Eda Yıldırım
Sayfa Sayısı : 440
Yayınevi : Nemesis Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Mutlu bir evliliği olan Duru, kocasıyla geçirdiği trafik kazasında bebeğini kaybeder. Kaybının ardından psikolojik sorunlarla boğuşan genç kadın, hayatında birtakım değişiklikler fark ettiğini iddia ediyordur. Ona göre, kazadan sonra hastanede uyandığında yanında olan adam, kocası değildir. Her ne kadar onun gibi görünüp onun gibi davransa da evinde kalan adamın bir başkası olduğu fikriyle boğuşan genç kadına Capgras Sendromu tanısı konur.

Duru ise bu durumun psikolojik bir sorundan ibaret olmadığını düşünüyordur. Evindeki adamın gerçek kimliğini açığa çıkarmak adına hem zihniyle hem de tıp literatürüyle bir savaşa girer. Etrafı ailesi de dahil olmak üzere ona inanmayan insanlarla çevrilmişken bir doktordan yardım ister.

(Tanıtım Bülteninden)
Zar zor toparlanacağınız kaza sonrasında hayatınızda olan insan için hiç şüphe duydunuz mu? Sorunun cevabı ne derseniz, kulak verin bana a dostlar.

Duru için hayatı öyle bir nokta da duruyor ki soluğunuzu tutup olayları takip ederken buluyorsunuz kendinizi. Yazarımız öyle bir konuyu ele almış ki, gizemi bol gerilimi ensemizde hissediyoruz okurken satırları. Acabalar sürekli kafamızda dolaşıyor Duru gibi. Yanılma payı var mı, haksız mı ki, geçirdiği kazadan kalma travma mı yoksa diye diye her bölümde artan heyecanla ilerliyor sayfalar.

Karakterimizin mutlu giden evliliği vardı, kocasınaysa aşıktı. Geçirdiği o kaza sonrası her şey birden değişti. Severek evlendiği kocası, yanında duran kocası bir değildi. Sadece Duru'nun fark edebileceği ufak detaylar onu bu düşünceye itti, peşine düştü. Başına geleceklerden habersiz gerçeği öğrenmeye koyuldu. Neler oldu, bu süreçte ona inanan yardım edenler var mıydı yoksa kadıncağız tek başına mı mücadele etti derseniz, öğrenmek için yapmanız gereken kitabı edinip okumak. Tüm soruların cevapları kitapta saklı.


Gerçeklik neydi hangisiydi ikilemi yaşayan Duru'nun yalnızlığı, başa çıkamayacağını anladığında doktora başvurarak yaşadıklarının psikolojik bir çıkarımı olma seçeneğinin peşine düşmesi, çıkan sonuçla olası belirtilerin onu Capgras sendromu götürmesi ile hastalık hakkında bilgilerin eklenmesi kitapta en ilgimi çeken kısmıydı. Hastalıkla alakalı bilgiler, kurguya yedirilen detaylar her biri kitabı destekleyen daha güçlü kılan etkenlerdi. O merak etme duygusu hiç dinmedi, sorgulama şüphe sonuca varmaya çabalama korku her duygu okur olarak satırlardan geçti. Gecenin Rengi karakterleri kurgusu hikayesi beni tatmin edecek her unsura sahipti.

Duru'yu ve hikayesini merak edin bence, kitabı alıp da okuyun hatta. Ve şunu da demek istiyorum ki bu kitabı tv karşısında izlemek de isterim. Zira çok hoşuma gitti, ekran başından kaldırmayacak bir kurguya sahip çünkü. Efendim uzun lafın kısası okuyun okutun derim ben.

Tavsiye etmesi benden, okuması sizden. 💋


Yazar Röportajı #13 Eda Yıldırım - Gecenin Rengi


Uzun yıllara dayanan tanışıklıkla birlikte tatlı bir okur - yazar ilişkisi içinde olduğum Eda Yıldırım ile güzel bir röportajla geldim. Son kitabında gizemi kuşanıp gerilimi zırh edinmiş kalemine, Eda Yıldırım. Öyle bir kurgu oluşturmuş ki Gecenin Rengi kitabında, öyle bir hikâyeye çekiyor ki okuru, sonunda adalet yerini bulurken okuduğunuz satırlardan memnun kalıp sakince soluk aldırıyor.

Peki, onu yakından tanımaya var mısınız?

Eda Yıldırım 

 

1979 yılında İzmir’de doğdu. Dört çocuk annesi olan Eda Yıldırım, üçüncü çocuğunun doğumundan kısa bir süre sonra amatör hikâyeler yazmaya başlayarak yazım dünyasına adımını attı. İlk olarak internet sitelerinde "fanfiction" adı verilen hayran kurgu eserleri yazıp yayımladı. Yazım uğraşı içerisindeyken kendini geliştirebilmek adına sürekli bir okuma, araştırma sürecine girdi.

Yazar olarak adım attığı 2014 yılının Eylül ayında heyecanla ilk kitabını, 2015 yılının Mart ayında ikinci kitabını, 2016 yılının Ocak ayında  üçüncü kitabı yayımlandı. Uzun bir aradan verdikten sonra yazar; yazmaya, öğrenmeye ve okurlarını yeni kitaplarla buluşturmaya devam ediyor.

• Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım (2014)
• Kadınımın Şarkısı (2015)
• Karanlık Saklasın Bizi (2016)
• Gecenin Rengi (2023)


☆ Bilen biliyor fakat daha yakından tanımak isteyenler için; Eda Yıldırım kimdir diye sormak istiyorum. Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz.

• Öncelikle beni tanımak isteyerek bu röportajı okuyan herkese ve özellikle sana teşekkür ederim Nurhayat.

Eda Yıldırım 44 yaşında, 4 çocuk annesi, okumayı ve yazmayı hayatının merkezine çok küçük yaşta almış, aynı zamanda bir derneğin Genel Koordinatörlüğünü üstlenen acemi bir yazar adayı. Dört kitap annesi olmama rağmen hala kendimi yazar olarak adlandırırken çekiniyorum. Birkaç fırın ekmek yemem daha gerekiyor sanırım. İlk üç kitabım 2014, 2015, 2016 yıllarında peş peşe gelmesine rağmen gerek sektörde yaşadığım olumsuzluklar, gerek özel hayatım ve sağlık sorunlarım nedeniyle bir süre yazmaya ara vermek zorunda kaldım. Şimdi ise okurlarında iz bırakacağını umduğum yeni eserim Gecenin Rengi ile fırtına gibi olmasını umduğum bir dönüş yaptım.


☆ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?

• Aslına bakarsanız yazamaya ilk başlangıcım ilkokul beşinci sınıftaydı. Bir defter alıp, karakterleri yarattığımı, hepsine tek tek bir hikâye alt yapısı yazdığımı hatırlıyorum. Tabi arkası gelmedi. Ancak üvey babamın edebiyat öğretmeni oluşu, yazıyı sürekli hayatımda tuttu. Ödevlerimi tamamladıktan sonra onun verdiği bir konuda yazmak o zamanlar zoruma gitse de şimdilerde iyi ki o kompozisyonları yazmışım diyorum. Yazma alışkanlığımın temeli bu olsa da 3. Çocuğumun doğumunun ardından depresyonda olduğum süreçte başladığım fanfiction (hayran kurgu)lar benim ilk ciddi denemelerim. Sonrasında bu hikayeleri Harry Potter hayran topluluğu horkulukavcisi forum sitesinde yayınlamaya başlayarak kendime bir okur kitlesi edindim. O zamanlar tabi wattpad diye bir şey yok. Gerisi ilk kitabım Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım adlı hikayemi yayıncılara göndermemle ve birçok yayıncıdan olumlu dönüş almamla taçlandı.

☆ Yazma ritüelinden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?

• Dört çocuk annesi olduğumu söylemiş miydim, haha. Açıkçası benim yazmak için belli bir yerim ya da saatim yok maalesef. Keşke size Stephan King gibi saat 8.00’de yazmaya başlıyorum öğlen 12.00’ye kadar çalışıyorum diyebilsem. Boş bulduğum anlarda, mutfak masası, yatak odası ya da salonda kanepenin üzerinde yazmaya başlıyorum. Kahve ve o dönemde içiyorsam o dumanlı şey yanımda olur. 15 yıldır belirli dönemlerde bırakıp, tekrar o batağa sağlanıyorum. Müziğe gelirsek, saplantılı biriyim, eskilerden ya da sevdiğim şarkılardan iki listem var. Sürekli döner durur bu listeleri dinlerim. Yeni şarkıları bilmem ben. Özellikle bazı sahneleri yazarken beni o ruha sevk edecek bir şarkı bulurum ve günlerce sadece o şarkıyı dinlerim. Yazarken, araba kullanırken, çalışırken arka planda sürekli aynı şarkı çalar. Saplantılı olduğumu söylemiş miydim?

☆ Oluşturduğun kurguyu yazarken neler hissedip hangi duygularla yola çıkıyorsun?

• Benim için yazmak, bir şeylere hayat vermek. Karakterle konuşuyorum bazen. O ne düşünürdü, bu soruya ne cevap verirdi diyorum. Onlar için mutlu olur ya da üzülebilirim. Gözümü kapattığımda sahneyi görebiliyorsam bence olmuştur. 

☆ Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?

Bence bir kitapta olmazsa olmaz şey kurgu tasarımı. Günlerce üzerinde düşünürüm. Sürekli kendimle tartışırım. Kitabın eksik noktası olmaması için beta okurumla tartışırım. Yazar olduğumuz için herkes bizim doğrularımızı kabul edecek diye bir şey yok. Hata yapabiliriz, ama bunu görmemiz için ikinci bir bakış açısı önemli. Ama bir gerçek var, yazarken kurguda değişiklik olabiliyor. Başlangıç belli, son belli, ama bu yolculukta yaşanacaklar ve sizi o sona getirecekler belli değil. Kitap kendini yazıyor o aşamada. Asla sayfa sayfa not alıp yazmıyorum. Bölüm bittiğinde bir sonraki bölüm şekilleniyor. Kısacası iyi kurgu size iyi bir yazım süreci sunuyor. Kitabı yazmak kolaylaşıyor. Bence ikisi birbirine bağlı. 

☆ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

•Gerçekçi olmalı bir kere, karakterler ya da olaylar. Ne kadar kurgu olsa da fantastik bir evren yaratmadığımız sürece realiteden uzaklaşmamak gerek. Araştırma da çok önemli. Bilmediğim konuları yazmaktan korkmam ben, araştırır öğrenir öyle yazarım. Örnek vermek gerekirse ben hayatımda hiç terapiye gitmedim. Ama Gecenin Renginde bolca psikolog ve psikiyatr seansları okuduk. Bunu tabi ki bolca araştırarak, videolar izleyerek yazdım. En büyük korkum psikoloji hakkında eğitim almış ya da bu mesleği icra eden birinden gelecek olumsuz yorumlardı. Çok şükür okurlarım içinde vardı ve olumsuz bir yorum iletmediler bana. Tutarlı olmak da önemli. Bundan yıllar önce editör bir arkadaşım bana danıştı; Kitapta hamile bir kadın var. Beş aylık olmuş, çocukların ikiz olduğunu yeni öğreniyor. Dedim mümkün değil. Kitap eski dönemde geçse neyse ultrason yok, doktor kontrolü yok dersin. Ya da günümüzde cinsiyet öğrenmemek bir tercih olabilir. Ama sen karnında iki bebek taşıyorsan bunu illaki bir şekilde öğrenirsin. Küçük detaylar, ama kurgunu sarsıyor. Başa dönmen gerek. O yüzden kurgu tasarımı gerçekten önemli.

☆ Yazmaya karar verdiğin kitabı ne kadar sürede yazıyorsun? Yani bir romanın ortaya çıkması ne kadar sürüyor?

Eğer prensiplerime sadık kalırsam günde en az bin kelime ile başlıyorum. Alt sınır bu. Bazen iki bin yazıyorum. Haftalık en az yedi sekiz bin yazmış oluyorum böylece. Hafta sonları aileme ayırmaya çalışıyorum. Bu açıdan baktığınızda üç ayda bir kitap bitirebilirsiniz. Ama elbette tek işimiz bu değil. Yine Stephan King örneği. Gecenin Rengi altı ayda tamamlandı. Ancak basım aşamasına gelene kadar üzerinde bir yıl daha çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi her gün dosyayla ilgilendim dersem yalan olur. Ama sözleşmeyi imzaladığımda tamamlanmasının üzerinden bir yıl geçmişti. Bu süreçte kitaba önce lektör raporu aldım. Rapor doğrultusunda ileri yazarlık atölyelerine katıldım. Rapordaki geri dönüşlere   göre üzerinden iki kez daha geçtim. Editör bir arkadaşım okumasını yaptı. Beta okurum her süreçte yanımdaydı. Bana kalırsa yayıncın belli ise bir kitabın ortalama yazma ve basıma hazırlık süreci bir yıl ya da on beş ay denilebilir.

☆ Bir romanın başarılı olabilmesi için sence olmazsa olmaz koşul nedir?

ETHOS İlkesine uygunluğu. Şimdi burada ETHOS’u uzun uzadıya açıklayamam. Ancak editörlerin kitap başvuru dosyalarını değerlendiren bu ilkeyi baz aldıklarını söylemeliyim. Bu kitap bastırmanın başarılı yolu aslında. ETHOS a uyuyorsan kitabın basılır. Aksi takdirde basılamaz. Bence ücretsiz basım almış bir roman aslında zaten bir tür başarı elde etmiştir. Ama yazım aşamasında başarıdan söz ediyorsak kesinlikle kurgu diyemem. Ben Gecenin Rengi’ni çok iyi kurguladım. Ama kötü yazıyorum. Manasız, basılamaz. Basılmayınca da direk başarısız addedilebilir. Başarılı bir romanın olmazsa olmaz koşulu kendini eğitmektir. Doğru kurgulamayı, doğru yazmayı öğrendikten sonra başarısız olmanız çok olası değil. Gecenin Rengi’ni reddeden yayıncıları yazsam bir roman daha çıkar sanırım. Basım aşamasına gelirsek eğer yayıncıyla iletişim halinde olmak kesinlikle önemli. Bir whatsap grubumuz var, Kitabın yazım aşamasında kızım ben ve beta okurum ekliydi. Lektör raporunu aldığımda gruba editör arkadaşım eklendi. Baskı aşamasına geldiğimizde tasarımlarımın büyük çoğunluğunu yapan bir arkadaşım ve pr aşamasında blogger bir arkadaşım gruba dahil oldu. Gecenin Rengi’nin tüm aşamalarında beyin fırtınası yaptığımız bir ekibimiz var kısacası. Herkes düşüncesini belirtiyor ve ortak bir kararla harekete geçiyoruz.


☆ Gecenin Rengi'nin ortaya çıkış öyküsünü merak ediyorum, nasıl olduğundan bahseder misin? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdin, yazma süreci nasıl gelişti...

• 2022 Yılbaşında Covid-19 oldum maalesef. Bu süreçte kendimi odaya kapattım. Bir süre Witcher izledikten sonra tüm bölümleri bitirdim. Sonrasında izleyecek bir şey bulamayınca eski yazdıklarıma baktım, bazı dosyaları sildim. Bir arkadaşımın yazdığı ve bana yolladığı Color of Shoes isimli dosyayı gördüğümde dedim ki ne kadar güzel bir isim. O anda yeni bir hikâyeye başlama fikri doğdu. Hastalanmadan birkaç hafta önce internette capgras sendromu ile alakalı bir yazı okumuştum. Merak edip incelemiştim. Daha önce hiç duymadığım zihinsel bir rahatsızlıktı. Bundan güzel hikâye çıkar dediğimi hatırlıyorum. Önce hikâyeyi kafamda tasarladım. Sonra Beta okurumu aradım ve tasarımı anlattım. O kadar beğendi ki, beni yazmam konusunda teşvik etti. Hemen bir Word dosyası açıp önce karakterleri tasarladım. Ardından bir dosya daha açıp hikâyenin notlarını oluşturdum. Sonrasında son dosyayı açtım ve başlığa Gecenin Rengi yazdım. Kitap daha yazılmadan adı belli olmuş oldu böylece. Sonra süreç başladı. Gecenin Rengi ve karakterleri ile hayatımda her zaman özel yeri olacak bir kitap.

☆ Gecenin Rengi kitabını yazarken, senin açından zorlukları oldu mu?

• Açıkçası kitap kendini zorla yazdırdı diyebilirim. Yazmadan ya da kitabı düşünmeden bir saniyem bile geçmiyordu. Herkesle kitap hakkında konuşmak istesem de kurgunun hassasiyeti nedeniyle beta okurum ve kızım dışında her şeyi kendime saklamak zorunda kaldım. En zor kısmı buydu sanırım. Harika bir şey yaratmak ama bunun hakkında kimseyle konuşamamak. Şimdi kitabı bitiren herkesle uzun uzun sohbet ediyorum. Artık içinde ne kadar tuttuysam haha.

☆ Bize, çok detay vermeden Gecenin Rengi'nden bahseder misin?

• Yine Kurgu konusuna geldik. Kurgu hassasiyeti nedeniyle, büyük bir sürpriz sonun tadını kaçırmamak için çok fazla detay veremem. Arka kapak yazısıyla yetinmek zorundasınız. Merak edenleri kitabı almaya davet edelim. Ama karakterlerden şöyle bir bahsedecek olursak Duru güçlü bir kadın. Yaşadığı zor durum karşısında pes edebilecekken savaşmayı seçmesi bile bunun en basit ispatı.

☆ Duru, kitabımızın ana karakteri. Yaşadığı süreç zordu ve en nihayetinde adalette yerini buldu. Ben olsaydım şöyle olur dediğin yer olur mu?

• Duru yeri geldi kendi zihninden şüpheye düştü, yeri geldi kocasının bir sahtekâr olduğunu düşündü. Bunun neticesinde ne olduğunu kitabın sonuna kadar öğrenemiyorsunuz. Duru’nun yerinde ben olsaydım belki de pes ederdim. Detaylar…

☆ Her yazarın hayalleri arasında kitaplarının beyaz perdeye taşınması da vardır, kuşkusuz. Gecenin Rengi için film teklifi geldi diyelim İNŞALLAH OLUR vereceğin cevap ne olurdu?

• KESİNLİKLE EVET! En büyük hayalim aslında bu. Çünkü kurgu itibariyle tam da bir televizyon filmi olabilecek ya da mini dizi diyebileceğimiz bir yapım olurdu. Herkesin finali soluksuz izleyeceğinden de eminim. Ama çekim aşamasında beni sete davet etmeyeceklerse kalsın. Yapım aşamasının içinde olmak isterim. Karakterler olduğu gibi yansıtılmış mı? Eksik ya da fazla nokta var mı?

☆ Önceden çıkan kitapların var, bu kitapları yeni baskısı olup raflardaki yerini alır mı? Ki bir okur olarak bunu can-ı gönülden isterim.

• Açıkçası Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım’ı şimdi oturup yazsam çok daha farklı bir kitap okurdunuz. Geriye dönüp baktığımda o zamanlar çok iyi dediğim kitap başarısız bir denemeydi. Bu benim acemiliğim ile yayıncının ilgisizliğinin bir araya geldiği ortak bir başarısızlık. Düşünsenize editör yüzü görmeden, bölümler bile ayrılmamış bir şekilde basıldı. Şimdiki benim onu oturup yeniden yazacak hali yok. Bu haliyle de basılmasını istemem açıkçası. Kadınımın Şarkısı da bence okurun doyduğu bir kitaptı. 4500 adet basıldı ve baskısı yok. Fena bir kitap değil. Ama yeniden basılması için çaba harcayacağımı düşünmüyorum. Karanlık Saklasın Bizi ise kesinlikle basılmayı hak ediyor.  İlk baskının tükenmesinin ardından yayınevinin kapanması ikinci baskıya engel olmuştu. Okuyucu doymadı, ortada satış yok. Kitap da iyiydi. Beni uzun süre yazmaya küstüren de bu olmuştu aslında. Bir teklif olursa değerlendirmeyi düşünürüm.

☆ Yeni çalışmaların var mı? Varsa, kısaca söz edebilir misin?

• Gecenin Rengi yazım aşamasında yeni bir kurgu tasarladım açıkçası. Gerek iş yoğunluğum gerekse Gecenin Rengi’ne kanalize olmam nedeniyle sadece giriş bölümünü yazabildim. Sanki kurguda henüz olmamış dediğim bir nokta var. Bunu bulunca arkası gelecek diye düşünüyorum. Bu arada yine psikolojik bir rahatsızlığı temel alacak Psikolojik Gerilim türünde bir roman olacak. 

☆ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?

• Ayşe Kulin. Bu konuda cevabım kısa ve net. Ayşe Kulin’i Adı Aylin ile 2000 yılında okudum sanırım. Hayatıma yön veren kitap diyebilirim. Yazmak için olmasa da hayatta Aylin Rodomisli’yi örnek aldığım çokça nokta var. Başka Türk yazar okumuyorum. Yeniliklere çok kapalıyım. Saplantılı olduğumu söylemiştim değil mi haha.

☆ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?

• Ben okumaya Agatha Christie, Stephan King ve Barbra Cartland ile başladım. Rahmetli annemin kitaplığında onlar vardı çünkü. Şimdilerde Dan Brown, Jean-Cristoph Grange de ne yazsa okurum listeme dahil olan yazarlardan. Tabi fantastik türde Toilken, J.K. Rowling, Robert Jordan…

☆ Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsun?

• Sanırım sevdiğim yazarlar bu konuda ipucu vermiştir. Ara ara çerezlik olarak romantik okusam da genelde psikolojik, gerilim, korku, macera ve fantastik türünü seviyorum. Geçenlerde biri benden romantik film önerisi istedi. Ben izlemiyorum dediğimde şaşırdı. Ben de şaşırdım. Gerçekten çok hoşlanmıyorum. 

☆ Son olarak Gecenin Rengi'nden sonra gelecek olan kitabı ne zaman okuyacağız?

• Gönüller en kısa zamanda olmasını ister. Ama buradan baktığımda en az bir yıl daha var gibi görünüyor.

Güzel soruların için bir kez daha teşekkür ederek tüm okurlarıma sevgilerimi iletiyorum.



Mutlu bir evliliği olan Duru, kocasıyla geçirdiği trafik kazasında bebeğini kaybeder. Kaybının ardından psikolojik sorunlarla boğuşan genç kadın, hayatında birtakım değişiklikler fark ettiğini iddia ediyordur. Ona göre, kazadan sonra hastanede uyandığında yanında olan adam, kocası değildir. Her ne kadar onun gibi görünüp onun gibi davransa da evinde kalan adamın bir başkası olduğu fikriyle boğuşan genç kadına Capgras Sendromu tanısı konur.

Duru ise bu durumun psikolojik bir sorundan ibaret olmadığını düşünüyordur. Evindeki adamın gerçek kimliğini açığa çıkarmak adına hem zihniyle hem de tıp literatürüyle bir savaşa girer. Etrafı ailesi de dahil olmak üzere ona inanmayan insanlarla çevrilmişken bir doktordan yardım ister.

(Tanıtım Bülteninden)


Yazarın Kitapları


Kitabı okurken sürekli zihnimde çalan o şarkı.


☆☆☆

Keyifli bir röportajın daha sonuna gelirken, merak ettiğim her şeyi sormuş olmanın mutluluğu var. Sorularıma özenle yanıt verdiği için Eda Yıldırım'a çok teşekkür ederim. Yeni kitaplarını heyecanla bekliyor olacağım. ♡