Derin Tutku - Samantha Young | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Samantha Young
Kitap Adı: Derin Tutku
Özgün Adı: Into the Deep
Seri Sıralaması: Into the Deep, #1
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 356
Yayınevi: Dex Kitap
Kitaba Puanım: 3/5
Küçük bir kasabada kendi halinde yasayıp giden Charley, büyük bir sehirden gelen Jake'le tanısınca dünyaya bambaşka gözlerle bakmaya başlar. Charley'yi yepyeni duygularla tanıştıran Jake, ona sonsuza kadar birlikte olma sözü verir. Ama beklenmedik bir trajedi, bu aşkı paramparça eder. Charley Jake'in izini kaybeder. Dört yıl sonra, Jake'i artık aklından söküp attığına inanan Charley'yi, bir yıllık yurtdısı egitimi için gittigi Edinburgh'da inanılmaz bir sürpriz karşılar: Hayatının aşkı Jake, yeni kız arkadasıyla aynı üniversitede okumaktadır!
Büyük aşkların kıvılcımları beklenmedik köşelerde gizlenir; derinlerde yakılan ateşler her zaman kolay küllenmez…
Derin Tutku, okuru aşkın izlerini takip etmeye çağırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Charley üniversitenin ilk yılında katıldığı bir parti de elbette ki eski erkek arkadaşını karşısında bulmayı beklemiyordu. Bonus olarak kolunda yeni sevgilisiyle görmeyi hiç, hiç beklemiyordu. Terk edilmeyi hâlâ da atlatamamış ve acısını yaşarken, eğlenmek için gittiği partide karşılaşmak isteyeceği en son şey bile değildi. Fakat Jake ansızın karşısına çıkmakla kalmamış, bir de geşmişte yaşadıklarından dolayı özür dileyerek arkadaş kalmak istediğini söylüyordu. Her ikisini zorlayan bu durumda asıl hissettiklerini geriye iterek arkadaş gibi davranmaları ve arkadaşlarını da bu yalana inandırmaları çok da zor olmadı. Aslında inandıkları için değil de her ikisinin öyle kendini rahat hissettiğini bildikleri için sessiz kaldılar.

Geçmişi geçmişte bırakmayan ikilinin asıl hikayeleri liseye dayanan ilk aşk macerasında temelleniyor. İlk aşklar unutulmazdır, kimse unuttuğunu iddia etmez. İlk heyecan ilk kalp çarpıntısı, ilk hayaller ve işler yolunda gitmezse ilk hayal kırıklıkları ve ilk acılar diye devam eder. Tabi  Charley içinde böyle oldu, on altı yaşındayken hayatının aşkıyla tanıştı. Kasabaya yeni gelen ve herkesin ilgisini üzerinde tutan gizemli çocuktu Jake. Gördüğü ilk andan beri birbirlerine ait olduklarını ikisi de biliyordu. Yeni yer yeni okul bir de ilk aşk derken Jake için yeni heyecanlar demekti; Charley için de öyleydi elbette. Mutlu oldukları bir birliktelik içindeyken onları huzursuz edenler de vardı. İşleri karmaşık hâle getiren hadiseyi ve ayrılık nedenlerini geçmiş anlatımında kitabın ortalarında öğreniyoruz. Bana göre ayrılma nedenleri biraz basitti. Tabi o yaşın getirdiği en uçta yaşanan duygular, ergenliğin en ateşli zamanları, hataya meyil eden davranışlar derken kaçınılmaz son onları buldu. Giden de geride kalan da perişan oldu, orası da ayrı tabi.

Araya yıllar girer ve artık üniversitededir. Charley ailesinin isteği doğrultusunda hukuk eğitimi alır fakat gönlünde yatan meslek farklıdır. Ama ailesi bu istediğine şiddetle karşı çıkıyordur. Edinburgh'da, en yakın arkadaşı Claudia'yla beraberdir. Yeni arkadaşlıklar edinirken hayatına yeniden dahil olan Jake Caplin ile de aynı ortamda bulunacağını söylemiş ve buna katlanmak zorundadır. Kendi duyguları, Jake'in duyguları gelecek kaygısı yaşarken onları ne bekliyor derseniz, kitabı edinip okuyarak merakınızı dindirebilirsiniz.
Kitaptaki erkek karakterlerin her biri öyle doğru adamlar, saygılı ve nasıl desem düşeceğiniz kişiler ki hangi birini sevsek diye düşünmeden edemiyorsunuz. Gönül isterdi ki diğer karakterlerin de birer kitabı olsun da okuyalım.

Onlar hakkında fazla ipucu vermek niyetinde değilim ama Lowe gibi beni dinleyecek derdime ortak olacak saygı duyacak ve her koşulda yanımda olacak, bir de süper yakışıklı olacak bir kankam olsun isterdim. Üfff ne kaynatır ne eğlenirdik. Ve yaralı ruhu, dizginlenemez derece haylaz ama bir o kadar nahif karakter Beck, abi seni nasıl kaptırdık Claudia'yaya inanılır gibi değil 😂 Jake, dostum, seni bir dövmek bir sevmek bir daha dövmek ve tekrar sevmek istememin bir sebebi olmalı ve bunu gözden geçirmemiz gerekiyor.

Samantha Young kesinlikle nasıl kurgu oluşturacağını biliyor. Dublin Caddesi kitabını büyük bir zevkle okudum ve aşık olmuştum. Hani ne yazsa alıyorum diyerek yayınlanmış tüm kitaplarını da aldım. Derin Tutku başlarda beni içine çekti, ortalarda bir ne olacak dedirtirken sonda yok sana şaşırtıcı ya da mutly son diyerek bitti. Öyle bir son olmasa çok yüksek puan verebilirdim ama işte. Genel olarak yüzümde gülümseme oluşturan birçok sahne vardı. Keyif aldığım, iç ısıtan bir aşk hikayesi okumuş olduk.

Kapak konusunda kesinlikle bizde çıkan kitaplar yurtdışı kopyalarını solda bırakır. Keske içerik içinde aynı savı söylemeye devam edebilseydim. Çeviriden gelen kitaplar elbette ki elden geçiyor. (geçiyor değil mi?) Kitapta tamamlanmamış ya da yanlış yazılmış bir sürü kelime vardı. Çeviri + düzenleme paralel olunca keyifli bir okuma olur düşüncesi içindeyim. (Çok rahatsız etmese bundan söz etmezdim.)

Bir parça dram ve bolca romantizm dolu, birbirine dut gibi aşık bir çiftin ilk aşkını konu alan hoş bir yolculuktu. Benzer kurguları seven, okumaktan keyif alıyorsanız mutlaka bir şans vermelisiniz.

Aşkın Tam Tersi - Julie Buxbaum | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Julie Buxbaum
Kitap Adı: Aşkın Tam Tersi
Özgün Adı: The Opposite of Love
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2021
Sayfa Sayısı: 312
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kitaba Puanım: 3/5
Manhattan’da yaşayan yirmi dokuz yaşındaki başarılı avukat Emily Haxby, hayatında bir şeylerin yanlış gittiğine karar verdi – hem de erkek arkadaşı ona evlenme teklif etmek üzereyken. En yakınları bile kusursuz sevgilisini neden terk ettiğini anlayamazken, Emily'nin yıllardır taktığı cesur kadın maskesi parçalanmak üzereydi.

Uğruna yıllarını verdiği kariyeri ahlaksız patronu tarafından baltalanmakta, çok sevdiği büyükbabasının sağlığı gitgide bozulmakta ve annesinin bıraktığı boşluğu doldurmak için çaba bile sarf etmemiş babası onu bir kez daha yüzüstü bırakmaktaydı.

Bir kere daha kırılmaya gücü olmayan Emily, ya geçmişiyle barışmanın bir yolunu bulacak ya da içine düştüğü kuyuya bile isteye hapsolacaktı.
“Ellerinden kayıp giden hayatla ve aşkla başa çıkmaya çalışan bir kadının masalı.” —Publishers Weekly

“Julie Buxbaum, Emily karakteriyle tipik bir annesiz kız yaratmış: Samimiyetin rahatlığını arayan ama bunun sürmesinden korkan bir kadın. Aşkın Tam Tersi kaybın, romantizmin ve aşka düşüp orada kalışımızın pürüzlü, kusurlu, son derece gerçekçi bir portresini çiziyor.” —Hope Edelman

“Duygusal gerçekler yönünden zengin, zekice yazılmış ve dokunaklı bir ilk roman. Julie Buxbaum’un düşünceli, genç kahramanıyla ve onun kayıplarla ve aşkla dolu yolculuğuyla bağ kuracaksınız.” —Emily Griffin

“Buxbaum, bize kusurlu oldukları kadar merak uyandırıcı ve canlı karakterler sunmuş. Bu tatlı ve zekice yazılmış romanı okurken sanki yeni bir arkadaş grubuna dahil olmuşum gibi hissettim.” —Leah MCLaren

“Her şeye aynı anda sahip olan genç bir kadının gerçekçi ve iyi yazılmış bir portresi.” —Booklist
“Bütün gece okumak isteyeceksiniz.” —Library Journal, Starred Review
(Tanıtım Bülteninden)

Kişinin kendini bilmesi büyük önem arz ediyor. Neden derseniz, neyi sevdiğinden çok hayatını nasıl idame etmesi gerektiğini doğru bildiğinde yaşadığı hayattan keyif alabiliyor. Fakat kendini bilmiyor ve tanımıyorsa yaşadığı hayat gelecek onu korkutuyor. Bu kitapta da biraz onu okuyoruz.

29 yaşında bir avukat olan Emily'nin hayatı iyiyken, kendi ile alakalı bulması gereken cevapları var diye gerek kendi gerek Andrew'i bir sınava tabi tutuyor ve kendini bulma hikayesinde özel hayatını, işini, ailevi sorunlarını düzeltmesi gerekiyor.

Kitapta en ilgimi çeken kısmı Emily'nin ilginç rüyası ile başlaması. Okuyanların ne demek istediğimi anlayacağını düşünüyorum. Giriş bölümünde Andrew'u öyle görmesi biraz garipti yani, spoiler olmaması için bahsetmeyeceğim. Şşş.

Ve Emily'nin babasıyla aralarındaki aşılamayan duvarların olması, ilerleme kat ederken o duvarları zamanla yıkmaları soğuk olan ilişkilerini daha yakınlaştırmaya çalışmasını da sevdim.

Emily'nin kendiyle olan problemi yanında, hem uzaklaşmak isteyip hem de kopmamak için çaba sarf etmesindeki tutarsızlığı bir yerde "ama be kardeşim yeter da, bir karar ver" nidalarına sebep oldu. Yani hem eğlenceliydi hem de kitaptaki dramatize edilen kararsızlığı beni biraz düşürdü diyebilirim.

Görünürde bir sebep olmayan ilişkisini gittikleri tatilde, birdenbire nişanlısına buraya kadarmış diyerek sona erdirmesi, daha sonrasında büyükbabasının rahatsızlığında Andrew'i yanında istemesi, ilişkilerine devam ettirmek istemesi, adamın hayatında başka kimsenin olmamasını istemesi ama evlilik istemiyor oluşu, buna devam ettirmesi Andrew ile birlikte bir parça beni de yordu.

Kızımız New York'da yaşıyor, adı geçen bir hukuk bürosunda çalışıyor ve hayatının fırsatı olacak bir davada yer alması ondan isteniyor. Fakat etik değerleri ile çatışan bu davada bir karar vermesi gerekiyor. Ya bu davada yer alarak terfi alacak ya da etik değerlerine bağlı kalarak kendi doğrusunda ilerleyecek.

Tavsiyem kitaba başlarken büyük beklentilere girmemek, o zaman pek sizi tatmin etmez. Beklentisiz hikayeyi sevebileceğinizi düşünerek okuyun. Ben beğendim, siz de umarım beğenirsiniz.
Öptüm kii!


Ya Hiç Tanışmasaydık - Rosie Curtis | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Rosie Curtis
Kitap Adı: Ya Hiç Tanışmasaydık 
Özgün Adı: We Met in December
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 336 
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Yirmi dokuz yaşındaki Jess, sonunda hayallerinin peşinden koşacak cesareti bulur ve Londra’ya taşınır. Aylardan aralıktır ve önünde umutlarla dolu, yepyeni bir yıl vardır. Dört kişiyle paylaşacağı, Notting Hill’deki biraz yıkık ama oldukça büyük bir eve yerleşir. Oradaki ilk gecesinde, aynı katı paylaştığı Alex’le tanışır. Jess’e göre geçirdikleri güzel gecenin ardından aralarında bir bağ oluştuğu aşikârdır.

Fakat Jess iki haftalık yılbaşı tatilinden döndükten sonra Alex’in kendileriyle aynı katta yaşayan güzel Emma’yla birlikte olduğunu görür. Duygularına ket vurmaya çalışan genç kadın, Alex’le sadece arkadaş olmayı kabullenir.
Jess ile Alex’in, birlikte Londra’yı gezdiği ve her yürüyüşte birbirlerini daha iyi tanıdığı bir yılın sonunda, aralarındaki arkadaşlık aşka dönüşebilecek midir?

Yirmili yaşlarında İngiliz bir kadının, Londra’daki ev arkadaşına âşık olduğu yılı anlatan Ya Hiç Tanışmasaydık zekice yazılmış, eğlenceli ve unutulmaz bir romantik komedi. Yeni yıla kendini iyi hissederek başlamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap hakkında, kitabın kendisinden çok bana hissettirdiği duygularla içine yuvarlandığım çelişkiler var.

Soft bir aşk, Noel, yeni yıl ve yeni başlangıç temasını seviyorsanız kitabı beğenirsiniz ki ben de bu saydıklarımı sevdiğim için kitabı beğendiğimi söyleyerek başlayayım yorumuma. Şirin bir romantizm ve tahmin edilebilir bir şekilde biten bir kitap Ya Hiç Tanışmasaydık.

Ana karakterler aslında beni çelişkiye soktu, hani sevdim ki kızdım mı tam olarak karar veremedim ama Alex ve Jess... Aynı anda hem çok iyiler – gerçekten kalplerinde kötü herhangi bir his yok - hem de kendi iyilikleri için çok aptallar -fazlasıyla aptallar-. Ev arkadaşları olarak kontratlarında bir madde var, aynı evi paylaşan iki kişinin ilişki kurmaması kuralına, buna uyuyorlar; evet ama Emma ile kendini yakınlaşmış bulan Alex'in bu işleri karmaşıklaş hâle getirmesi de gecikmiyor.. Alex ve Jess arasında bir çekim var, su götürmez bir gerçeklikle hem de. Birbirlerinden deli gibi hoşlanıyorlar tabi bu zamanla oturan arkadaşlıktan evrilen duygular. En azından Alex için...

Jess yeni yıl için arkadaşları ile tatile giderken geriye döndüğünde hoşlandığı adamı farklı bir ilişki içinde bulunca çok üzülür. Alex'in Londra gezdirme teklifini reddetmez ve şehri beraber keşfeder her güzel köşeye giderler. Bu esnada birbirlerine olan duyguları canlanır fakat arkadaşını kaybetmemek için susma durumu ikisi için geçerlidir ve Alex'in korkusu olur, bir gün Jess erkek arkadaşı edinir.

Romantizm türündeki en büyük sorun bu, yarım yamalak kurulan iletişim... Yanlış anlamalar, kendi duygularından emin olmamalar, birbirlerinden çekinmeler derken neredeyse birbirlerine geç kalacaklardı. Neyse ki final mutlu bitti.
 
Bu kitabı göründüğünden çok fazla beklenti içine girmiştim ve daha farklı bir hikaye ilerlemesi bekliyordum. Kitaptaki -bence- tek sorun zaman atlamaları, birden tarih değişiyor olaylar ilerliyordu. Daha detay da istemiş olabilirim. Tek artısı iki karakterin de ağzından okuduk kendi bakış açıları ve hislerini. Keyifli kısa sürede okunup bitirilecek bir kitaptı. 
Jess, hayalindeki meslekte (editör olarak) bir işe başlamak için yeni bir şehre taşınan akıllı bir kadındır ve Alex'de iyi hir kariyer yaparken aslında gönlünde yatanın hemşirelik olduğunu fark ederek her şeyi değiştirmeye karar veren cesur bir adamdır. Onların hikayesine ortak olmak isterseniz kitabı satın alarak okuyabilirsiniz. Ben şahsen keyif alarak okudum, sevdim, tavsiye de ederim.
☆
Kitabı öneririm, gerçekten sevebileceğinize eminim 🥰
Öptüm kii!


En Güzel Hatam - Vi Keeland | Kitap Yorumu

 
Yazar Adı: Vi Keeland
Kitap Adı: En Güzel Hatam
Özgün Adı: Beautiful Mistake
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 304
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitaba Puanım: 4/5
Rachel, Caine West'le ilk kez karşılaştığında bir bardaydı. Onu en iyi arkadaşının dalavereci şerefsiz sevgilisi sanmış ve ağzına geleni söylemişti. Kusursuz bir gülümseyişe sahip arsız adamın onun sandığı kişi olmadığı ortaya çıktığında ise bir özür bile dilemeden kaçıp gitmişti. Sonuçta koca şehirde onunla bir daha karşılaşma ihtimali neydi ki?

Ancak Rachel ertesi sabah sınıfa girip asistanlığını yapacağı yeni öğretmenini ilk kez karşısında görünce o kadar da şanslı olmadığını fark etti. Profesör Caine, bir gece önce barda başkasıyla karıştırıp hakaretler yağdırdığı adamdan başkası değildi. Yakışıklı öğretmeniyle yaptığı korkunç başlangıcın izlerini silmek için elinden geleni yapacak olsa da hayatın kendine göre planları olduğu ortaya çıkacaktı.

“Burnu düz ve erkeksiydi, profilden bugüne kadar gördüğüm en kusursuz şey olmaya yakındı. Yandan bakınca kara kirpikleri olağanüstü görünüyordu.

O çikolata rengi gözleri çevreleyen kirpikler için çoğu kadın bir servet öderdi. Çenesinde yeni yeni çıkan sakallar vardı ve kendimi onların tenimde nasıl hissettireceğini merak ederken buldum. Tam bu düşüncelerde kaybolmuştum ki birden bana baktığını fark ettim. Gözlerini kıstı, gülümsemese bile gözlerinde eğlencenin izini gördüm.
(Tanıtım Bülteninden)
Herkes tarafından çok sevilen Vi Keeland kalemiyle sonunda ben de tanıştım arkadaşlar.  Dillerde dolandığı kadar varmış dedirten, yakıcı bir romantizm ile beni de kendine bağlamayı başardı. Vi yazdığı tatlı, seksi, sofistike karakterleriyle büyüleyici  bir romantizmi okuruna sunuyor. Genel olarak beğendim bir kitap oldu En Güzel Hatam ve oldukça eğlenceli de buldum. Güldüğüm birçok sahne oldu. 🥰

Profesör Caine West, başlı başına kendine hayran bırakan bir adam ve kalbinizin atışını da değiştiriyor. Onun hakkından anca Rachel Martin gibi bir kadının gelebileceğini okurken görebiliyoruz. (Bize kalmıyor hanımlar...)

Rachel çalıştığı barda tuvalet kuyruğunda beklerken sarhoş arkadaşının serzenişlerinden duyup kinlendiği eski erkek arkadaşını gördüğünü düşünerek, karşılaştığı yabancıya kaşlarını çatarak ve konuşma fırsatını bulduğunda ateş püskürerek içinde biriktirdiği öfkesini kusar. Fakat bir yanlışlık yaptığını arkadaşını evine götürmek için bardan çıkarken anlar. Neyse ki dünya kocamandır ve o yabancıyla bir daha görüşmeyeceğini düşünür.

Tabi burada hemen ben fısıldadım da duymadı beni, "tatlım" dedim "evet dünya kocaman ama kader diye bir şey var, karşına çıkar bak." Demeye gelmeden hop, kızımızın karşısına bir çıktı ki sormayın. Rachel öğretim asistanı olduğu okulun ilk gününde barda karşılaştıkları  o yabancıyı müzik Profesörü olarak karşısında bulurken - ama ben dedim bak karma bütün bunlar- üstüne tez danışmanı olacağını da öğrenir.

Bir de bayıl istersen Rachel. 🤪

Kısa bir süre sonra ikilinin birbirlerine karşı duydukları cinsel çekimle kendilerini bir tür arkadaşlık kurarken bulurlar.

Sonrasında ne mi oldu? Merak ettiyseniz eğer, kitabı edinmeniz kapağı açmanız okuyarak merakınızı gidermeniz gerekiyor.


Karakterlerin uyumunu çok sevdim. Rachel ve Caine'in ilk karşılaşmalarındaki o garipliği ve komik oluşuna baya güldüm. (Buna ihtiyacım varmış.) Her iki karakterin de pek çok yönden kusuru vardı ve bu kusurların sebeplerini geçmişlerinden kalma izler taşıyordu. Romantik gelişimleri biraz yavaştı, bir ileri iki geri durumu vardı, ancak hikayelerinde gerçekleştirdiğim yolculuğun her bir zerresinden keyif aldım. Benzer konuda daha önce kitaplar okumuş filmler izlemiş hissi üzerinizde bırakabilir, güvenli sularda yüzmesi her zaman iyidir.

Hikaye ve olay örgüsü açısından En Güzel Hatam, Vi Keeland beğenimi kazandı diyenilirim. Tabi bir de canım Tuba Özkat @tubaozkat çevirisi, enfesti. Yormayan eğlendiren çabuk biten kafanızı dağıtan bir kitaptı. Elimde olan diğer kitaplarını da bekletmeden okuyacağım.
Sizin de elinizde kitap varsa bekletmeden okuyabilirsiniz. Tavsiyedir.
Unutmadan, "Öptüm Ki!"

Unutma Beni Çiçeği - Ayşen Bozkuş | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Ayşen Bozkuş
Kitap Adı: Unutma Beni Çiçeği 
Özgün Adı: ☆
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2021
Sayfa Sayısı: 152
Yayınevi: Müptela Yayınları
Kitaba Puanım: 5/5
Bu kitabı okurken umuda çiçek açan hikâyeler fısıldayacak kulağına, “Yalnız değilsin” diyecekler. Çünkü hayatın sürprizleri ve çelmeleri, belleğin oyunları, sustuklarımız, kaçtıklarımız, avaz avaz bağırıp savunduklarımız, gördüklerimiz, görmek istemediklerimiz ve tabii ki sevgi, aşk, aile, dostluk… Hepsinden oluşan, geçmişin gölgesinde, bugüne renk renk çiçekler açmış kocaman bir demet UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ.

Sana “Yalnız değilmişim” dedirtecek, içinde karakterlerine sarılma isteği uyandıracak hikâyelerden derlenmiş, her sayfası başka dünyalara açılan bir kitap.
Hadi tut elinden kahramanlarımın! Önce onlar hikâyelerini anlatacak sana, sonra da sen anlatacaksın, ama kendine! “Ben de” diyeceksin. Sessiz, sözsüz bir itiraf başlayacak içinde ve sonra yüreğinde çiçekler açacak. Çünkü birinin elini tutması, “Ben buradayım” diyen birilerinin olduğunu ve yalnız olmadığını bilmek hem yüreğini hafifletecek hem de güç verecek.

Sana sadece hikâyeler ve karakterler değil, dostlar ve ihtiyacın kadar da umut tohumu veriyorum.
Uzat ellerini, hayal edemeyeceğin kadar umut var burada.
Artık hepsi senin avuçlarında. Her daim kullan, unutma.
Umudunu besle, büyüt ve sen de başkalarına umut vermeyi hep hatırla…
(Tanıtım Bülteninden)
Her bir kelimemi duymuş, anlamış gibi baktı. Utancı da korkuyu sa kızgınlığı da attı üzerinden.
Uzattım elimi. "Hadi gel, tut elimi çocuk."
Uzattı elini.
Güldüm.
Güldü.

☆

Öykü sevenler, toplaşın çabuk! Size göstermem, önermem ve okumanız gereken bir kitap var. Bilen bilir pek öykü kitapları okuyan, yana yakıla ille de okuyayım diye gezen biri olmadım hiç fakat esaslı şekilde yazılmış kitapları okurken böyle kitabın içinden uzanıp yakama yapışacaksa ben eririm cancağzım.

Ayşen Bozkuş daha önce bir kitabını okuyup sevdiğim bir kalem. Dingin bir kaleme sahip, yormadan örselemeden ucundan bucağına sızıyor yakalıyor, böyle dinlenme esnasında azıcık kendimi dinleyeyim biraz derinlere dalayım derseniz bu kitap tam olarak o istasyon.
Kitap içinde birbirinden güzel öyküler vardı, elbette ki favorim olup daha çok sevdiklerim de oldu aralarında. Cümlelerin altını çizmeyi seven bir tip de değilim ama bu kitapta altını çizmek istediğim bir dolu cumleler var. Kitaba ismini veren Unutma Beni Çiçeği, Tut Elimi Çocuk, Türk Kahvesi ve Yabancı başlıklı öyküleri bir başka beğendim.


Hayatın içinden birçok şey barınıyor kitabın içinden birçok duygu, değinilmesi gereken konular. Böyle böyle elden ele gönülden gönüle ulaşıp uzanıp sevginin yayılması gerektiği anlatılır kitapla. İşin özü sevmek mühim, dünya da korkulan çekinilen birçok kötü durum, kişi  ya da olaylar var. Birine el uzatmak ben varım demek nefes olmak da elimizde. Kelebek etkisi misali, sevelim de sevilelim azizim.

Size de tavsiye edeceğim bu kitabı, gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz. Tavsiyedir.
Unutmadan, "Öptüm Ki!" 😘


Bir Kış Rüyası - Debbie Macomber | Kitap Yorumu


Yazar Adı:  Debbie Macomber
Kitap Adı: Bir Kış Rüyası
Özgün Adı: Dashing Through The Sniw
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 176
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitaba Puanım: 5/5
New York Times çoksatan yazarı Debbie Macomber’dan içinizi ısıtacak aşk kokan bir hikâye daha...

Yüksek lisans öğrencisi Ashley Davison, Noel tatilini Seattle’da tek başına yaşayan annesiyle birlikte geçirmeyi iple çeker. Eski ordu istihbarat subayı olan Dashiell Sutherland’in de Seattle’da
bir iş görüşmesi vardır ve 23 Aralık’ta orada olmak zorundadır. San Francisco’dan Seattle’a olan uçak biletleri tükenince ikisi de ne yapacaklarını bilemeden havaalanında sıkışıp kalır. Son çare bir araba kiralamaktır ve kiralık tek bir araba kalmıştır. Ashley ve Dashiell kalan tek arabayı birlikte kiralamaya karar verir ama ikisi de onları bekleyen zorlu yolculuktan habersizdir.

Bu iki yabancı önce sessizce yola çıksa da saatler ilerledikçe birbirlerine karşı koyamayıp aralarındaki buzları eritirler. Tatlı sert sohbetleri koyulaştıkça sadece ortak yönlerini keşfetmekle kalmazlar, aynı zamanda birbirlerine karşı koyamadıklarını da fark ederler. Yolculuk sırasında gerçekleşen beklenmedik olaylar, Seattle’a varışlarını geciktirse de gafil avlandıkları bu duygu, aralarındaki bağı daha da güçlendirecektir. Yağan ilk karın bu iki hassas kalbe muhteşem bir hediyesi vardır...

“Muhteşem ve iç ısıtan bir hikâye... Bol kahkaha ve aşk dolu.”
Romance Reviews Today

(Tanıtım Bülteninden)
Size tavsiye edeceğim Bir Kış Rüyası kitabı eğlendirecek, güldürecek, tatlı heyecanınaortak edecek bir kurguya sahip. Debbie Macomber kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım. Noel, yılbaşı teması olan kitaplarını bundan sonra artık alır tereddüt etmeden okurum. 

Kitabın ilk sayfasından sonuna kadar heyecanla olayları takip ederken merakı diri tutup hep beni içine çekti. Tek eleştireceğim noktası sanırım kitabın kısacık olması olur. Biraz daha uzun olsa bıkmadan sıkılmadan okurdum. Konusu her ne kadar bildik olsa da (aslında fazlaca klişe) bildik sular her zaman güvenli olacağı için rahat bir okuma oluyor.

Ashley Davison, yüksek lisans yapan bir öğrencidir. Aynı zamanda harçlığını çıkarmak içinbir lokantada da çalışmaktadır. Noel zamanı lokantanın kapalı kalacağı için Ashley tatili annesiyle geçirmeye karar verir. Noel için annesine sürpriz yapmak üzere Seattle'deki evine gitmek ister ve her şeyin başlangıcı bu istek olur. Havaalanında alabileceği bir uçak bileti umudu satış sorumlusu kadının inadı ile yerle bir olur. Bir de sırada hemen ardında duran son derece dikkat çekici yakışıklı adam da huysuzlanıp lafa karışınca yapacak bir işi kalmaz. Valizini peşinde sürükleyerek çıkışa doğru ilerlemeye başlar. Tam çıkışa yönelmişken aklına bir araba kiralayabileceği gelir fakat orada da şans yüzüne gülmez ve başına olmadık iş gelir. Eğer Seattle'e gitmek istiyorsa bu yakışıklı yabancı ile arabayı paylaşmak zorundadır.

Dashiell Sutherland, eski bir ordu istihbarat subayıdır. Seattle'da önemli bir iş görüşmesine yetişebilmesi için Noel'den önce orada olması gerekir. Havaalanında bulabileceği bir uçak biletini almak için girdiği sırada kaderin ona oyunu başkadır. Biletten yana şans yüzüne gülmezken araba kiralama konusunda isteği gerçekleşir. Fakat Seattle yolunda arabasında ona eşlik edecek bir yol arkadaşı vardır. Ashley ve Dash'ı bekleyen bir dolu macera, bol eğlenceli sohbetler ve birbirine karşı hissedecekleri duygular vardır. Konuyu ve karakterleri merak ediyorsanız, kitabı edinerek okuyabilirsiniz.

Ashley çok tatlı bir kadın ve Dash tam anlamıyla vuhuyyyy dedirtecek bir adam. İnanılmaz eğlendim, çok güldüm ve tıka basa romantizme doydum. Benim için biçilmiş bir kaftandı, beni doyurdu diyebilirim. Kitap hakkında bir sürü şeyden bahsetmek gevezelik etmek istiyorum ama spoiler vermekten korkuyorum. Zaten kısacık bir kitap o yüzden her detay önemli. Kapakta da var diye edindikleri o sevimli köpekten bahsetmem çok bir şey değil bence. Çok çok beğendim çok çok sevdim. Birazdan kalkıp Pamuk Bey'i dürtmeyi planlıyorum. Benim de tavşanım en az onun kadar tatlı. (daha bile tatlı kereta.)

Yorumuma son verirken bu güzel keyifli hikayeye ortak olmanızı can-ı gönülden isterim. Şiddetle önerdiğim kitaplardan biri. Benden tam puan kaptı.
Öptüm ki sizleri.


A Bittersweet Couple - Flavie (Y) & Jang Green (Ç) | Webtoon Yorumu


Adı: A Bittersweet Couple
Tür: Romantik, Dram
Sezon Sayısı: 1
Yazar/Çizer: Flavie (Y) & Jang Green (Ç)
Bölüm Sayısı: 66
Yayın Yılı: 2021
Puanım: 5/5
Okul günleri boyunca sürekli rezillikleri olan bir adam…
10 yıl sonra tekrardan ortaya çıktı ve birçok kör randevuyu reddetmekle meşgul olan Soo-bin’e, reddetmesi zor koşullarda bir teklif sundu.

"Hayatımızın sonuna kadar tutacağımız söz; Yüzümüzden gülümsemeyi eksik etmemek, birilerinin bizi incitmesine izin vermemek, hayatlarımızın sonsuza dek süreceğini düşünmemek, birbirimizin önemini hissetmek, yaşamak ve etrafımıza sevgi yaymak..."

☆

Babasının hastalığı, gelecek kaygıları, durumlarının düzelmesi için uğraşırken annesi bir karar verir. Soo-bin artık eklenmelidir ve yalnız kalmamasını garanti altına almalıdır. Bunun için önceki görüşmeler gibi bir görüşme daha ayarlar ve kızını bu görüşmeye yollar. Niyeti tamamen iyidir, onlara bir şey olursa geride kalacak olan kızının bu dünyada tek başına kalmamasını garanti altına almalıdır. Tabi burada şu fikir devreye giriyor, canım teyzeciğim sen zorluyorsun da gönül bu konacağı yeri kendisinin seçmesi gerekmiyor mu?

Neyse...

Soo-bin kızımız onun için ayarlanan buluşmaya gider, damat adayı ile tanışır fakat hiç de anlaşamazlar. Fikirlerinin tersliği bir yana ailesiyle kalma beyanından sonra bizim kız buna bir son vererek masadan kalkar. Bunun sebeplerini sonraki bölümlerde okurken görüyor ve tepkisindeki karara da hak veriyoruz. Buluşma bitiminde dışarı çıktığında bardaktan boşalırcasına yağan yağmura da yakalanınca yanındaki şemsiyeyi bir iyilik yaparak yagmura yakalanan anne kıza vererek yoluna koyulur. Derken karşısına bir adam çıkar, bu adam ise geçmişte yakından tanıdığı biridir.

Bir ay içerisinde evlenmesini isteyen babasına karşı gelmek yerine başka planları vardır Ji Ye-jun'un. Bu isteğe boyun eğmesinin sebebi bir sebebi vardır. Annesi ikinci evlilik yaparak onu babasının akrabalarının yanında bırakır. Çocukluğu içine kapanık ve yalnızlık içinde geçer. İnsafa gelen annesi onu yanına almaya karar verdiğinde aileden bir tek büyükanne sahip çıkar ve onu çok sever. Elbette ki aile fertlerine saygısı vardır fakat büyükanneyi sevdiği gibi kimseyi sevmez. Hasta olan büyükannenin son zamanlarında onu mutlu görmesi adına bir oyun oynamaya karar verir ve babasının (annesinin ikinci evliliği) evlilik kararına ses etmez. Yıllar önce liseye giderken ona sıcak tavırlarla yaklaşan ve yardım ettiği kızı yeniden görmek için ziyaret eder. Karşılıksız bir yardım olmayacağına günün birinde mutlaka ödemesi olacağı konuşulmuştur. Şimdi o konuşmanın sonucuna bağlı kalarak Soo-bin'i bulup bir teklifte bulunur. Birbirlerine çok aşık bir çifti canlandıracaklar ve herkesi ikna edeceklerdir. Kısa bir süre evli kaldıktan sonra da yollarını ayıracaklardır. Tabi plan buydu ve evdeki hesap yine çarşıya uymadı. Herkesin gerçek bir evlilik olarak gördüğü çitimiz zamanla birbirlerine ısınır ve içlerinde filizlenen duygulara kent vuramazlar.

Zaman geçer, oynadıkları oyun ayaklarına dolanır, her şey birden boyut değiştirir ve gerçek evliliğe döner.


Soo-bin'in önceki ilişkisinin bitmesinin en büyük sebebi adamın annesidir. Onu aşağılayan hor gören ve her şeyden üstün tuttuğu oğluşunu değerli bilen bu kadın -çok şükür ki- ayrılmalarına sebep olur. Adamın içki sorunu ve şiddete meyil etmesi bir dolu küfürleri üzerine çekmeye yaradı. Analı oğullu nefret edilmelik ikiliydi. Burada ek parantez açarak -asla hızımı alamam- söylemek isterim ki SİZİN OĞLUNUZ ÖNEMLİYSE BAŞKASININ DA KIZININ ÖNEMLİ OLDUĞUNU ÖĞRENEMEYECEK KADAR MALSANIZ OĞLUNUZU .... GERİ SOKUN. Oh rahatladım.

Soo-biin ve Ji Ye-jun'un balayı macerası, birbirlerini düşünüp öyle uyumlu davranmaları, minik öpücükleri, tek seferlik sevişme sonrasında hemen hamile kalması, beraber tatile gitmeleri, nikah tazelemeleri ve görünüş olarak Ji Ye-jun, huy olarak Soo-bin'e benzeyen minnak kıza bayıldım bayıldım bayıldım. İçe kapanık erkek kardeşe (webtoon yazarı bu arkadaş bir deee) ve kendi halinde olan kız kardeşe, yaptıkları yüzünden üzgün olan elemanımızın annesine, kocasına, büyükbaba ile büyükanneye, kızımızın anne ve babasına her birinin hikayedeki kendi rollerine ayrı ayrı sevdim. Kızdığım üzüldüğüm yerler de çoktu ama genel olarak çok beğendim.

Klişenin dibini ekmekle sıyırdığımız, yaz dizilerine taş çıkaracak bir konusu olan şapşahane bir seri yorumunu size pasladım şekerlerim. Detaylarında birçok önemli olayların da var olduğu serimiz yazarın şakası galiba (seni şakkaaccıı) yaş sınırı getirerek bizi şaşırttı. Oysa seri de bir iki (bir tanesi fake olmak üzere) öpüşme sahnesi, bir iki de yakınlaşma sahnesi haricinde +16 olabilecek unsur yoktu. Bu seriyi gönül rahatlığı ile sizlere öneriyorum.
Sevgiiiii, mutlulukkk ve bol kitap okumalarıyla.
Öptüm ki.