Gözyaşı - Lauren Kate | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Fantastik-kurgu
Yazar Adı: Lauren Kate 
Kitap Adı: Gözyaşı 
Özgün Adı: Teardrop
Seri Sıralaması: Teardrop #1
Yayınevi: Epsilon Yayınevi  
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 406
Kitaba Puanım: 3-3,5/5
Hani derler ya, bir yazarın yazım tarzını özümseyince elinize alacağınız diğer kitaplarında da o tarzı arıyorsunuz ister istemez. Bu biraz da genel bir kanıdır aslında. Elde olmadan bir önce okuduğunuz aynı yazarın öteki kitapları ile biraz kıyasa düşüyorsunuz. Düşüş serisini ne denli sevdiğimden çoğu kerelerce dile getirmişimdir. Aynı gizemi aynı tempoyu aynı akıcılığı beklemem sanırım kendime yaptığım bir yanılgı oldu.

Kitabın gerçekten çok farklı bir konusu var; sizi kendine çekiyor, sürüklüyor ve hikayenin içine girmenizi sağlıyor. Ama işleyişi mi desem karakterlerde bir şeyler mi eksik desem bilemedim, bir sönük kalma durumu var hissi bıraktı ben de. Her bir karakterlerin kendine göre özelliği kendine göre havası vardı tabi de yine de sanki eksik şeyler varmış gibiydi...

Belki de istemeden bir beklenti içine girdiğimdendir kitaptaki karakterlere ısınamamam. Konunun işleyişi ya da hikâyenin gidişatında sıkıntı yoktu ama karakterlere tam olarak adapte olamadım. 


Kitabın konusuna gelelim, annesini bir kazada kaybeder, Eureka. Kaza esnasında içinde bulundukları araç oldukça yüksek ve şiddetli dalgalarca sürükleniyor. Bu kazadan da kurtulan tek kişi Eureka oluyor. Kaza sonrasında yaşadıkları ağır geliyor ve psikolojisi bozuluyor. Ölmek için intihar girişiminde bulunuyor ama sonuçsuz kalıyor. Her denemede isteğine kavuşamıyor. Asıl hikaye ise baş kahramanımızın annesinden kalan miras ile başlıyor. Eureka, annesinin mirasıyla birlikte değişiyor. 

Annesinin kendisinden sakladığı birçok şeyin olduğunu fark eden Eureka gerçekleri öğrenmesiyle başına türlü işler geliyor. Bir de kızımızı gölgeden farksız izleyen bir karakterimiz var kitapta, o da Ander. Eureka henüz küçük bir çocukken bile gölge gibi takibindedir ve her hareketini izliyordur. Bu adamın başta kötü adam olduğunu ama kızımızı tanıdıkça ve onu daha fazla -nasıl desem, hah, doğru kelime yaşamak- yaşadıkça aşık olan çok gizemli ve bir o kadar da yakışıklı karakterimiz. Peki Ander ve Eureka arasında ne olur derseniz, kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz. 

Genel hatları ile bahsettikten sonra bir küçük de bende bıraktığı izlenimden ufak ufak bahsedeyim ben. Ander ve Eureka mıknatıs misali bir çift ama aralarındaki ilişki yüzeysel geçilmişti. Ağır bir tempoda başlayıp sonradan açıldı. Karakterlerin kurgu ilerledikçe kendilerini belli etmesi ve konunun ilerleyişi derken kitap bir anda sürükleyici bir hâle büründü.

Sonu ise beni tatmin etti, genele bakınca beklediğim bir finalle bitti. Lauren Kate sevdiğim yazarlar arasında, bu kitap ise ondan beklenilenin bir tık aşağısında kalmış diye düşünüyorum. Ha okunur, konusu da güzel özgün bir kurgu ve anlatım. Ama benim aklım galiba Düşüş'te kaldı.

Kitabın devamı da var, umarım ikinci kitap beni yanıltır ve kendine aşık eder. Geçer not aldı tabiki ama ayılıp bayılamadım. Denk gelirseniz okuyun derim yine de. Bakarsınız benden daha farklı düşünürsünüz.
Tek bir damla gözyaşı, dünyanın sonunu getirebilir…

Romeo ve Juliet...
Edward ve Bella...
Luce ve Daniel...
Şimdi sıra Eureka ve Ander’de...
Yürekleri durduran bir romantizm...
Önüne geçilemeyen bir kader...
Tahrip edici bir sır...

Bir daha asla ağlama... Eureka Boudreaux’nun annesi yıllar önce kızına bu yasağı koymuştur. Ama Eureka’nın annesi artık hayatta değildir ve genç kız nereye gitse karşısında uzun boylu, soluk tenli Ander’i bulmaktadır.

Ander bilmemesi gereken şeyleri bilmekte ve Eureka’ya tehlike altında olduğunu söylemektedir. Aynı zamanda senelerden beri kimsenin yapamadığını yapıp Eureka’yı hıçkıra hıçkıra ağlayacak noktaya getiren tek kişidir.

Zalim ve Güzel - Rosamund Hodge | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Fantastik-kurgu
Yazar Adı: Rosamund Hodge
Kitap Adı: Zalim ve Güzel
Özgün Adı: Cruel Beauty
Seri Sıralaması: Fairy Tales #1
Yayınevi: Pegasus Yayınları 
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 336
Kitaba Puanım: 3/5
Zalim ve Güzel kitabını okuyanların yüzde doksan yedisi beğenmedi. Her okuyan kitabın gerçekten kötü olduğuna dair fikirlerini paylaştı. Tabi ki herkesin kendi görüşü ve beğenisi ile yazılmış yorumdu. Ben de okuma evresini erteledim ve sonunda dedim ki, okuyup kendim görmeliyim. Okudum ve bitirdim, simdiyse neden daha önce okumadım ki diye hayıflandım. Çünkü ben çoğu okuyanın aksine yazarın oluşturduğu dünyaya bayıldım, yarattığı karakterleri sevdim ve aktarmak istediği masalın içine düştüm.

Zalim ve Güzel, yazarın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı. Akıcı bir anlatımı ve merak uyandıran bir kurgusu vardı. Başlarda yavaş bir giriş ile dünyasına kabul ediyor ve gittikçe tempo artıyor. Bir puzzle gibi... Parçaları yerleştirdikçe resim tamamlanıyor ve finale doğru heyecan artıyor. Farklı bir Güzel ve Çirkin masalı okumuş olduk ve ben bu halini gerçekten sevdim.

Hikayeyi genel olarak ele alınca gerçekten keyif aldım ve ilk sayfadan içine çekildim. Sonu için pek tatmin edici değildi ya da ben sona doğru kendi kendime bir beklentiye girmiş de olabilirim. Yine de mutlu son olması beni de mutlu etti, yüzümde bir tebessüm oluşturdu.

Kitabın konusuna gelecek olursam eğer; 
Nyx doğumu sonrasında, babası iblis lordu ile bir pazarlık yapar. Kızı on yedi olunca Lord Nazik ile evlenecektir. Çocukluğundan beri herkese karşı ve zaman zaman kendine karşı da büyük bir nefretle büyüyen Nyx'nin bir görevi vardır; doğup büyüdüğü Arkadya'yı kurtarmak ve annesinin intikamını almak... Bunun içinde kocası olacak Nazik Lordu öldürmesi gerekiyordur.

Planlar hazırdır tek pürüz hesapları alt üst edecek o kişi, nefret ettiği kocasıdır. Lordun şatosuna yerleşmesinden başlayan zamandan sonra içine düştüğü gizemler, tehlikeli şatoda başına gelenler, bildiklerden daha fazlası olması Nyx üzerindeki etkileri derken hikaye ilgi çekici hale geliyor. Nyx, hayatındaki insanlar tarafınsan olduğu gibi kabul edilip sevilmezken gerçek sevgiyi ve güveni iblis lordunda bulur. Bir seçim yapması yapması gerekir artık ve bu seçim onu nereye götürecektir? Hayatında ne gibi değişikliklere sebep olacaktır?


Nazik Lord, Nyx'e söylediği ismiyle İgnifex, kendine dair ne varsa hiçbir şey bilmiyordur. Geçmişi nelerle doludur, nasıl biridir, hatırlamıyordur. Onun görevi ve de bildiği tek şey insanlarla yaptığı pazarlıktır. Onun kapısına gelen insanlar istekleri doğrultusunda bir bedel ödemeleri gerekmektedir, bunu kendi iradeleri ve kalpleri ile yapmaktalardır. İgnifex göründüğünün aksine farklı bir karakterde biridir. Anlatıldığı gibi salt kötü değildir. Onu tanıdıkça ve yaşadıkça Nyx ile hem fikir oluyoruz.


Nyx, İgnifex derken bir diğer ana karaktere yakın bir karakter var. Gölge, aslında dikkatlice bakınca ve ipuçlarını takip edip parçaları birleştirince başından beri belirgin olan sonuca ulaşılıyor. Bu ne diye sorarsanız okuyup kendiniz görmelisiniz, ben söylemem.

Nyx'in nefreti beni zaman zaman yorsa da, İgnifex kadar keyif aldım. Birbirleri ile atışmaları, bazen çok yakın olup korkuları paylaşan bir çiftken bazen de kanlı bıçaklı düşman olmaları eğlenceliydi. En önemli kısmı da kötülük sarılı biri olan İgnifex'in her koşulda bir şekilde gelinine yardım etmesi, o sahnelerde böyle pamuk şeker kıvamında gülümsüyordum.

Yazarın ilk kitabı, eh üzerindeki amatörlük de belli oluyor. Tek karakter üzerine dikkatle yoğunlaşıp diğerlerine parça parça yer vermesi, sonu ımmm ucu açık bir final ile son bulması ilk kitap heyecanına bağlayabilirim. Daha üzerine düşerek boşlukları doldurarak biraz daha uzatıp daha dolu dolu yazarak okurlara güzel bir final ile sunabilirdi kitabı ama anlaşılan böyle finali reva görmüş.

Yine de güzeldi demek istiyorum ben. Büyük beklenti ile başlarsanız eğer beğenmezsiniz ama herhangi bir beklentiye girmeden, keyif alacağınızı düşünerek okursanız bir çırpıda bitecek bir kitap. Sevgili Pegasus da yazarın diğer kitaplarını çıkarırsa kaleminin geliştiğini okuyup görebiliriz diye düşünüyorum. Fantastik türünü seven okurların okurken keyif alacağı bir kitap diyerek yorumuma nokta koyuyorum.

Okuyup kendiniz görerek sevip sevmeyeceğinize karar verin 😊

Görevi onu öldürmek, 
Kaderiyse onu sevmekti…

On yedi yıl boyunca 
ONU ÖLDÜRMEK için eğitildi. 
Dünyasını 
ONDAN NEFRET ETMEK üzerine kurdu. 
Kendi hayatını 
ONU YOK ETMEK için feda etti. 
Ancak hesaba katmadığı bir şey vardı; 
ADAM ONU SONSUZA DEK DEĞİŞTİRECEKTİ. 

Nyx doğduğunda, babasının aptalca pazarlığı yüzünden krallığın iblis hükümdarıyla sözlendirilmiştir. 

Görevini yerine getirmekten başka seçeneği olmayan Nyx, onu kurtarma teşebbüsünde bulunmayan ailesine gücense de kaderinden kaçmak istediği için kendinden nefret eder. On yedinci yaş günü gelip çattığında, ölümsüz ve kudretli Ignifex’le evlenmek için kendi hayatından vazgeçer. Genç kız, onu baştan çıkarıp gafil avlamayı ve böylece halkının üstüne çöreklenen ve dokuz yüz yıldır süregelen laneti ortadan kaldırmayı planlamaktadır.

Bir Boşanma Hikayesi - Elif Yılmaz | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Romantizm
Yazar Adı: Elif Yılmaz  
Kitap Adı: Bir Boşanma Hikayesi
Özgün Adı: *
Seri Sıralaması: BBH #1
Yayınevi: Parola Yayınları 
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 496
Kitaba Puanım: 5/5
Bazı anlar vardır, böyle kelimeler saklanır sizden ve siz onları arasanız da bulamazsınız. Bulamayacağınız gibi hislerinizi de doğru şekilde ifade edemezsiniz. Etseniz de tatsız tuzsuz olur, yavan kalır ve eksiktir. Şu an tam olarak öyle anlardan birindeyim. Öfkemden delirip, yerimde  duramıyor olsam da külçe gibi kalmış, kanepemde kitap önümde oturuyorum. 

Her insanın korkuları olur, birini kaybetme korkusu da en beteridir. Bu kaybetme öyle illettir ki ruha bir virüs gibi yayılır, hasta eder. Her şeye de gebedir. Mesela güven duygusunu sarsar sonra sevgini sınar. Bu kaybetme duygusu somut olarak kaybetmeyi düşündürmez, o raddede kafayı yedirtir çünkü. Düşünün, hayatınızda ki en değerli insanı kaybettiğinizi bir düşünün. Ne yaparım düşüncesi peşinde gelir. Yok, olmaz, yaşayamam dedirtir. Ayşe de öyle hastalıklı düşünceler ile hem kendine hem de Mehmet'e zindan etti hayatı. Yahu, kitabın başında eğleniyor kahkaha atıyor gözlerimden yaşlar geliyorken ne ara böylesi depresif bir ruh haline büründük Ayşe, sen söyle. Kitap boyu vir vir susmadın şimdi de susma, konuş be!

Öfkeliyim çünkü, hep bir seylerden korkarak kaçtı Ayşe, hep bir şeyler yokmuş gibi davrandı, hep görmezden geldi. Öfkeliyim çünkü, yer yer kendimde gördüğüm davranışı onda buldum. Belki de ondandır öfkem, kim bilir.

Kırgınım Mehmet'e, öyle güzel severken neden görmeyi reddeder bir insan, konuşsana Mehmet. Şimdi sen susma! Ayşe'ye sustuğun yetti, buradan konuş bari. Kırgınım hem sana, çok fazla. Elbette bu ilişki de Ayşe kadar Mehmet de suçlu, sustukları, konuşmayı reddettikleri, orta yol bulmak yerine iyiy-miş gibi davrandıkları için kırgınlık var.

Karakterler bizden biri, her yerde her kişide göreceğimiz kişiler aslında. Gerçekler bence. Onlar gibi arkadaşımız vardır illa ya da bir yerde karşılaştık onlarla da haberimiz yok. Bana sadece karakter gibi gelmiyor zira. Hikayeleri ilk kitapta bir es verilerek molaya girmiş, devamı gelecek. Geleceği yere kadar beni eminim çıldırtmaya yetecek.


Kendi duygularıma burada bir es vererek kitaptan bahsedeyim ben size. Onların hikayesi biraz farklı. Öyle ilk görüşte aşık olup evlenerek çoluk çocuğa karışarak sonsuza kadar mutlu yaşadılar masalı onlarda yok. Onlar birlikte büyüyen ama birbirini tam anlamıyla tanımayan,  sonra aşktan başı dönüp evlenen ve en nihayetinde beceremeyen bir çift. Ayşe, Mehmet'i ilk gördüve aşık oldu. (Bence öyle sandı, git gide beraber zaman geçirerek aşık oldu da hadi sevimsiz Ayşe'ye inanalım.)

Mehmet onu yaşayarak aşık oldu. Ama pek dikkatli bakmamış içine zira baksa tanır ve davranışlarına susuşlarına bir anlam çıkarırdı. Karşılık olarak koca koca gülmez o da susmazdı. Bak gene deliriyorum inceden, alacağın olsun yazar hanım!

Kitaptaki bütün karakterleri hem sevdirip, hem de kızdırmak nasıl bir başarıdır. Valla Elif yazmış, biz de okuduk. Her bir karakter farklı duyguyu yaşattı. Öyle sahneler vardı ki kahkaha krizine girdim, gözlerimden yaşlar aktı. O kadar komikti ki soluksuz kalarak öksürük krizine de tutuldum. Hele ki aile içinde oturup kendi kendinize gülerken "bu yine neye bu kadar güldü" bakışlarına maruz kalmak 🙈 

Yonca ve Oğuz'cuğum harici her biri kudurttu beni. Hissettirdiklerinden Mehmet'i sorumlu tutan Ayşe için az darlamadım yazarı. Hem suç tek tarafta değildi yahu, Mehmet'i yedirmem ben bir kere. Yani, içinde yaşadıklarını sen anlatmazsan haykırmaz hep içine atarsan Mehmet ne yapsın yahu. 🙄🙄 Ali düğümü var bir de Neslihan ile ne oldu, bunların arasında bir şeyler olmuş ama sır düğümü, onu da ikinci kitapta okuyacakmışız. İstihbarat sağlam, güvenin bana.

Uzun lafın kısası, onların hikayesini okuyup yaşamına konuk olurken aslında kendi iç dünyamıza da dokundu yazar. Satır aralarına sıkıştırılan dolu dolu mesajlar aşırı anlamlı ve güzeldi. Analizler, çıkarımlar her biri yerinde ve kararındaydı. Hem güldüren hem düşündüren bir kitaptı Bir Boşanma Hikayesi. Şunu diyebilirim ki onların hikayesi ben de hep ayrı kalacak ve güzel hatırlanacak.

Bir Boşanma Hikayesi kitabı şimdiye kadar okuyup okuyabileceğim beni en ters köşe eden kitaplardan biri. Bak, orası kesin işte. Romantik komedi ama böyle güldürdüğü gibi hüzünlü bir ruh haline de sokuyor. Ve siz siz olun içinize ata ata zerrecik olan sorunları dağ yapmayın. Bırakın korkmayı, açık yüreklilikle konuşun. Çok güzel bir kitap okudum ben. Keyifle bir çırpıda bitti. Bir zaman sonra yeniden okuyacağım da, tabi ikinci kitap çıkınca olacak bu, bir hatırlayıp yeniden güleyim diye. Eh belki ikinci seferde ilki kadar kızdırmaz beni Ayşe. 

Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Güldürdüğü kadar düşündürüyor. Bir de finalinde Sezen Aksu dinlettiriyor. Valla denedim 🤣

Ben neden evlenmiştim?
Şu an bir boşanma davası sonrası, adliye binasının önünde yaşanabilecek en olağan karmaşanın içindeyim. Bu kapının önünde belki de yüzlerce insanın boğuştuğu soru işaretleri, benim kalbimin etrafını sarıyor bugün.

Merhaba ben Ayşe Çağlar.
Bundan on beş dakika önce kadar Ayşe Sönmez’dim ama sizin de fark ettiğiniz gibi boşandım!
Bu bir ikinci bahar hikayesi değil. Baştan bilmenizi isterim ki öyle hemen yeni birini bulup aşık olmayacağım. Size bir aşk hikayesi de anlatmayacağım. Yani kısmen… Ben buraya size her şeyin nasıl bu şekilde sona erdiğini anlatmaya geldim.

Bu Mehmet Sönmez ve Ayşe Çağlar’ın yer yer aşk ögeleri içeren, bu uğurda akıttığım göz yaşlarından mütevellit geceleri sağanak yağışlı, kalp kırıklarıyla dolu hikayesi.
Bizimkisi biraz farklı bir hikaye!

BU BİR BOŞANMA HİKAYESİ…

Maskeli Balo - Brenda Joyce | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Historical Romans
Yazar Adı: Brenda Joyce 
Kitap Adı: Maskeli Balo
Özgün Adı: The Masquerade
Seri Sıralaması: deWarenne Dynasty #5 
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Özgü Çevik
Baskı Yılı: 2011
Sayfa Sayısı: 464
Kitaba Puanım: 5/5
Maskeli Balo benim en sevdiğim tarihi aşk romanlarından biridir. Uzun bir liste yapsam bu kitap ilk beş içinde yerini alır. Bu türle tanışmamı sağlayan kitaplardan olmasının yanı sıra her okuyuşumda aynı hisleri ilk defa okuyor gibi hissetmemi sağlayan ender kitaplardan biri. Konusu, hikayesi, karakterleri yaşadıkları olaylar beni öyle içine çekti ki her sahneyi iyi bilirim.

Brenda Joyce kalemine bayıldığım bir yazar. Gerçekçi bir anlatımı okuyanı anlattıklarına bağlama özelliği var. Akıcı anlatımı sıkmadan kitabı okutuyor. Tabi bunda çeviri ve edisyonun da önemli bir etkisi var. Çeviri kitaplarda eli dokunan emeği olan bütün çevirmenlere de bu vesileyle bir selam gönderelim. Yürekten teşekkürler ♡

Gelelim kitaba, Lizzie çocukken yaşadığı bir boğulma tehlikesinde kurtarıcısı olan 'prensine' aşıktır. Yıllar yılı farklı zamanlarda karşılaşan ikili hep bir güç durumda kalırken kurtarıcı olarak Tyrell vardır. Bir gün, aşık olduğu adamla belki de unutulmaz bir an yaşama şansını elde eder Lizzie.

Katıldığı maskeli baloda karşılaşıp birbirlerinden etkilenirler. Kızımız Tyrell'in başını döndürür ki gece yarısı bahçede onu buluşmaya çağırır. Kitabın ve karakterlerin hayatlarındaki dönüm noktası da o buluşmada olur.


Elizabeth Anne Fitzgerald, okuduğum en fedakâr ve cefakâr kadın karakterlerden biri. Onun yaptıklarını düşünüyorum da yapcak cesarette olan çok az insan vardır. Fazla detay vermek niyetinde değilim yoksa kitaptan ipuçları vererek tadını kaçırabilirim. Kızımızın ailesine fena bozuğum, hele bir ablası var ki, gündüz kuşağı Türk dizilerindeki entrika çeviren kötü cadılardan biri. Tamamiyle nefretlik. O olmasaydı Lizzie ve Tyrell çoktan kavuşur ve mutlu olurlardı. Bizim kız bir de kitap kurdu, okumayı aşırı seviyor. Hatta ikilinin tanışma nedeni de göle fırlatılan kitaptı.

Tyrell ise varlıklı bir aileden. Bir kont çocuğu, asilzade beyimiz. Aslında bu adamı bir yandan seviyor bir yandan da keşke dövebilsem diyorum. Burnunun ucunu göremeyen biri, bir yerde. Yani gözünün önünde neler neler oluyor bu pek fark edemiyor. Ama yine de seni seviyorum Tyrell ♡ Her sene iki kez balo tertip ediyorlar Tyrell'in ailesi Lizzie ve aileside bu balonun davetlileri arasında. Tyrell, Lizzie'yi buluşmaya davet eder ve hikaye başlar. 

Karşılıksız olduğu düşünülen aşk, fedakarlık, hayranlık dolu bir hikayeye sahip Maskeli Balo. Boğazda düğümler bırakan, yer yer güldüren, en çok da sinirden kıvrandıran kısa sürede bitebilecek bir kitap. Merak ettiniz mi? İyi gidip alın ve okuyun. Çünkü gerçek anlamda çok güzel. 

Kitabı bulun, alın ve okuyun...
Şiddetle tavsiye ediyorum ♡
Utangaç Elizabeth Anne Fitzgerald, katıldığı ilk maskeli baloda çocukluğundan beri âşık olduğu Tyrell de Warenne`den, bahçede gizlice buluşma teklifi alınca şaşkına döner. Kaderin bir cilvesiyle, bu gizli buluşma gerçekleşmez ama o gece, Lizzie`nin yaşamında bir dönüm noktası olur.
İki yıl sonrasında Lizzie, kucağında onun çocuğu olduğunu iddia ettiği bir oğlanla kapısını çaldığında şaşırma sırası bu kez Tyrell de Warenne`dedir. Tyrell, Lizzie`yi çok iyi hatırlamaktadır ve çocuğun babası olmadığını bilmektedir. Bu genç kadın, Tyrell`e ne tür bir oyun oynamaktadır? Elizabeth Anne Fitzgerald fettan bir kadın mıdır, yoksa göründüğü kadar masum birisi midir? İnkâr edilemeyecek denli tutkulu bir aşkı ne bir skandal ne de bir entrika engelleyebilir...

"Sırların, entrika ve yalanların ağına yakalanmış iki âşığın tutkulu hikâyesi. Cüretkâr tarihî romanslardan hoşlananlar bu kitaptan kesinlikle keyif alacaklar."-Booklist-
"Aşkın, aldatma, skandal ve gururun üstesinden geldiği; duygusal ve sürükleyici bir romans... Akıllı, çekici ve güçlü karakterlerle kurulmuş, keyifli bir aşk hikâyesi. Brenda Joyce`un yeni kitabı, bütün romans okurlarına büyük zevk verecek."-RT Book Reviews-


The deWarenne Dynasty serisi:

#1 The Conqueror / Gönülçelen
#2 Promise of the Rose / Gülün Sözü
#3 The Game / Oyun
#5 The Masquerade / Maskeli Balo *
#6 The Stolen Bride / Kaçak Gelin
#7 A Lady at Last / Aşka Yelken Açanlar 
#8 The Perfect Bride / Kusursuz Gelin
#9 A Dangerous Love / Tehlikeli Aşk
#10 An İmpossible Attraction / İmkansız Aşk
#11 The Promise / Yemin

Levent & Bir Jinekoloğun Hikayesi - Elif Kaplan | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Romantizm
Yazar Adı: Elif Kaplan 
Kitap Adı: Levent & Bir Jinekoloğun Hikayesi
Özgün Adı: *
Seri Sıralaması: *
Yayınevi: Gitane Kitap
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 512
Kitaba Puanım: 5/5
Kitapla ilgili birçok yorum gördüm. Eh az buz ipucu yemedim desem yalan olur ama yine de okuyup kendim bu hınzır karakter ile tanışmak istedim. Kitap ağırlık olarak romantik bir kitap, komedi yanı da var ve ben bayıldım. Yazarın daha önce kitabını okudum. İlk kitabı ile son kitabına bakarak şunu söyleyebilirim ki gerek kurgu gerek anlatım olarak ilerletmiş kendini ve ben bundan inanılmaz keyif aldım.

Kitaba dönecek olursam karşılaştığım alıntılarla, eğlenceli bir kitap okuyacağımı biliyordum, keza wattpad'de yazarımız paylaşırken ucundan bakmış, basılınca okurum ben demiştim. Baskısının da hoşuma gittiğini söyleyerek kitap üzerinde emeği olan herkese buradan bir teşekkür etmek isterim. Kapak, kitabın baskısı, edisyonu tamamen bir bütün olarak benden geçer notu aldı hatta takdirimi de kazandı. Aşırı sevdim.

İç dünyasında vir vir konuşarak hiç susmayan - ve hiç susmasın da - bir erkek karakterin hikayesine konuk oluyoruz bu kitapta. Haklı serzenişleri, hayatında yolunda giden ya da gitmeyen durumlara olan yorumları ve davranışlarıyla bizden biri aslında Levent. Yani bizden dediysem lafın gelişi o, yoksa arşa yükselen egosu ile Levent bey dünyadan olmayacak kadar iyi bir adam. Bu arada adamımız bir jinekolog. Hastanede tamamiyle mesleğine odaklı ciddi bir doktor. Etik değerlerine bağlı işinde bir adam. Özel hayatında ise çapkın işte. Ama ona yakışıyor şimdi, ne diyim 😏

Jinekoloji ile alakalı araştırmalar yaparak yazmış yazar bu kitabı. Birçok bilgi de var. Kadınların bedenlerindeki değişiminin normal olduğundan, toplumdaki ayıp algısının yanlışlığından bahsediyor. Anne ve baba adaylarıyla doktorların yaşadıkları durumları zor anlardan da dem vuruyor. Toplumsal olarak bilinen bazı yanlışları, bilimle örneklendirerek anlatıyor. Önyargıların hayatı ne kadar zora soktuğunu düşündürüyor bir yanda da.


Levent otuzlarında, ailesinin artık evlensene dediği biri. Evlenmek için doğru insanı beklemek istemesi normal ama ebeveynlerin acelesi var. Onlar torun istiyor. Bir de kadın karakterimiz var. Canfeda. Onu size anlatıp ipucu vermek istemiyorum. Çünkü okuyarak sizin onu tanıyıp tanıdıkça anlamanızı istiyorum. Şimdiye kadar rastladığım çoğu kadın karakterden farklı. Herkeste olduğu gibi onunda çekinceleri ve korkuları var. Ve sebepleriyle de haklı. İkisinin bir ilerleyen iki gerileyen ilişkilerinde mutlu sona ulaşmak inanılmaz keyifli. Tabi ikisine de ayrı ayrı kızıp sonradan hak verdiğim çoğu yer oldu. Bunları da kendiniz okuyarak görün.

Kitabın aşk yönü alışılmışın dışında tabi bu tablo ile. Öyle ilk görüşte bir aşk hikayesinden çok adım adım ileleryen türde. Önce arkadaş oluyorlar sonra aşk geliyor. Güven ile ilerleyen bir aşk hikayesi diyebilirim ikisi için.

Kısa sürede bitirilecek bir kitap, ama ben sindirerek vedalaşmak istemediğim için okuma evresini yayabildiğim kadar yaydım. İkisinden de ayrılmak istemedim ne yalan söyleyeyim. Canfeda inada binsin, Levent sabır göstersin, egosu ile başımızı döndürsün diye yavaş yavaş okudum. Bu arada Levent için hayallerimin erkeği demiştim değil mi? Tamam o zaman 😊

Kısaca kitabı anlatacak olursam; ikili ilişkilerde tarafların gözünden yaşananların analizi,  hastanelerde günlük olarak karşılaşıla sorunların dile gelmesi, her hastanın aslında eşit haklara sahip olduğunun bilgisini veren bir kitap. Ek olarak hayvan sevgisi içine işlenmiş, sokak hayvanlarının durumu da aktarılmış. İçeriği dolu dolu olan bir aşk romanı. Ben okumasından oldukça keyif aldım. Hatta bir süre sonra başa sarıp yeniden okuyabilirim de. Sizlere de tavsiye ederim.
Levent Öztürk, işini son derece iyi yapan, hastaları tarafından çok sevilen bir Jinekolog’tur.
Hayatını işi ve evi arasında mekik dokuyarak geçirir.
Ne var ki; bu durumdan ailesi son derece şikayetcidir.
Bugüne kadar nasıl istediyse öyle yaşayan oğullarının artık aile sahibi olmasını isterler.
Bu baskıdan oldukça sıkılan Levent, artık doğru kişiyi bulmak için harekete geçer.
Ancak bilmediği bir şey vardır; o da hayatın kendi planları olduğudur.
Levent, tesadüflerin önüne kimsenin geçemeyeceğini öğrenecektir.
Hayata zor bir başlangıç yapmış, oldukça hassas ve ciddi olan bir kadınla karşılaştığında, bazı yönlerden hayatlarının ne kadar da benzer olduğunu keşfedecektir.
Başlarda hafife alsa da ilerleyen zamanlarda hayatının en büyük sabır sınavını vereceğinden habersizdir.

Bir Avuç Aşk - Brenda Joyce | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Historical Romans
Yazar Adı: Brenda Joyce
Kitap Adı: Bir Avuç Aşk 
Özgün Adı: The Prize
Seri Sıralaması: deWarenne Dynasty #4
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Özgü Çelik
Baskı Yılı: 2011
Sayfa Sayısı: 623
Kitaba Puanım: 5/5
 Yıllar önce henüz küçük bir fangirl iken yazar için şöyle bir cümle kurmuştum. "İçten bir anlatım, ruhunuza kadar işleyen bir kurgu eşittir, Brenda Joyce!" Bence doğru bir cümle kurmuştum. Hâlâ da aynı şeyi düşünürüm. İlk okuduğum zamanki hayranlığı ve etkilenmeyi yıllar sonra da yaşatabiliyorsa o yazar gerçekten iyi yazmıştır. Kitabın kurgusu, anlatılan hikaye, karakterler öyle beni içine çekti ki aklıma gelen her sahnede kalbim burulur. Savaşın ne kadar yersiz olduğunu, tahribatının güçlü olduğunu, her koşulda en büyük zararı sivillerin masumların yaşadığını bir kere daha satır aralarında gizlenenlerde görebiliyorsunuz.

Devlin O'Neill...
Sen, anlatılmayıp yaşanacak bir adamsın. 
Yaşadıkları çok can yakacak şeyler, yaşattıkları ise sinirden saç baş yolduracak şeyler. Bir ikilem arasında kalıyorsunuz okurken. Bir yanda hak verir evet böyle hisseder insan derken burnunun dikine gitmesi ve karşında olan kişiye acımadan yaşattıkları ile delirip elime geçse de boğsam dedirtirken öyle bir uçuruma sürüklüyor. 

Kitabın konusuna gelirsem; başlangıcı epey gönül yakan bir hikaye. İngiliz askerleri İrlanda topraklarını işgal etmektedirler. Devlin'in babası da korkusuz bir adam, hem ailesini hem vatan toprağını korumak adına savaşa katılır. Devlin ise on yaşında ya var ya yok, çocuk daha.. Kırmızı ceketli subay Hughes, ailesinin gözü önünde Devlin'in babasının katleder. Bir çocuk için bu büyük bir yıkım. Ruhunda tamiri olmaz hasarlar veren büyük bir olay.. İşte o zamandan beri kalbini beynini ele geçiren intikam duygusu ile kavrulan bir adam halini alır Devlin O'Neill.


Yaşadığı bu travma sonrası hayatı tamamen değişmiştir. Devlin, artık Hughes'ın tükenip yok olmasını sağlamak için kurulmuş bir inkitamdan ibarettir. Tabi ezberlerini bozacak hiç aklına gelmeyen düşünmediği biri çıkar. 

Virginia Hughes, masum ve saf ama bir o kadar da çetin ceviz. Zeki güçlü, o kadar benimseyip sevdim ki Virginia hakkında neler söylesem bilemiyorum. Ailesinden geriye kalan evini ayakta tutmak için verdiği hayat mücadelesi var. Bunun için amcasından yardım istemek için yola koyulur. Eh aklına gelmeyen de o esnada başına gelir. Gemisinin kaza yapması bir yana bir de alıkonulmuştur. Sonrası ise kitapta.

Öyle yerler vardı ki gözlerim dola dola okudum. Devlin'in çileden çıkıp Virginia için endişelendiği sahnelerde buruk gülümseme ile baktım kitaba. Aşkı, tutkuyu, pişmanlığı, kaybetme korkusunu yazar öyle işlemiş ki kitabı bitirince boğazda düğüm oluşturuyor. Hâlâ yazar ile tanışmamış, okumak için bekleten bekleyen varsa ve bu türü seviyorsanız bir şans verin ve daha fazla beklemeyin okuyun.

Şiddetle tavsiye ediyorum..

TUTSAK EDİCİ, GÜÇLÜ BİR AŞK İÇİN NASIL BİR DEĞER BİÇERSİNİZ? 

"Denizlerin belası" olarak ün salmış Britanya Kraliyet Donanması Kaptanı Devlin O'Neill, babasını vahşice öldüren Kont'tan intikam alma arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. Malını mülkünü elinden aldığı Eastleigh Kontu'nu neredeyse tamamen yıkıma uğratmış olmasına rağmen, son büyük darbeyi indirmek için doğru zamanı kollama
ktadır. Kont'un güzeller güzeli Amerikalı yeğeni ortaya çıkınca gerçek bir intikam fırsatı yakalamış olur.

Virginia Hughes doğup büyüdüğü ve büyük bir sevgiyle bağlı olduğu çiftliği Yaban Gülü'nü borçlarından kurtarmaya kararlıdır. Amcasının, gerekli parayı kendisine vereceği ümidiyle İngiltere'ye doğru tek başına yola koyulur. Ancak yolun yarısında Devlin O'Neill tarafından kaçırılır. Genç ve güzel Virginia, fidye elde etmek için tehlikeli bir oyuna girişen Devlin'in soğuk ve çıkarcı kalbini de ateşe atmak üzeredir.

"Brenda Joyce destansı karakterleriyle okuyucunun en derin duygularına hitap eden, baştan çıkarıcı öyküler yazıyor ve onu bir okumaya başlayan sürekli daha fazlasını istiyor."
-Romantic Times Book Reviews

"Brenda Joyce'un romanı ipek gibi akıcı! Güçlü, davetkâr ve duygusal anlatımı çok yoğun!"
-Literary Times

☆☆☆

The deWarenne Dynasty serisi:
#1 The Conqueror / Gönülçelen
#2 Promise of the Rose / Gülün Sözü
#3 The Game / Oyun
#4 The Prize / Bir Avuç Aşk *
#5 The Masquerade / Maskeli Balo
#6 The Stolen Bride / Kaçak Gelin
#7 A Lady at Last / Aşka Yelken Açanlar 
#8 The Perfect Bride / Kusursuz Gelin
#9 A Dangerous Love / Tehlikeli Aşk
#10 An İmpossible Attraction / İmkansız Aşk
#11 The Promise / Yemin

Unutulmaz Gece - Teresa Mederios | Kitap Yorumu


Kitap Türü: Historical Romance
Yazar Adı: Teresa Mederios
Kitap Adı: Unutulmaz Gece
Özgün Adı: One Night of Scandal
Seri Sıralaması: Fairleigh Sisters Series #2
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 333
Kitaba Puanım: 3/5
Unutulmaz Gece hakkında biraz beklenti icerisine girdim sanırım. Bundan dolayı ilk kital kadar über süper beğendim diyemesem de genel olaram bakılınca yazarın bu kitabını da beğendim. 

Tarihi aşk kitaplarında aşina olduğumuz durum burada da var. Eğer ki daha önce okumamış kimseler varsa aramızda şöyle izah edeyim. İngiltere'de geçen bir hikayeyse ve konunun kilit noktası burasıysa aristokratların içinde bulunduğu sosyete, davet edildikleri partiler, genç kızların sosyeteye takdim edileceği balolar ve de şatafat ille de bulunur. 

Unutulmaz Gece kitabı da böyle bir minvalde başlıyor. Ana karakterlerden biri olan Hayden biraz, nasıl anlatsam, tam isim yakıştıramıyorum ama böyle hani bir parça karanlık bir parca masum bir parca da hödük bir karakter. Çoğu yerde sinir etmedi değil ama yine de böyle sevdim adamı. Sayfalar ilerledikçe ve kitap ortalandıkça artık Hayden'in geçmişi ile alakalı hikayeyi tam anlamıyla anlamış oluyoruz. Neler olduğu ne gibi bir şeyler yaşadığı hakkında gevezelik etmek istemiyorum çünkü siz de okuyup kendiniz öğrenirseniz oldukça şaşıracak belki de aaa bunu tahmin etmiştim ama diyeceksiniz. O yüzden fikirlerimi kendime saklayarak spoilerden kaçınıyorum.


Lotti, bir önceki kitaptan hatırlayacağınız gibi hâlâ haylaz hâlâ hayalperest hâlâ akıllı kunduz kızımız. Şu an baş döndüren genç bir kadın olmuş. Kıvrak zekası, mizacının getirisi pervasızlığı çoğu yerde ayağına dolanıyor. Ama her zaman işin içinden de kolaylıkla sıyrılıyor. Hayden'in aksine güneş gibi parlıyor. Adamımız karanlık, dert kumkuması, soğuk, mesafeli olsa da kızımız zıttı bir karakter. Eh etme bulma dünyası tencere kapak pek bir yakışmışlardı birbirlerine.

Kitabın konusundan da bir parça bahsedeyim, karakterleri çekiştirdiğim yeterli. Hayden, ilk karısını öldürmekle suçlanır, doğruluğu ıspatlamamış bu olayda sosyetenin diline düşmek ciddi bir durum. Bir suç olsun olmasın kan kokusu alan köpek balıkları gibi dakikalar içerisinde her yere yayılır ve konunun baş kahramanı suçlu ilan edilip dışlanır. *konusu bir tık klişe, benzer konuya sahip farklı kitaplar da okumuştum* Dedikodular ne kadar can sıkıcı olsa da, güneş gibi dünyasına doğan Lotti sayesinde Hayden, hayatındaki her şeyin değişmesine şahitlik edecektir.

Takıldığım bir yer var aslında. Yani yazar konuyu daha iyi de işleyebilir ve daha sevdirerek yazabilirdi. Hayden'in geçmişi ile ilgili daha vurucu şeyler olabilir, konuyu daha farkli ele alarak ilk kitabın üzerine daha iyi yazabildi. Belki de Lotti karakteri öyle sevildi ki buna da bir hikaye yazayım bir de zor çözülecek aslında oldukça kolay görülen bir erkek karakter ekleyip kitap yazayım demiştir. Ha, kital hakkında kötü diyemem, aksine sevdim, ortalama bir kitap, kendini okutturuyor. Ama böylesi derin bir konu bulup sarsacak eklentiler eklerken yüzeysel ele almak, bilemedim, daha iyi de yazabilirdi bence.

Yine de yazarı okuyun derim. Kesinlikle alıp şans verin. ♡
Sırlarla dolu bir geçmiş, aşkı tehlikeye atabilir mi?

Nezaket kurallarına uymamasıyla meşhur Carlotta Anne Fairleigh, sosyeteye takdim edileceği gün bile yerinde duramaz. Sırasını beklerken bitişikteki "Kanlı Marki" Hayden St. Clair'in sözde terk edilmiş karanlık evini merak etmekten kendini alamayan genç kadın, pencereden kısacık bir bakış atmaktan zarar gelmeyeceğini düşünür.

Fakat bu son "macera" felaketle sonuçlanarak genç kızın itibarını zedeler ve apar topar nişanlanmasına yol açar. Kısa süre sonra da sosyeteye korku saçan yakışıklı ve gizemli Marki'yle birlikte Cornwall'a gitmek üzere yola çıkar. Hayden St. Clair'in karanlık ve ulaşılmaz tavrı şaşırtıcı bir şekilde çekicidir, üstelik bakışlarında yadsınamaz bir tutku barındırmaktadır. Ancak Lottie kalbinin arzularına teslim olmadan önce, her ne kadar tehlikeli olursa olsun "Kanlı Marki"nin geçmişindeki sırları ortaya çıkarmalıdır…