Unutulmaz Gece - Teresa Mederios | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Historical Romance
Yazar Adı: Teresa Mederios
Kitap Adı: Unutulmaz Gece
Özgün Adı: One Night of Scandal
Seri Sıralaması: Fairleigh Sisters Series #2
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 333
Kitaba Puanım: 3/5
Unutulmaz Gece hakkında biraz beklenti icerisine girdim sanırım. Bundan dolayı ilk kital kadar über süper beğendim diyemesem de genel olaram bakılınca yazarın bu kitabını da beğendim. 

Tarihi aşk kitaplarında aşina olduğumuz durum burada da var. Eğer ki daha önce okumamış kimseler varsa aramızda şöyle izah edeyim. İngiltere'de geçen bir hikayeyse ve konunun kilit noktası burasıysa aristokratların içinde bulunduğu sosyete, davet edildikleri partiler, genç kızların sosyeteye takdim edileceği balolar ve de şatafat ille de bulunur. 

Unutulmaz Gece kitabı da böyle bir minvalde başlıyor. Ana karakterlerden biri olan Hayden biraz, nasıl anlatsam, tam isim yakıştıramıyorum ama böyle hani bir parça karanlık bir parca masum bir parca da hödük bir karakter. Çoğu yerde sinir etmedi değil ama yine de böyle sevdim adamı. Sayfalar ilerledikçe ve kitap ortalandıkça artık Hayden'in geçmişi ile alakalı hikayeyi tam anlamıyla anlamış oluyoruz. Neler olduğu ne gibi bir şeyler yaşadığı hakkında gevezelik etmek istemiyorum çünkü siz de okuyup kendiniz öğrenirseniz oldukça şaşıracak belki de aaa bunu tahmin etmiştim ama diyeceksiniz. O yüzden fikirlerimi kendime saklayarak spoilerden kaçınıyorum.


Lotti, bir önceki kitaptan hatırlayacağınız gibi hâlâ haylaz hâlâ hayalperest hâlâ akıllı kunduz kızımız. Şu an baş döndüren genç bir kadın olmuş. Kıvrak zekası, mizacının getirisi pervasızlığı çoğu yerde ayağına dolanıyor. Ama her zaman işin içinden de kolaylıkla sıyrılıyor. Hayden'in aksine güneş gibi parlıyor. Adamımız karanlık, dert kumkuması, soğuk, mesafeli olsa da kızımız zıttı bir karakter. Eh etme bulma dünyası tencere kapak pek bir yakışmışlardı birbirlerine.

Kitabın konusundan da bir parça bahsedeyim, karakterleri çekiştirdiğim yeterli. Hayden, ilk karısını öldürmekle suçlanır, doğruluğu ıspatlamamış bu olayda sosyetenin diline düşmek ciddi bir durum. Bir suç olsun olmasın kan kokusu alan köpek balıkları gibi dakikalar içerisinde her yere yayılır ve konunun baş kahramanı suçlu ilan edilip dışlanır. *konusu bir tık klişe, benzer konuya sahip farklı kitaplar da okumuştum* Dedikodular ne kadar can sıkıcı olsa da, güneş gibi dünyasına doğan Lotti sayesinde Hayden, hayatındaki her şeyin değişmesine şahitlik edecektir.

Takıldığım bir yer var aslında. Yani yazar konuyu daha iyi de işleyebilir ve daha sevdirerek yazabilirdi. Hayden'in geçmişi ile ilgili daha vurucu şeyler olabilir, konuyu daha farkli ele alarak ilk kitabın üzerine daha iyi yazabildi. Belki de Lotti karakteri öyle sevildi ki buna da bir hikaye yazayım bir de zor çözülecek aslında oldukça kolay görülen bir erkek karakter ekleyip kitap yazayım demiştir. Ha, kital hakkında kötü diyemem, aksine sevdim, ortalama bir kitap, kendini okutturuyor. Ama böylesi derin bir konu bulup sarsacak eklentiler eklerken yüzeysel ele almak, bilemedim, daha iyi de yazabilirdi bence.

Yine de yazarı okuyun derim. Kesinlikle alıp şans verin. ♡
Sırlarla dolu bir geçmiş, aşkı tehlikeye atabilir mi?

Nezaket kurallarına uymamasıyla meşhur Carlotta Anne Fairleigh, sosyeteye takdim edileceği gün bile yerinde duramaz. Sırasını beklerken bitişikteki "Kanlı Marki" Hayden St. Clair'in sözde terk edilmiş karanlık evini merak etmekten kendini alamayan genç kadın, pencereden kısacık bir bakış atmaktan zarar gelmeyeceğini düşünür.

Fakat bu son "macera" felaketle sonuçlanarak genç kızın itibarını zedeler ve apar topar nişanlanmasına yol açar. Kısa süre sonra da sosyeteye korku saçan yakışıklı ve gizemli Marki'yle birlikte Cornwall'a gitmek üzere yola çıkar. Hayden St. Clair'in karanlık ve ulaşılmaz tavrı şaşırtıcı bir şekilde çekicidir, üstelik bakışlarında yadsınamaz bir tutku barındırmaktadır. Ancak Lottie kalbinin arzularına teslim olmadan önce, her ne kadar tehlikeli olursa olsun "Kanlı Marki"nin geçmişindeki sırları ortaya çıkarmalıdır…

Teresa Medeiros - Unutulmaz Öpücük | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Teresa Mederios
Kitap Adı: Unutulmaz Öpücük 
Özgün Adı:  A Kiss To Remember
Seri Sıralaması: Fairleigh Sisters Series #1
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Yayın Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 371
Kitaba Puanım: 5/5
Tek solukta rahatça okunan bit kitap Unutulmaz Öpücük. Mizahı tadında, romantikliği kararında kitapta ön planda hep bir duygusallık vardı, o da karakterlerin hikayelerinde saklıydı. Hikayenin sonlarına doğru yüzümde gülümseme bırakan, eritip duran duygusallığın ve romantizmin zirveye tırmandığı sahneler vardı. Temposu yukarı doğru ivme kazanan yavaştan artan bir havadaydı ve kitap gerçekten güzeldi, oldukça beğendim.

Baş  karakterlerimiz özellikle etkiledi beni. Çoğu sefer onların yerinde olsaydım ne hissederim, ben nasıl hareket ederdim diye düşünürken buldum kendimi. Sayfaları çevirdikçe hak verdiğim çok yer oldu. Ben de işte böyle yapardım işte diyip durdum.

Laura Fairleigh, anne ve babasının kaybı sonrasında hayatının geri kalan dönemini Elanor Harlow'un koruması altında geçirir. Ona ve kardeşlerine bir yuva haline gelen Arden Malikanesini elinde tutabilmesi için evlenmesi gerekir. Ne yapacağını düşünürken sevgili Elenor'un ölümüyle her şey karmaşık bir hale dönecektir. Kadının oğluna bir mektup yazar ve annesinin öldüğünden bahseder. Elbette ki onu kınamaktan ve paylamaktan da geri durmaz. Düşünmediği şey hemen olacaktır ve Devonbrooke Dükü Sterling Harlow'un malikane ile ilgilenmesiyle işler değişir.



Sevgi dolu bir çocukken büyüdükçe o güzel yüreği nasıl olur da taşa dönüşür? 

Sterling Harlow, çocukluğunda unvanı olmayan sıradan bir ailenin tek oğludur. Babasının kumar borcu karşılığı varisi olmayan amcasına yapılan anlaşmayla verilmesi, Sterling'in hayatını değiştirir. Yedi yaşındayken, para için gözlerini kırpmadan başkasına veren anne ve babasını görmeyi reddeder. Hatta düzenli bir şekilde annesi tarafından ona yazılıp ulaştırılan mektupların hiçbirini okumaz bile. -ki ben de onun yerinde olsaydım aynısını yapardım, beni istemeyen baba ve verilmemi umursamayan ya da tek laf etmeyen anneyi sonradan neden görüp bana ulaşmalarına izin vereyim.-

Zengin bir asilzade oluşuyla tabi ki sahip olduğu avantajların tüm nimetlerinden faydalanır. Sevgisizliğini bastırma şeklidir bu ve kendince başarılı olduğunu da düşünür. Takındığı maskelerle idare eder; alaycılık, taş kalplilik bunlardan biridir. Bir de ona divane olan kadınların kalplerini çalan bir zamparadır.

Merhametsiz amcasının elinde büyüyen Sterling, geçen uzun yıllarda ailesine karşı duyduğu öfkeyle katılaşır. Amcasının ölümü, yaşadıklarının bütünü onu Devonbrooke Şeytan'na dönüştürür. Orduda geçen yılardan sonra evine döndüğünde aldığı mektupla sinirleri zıplıyor. Annesinin yardımcısı Bayan Fairleigh tarafından yazılan mektupta onu payladığını saklamadan annesinin öldüğünün haberini veriyor. Sterling de bu haber karşısında hisleri birbirine giriyor ve mektubu yazan kadına olan kızgınlığına sığınarak Bayan Fairleigh'te haddini bildirmek için yola koyulur. 

Çocukluğunun geçtiği Arden Malikanesi'ne gitmeye koyulan Sterling elbette yolda kaza yapacağını, dahası hafızasını kaybedebileceğini bilmiyordur. Malikaneyi elinde tutması için evlenmesi gereken Laura ise hayatında bir ilki yaşar. Birini ilk defa kendisi için istiyordur. O da kim midir? Okuyup da kendiniz görün. 

Laura ve Sterling, olması gerekenin dışında bir karşılaşma yaşamalarına rağmen olması gerektiği gibi bir aşk yaşarlar mı sorusu kitapta.

 Yazarı daha önce duymayan ve kitabı okumayan var diye çok fazla detaya girip tat kaçırmak istemem. Buraya kadar okuduğunuz yorumumda eğer ki merak ettiyseniz kitabı satın almalısınız. Zaten türü seven okurların da yazarı kaçıracağını sanmıyorum.

Masum bir öpücük şeytanı meleğe çevirebilir mi?

Laura Fairleigh, kardeşlerinin bir evi olabilmesi için yirmi bir yaşına basmadan önce koca bulmalıdır. Ormanda baygın yatan, melek yüzlü, muhteşem vücutlu ve hafızasını kaybetmiş bir yabancı bulunca onu sahiplenmeye karar verir. Ancak cennetten düşmüş gibi görünen bu meleğin tam bir şeytan olduğundan habersizdir.

“Devonbrooke Şeytanı” olarak tanınan çapkın Sterling Harlow onun, uzun zamandır kayıp nişanlısı olduğunu iddia eden genç kızın büyülü öpücüğüyle uyanır. Kız onun bir beyefendi olduğu konusunda güvence verirken Sterling hafızasıyla birlikte aklını da kaybettiğinden şüphelenmeye başlar, zira bu kadar çekici bir genç kızın ufak öpücükleriyle yetinecek biri olmadığından emindir!
Genç adam düğün gecelerinden önce gerçeği açığa çıkarmaya uğraşırken, unutulmaz bir öpücük ikisinin de aklından çıkmayacak
bir tutkuyu ateşleyecektir...

“Medeiros, karşı konulması imkânsız bir başka romantik masal kaleme almış.”
—Booklist

“Komik ve yer yer dokunaklı… Teresa Medeiros’un okuma deneyimini katıksız bir zevke dönüştüren akıcı ve süslü tarzına hayranım.”
—All About Romance

Kayıp Çocuklar, Eğiva'nın Çocukları #1 - Özge Özdemir | Kitap Yorumu


 Yazar Adı: Özge Özdemir 
Kitap Adı: Kayıp Çocuklar 
Özgün Adı:  *
Seri Sıralaması: Eğiva'nın Çocukları #1
Yayınevi: Herdem Kitap
Yayın Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 390
Kitaba Puanım: 5/5
Bir Türk yazar, isterse çok da güzel fantastik kitap yazar. Bunlardan bir örneği de Özge Özdemir. Kaleminden keyif aldığım okurken beni sürükleyen fantastik kurgu yazarlarından biri. Eğiva'nın Çocukları serisi ile hayatımıza dahil olurken  bu sürükleyici serüvene ortak ediyor bizi. Serinin ilk kitabı ise Kayıp Çocuklar.

Özel Sırça Çocuk Yurdu sınırları içerisinde yaşanan olağan dışı olaylarla hikaye başlıyor.

Kırk sekiz çocuğun koruyucusu olan Işık, şimdiye kadar ki en güçlü Eğiva büyüsünü yapıyor ama ne varki onların tamamını korumaya yetmiyor. Dört çocuğunun kaybı sonrasında işin içinden tek başına çıkamayacağını anlayarak yardım alıyor. Bu kişiler ise büyü dışı insanlar... Karşı karşıya kaldıkları güçlerle birlikte üstesinden gelmek ve de kaydolan çocukları bulmak asıl amaç. Kaybolan dört çocuğu ararken tedbiri elden bırakmayacak, geriye kalanları da kötü güçlerden zorundalar. Bu arada, çocukları da özel kılan bir sebep var. Onlara bahsedilmiş olan yetenekleri, zaten bundan sebep kötü ruhların hedefindeler, ihtiyaç duydukları tek şey ise çocukların enerjisi...


İhtiyaç duyulan güç, kayıp olan çocuklar, iyilik ve kötülüğün çetin savaşı, cadılar ve büyüler derken büyülü bir dünyaya adım atmış oluyorsunuz. Kayıp Çocuklar kitabı sizi merak içinde bırakıyor. Sürükleyici bir hikaye, akıcı bir anlatım ve doyum olmayan bir kurgu. Çok bir detay vererek tadını kaçırmak istemiyorum. Onun yerine size; Aksiyonun bitmediği, sırlarla dolu bu serüvene siz de ortak olun diyorum.
Eğer fantasik kitap seviyorsanız, tavsiyemdir.
Bir koruyucu...
Kayıp Çocuklar...
Ve uyanan kötü ruhlar...

Kırk sekiz çocuğun koruyuculuğunu üstlenen Işık Kanlıca, gelmiş geçmiş en güçlü Eğiva büyüsünü yapmış ancak onları korumayı başaramamıştı. Kaybolan dört çocuğunun ardından, yardım aldığı büyü dışı insanlarla birlikte muazzam büyüklükte bir güçle karşı karşıya geldi. Kötü ruhların ihtiyaç duyduğu enerji, özel çocukların yeteneklerinde gizliydi. Şimdi kaybolan çocuklarını ararken, diğerlerini de doğan karanlıktan korumak zorundaydı.

İyilik ve kötülük daha önce hiç bu denli iç içe olmamıştı. Nefret, öfke, aşk ve sevgi iliklerinize kadar işleyecek. Eğiva'nın dünyasına hoş geldiniz.
' Sevgi gerçek bir büyüdür.'

(Tanıtım Bülteninden)

Kalbim Sende Kaldı - Judith McNaught | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Judith McNaught
Kitap Adı: Kalbim Sende Kaldı
Özgün Adı:  Double Standards
Seri Sıralaması: *
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Yayın Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 304
Kitaba Puanım: 5/5
Judith McNaught, kendi hakkında söylenen övgü dolu sözleri sonuna kadar hak eden bir yazar. Öyle methiyeler dizmeme de gerek yok bence, çünkü zaten ne denli güçlü bir anlatıma şahsına münhasır bir kaleme sahip olduğu örnek alınarak yazılmasından belli diye düşünüyorum. Zaten sevenleri tarafından defalarca kez okunan kitaplardır, her ne kadar canım Epsilon Yayınevi yazarın telif haklarını elinde bulunduruyor olsa da baskı yenilemesi yapmayıp yeni okuyacak okurları bu kalemden ve tattan mahrum bırakabiliyor.
Taşımı da attığıma göre yoruma devam edebilirim.
Gel gelelim kitaba. Başta her şey gerçek anlamda çok güzeldi. Kızımız iş bulma umuduyla kasıntı akrabalarına gidiyor, iş buluyor ve seviniyor. Çünkü artık evine para yollayabilecek ve babasına yük olmaktan çıkacak. Hayaller böyle, evdeki hesap da böyle, iş çarşıya çıkınca durumun şekil değiştirmesi. Çok detaya girip kitabın tadını kaçıracak değilim. İpucu yok, asla yok 🤣🤣

Lauren ile Nick'in karşılaşmaları, aralarında geçen sohbetler, birbirlerine takılmaları öyle güzeldi kiii nasıl desem.. Hani çok sevdiğiniz bitter çikolatanın ambalajını açıp kokusunu içine çekerek yemeye başlamak vardır ya... Ahaa işte aynen bu kitap onun gibiydi! Ağzınızda bıraktığı tat enfes bir tat.. Keşke erken bitmese, her okuyuşta birkaç sayfa artsa mucize olsa demekten kendinizi alamazsınız. Bir gün gibi kısa bir sürede bitirilebilecek, bittiğinde de neden bitti dedirtebilecek bir kitap, Kalbim Sende Kaldı.
Nick karakteri başlı başına bambaşka bir hikaye. Her insanın yaşadığı hayat kendine göre zordur ve hamur misali insani yoğuran kimi zaman yumuşatıp kimi zaman da kati hale getiren de hayattır. Nick tam manasıyla ikili ilişkilerde pamuk ipliğine bağladığı güveni kaybetmeye yaklaştığında son derece katı bir adam olabiliyor. Ki haklı sebepleri de yok değil. Düşünün, babanızı kaybetmişsiniz üzerine de anneniz sizi terk etmiş, hayat zaten zor güvenin kırıntısı yok, kendinizi korumaya alıyorsunuz ve zor zar bağ kurup güvenecekken tersi durumla karşılaşıyorsunuz. Katı olmayacaksınız de ne olacak, nasıl ayakta kalacaksınız ki, değil mi ama...
Bir de her okuduğum kitapta ille de kitap içindeki ailelere değinmekteyim ya, bu kitapta da bir kere daha değinmek isterim. Ailenin önemi bambaşka bir olgu. Her şeyin başlangıcı aile, her duyguyu ilk olarak ailede öğrenir insan. Eğer ki o kadın bırakıp gitmeseydi, terk etmemiş olsaydı, Nick duygusuz bir adam olmazdı. Tabi her olumsuzluğu kendi hayatımızda olumlu hâle getirmek, kendi elimizde. Nick de öyle yaptı. Annesinin ardından güçlü olmak için çok çalışıp  başarılı bir iş adamı oldu. Onca çektiklerine rağmen kendinden emin, ayakları yere sağlam basan bir adam haline geldi.


Nick'in işini baltalmaya çalışan dahili ve harici düşmanları kızımızı bir şekilde ikna etmeye çalışacak ve hikaye de orada başlayacaktır. Kader ağlarını örerken ikilimizi neler beklemektedir. Kitapta böyle eridiğim bir sahne var, Nick ile karşılaşmaları Sindirella masalına atıfta bulunmaları, yakışıklı prensin yaptığı gibi  kızımıza ayakkabisını giydirmesi, allah'ım dedim, sen biliyorsun içimi 🙈🙈
Kitap gerek konusu gerek karakterleri gerek anlatımı kısacası her şeyiyile mükemmeldi. Aşk varsa hayatta sayfanın sonunda ille de karakterleri bulurdu. Diyerek yorumuma son veriyor sıradaki kitabıma geçiyorum. Yazarı ve kitapları şiddetle öneririm. Elinize geçerse mutlaka bir şans verip okuyun.

Gece Fısıltıları, Cennet, Kusursuz, Mutluluk, Sen Gelmeden Önce, Aldığım Her Nefeste, Düşler Krallığı, Sonsuza Kadar, Seni Beklerken, İçinde Aşk Saklı, Sana İhtiyacım Var adlı kitaplarıyla okurlarının beğenisini kazanan Judith McNaught'tan...

Yüreğinin Kraliçesinin Beklenen Romanı Gönlünüzü Fethedecek Kaderi Olan Adamı Bulduğuna İnanan Bir Kadın... Saf Mutluluğun Acı Gerçekler Karşısında Boyun Eğdiğini Bilen Bir Adam... Tutku Uçurumunun Geri Dönüşü Olmayan Derinliklerine Sürüklenen Duıygu Yüklü Bir Aşk Hikayesi...

Global Endüstri'nin yakışıklı genel müdürü Nick Sinclair işini nasıl idare ediyorsa kadınları da aynı şekilde idare ediyordur... Büyüleyerek, meydan okuyarak ve acımasızca kendisine hâkim olarak. Her şeyin en iyisine alışık bir adam olan Nick, Lauren Danner'ı işe aldığında bu mağrur güzelin kendisi için sıradan, yeni bir zafer olacağını düşünür. Fakat Lauren'ın parlak zekâsı ve nadir rastlanan azmi gözlerini kamaştırır, dahası kendisine karşı koymada ustalıkla yol alan bu cezbedici güzele âşık olur.

Ama Lauren'ın bir yalan üstüne kuruludur ve bu oyun her geçen dakika daha da tehlikeli bir hal almaktadır. Sırrı, Nick'in ona olan hassas güvenini ve o ana dek tanıdığı en güçlü adamla gelecekte birlikte olma umudunu tamamen yok edecek midir?

Kağıttan Duvarlar - Ilsa Madden-Mills | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Kağıttan Duvarlar 
Yazar Adı: Ilsa Madden Mills
Seri Sıralaması: English #1
Yayınevi: İndigo Kitap
Yayın Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 304
Kitaba Puanım: 5/5
Kağıttan Duvarlar konusuyla sevdiğim, karakterleriyle yaşanan olaylara tutumu ve güçlü duruşlarıyla  takdirimi kazandığı bir kitap oldu. Kısaca söylemem gerekirse okurken keyif aldım.
Esas karakterimiz olan Elizabeth’in geçmişiyle başlıyor kitap. Aşık olduğu adam tarafından kandırılmış, kullanılmış olması, istismara maruz kalması olayıyla başlıyor. Elbette ki güçlü olan karşı taraf ve kızımız çareyi aşka tövbe ederek her şeyden kaçmakta buluyor. Hiçbir erkeğe güvenmemesi gerektiğini acı bir tecrübe ederek öğrenmesiyle kontrolü elden bırakmamak adına kendine bir söz veriyor.

Tabi bütün ezberlerini bozacak adam, Declan ile tanışana kadardı düşüncesi. Şimdi hakkını vermek gerek, çok direndi aşık olmamak için. Hatta geçmişteki pislik musallat olurken de korkusuna rağmen bir ileri iki geri bir ilişkileri vardı esas adamımızla. Onları ele geçiren tutku ateşi aşkla harmanlanınca birbirlerinden pek de uzak kalamayacakları gün gibi açıktı.


Tabi ikilimizin aynı okulda olmaları ve ortak ders almaları da gözden kaçmayacak önemli detaylardan. Bir de Gurur ve Önyargı kitabındaki ana karakterle isim benzerliğinin olması onları günümüz Elizabeth Bennet ile Mr. Darcy yapar mıydı? Benzerliğe gönderme bir atıf da vardı ve bu benim çok hoşuma gitti.

Declan'ın bir de ikizi var,  adı da Dax. En az ikizi kadar yakışıklı ama muazzam muzur bir karakter. Onun olduğu sahnelerde baya güldüm, yüzümde koca bir sırıtışa sebepti bu adam da. Kitabın İngiliz serisinin ilki olduğunu okumuştum devamı hakkında bir bilgim de yok. Eğer ki devam kitabı Dax karakteriyle ilgiliyse ve sevgili Indigo Kitap kitabın devamını çıkarmıyorsa çok yazık ediyor.

Çok fazla detay anlatıp tat kaçırmak istemem merak ettiyseniz şayet kitaba bir şans vermelisiniz. Duyguların aktarılması, karakterlerin yaşadığı her durumla değişmesi daha güçlü olması, korksalar da korkularının üzerine gitmesi iyi yansıtılmıştı. Ve kitabın temel konusu olan istismar durumunun bir birey üzerinde bıraktığı ve hayatını toptan değiştiren travmayı okumak farklı hissettirdi. Elinde parası ya da gücü olan her istediğini yapamaz olgusu da iyi verilmişti. Adalet elbet bir gün tecelli ederdi, etti de. Kitap çok güzeldi, okumanızı isterim.
Bir gece, iki yaralı yürek, ölesiye tutku…
“Ona bakıyordum. O da bana. Gülümsedi. Ben de gülümsedim. Sanki tam da orada aramızda gizli bir şeyler paylaşıyormuşuz gibiydi. Dünya dönmeye devam ediyor ama sanki ikimiz sadece birbirimize dikkatle bakıyormuşuz gibi. Sanki bir şey sormak istiyormuş da bunu nasıl yapacağından emin olamıyormuş gibi bir ifadeyle bana bakmaya devam etti. Aramızda bir şeyler vardı ve ben bunun ilk bakışta aşk olacağını sanacak kadar aptal değildim...”
Kalbi ve ruhu paramparça olmuş bir insan, tekrar güvenebilir mi?
Tekrar sevebilir mi?
İşte Elizabeth, tam da bu günlerde tanıştı Declan'la...  
Declan yakışıklı ve bir o kadar da tehlikelidir.
Elizabeth ise kendine yarattığı küçük dünyasında yaşamaktadır. Hayat küçük tesadüflerin büyük mucizelerini bu kez Elizabeth’in karşısına çıkartacak mıdır?
Bazen kendinizi dipsiz bir kuyuda hissettiğiniz anlar olur. Oradan asla çıkamayacağınızı düşündüğünüz zamanlar... Sonra küçücük bir ışık sızar içeri ve yeni bir umut yeşerir kalbinizde... 

Kalbin Ateşi - Rita Hunter | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Kalbin Ateşi 
Yazar Adı: Rita Hunter 
Seri Sıralaması: Ateş Dizisi #3
Yayınevi: Epsilon Yayınevi 
Yayın Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 495
Kitaba Puanım: 4/5
Rita Hunter’in Ateş Dizisi’nin son kitabını da bitirmişken hakkında biraz gevezelik etmek istiyorum. İlk önce yazarımızın bir Türk olduğunu ve İngiliz tarihini en az onlar kadar hakim olup ustaca kaleme aldığını söyleyeyim. Her kitabında her hikayesinde içine yuvarlanmakla kalmıyor tutkunu oluyorsunuz kitapların. Hele birde bu türü seviyorsanız arada bir açıp açıp okumaktan da keyif alabilirsiniz.

Üç asil kontun birbirinden renkli hayatlarına konuk olduk seri boyunca. İlk kitapta hayattan beklentisi sadece bir varis ve huzur olan Adrian aşkın ateşi ile kavruldu, bütün dünyevi duygular ile arasında aşılmaz bir dağ yaratan Brendan ruhunu ateşe veren kadınla tanıştı buz tutan kalbi eridi ve en sonunda eğlenceli alaycı ve renkli bir karakter olarak karşımıza çıkan Stephan ise kalbini ateşe verdi, aşkın o hayallere sığmayacak güzelliği yaşamaya başladı.

Eh aralarında beni en delirteni, ya bu adam böyle değildi neden böyle oldu derken kah kızıyor kah kızıyor ve en son da ay ponçik seni diye severken buluyorsunuz kendinizi.


Davina, kardeşinin yaşadığı trajedinin sonrasında kendisini manastıra kapatmasından dolayı üzgün, bir o kadar da öfkelidir. Bütün yaşananların sorumlusunu bulacak ve intikam alacaktır. İntikam alması gereken kişi de Abbey kontunun kuzenidir. Planını belirledikten sonra Londra'ya gidecektir. Yapılacaklar bellidir, o adamı bulacak ve hesap soracaktır. Atladığı ve planlarının dışında olan Abbey kontu Stephan Ramsey'dir. 

Üstelik Stephan kuzeni konusunda son derece hassas davranır. Kafası yerine kalbi kırılan delikanlının daha fazla incinmesini göze alamaz, daha önemlisi cemiyete duyurulan nişanı da atmasının önüne geçmek istiyordur. Ve o esnada Davina hayatlarına pimi çekilmiş bir bomba olarak tam merkeze düşer. Baştan çıkarıcı, karşı konulmaz güzelliği ile Davina feleklerini şaşırtır. Sonrası da kitapta. Okumak isteyenler seriyi satın alarak okuyabilir, bilmecenin sonunu da çözebilir. 

Davina öfkeli bir dilber ve çok da saf, bir kurt olan Stephan'ın karşısında hiç şansı yoktu, ava giden avlanır sözünün tam karşılığı bu kitap olmalı. Bir de Thomas, bu karakterden zerrece hoşlanmadım. Hem de hiç.

Kitabın kapağından da söz etmem gerek, serideki en beğendiğim kapak Kalbin Ateşi. Her biri güzel orası ayrı tabi. Okumanızı öneririm.

İskoçya kırsalındaki küçük çiftliğinde koyun yetiştiren Davina Murray, sevdiği erkek tarafından masumiyeti çalınarak terk edilen kardeşinin hayatının en büyük hatasını yapmasının önüne geçememiştir. Ancak onun hayallerini çalan adamın hiçbir şey olmamış gibi pırıltılı yaşamını sürdürmesini kabul etmeyecektir.

İskoçya kırsalındaki küçük çiftliğinde koyun yetiştiren Davina Murray, sevdiği erkek tarafından masumiyeti çalınarak terk edilen kardeşinin hayatının en büyük hatasını yapmasının önüne geçememiştir. Ancak onun hayallerini çalan adamın hiçbir şey olmamış gibi pırıltılı yaşamını sürdürmesini kabul etmeyecektir.

O halde... 

Sadakat, kararlılık ve öfkenin yol gösterdiği bir planın, tatlı dil, ölçülü bir hafifmeşreplik, çalışılmış bakışlar ve biraz da cesaretle süslendiğinde uygun dozda bir intikama dönüşmesinin önüne geçebilecek ne tür bir engel olabilir ki?

Belki sadece korumacı bir kuzen...

Abbey Kontu Stephan Ramsey kuzeninin hayatına aniden giren bu çarpıcı kadının bir şeylerin peşinde olduğunun farkındadır. Kalbinin tekrar kırılmasını istemediği kuzenini korumak için Davina Murray'nin cazibesine kalkan olarak kendi tecrübesini öne sürdüğünde ikisi arasında patlak veren savaş, kısa sürede kalplerini ateşe verecek bir serüvene dönüşecektir.

☆☆☆

Ateş Dizisi Serisi;
#3 Kalbin Ateşi

Rita Hunter - Ruhun Ateşi | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Ruhun Ateşi 
Yazar Adı: Rita Hunter 
Seri Sıralaması: Ateş Dizisi #2
Yayınevi: Epsilon Yayınevi 
Yayın Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 496
Kitaba Puanım: 5/5
Ateş Dizisi serisine Ruhun Ateşi kitabıyla kaldığım yerden ya da yandığım yerden mi demeliydim, her neyse, devam ediyorum. Aslında böyle sindire sindire uzun zamana yayıp keyfini çıkararak okunması gerekiyor kitaplar ama bir kere kapılınca ve kendinizi kaptırınca çarçabuk bitiyor. Tabi bu da yazarın dili, anlatımındaki akıcılık ve de hikayeyeolan okurun bağlanması durumlarını göz önüne alırsak tatmin edici bir okuma süresini ortaya koyuyor. Tabi kitaptaki havaya bürünüp o zamana gitmekle kalmıyor, okurken kitabı yaşıyoruz.

Kitap konusuna şöyle bir değinecek  olursam; Sophie Langford’un çocukluğu kuzeni Liliana yanlarına taşınmadan öncesine kadar harikaydi. Ailesinin tüm ilgisi ve sevgisi artık kendine değil, üzücü bir şekilde  ebeveynlerini kaybeden kuzeniyle paylaşmak zorundaydı. Sophie babasına verdiği sözü tutmak için uzun yıllar çabalar. Ona ait olan her şey bir zamandan sonra kuzeninin olmaya başlaması aralarında gelişecek sevgiyi de yok eder. Çok sevdiği kurdalesi, anne ve babasının koşulsuz sevgisi, hatta Jordan'ı bile Liliana'nın alması artık bardağı taşıran son olaydır. İkinci planda kalmaya alışkın olan Sophie çocukken aralarında geçen anlamsız söz dalaşını hatırlar. Kuzeni ona “İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen...” demiştir ve olayların fitilini atesleyen kıvılcım da tam olarak burasıdır. Tabi esas hedefin ruhu buz tutmuş aşka anlamsız bakan hatta belki de inanmayan bir adam olacağını kestiremez.


Kuzeninin bütün yılanlıklarına rağmen dik duruşunu bozmayıp kendinden ödün vermeyen Sophie, tüm sempatimi kazandı. Liliana'dan ise nefret ettim. Tamam kızı anlamaya çalışıyorum ama nefret yumağı dışa karşı melek içten bir şeytan birine karşı hoşgörü besleyemem. Sophie'nin onu dövdüğü her sahnede *ki en keyif aldığım yerlerden biri* mest oldum. Ben olsam, göle ya da ırmağa götürür kafasını suya sokarak ne kadar çakıl taşı var saydırırdım. Bakın amacım ne kadar masumane ama...

Kitapta en sevdiğim kişilerden biri olan Brendan ise, sanırım okuyup en sevdiğim Rita hunter erkeklerinden biri. Tamam, bazı yerlerde küplere bindim hatta çıldırdım ama o ayrı şimdi. Buz gibi alaycılığı, ruhsuzluğu, kışkırtmaları, umursamazlığı biraz biraz kızdırdı ama aşka ısınıp bur tutan ruhu canlanınca lav gibi bir adam olup çıktı. Sanırım aşk öyle sihirli bir şey ki kaya kadar sert yüreğin olsa ya da bundan bir yürek, ateşiyle eritip pamuk şeker kıvamına getiriyor.

Uzun söze gerek yok, bu türü sevenlerin bayılabileceği bir kitap Ruhun Ateşi. Ve son sayfada gözleriniz dolu dolu olarken "Neden bitti ki?" dedirtebiliyor.
Amansız bir rekabet, tatlı çekişmeler, kazanma hırsı ve yasağa olan tutku.

Brendan bir kumpasın içine sürüklendiğinden habersiz, işleriyle uğraşır, dostlarıyla şakalaşır, güzel kadınlarla flört ederken Sophie bomba misali düşer hayatının ortasına. Öyle başını döndürür ki ne akıl kalır ne sağ duyu.

Birbirlerine inat iki insan. Biri soğukluğu, kibiriyle nam salmış Brendan, bir diğeri hayalperest, sıcak kanlı aynı zamanda çocukça bir intikam oyununa düşen Sophie.

Onların hikayesi kalbinize işleyecek. Satırların büyüsüyle sarhoş olup, aşkın gücünü ruhunuzda hissederken kalbiniz ateşle kavrulacak.

Aslında kitapta dile gelmesi gereken yerler çok, ama ben size saklıyorum o kısımları. Okuyup kendiniz şahit olun istiyorum.

Yazarımı bir kez daha takdir ediyor, kalemine sağlık diyorum. Harika bir soluktu. Okuyun, pişman olmayacaksınız.

♡♡♡

Seri Sıralaması:

*Ateş Dizisi Serisi*

2. Ruhun Ateşi
3. Kalbin Ateşi