[GKBT 26. Tur] Pedina - Mehtap Soyuduru Çiçek | Karakter Röportajı

 Gözlerinizi dikiyorsunuz. Kollarınız göğsünüzde bağlı, olanları izliyorsunuz. Yazar; “Bir pencerenin ardından izlerken hayatı...” diyerek yeni bir dünyanın varlığını haber ediyor. Kapılarını usulca aralıyor. Bu dünyada acımasızlığın, can sıkan gerçeklerin karşısında duran iki kişi karşılıyor.

Komiser Zehra ve olay adam Güven.

Uzun, kat edilmesi gereken ıssız bir yol... Sonucu belki de açık olan, ama çözümü zor bir bulmaca. İki farklı insan, iki farklı yaşam. Doğruların yanlış, yanlışların da doğru çıktığı bir hayat hikâyesi onların ki...

Görünüş -
Güven'in görünüşü : Uzun boylu, gözleri gece gibi karanlık. Sorar saklı orada bir sürü. Güçlü, güzel gülüşlü, yapılı...
Zehra'nın görünüşü : Saçları ensesinde, kendine inancı güveni olan bir kadın. Uzun boylu, güzelliğini saklamayı seçmiş. Erkek gibi görüntüsünün ardında narin bir kadın.
En sevilen şarkı -
Güven'in sevdiği şarkı : Doruklara Sevdalandım 
Zehra'nın sevdiği şarkı : Gamzedeyim deva bulamam.
Zayıflıklar -
Güven'in zayıf yanı : Korkması.
Zehra'nın zayıf yanı : Merhameti.
..
Soru 1 : İlk karşılaştığınız zaman, birbiriniz hakkında ne düşündünüz? Ve de şimdi, birbiriniz hakkında neler düşünüyorsunuz?

Zehra: Kocaman adam, alabildiğine... Ukala, az da burnu havada. Bakışlarında garip bir karanlık vardı. Sandım gözleri de kara diye. Bir damla yaş vardı göz bebeklerinde 'pıt' diye düşünce ucundan tutup ben de kaydım gittim. Velhasılkelam bu dev adamı ilk gördüğümde oldum ben Zehra. Bir daha da ummadım desem yeridir. 

Güven: Kadın kısmısı neyi ne kadar becerecek ki? Erkek tipli olsa bile... Yine de bir ısrarcı tarafı yok değildi. Çattık dediğimde çarpılacak olduğumu hesaba katmamışım hiç.

Soru 2 : Belki mecburiyetten, belki de değil ama belli bir süreyi bir arada geçirdiniz. Birçok şey de yaşadınız. Peki, birbirinizin​ hayatında var olmanın en iyi yanı ya da en kötü yanı neler?

Zehra: Güven'in hayatında olmak, bir erkeğin bir kadına verebileceklerinin farklı bir versiyonda suratına çarpılması demek. Kaybettiklerinin de hesaba katmayınca absürt komediden mizaha düşüveriyorsun. Bocalamak dediğin tam da böylesi. 

Güven: Bir kadının eli değdi mi erkek haline, vaktine, huyuna, husuna şöyle bir dikkat ediyorsun. Adamlaşmaya çalışıyorsun. Mayanda ne kadar varsa. Zehra bana bunu evvela yaptı fakat sonra kaybetmekten korktuklarıma bir yenisini ekledi.

Soru 3 : Koca yirmi altı gün boyunca, inişli çıkışlı duygulara boğulup dolu dolu yaşadınız yaşayacakları. Aslına bakılırsa, sizin hikayeniz o yirmi altı gün sonunda başlıyor. Çekinceler, korkular, fedakarlıklar ve aşk. İlle de bir arada okunacaksa da zor olsa da ben sizi yan yana, dip dibe durmanızı ve mutlu olmanızı isterim. Bu hususu göz önüne alırsak,  gelecek için kurulan planların arasında bir arada olmak varsa (aksini duymak istemiyorum bilmiş olun) planlarınızı bana anlatır mısınız?

Zehra: Belki Güven için hiçbir şey bitmemiştir. 

Güven: Zehra'nın mutlu olduğunu duyarak yaşamaya devam edebilirim. Yoksa tahammülü zor.

Soru 4 : Olmadan yaşayamayacağım dediğiniz şey nedir?

Zehra: Güven diyeyim isteniyor sanırım. Güven değil, umut. Umut etmeden yaşayamam. 

Güven: Yaşanmışlıklar... 

Soru 5 : İkinizi bir arada mutlu mesut görme hayalleri güden bizler, hikayenizin ilerleyen saflarında daha fazla “sizi” görebilecek miyiz?

Zehra: Tabii... Hatta iyi birer çocuk olursanız.. Pekala bu espriyi yapmıyorum. 

Güven: Mümkün. 

Soru 6 : Hayatın kendisi çoktan seçmeli en zor soruların olduğu bir sınav ya da karmaşık bir labirent. Elbette ki insan yaşadığı durumlar karşısında pişman olduğu “şeyler” vardır. Ya sizin böyle hissettiğiniz oldu mu? Olduysa deneyimleyip yaşadığınız en büyük pişmanlığınız nedir?

Zehra: En büyük pişmanlığım her şey ortaya çıksın diye canla başla çalışmam. 

Güven: Pişmanlıklar silsilesi diyelim biz bunlara. 

Soru 7 : Aşkı sormak istiyorum ben size. İkiniz, evet farklı hayatlar yaşamış farklı dünyaların insanısınız fakat hissedilen duygular birdir. Aşk desem, kendinize göre cevabınız ne olurdu?

Zehra: Aşk; inanmak, sığınmak, dokunmak... 

Güven : Kaybedeceğimi bildiğim kan revan bir savaş.

Soru 8 : Önemli sayılacak gerçeklerin burnunuzun ucunda olup, kendi dinine çizdiğiniz doğrular ile etrafında dolanırken düz bakar ya insan. Gerçekler ortaya çıkınca, aldandınızı fark ettiğiniz o an, hissettiğiniz duyguyu ben sizden dinlemek istiyorum. Özellikle Zehra sen, neler hissettin o anda?

Zehra : Ah be dedim kızım, yine çuvalladın. Bir kere de doğru adama inan. Bundan sonra da iflah olamayacağıma emin, sarsıcı bir öfke. Parçalasam onu ellerim kıyamaz. En büyük hayal kırıklığını ise orada Ağrı'da yaşadım. Erhan kapıda Güven karşımda iken. 

Soru 9 : Sizleri çok fazla köşeye sıkıştırmış gibi hissettim şimdi. Rahat olmanızı istiyorum. Hani, ben sizi okurken sürekli zihnimde dönüp dolaşan sorulardı bunlar. Ortamı biraz hafifletelim o zaman! Birbirinizi kıskandığınızı da gördük. Neden kolayca dökülmediniz ki bu durumda. Yani, duyguları kabullenip (her ne yaşıyor olsanız da, zorunda olduğunuz durumla beraber) daha rahat ifade etseydiniz ya kendinizi.

Zehra : Adamın sevgisi öyle ikircikliydi ki. Yoksa olmaz ben de öyle gizli saklı. İnadına ulu orta yaşarım. İnadına... 

Güven: Bir kıskandığım kadına baktım bir kendime. Layık mıydım ben ona be? 

Soru 10 : ‘Başkası ne der’ her insanın hayatında olan, yerinin sarsılmayacağı düşünce kalıbı. Bir kadının bir şeyleri başarmış olması, yapabileceği hep ikinci plana atılırken olmaz gözü ile bakılır. Ve bir kadın yaşayacağı her duygu da, her fiziksel yakınlıkta ille de etiket yer. Öyle ya da böyle hep olan, olağan bir şey artık bu. Ve bir kadın olarak rahatsız olsak da, yaşıyoruz en nihayetinde. Zehra, senden önce bu konu hakkında Güven'den bir cevap bekliyorum ben. Erkek yaparken elinin kiri olan bu durum, neden bir kadın için farklı farklı sıfatlar belirleniyor “erkekler tarafından”?

Güven: Yetersizlik aslında... Kendini tam hissedemeyen her erkekte biraz biraz var bu işaretleme duygusu. Böylece yapabildikleri daha bir ortada olacak. 

Soru 11 : Yaşadığımız coğrafyada örf adet diyerek yüzyıllar boyu, güçlü olanın güçsüz olan üzerinde hak iddia etmesi bilinen bir gerçek. Ve bazen insan istemediği durumların içinde bulabiliyor kendini. Güven de bana göre o kişilerden yalnızca biri. Her ne kadar değişmiş, kendini geliştirmiş olsa da kökü itibariyle, sıkı sıkıya bağlı. Güven, elinde olsa en çok neyi değiştirmek isterdin?

Güven: Annemin, Dudunun, Hacer'in hayatını en baştan değiştirmek. Sonra da Zehra... Büsbütün mutlu olabileceği bir hayatın baş rolü olurdum. Becerdiğim kadar. Çok da iyi baş rol oyuncusu değilimdir hani. 

Soru 12 : Geldik son soruya. Buraya kadar bana katlandığınız için size teşekkürü bir borç bilirim. Sizi sevdiğimi ve bayıldığımı söylemeliyim! Sizinle ilgili yeni haberler bekleyenler vardır eminim (en başta da ben) o haberler nelerdir acaba?

Zehra: Ben size Güven'den yana haber vereyim. Özgürlük en çok ona yakışıyor. 

Güven: Zehra'nın yarınında medeni bir erkek var. Babası kadar merhametli ve modern. Onu ancak öylesi mutlu eder. 


0 yorum:

Yorum Gönder