Sadece Arkadaşız - Catherine Bybee | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Catherine Bybee
Kitap Adı: Sadece Arkadaşız 
Özgün Adı: Not Quite Dating 
Seri Sıralaması: Not Quite, #1
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 336
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Bekar bir anne olan Jessica, hayatına giren erkekler tarafından kullanılmaktan bıkmış bir kadındır. Duygularını incittikleri yetmiyormuş gibi zaten zor kazandığı parasını da kullanan adamlardan kendini korumak için bir karar alır: Bundan böyle parasız ve kariyeri iyi olmayan adamlarla onları ne kadar beğenirse beğensin arkadaşlık etmekten öteye geçmeyecektir. Jack, büyük bir otel zincirinin tek sahibidir. Onu hayattan soğutan şeyse, parası için onunla birlikte olan kadınlardır. Servetini değil, sadece onu sevecek kadını bulmak için daha sade bir hayat yaşamaya karar verir ve garsonluk yapmaya başlar. Jessica ile tanıştığındaysa, kendisi için doğru kadını bulduğunu hissetmiştir. Ama Jessica, kendine verdiği söz yüzünden Jack ile sadece arkadaş olmak zorundadır. Hissettiği şeyler daha fazlası için yalvarıyor olsa bile...
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı okumayı neden beklentim bilmem ama tam da hasta olmuşken ilaç niyetine çıkarıp okumam kendimi daha iyi hissettirdi bana. Kitabın baskısı, iç tasarımı çok sevdim. Kapak için keşke dedim, orijinal kapağı mi kullansalardı. O kapağı daha bir sevmekle biraz daha konuya uyumlu bulduğumu eklemem gerekiyor.

Akıcı olduğu için çabuk bitiyor. Son sayfayı da çevirip kapağı kapatınca yüzünüzde büyük bir gülümseme bırakıyor. Aslında konusu da işleyişi de bilindik şeyler, fakat insanı hiç sıkmıyor. Stresle yüklü hayatımıza keyifli bir mola şeklinde karşımıza çıkıyor diyebilirim.

Jack, Las Vegas da büyük oteller zinciri sahibi ve oldukça zengin bir adam. Cebinin dolgun oluşuyla birlikte parası için yanaşan kadınlardan sıkılmış durumda. Bu yüzden bir karar veriyor. Zengin bir adam olduğu gerçeğini gizleyerek, sıradan, parasız biri gibi kendini tanıtıyor. Parası yerine gerçekten kendini sevebilecek kadın arıyor, eh buldu da sonunda
Jessie, bekar bir anne, oğlu Danny ve hemşirelik okuyan kız kardeşi Monica ile birlikte yaşıyor. Garsonluk yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. 

Çalıştığı yere gelen gri gözlü Teksaslı adam hayatının adamı olduğunu elbette ki sezmişti -seni çakal!-.  Jack'ten etkilendiyse de bocaladığı önemli bir konu var. Adamın hayalperest oluşu kafasını karıştırıyor ve iyi gelir getiren devamlı bir işi olmadığı için kaçıyor. Jack'in de Jessie'nin de kendince haklı sebepleri var. Birbirleri için önemli olduklarını sürekli dile getirirken bir yandan da çekinceleri var.

Sonrasında masum yalanlar devreye giriyor.
Kafanızı dağıtacak, sıcacık hoş bir aşk hikayesi Sadece Arkadaş.

Keyifli bir zaman geçirmek isterseniz, tavsiye ederim.

Gizemli Sevgili - Elizabeht Hoyt | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Elizabeht Hoyt
Kitap Adı: Gizemli Sevgili
Özgün Adı: Not the Duke's Darling
Seri Sıralaması: Greycourt, #1
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 360
Yayınevi: Nemesis Kitap 
Kitaba Puanım: 4/5
Freya de Moray, pek çok kimliğe sahiptir: Bilge Kadınlar adlı gizli bir örgütün üyesi, gözden düşmüş bir dükün kızı ve bir soylunun evinde sahte isimle- çalışan bir refakatçidir.
Ama asla bağışlayıcı biri değildir…
Geçmişte ağabeyinin hayatını mahveden ve ailesinin çöküşüne sebep olan Harlowe Dükü, onun da katıldığı bir ev davetine gelince, Freya bir Bilge Kadın olarak yapması gerekeni yapar.İntikamını alacaktır.
Harlowe Dükü Christopher Renshaw ise şantaj kurbanıdır ve söz konusu ev davetine katılmayı da sırlarının gizli kalabilmesi için kabul etmiştir. Orada bu şantaja bir son vermeye niyetlidir.Fakat işler ikisinin de umduğundan farklı gelişir.
Davette karşılaştığı refakatçi Bayan Stewart'ın, yani Freya'nın kim olduğunu anlayan dük için her şey giderek daha karmaşık bir hal almaya başlar. Freya, onun unutmaya çalıştığı tüm günahlarını biliyordur ve Christopher'ın bu ateşli, cesur ve şehvet uyandıran genç kadına karşı koyması çok güçtür. Öyle ki, Freya'nın büyük bir tehlike içinde olduğunu öğrendiğinde, onu güvende tutmak için her şeyi göze alacaktır…
(Tanıtım Bülteninden)

Elizabeht Hoyt aşığı olarak çok farklı bir kadın karakterle karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek istiyorum. Genel olarak yazar güçlü kadın karakter yazmayı seviyor ve ben bu duruma bayılıyorum. Bu kitapta ise çok daha farklı bir kadın karakterimiz var. Freya 1760'larda erkek egemen topluma kafa tutacak bir kadın karakter ve fikirleri, davranışları, kimseye eyvallah etmeyişi, korkusuz oluşu, dik kafalılığı beni kendine aşık etti diyebilirim ki nerede Harlowe Dükü canım Christopher aşık olmasındı.
İkiliyi yıllar sonra karşı karşıya getiren olay son derec sıradışıdır. Dul kalan annesinden kapatılmak istenen bir bebeği bakıcısı ile korurken peşlerine takılan davetsiz misafirlerden kurtulmak için atladıkları at arabasında karşısında Christopher'i bulur. Freya'cığım kısa bir şaşkınlık sonrası adamla elbette laf dalaşına girer, anlik dikkat dağınıklığından faydalanarak peşlerindeki adamların önüne hedef diye atılarak kovalamaca yaşanır. Tabi bu esnafa cağnim Dük ne olduğuna şaşırır ve öylece kadınların gidişini izler. Elbette ilk karşılaşma ile sınırlı kalmayacaktır ve onları geçmişte yaşanan ortak hadiseler yıllar sonrasında ki küçük hesaplaşmalar birbirlerine çekilmeler ve aşk, tutku şeklinde devam eden hikayelerine sayfaları çevirerek eşlik etmeye bizi davet eder. Merak ettiniz değil mi? Harika, amacım da buydu zaten, merak edin de okuyun istiyorum. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı.

Kitaptaki en ilginc kısım bilge kadınlar konusu, erkeklerce ezilen kadınların aslında kendi başlarına da pekâlâ yaşayıp güzelce ömür geçirebilecekleri efendime söyleyeyim güçlü olduklarını ve şiddete karşı sessiz kalınmaması gerektiğinin de o yıllara göre imkansız görünen fikri savunuyorlar. Elbette ki boyun eğmeyen kadınlara kulp bulan soylular, kendilerinden güçlü olabileceklerini zeki olduklarını inkar ederek cadı bunlar yakalım çığırtkanlığı ile hoop ipe götürme taraftarındalar. Freya'nın da bu mesele de kendince yakaladığı ipucunun peşine düşerek, İngiltere parlamentosundan bu yasa tasarısının geçmesini önlemek için elinden geleni yapacaktır.

Elbette ki ana karakterimiz Christopher kızımızın dikkatini dağıtacaktır ama Freya, her şeye rağmen bunun olmasını engellemek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıdır. Ancak hayat hiç beklemediğiniz anda karmaşık bir hale gelme eğilimindedir de.
Çok eğlendiğim bir kitap olduğunu söyleyeceğim. Kadın kahraman bazen çok huysuz ve sertti ama onun düşüncesine göre empati yapınca evet hak verdiğim yönleri de çoktu. Her iki karakteri de beğenip sevdim.

Benden artı puanlar toplayan erkek karakterimiz Christopher'a bayıldım. Hoşgörüsü, saygısı, hak veriyor olması ve sadakati beni benden aldı. Hikayenin kahramanı olarak ona gerçekten hayran kaldım. Freya'yı istemesi ve onu korumak için geri durmayacağıni söylemesinin yanı sıra kararlarına fikirlerine de saygı duyması, o dönemi düşünerek böyle bir adamın bir daha var olmayacağı anlamını taşıyacaktır. Sevgisine sahip çıkıp Freya'ya ihtiyacı olan alanı tanıyatak düşünmesini beklemesi sonunda kavuşmaları çok güzeldi. Kavuşma derken bir puanı finalden kirabilirim çünkü ikili çok daha güzel bir sonu hak ediyorlardı. Oldu bittiye gelen bir final sadece hoşuma gitmeyen kısım oldu.

Genel olarak beğendiğim kadın karakteri severken erkek karaktere yine aşık olduğum Gizemli Sevgili seriye iyi bir başlangıç ​​yapmış fikrindeyim. Türü seviyor ve yazarı daha önceden de okuyup aşınaysanız beğeneceğinizi düşünüyorum.

Sığ Sularda Kaybolan - Samantha Young | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Samantha Young
Kitap Adı: Sığ Sularda Kaybolan 
Özgün Adı: Out of the Shallows
Seri Sıralaması: Into the Deep
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 288
Yayınevi: Dex Kitap
Kitaba Puanım: 2/5
Derin Tutku'nun nefes nefese hikâyesi Sığ Sularda Kaybolan'la devam ediyor.
Büyük aşklar sığ sularda boğulabilir mi?
Charley, Edinburgh Üniversitesi'ndeki ikinci yılına bambaşka biri olmuş halde döner. Birkaç ay içinde yasadıkları yüzünden kendi hayallerinin pesine düşmek yerine, ailesinin isteklerini gerçekleştirmeyi seçmistir.
Ya Jake'le olan ilişkisi? Uzun zamandır diri tutmaya çalıstıkları, bunun için türlü mücadeleye katlandıkları bu ask da başkalarının beklentilerine kurban mı gidecektir?
(Tanıtım Bülteninden)
Derin Sular'ı bitirdikten sonra hemen devam kitabı Sığ Sularda Kaybolan kitabını bekletmeden okudum. İlk kitapta finali öyle bitmeseydi diyerek eleştirmiştim ama bu kitabın hiç olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani, ikiye bölmek yerine tek kitapta anlatılacak konuları bölerek anlatmak tam olarak duygular okura geçmediğini düşünüyorum. Charley'e çok sinirliyim. Jake için saçma bir nedenden terk etti derken Charley daha da saçmalıyor. Affetmişsin bir kere hani, mırın kırın etmek yerine ailene de kendine de içinde Jake'i kabul etse miydin acaba?

O ikisini ilk kitapla bırakmamak için ikinciyi bitirdim diyebilirim.

Yine ikili zaman anlatımı var, bir takım olaylar oluyor ve bu sefer kalbi kırılan Jake iken bunun sorumlusu da Charley oluyor. Fakat bu sefer Jake, aşklarına sahip çıkarak Charley'nin elinden kayıp gitmesine izin vermemeye çalışıyor.
Gönül isterdi ki daha fazla Beck ve Claudia çiftini, kızımızın ablası ile polis olan eniştesini, diğer sevdiğim karakterleri daha fazla okuyayım ama az olan sahneleri, havada kalan konuları ile onlara veda etmek zorunda kaldım.


Bir yere kadar sevdiğim Charley&Jake çiftine ve onların etrafında dönen dram beni fazlasıyla sıktı. Kararsızlıklar, kendinden ya da duygusundan emin olamama durumu, aile meselesi, duygusal inişler ve çıkışlar derken biraz sıkıcı olabiliyor. Gidişatı değiştirecek onları bir arada tutacak bir neden, bir mutluluk kırıntısını görmek için bekledim. Son elbette ki mutluydu ama beni tatmin etmedi. *üzdü beni, çok üzdü.*

Sevdiğin yazar dahi olsa yüksek beklenti ile başlamamak gerekiyormuş, bu seride onu görmüş oldum. Genel olarak, rahat okunan bir kitaptı. Jake ve Charley'nin hikayesi güzel bir sonuçla bitti. Yazarı bu seri ile okumayın derim ben, diğer kitapları çok daha iyiydi.

Derin Tutku - Samantha Young | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Samantha Young
Kitap Adı: Derin Tutku
Özgün Adı: Into the Deep
Seri Sıralaması: Into the Deep, #1
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 356
Yayınevi: Dex Kitap
Kitaba Puanım: 3/5
Küçük bir kasabada kendi halinde yasayıp giden Charley, büyük bir sehirden gelen Jake'le tanısınca dünyaya bambaşka gözlerle bakmaya başlar. Charley'yi yepyeni duygularla tanıştıran Jake, ona sonsuza kadar birlikte olma sözü verir. Ama beklenmedik bir trajedi, bu aşkı paramparça eder. Charley Jake'in izini kaybeder. Dört yıl sonra, Jake'i artık aklından söküp attığına inanan Charley'yi, bir yıllık yurtdısı egitimi için gittigi Edinburgh'da inanılmaz bir sürpriz karşılar: Hayatının aşkı Jake, yeni kız arkadasıyla aynı üniversitede okumaktadır!
Büyük aşkların kıvılcımları beklenmedik köşelerde gizlenir; derinlerde yakılan ateşler her zaman kolay küllenmez…
Derin Tutku, okuru aşkın izlerini takip etmeye çağırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Charley üniversitenin ilk yılında katıldığı bir parti de elbette ki eski erkek arkadaşını karşısında bulmayı beklemiyordu. Bonus olarak kolunda yeni sevgilisiyle görmeyi hiç, hiç beklemiyordu. Terk edilmeyi hâlâ da atlatamamış ve acısını yaşarken, eğlenmek için gittiği partide karşılaşmak isteyeceği en son şey bile değildi. Fakat Jake ansızın karşısına çıkmakla kalmamış, bir de geşmişte yaşadıklarından dolayı özür dileyerek arkadaş kalmak istediğini söylüyordu. Her ikisini zorlayan bu durumda asıl hissettiklerini geriye iterek arkadaş gibi davranmaları ve arkadaşlarını da bu yalana inandırmaları çok da zor olmadı. Aslında inandıkları için değil de her ikisinin öyle kendini rahat hissettiğini bildikleri için sessiz kaldılar.

Geçmişi geçmişte bırakmayan ikilinin asıl hikayeleri liseye dayanan ilk aşk macerasında temelleniyor. İlk aşklar unutulmazdır, kimse unuttuğunu iddia etmez. İlk heyecan ilk kalp çarpıntısı, ilk hayaller ve işler yolunda gitmezse ilk hayal kırıklıkları ve ilk acılar diye devam eder. Tabi  Charley içinde böyle oldu, on altı yaşındayken hayatının aşkıyla tanıştı. Kasabaya yeni gelen ve herkesin ilgisini üzerinde tutan gizemli çocuktu Jake. Gördüğü ilk andan beri birbirlerine ait olduklarını ikisi de biliyordu. Yeni yer yeni okul bir de ilk aşk derken Jake için yeni heyecanlar demekti; Charley için de öyleydi elbette. Mutlu oldukları bir birliktelik içindeyken onları huzursuz edenler de vardı. İşleri karmaşık hâle getiren hadiseyi ve ayrılık nedenlerini geçmiş anlatımında kitabın ortalarında öğreniyoruz. Bana göre ayrılma nedenleri biraz basitti. Tabi o yaşın getirdiği en uçta yaşanan duygular, ergenliğin en ateşli zamanları, hataya meyil eden davranışlar derken kaçınılmaz son onları buldu. Giden de geride kalan da perişan oldu, orası da ayrı tabi.

Araya yıllar girer ve artık üniversitededir. Charley ailesinin isteği doğrultusunda hukuk eğitimi alır fakat gönlünde yatan meslek farklıdır. Ama ailesi bu istediğine şiddetle karşı çıkıyordur. Edinburgh'da, en yakın arkadaşı Claudia'yla beraberdir. Yeni arkadaşlıklar edinirken hayatına yeniden dahil olan Jake Caplin ile de aynı ortamda bulunacağını söylemiş ve buna katlanmak zorundadır. Kendi duyguları, Jake'in duyguları gelecek kaygısı yaşarken onları ne bekliyor derseniz, kitabı edinip okuyarak merakınızı dindirebilirsiniz.
Kitaptaki erkek karakterlerin her biri öyle doğru adamlar, saygılı ve nasıl desem düşeceğiniz kişiler ki hangi birini sevsek diye düşünmeden edemiyorsunuz. Gönül isterdi ki diğer karakterlerin de birer kitabı olsun da okuyalım.

Onlar hakkında fazla ipucu vermek niyetinde değilim ama Lowe gibi beni dinleyecek derdime ortak olacak saygı duyacak ve her koşulda yanımda olacak, bir de süper yakışıklı olacak bir kankam olsun isterdim. Üfff ne kaynatır ne eğlenirdik. Ve yaralı ruhu, dizginlenemez derece haylaz ama bir o kadar nahif karakter Beck, abi seni nasıl kaptırdık Claudia'yaya inanılır gibi değil 😂 Jake, dostum, seni bir dövmek bir sevmek bir daha dövmek ve tekrar sevmek istememin bir sebebi olmalı ve bunu gözden geçirmemiz gerekiyor.

Samantha Young kesinlikle nasıl kurgu oluşturacağını biliyor. Dublin Caddesi kitabını büyük bir zevkle okudum ve aşık olmuştum. Hani ne yazsa alıyorum diyerek yayınlanmış tüm kitaplarını da aldım. Derin Tutku başlarda beni içine çekti, ortalarda bir ne olacak dedirtirken sonda yok sana şaşırtıcı ya da mutly son diyerek bitti. Öyle bir son olmasa çok yüksek puan verebilirdim ama işte. Genel olarak yüzümde gülümseme oluşturan birçok sahne vardı. Keyif aldığım, iç ısıtan bir aşk hikayesi okumuş olduk.

Kapak konusunda kesinlikle bizde çıkan kitaplar yurtdışı kopyalarını solda bırakır. Keske içerik içinde aynı savı söylemeye devam edebilseydim. Çeviriden gelen kitaplar elbette ki elden geçiyor. (geçiyor değil mi?) Kitapta tamamlanmamış ya da yanlış yazılmış bir sürü kelime vardı. Çeviri + düzenleme paralel olunca keyifli bir okuma olur düşüncesi içindeyim. (Çok rahatsız etmese bundan söz etmezdim.)

Bir parça dram ve bolca romantizm dolu, birbirine dut gibi aşık bir çiftin ilk aşkını konu alan hoş bir yolculuktu. Benzer kurguları seven, okumaktan keyif alıyorsanız mutlaka bir şans vermelisiniz.

Aşkın Tam Tersi - Julie Buxbaum | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Julie Buxbaum
Kitap Adı: Aşkın Tam Tersi
Özgün Adı: The Opposite of Love
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2021
Sayfa Sayısı: 312
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kitaba Puanım: 3/5
Manhattan’da yaşayan yirmi dokuz yaşındaki başarılı avukat Emily Haxby, hayatında bir şeylerin yanlış gittiğine karar verdi – hem de erkek arkadaşı ona evlenme teklif etmek üzereyken. En yakınları bile kusursuz sevgilisini neden terk ettiğini anlayamazken, Emily'nin yıllardır taktığı cesur kadın maskesi parçalanmak üzereydi.

Uğruna yıllarını verdiği kariyeri ahlaksız patronu tarafından baltalanmakta, çok sevdiği büyükbabasının sağlığı gitgide bozulmakta ve annesinin bıraktığı boşluğu doldurmak için çaba bile sarf etmemiş babası onu bir kez daha yüzüstü bırakmaktaydı.

Bir kere daha kırılmaya gücü olmayan Emily, ya geçmişiyle barışmanın bir yolunu bulacak ya da içine düştüğü kuyuya bile isteye hapsolacaktı.
“Ellerinden kayıp giden hayatla ve aşkla başa çıkmaya çalışan bir kadının masalı.” —Publishers Weekly

“Julie Buxbaum, Emily karakteriyle tipik bir annesiz kız yaratmış: Samimiyetin rahatlığını arayan ama bunun sürmesinden korkan bir kadın. Aşkın Tam Tersi kaybın, romantizmin ve aşka düşüp orada kalışımızın pürüzlü, kusurlu, son derece gerçekçi bir portresini çiziyor.” —Hope Edelman

“Duygusal gerçekler yönünden zengin, zekice yazılmış ve dokunaklı bir ilk roman. Julie Buxbaum’un düşünceli, genç kahramanıyla ve onun kayıplarla ve aşkla dolu yolculuğuyla bağ kuracaksınız.” —Emily Griffin

“Buxbaum, bize kusurlu oldukları kadar merak uyandırıcı ve canlı karakterler sunmuş. Bu tatlı ve zekice yazılmış romanı okurken sanki yeni bir arkadaş grubuna dahil olmuşum gibi hissettim.” —Leah MCLaren

“Her şeye aynı anda sahip olan genç bir kadının gerçekçi ve iyi yazılmış bir portresi.” —Booklist
“Bütün gece okumak isteyeceksiniz.” —Library Journal, Starred Review
(Tanıtım Bülteninden)

Kişinin kendini bilmesi büyük önem arz ediyor. Neden derseniz, neyi sevdiğinden çok hayatını nasıl idame etmesi gerektiğini doğru bildiğinde yaşadığı hayattan keyif alabiliyor. Fakat kendini bilmiyor ve tanımıyorsa yaşadığı hayat gelecek onu korkutuyor. Bu kitapta da biraz onu okuyoruz.

29 yaşında bir avukat olan Emily'nin hayatı iyiyken, kendi ile alakalı bulması gereken cevapları var diye gerek kendi gerek Andrew'i bir sınava tabi tutuyor ve kendini bulma hikayesinde özel hayatını, işini, ailevi sorunlarını düzeltmesi gerekiyor.

Kitapta en ilgimi çeken kısmı Emily'nin ilginç rüyası ile başlaması. Okuyanların ne demek istediğimi anlayacağını düşünüyorum. Giriş bölümünde Andrew'u öyle görmesi biraz garipti yani, spoiler olmaması için bahsetmeyeceğim. Şşş.

Ve Emily'nin babasıyla aralarındaki aşılamayan duvarların olması, ilerleme kat ederken o duvarları zamanla yıkmaları soğuk olan ilişkilerini daha yakınlaştırmaya çalışmasını da sevdim.

Emily'nin kendiyle olan problemi yanında, hem uzaklaşmak isteyip hem de kopmamak için çaba sarf etmesindeki tutarsızlığı bir yerde "ama be kardeşim yeter da, bir karar ver" nidalarına sebep oldu. Yani hem eğlenceliydi hem de kitaptaki dramatize edilen kararsızlığı beni biraz düşürdü diyebilirim.

Görünürde bir sebep olmayan ilişkisini gittikleri tatilde, birdenbire nişanlısına buraya kadarmış diyerek sona erdirmesi, daha sonrasında büyükbabasının rahatsızlığında Andrew'i yanında istemesi, ilişkilerine devam ettirmek istemesi, adamın hayatında başka kimsenin olmamasını istemesi ama evlilik istemiyor oluşu, buna devam ettirmesi Andrew ile birlikte bir parça beni de yordu.

Kızımız New York'da yaşıyor, adı geçen bir hukuk bürosunda çalışıyor ve hayatının fırsatı olacak bir davada yer alması ondan isteniyor. Fakat etik değerleri ile çatışan bu davada bir karar vermesi gerekiyor. Ya bu davada yer alarak terfi alacak ya da etik değerlerine bağlı kalarak kendi doğrusunda ilerleyecek.

Tavsiyem kitaba başlarken büyük beklentilere girmemek, o zaman pek sizi tatmin etmez. Beklentisiz hikayeyi sevebileceğinizi düşünerek okuyun. Ben beğendim, siz de umarım beğenirsiniz.
Öptüm kii!


Ya Hiç Tanışmasaydık - Rosie Curtis | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Rosie Curtis
Kitap Adı: Ya Hiç Tanışmasaydık 
Özgün Adı: We Met in December
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 336 
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Yirmi dokuz yaşındaki Jess, sonunda hayallerinin peşinden koşacak cesareti bulur ve Londra’ya taşınır. Aylardan aralıktır ve önünde umutlarla dolu, yepyeni bir yıl vardır. Dört kişiyle paylaşacağı, Notting Hill’deki biraz yıkık ama oldukça büyük bir eve yerleşir. Oradaki ilk gecesinde, aynı katı paylaştığı Alex’le tanışır. Jess’e göre geçirdikleri güzel gecenin ardından aralarında bir bağ oluştuğu aşikârdır.

Fakat Jess iki haftalık yılbaşı tatilinden döndükten sonra Alex’in kendileriyle aynı katta yaşayan güzel Emma’yla birlikte olduğunu görür. Duygularına ket vurmaya çalışan genç kadın, Alex’le sadece arkadaş olmayı kabullenir.
Jess ile Alex’in, birlikte Londra’yı gezdiği ve her yürüyüşte birbirlerini daha iyi tanıdığı bir yılın sonunda, aralarındaki arkadaşlık aşka dönüşebilecek midir?

Yirmili yaşlarında İngiliz bir kadının, Londra’daki ev arkadaşına âşık olduğu yılı anlatan Ya Hiç Tanışmasaydık zekice yazılmış, eğlenceli ve unutulmaz bir romantik komedi. Yeni yıla kendini iyi hissederek başlamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap hakkında, kitabın kendisinden çok bana hissettirdiği duygularla içine yuvarlandığım çelişkiler var.

Soft bir aşk, Noel, yeni yıl ve yeni başlangıç temasını seviyorsanız kitabı beğenirsiniz ki ben de bu saydıklarımı sevdiğim için kitabı beğendiğimi söyleyerek başlayayım yorumuma. Şirin bir romantizm ve tahmin edilebilir bir şekilde biten bir kitap Ya Hiç Tanışmasaydık.

Ana karakterler aslında beni çelişkiye soktu, hani sevdim ki kızdım mı tam olarak karar veremedim ama Alex ve Jess... Aynı anda hem çok iyiler – gerçekten kalplerinde kötü herhangi bir his yok - hem de kendi iyilikleri için çok aptallar -fazlasıyla aptallar-. Ev arkadaşları olarak kontratlarında bir madde var, aynı evi paylaşan iki kişinin ilişki kurmaması kuralına, buna uyuyorlar; evet ama Emma ile kendini yakınlaşmış bulan Alex'in bu işleri karmaşıklaş hâle getirmesi de gecikmiyor.. Alex ve Jess arasında bir çekim var, su götürmez bir gerçeklikle hem de. Birbirlerinden deli gibi hoşlanıyorlar tabi bu zamanla oturan arkadaşlıktan evrilen duygular. En azından Alex için...

Jess yeni yıl için arkadaşları ile tatile giderken geriye döndüğünde hoşlandığı adamı farklı bir ilişki içinde bulunca çok üzülür. Alex'in Londra gezdirme teklifini reddetmez ve şehri beraber keşfeder her güzel köşeye giderler. Bu esnada birbirlerine olan duyguları canlanır fakat arkadaşını kaybetmemek için susma durumu ikisi için geçerlidir ve Alex'in korkusu olur, bir gün Jess erkek arkadaşı edinir.

Romantizm türündeki en büyük sorun bu, yarım yamalak kurulan iletişim... Yanlış anlamalar, kendi duygularından emin olmamalar, birbirlerinden çekinmeler derken neredeyse birbirlerine geç kalacaklardı. Neyse ki final mutlu bitti.
 
Bu kitabı göründüğünden çok fazla beklenti içine girmiştim ve daha farklı bir hikaye ilerlemesi bekliyordum. Kitaptaki -bence- tek sorun zaman atlamaları, birden tarih değişiyor olaylar ilerliyordu. Daha detay da istemiş olabilirim. Tek artısı iki karakterin de ağzından okuduk kendi bakış açıları ve hislerini. Keyifli kısa sürede okunup bitirilecek bir kitaptı. 
Jess, hayalindeki meslekte (editör olarak) bir işe başlamak için yeni bir şehre taşınan akıllı bir kadındır ve Alex'de iyi hir kariyer yaparken aslında gönlünde yatanın hemşirelik olduğunu fark ederek her şeyi değiştirmeye karar veren cesur bir adamdır. Onların hikayesine ortak olmak isterseniz kitabı satın alarak okuyabilirsiniz. Ben şahsen keyif alarak okudum, sevdim, tavsiye de ederim.
☆
Kitabı öneririm, gerçekten sevebileceğinize eminim 🥰
Öptüm kii!


En Güzel Hatam - Vi Keeland | Kitap Yorumu

 
Yazar Adı: Vi Keeland
Kitap Adı: En Güzel Hatam
Özgün Adı: Beautiful Mistake
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 304
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitaba Puanım: 4/5
Rachel, Caine West'le ilk kez karşılaştığında bir bardaydı. Onu en iyi arkadaşının dalavereci şerefsiz sevgilisi sanmış ve ağzına geleni söylemişti. Kusursuz bir gülümseyişe sahip arsız adamın onun sandığı kişi olmadığı ortaya çıktığında ise bir özür bile dilemeden kaçıp gitmişti. Sonuçta koca şehirde onunla bir daha karşılaşma ihtimali neydi ki?

Ancak Rachel ertesi sabah sınıfa girip asistanlığını yapacağı yeni öğretmenini ilk kez karşısında görünce o kadar da şanslı olmadığını fark etti. Profesör Caine, bir gece önce barda başkasıyla karıştırıp hakaretler yağdırdığı adamdan başkası değildi. Yakışıklı öğretmeniyle yaptığı korkunç başlangıcın izlerini silmek için elinden geleni yapacak olsa da hayatın kendine göre planları olduğu ortaya çıkacaktı.

“Burnu düz ve erkeksiydi, profilden bugüne kadar gördüğüm en kusursuz şey olmaya yakındı. Yandan bakınca kara kirpikleri olağanüstü görünüyordu.

O çikolata rengi gözleri çevreleyen kirpikler için çoğu kadın bir servet öderdi. Çenesinde yeni yeni çıkan sakallar vardı ve kendimi onların tenimde nasıl hissettireceğini merak ederken buldum. Tam bu düşüncelerde kaybolmuştum ki birden bana baktığını fark ettim. Gözlerini kıstı, gülümsemese bile gözlerinde eğlencenin izini gördüm.
(Tanıtım Bülteninden)
Herkes tarafından çok sevilen Vi Keeland kalemiyle sonunda ben de tanıştım arkadaşlar.  Dillerde dolandığı kadar varmış dedirten, yakıcı bir romantizm ile beni de kendine bağlamayı başardı. Vi yazdığı tatlı, seksi, sofistike karakterleriyle büyüleyici  bir romantizmi okuruna sunuyor. Genel olarak beğendim bir kitap oldu En Güzel Hatam ve oldukça eğlenceli de buldum. Güldüğüm birçok sahne oldu. 🥰

Profesör Caine West, başlı başına kendine hayran bırakan bir adam ve kalbinizin atışını da değiştiriyor. Onun hakkından anca Rachel Martin gibi bir kadının gelebileceğini okurken görebiliyoruz. (Bize kalmıyor hanımlar...)

Rachel çalıştığı barda tuvalet kuyruğunda beklerken sarhoş arkadaşının serzenişlerinden duyup kinlendiği eski erkek arkadaşını gördüğünü düşünerek, karşılaştığı yabancıya kaşlarını çatarak ve konuşma fırsatını bulduğunda ateş püskürerek içinde biriktirdiği öfkesini kusar. Fakat bir yanlışlık yaptığını arkadaşını evine götürmek için bardan çıkarken anlar. Neyse ki dünya kocamandır ve o yabancıyla bir daha görüşmeyeceğini düşünür.

Tabi burada hemen ben fısıldadım da duymadı beni, "tatlım" dedim "evet dünya kocaman ama kader diye bir şey var, karşına çıkar bak." Demeye gelmeden hop, kızımızın karşısına bir çıktı ki sormayın. Rachel öğretim asistanı olduğu okulun ilk gününde barda karşılaştıkları  o yabancıyı müzik Profesörü olarak karşısında bulurken - ama ben dedim bak karma bütün bunlar- üstüne tez danışmanı olacağını da öğrenir.

Bir de bayıl istersen Rachel. 🤪

Kısa bir süre sonra ikilinin birbirlerine karşı duydukları cinsel çekimle kendilerini bir tür arkadaşlık kurarken bulurlar.

Sonrasında ne mi oldu? Merak ettiyseniz eğer, kitabı edinmeniz kapağı açmanız okuyarak merakınızı gidermeniz gerekiyor.


Karakterlerin uyumunu çok sevdim. Rachel ve Caine'in ilk karşılaşmalarındaki o garipliği ve komik oluşuna baya güldüm. (Buna ihtiyacım varmış.) Her iki karakterin de pek çok yönden kusuru vardı ve bu kusurların sebeplerini geçmişlerinden kalma izler taşıyordu. Romantik gelişimleri biraz yavaştı, bir ileri iki geri durumu vardı, ancak hikayelerinde gerçekleştirdiğim yolculuğun her bir zerresinden keyif aldım. Benzer konuda daha önce kitaplar okumuş filmler izlemiş hissi üzerinizde bırakabilir, güvenli sularda yüzmesi her zaman iyidir.

Hikaye ve olay örgüsü açısından En Güzel Hatam, Vi Keeland beğenimi kazandı diyenilirim. Tabi bir de canım Tuba Özkat @tubaozkat çevirisi, enfesti. Yormayan eğlendiren çabuk biten kafanızı dağıtan bir kitaptı. Elimde olan diğer kitaplarını da bekletmeden okuyacağım.
Sizin de elinizde kitap varsa bekletmeden okuyabilirsiniz. Tavsiyedir.
Unutmadan, "Öptüm Ki!"