Ölü Şehrin Şarkısı - Dilara Özçelik | Kitap Yorumu

Kitap Adı : Ölü Şehrin Şarkısı
Yazar Adı : Dilara Özçelik
Seri Bilgisi : Bilinmeyen Tanrılar Serisi #2
Sayfa Sayısı : 608
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2024
Kitaba Puanım : 5/5
Aldığı ve daha çok alması gereken ödülleri hak eden bir kitabın yorumuyla geldim dostlarım. Bilinmeyen Tanrılar Serisi nefes kesen ikinci kitabıyla devam etti etmesine de o sonu neydi? O son reva mıydı yaşananlara olan biten her şeye.

'Gerçek Troyalılar unutmaz'dı tabiki ve de
'gerçek Troyalılar birbirini asla yarı yolda bırakmaz'dı. Eh bizim de elimiz böğrümüzde kalmasaydı olmaz mıydı? Yazarım yazarım aşk olsun yazarım.

İlk kitabın bitişiyle an an devam etti hikaye, Mara kendini bulmak isteyeceği en son yerde Laomedon da buldu. Onu kandıran kocası Meadros'un dudakları arasında kaldı yaşayacakları. Ondan ölümüne nefret eden Penelop'un insafında eziyetinde geçen günler sonrası gücünü toplamak için planlar yaptı. Kendine ve yapacaklarına inandı ve eni sonu başardı. Kendi kaderini kendi alt etti, yanına birlikte büyüdüğü arkadaşlarını da kattı, direndi didindi, gerçeğin Rae'sinin yanında durdu, onu hatırlayan bilenleri gördü. Ardından dalgalarla boğuştu okyanusları aştı aşkına kavuştu.

Gerçekler, gerçekler gizli kalmazdı, ölümlü olarak bilinen Mara bambaşka olarak kendini fark ederken buldu. Gücüne güç ekledi savaşın göbeğinde yine yanlış bir Tanrı'yı fark etmeden çağırdı. *çığlıklar çığlıklar buraya çığlıklar!* Eski savaşın külü savrulup yeniden harlanınca Troyalı Rae için savaş başladı.

Neler oldu daha neler bitti neler yaşatılacak nelere şahitlik edeceksiniz merak ettiyseniz kitabı okumanız gerekir.
Mitoloji seveni tatmin eden, mitolojiye ilgi duyanı daha da sevdiren bir kitap. Serinin her kitabında tansiyon artarken bir sonrakinde neler olacağı bir öncekinden daha şaşkınlıkla biteceği gerçeğiyle kalıyorsunuz. Ben Rae'yi çok seviyorum, Mara da kendini buldukça ve kendinin farkına vardıkça güçlendikçe hayran olmamak elde değil. Ben bu kitapta Mara'yı daha çok sevdim, pek çok cümlenin altı çizildi tabi, bayıldığım alıntılar çoklar. Karakter gelişimleri değişimleri tatmin edici. Apollon'un ödlek oluşunu beklemedim mesela, sevmiyordum ama nefret edilesi bir karakter isterdim ama şimdi bakınca nötrlendi her şey.

Aşk hissedilirdi, ihanet kendinizi huzursuz hissettirdi, savaş sahneleri ise muazzamdı. Ölü Şehrin Şarkısı, bir bütün olarak doyuran tatmin eden bir kitaptı. Hele de o son, abi yapılır mıydı be, olur muydu! 

Dehşet verici bir şekilde biten o sondan sonra üçüncü kitaba ihtiyacım var fakat üçüncü kitapta Dilara ne yapar ne eder bize kalp krizi geçirtir. Herhangi bir tahminim yok, karşımıza gelecekleri merakla ve sabırsızlıkla belliyor olacağım. İlle de okuyun diyorum bu seriyi.
 
Tavsiye etmesi benden, okuması sizden! 💋
Gerçek Troyalılar unutmaz. Gerçek Troyalılar birbirini asla yarı yolda bırakmaz.
Eski savaş bir kez daha alevlenirken Mara, Troya’dan ve kaderinden çok uzaktaydı.
Laomedon’a döndüğünde Meadros’la eski düşmanı Penelop tarafından esir alınmıştı ancak o artık bir kutsal gelin değil, Troyalı Mara’ydı. Her ne pahasına olursa olsun, Rae’ye geri dönüş yolunu bulmak zorundaydı.
Zincirlerini kırmalı, uzak denizlere açılmalı ve kendini Poseidon gibi yüzerken bulmalıydı.
Geri dönmeyi başardığında ise Koruyucu Tanrısı gibi kalbini çalan şehir de savaşın eşiğindeydi.
Tanrıların Şehri, bizzat Tanrılar tarafından kuşatılmıştı.
Olympos’un buluttan merdivenleri kanla ıslanırken Mara’nın artık tek düşmanı Apollon değildi. Tüm Olympos karşısında
dikilirken sadece kendisi için değil, Troya ve âşık olduğu
Tanrı için de savaşması gerektiğini biliyordu. Troya için. Troyalı Rae için.
“Seni sonsuzluk kadar seviyorum, “ diye fısıldadım ona.
“Sonsuzluğun hangi tarafında olacağımız umurumda bile değil.”
Troyalı Mara için...

(Tanıtım Bülteninden)

Ejder Gecesi - Sophie Jordan | Kitap Yorumu

Özgün Adı : Hidden
Kitap Adı : Ejder Gecesi
Yazar Adı : Sophie Jordan
Seri Bilgisi : Firelight #3
Çevirmeni : Dilan Toplu
Sayfa Sayısı : 263
Yayınevi : PegasusYayınları
Baskı Yılı : 2014
Kitaba Puanım : 3/5
İtiraf etmeliyim ki ikinci kitap kadar heyecanlandırmadı bu kitap beni. Her şey fazla yavan geldi bana. Hani fikir olarak cezbedebilirdi belki ama bir olmamışlık hakimdi.

Jacinda, değişen durumlar karşısında  hem mecaz anlamda hem de gerçekten kaçıyor. Bu da Will ile olan ilişkilerinden emin olmamasına neden oluyor. Ne umdum ne buldum derken buldum kendimi burada. 🤭 Jacinda'nın diğer drakileri gözetme konusundaki arzusuna karşı takdir edilesi gelsede bana, güvenli bir şekilde eve döndüklerinden emin olmak için özgürlüğünü tehlikeye atmasındaki salaklığı da yani ne gerek vardı dedirtti.

İşte kargaşalar karmaşalar kötüler iyiler ay içim şişti. Mesela karşı tarafın eline düşünce kızımızın nedenleri sonuçları vs vs tatmin etmiyor bir şeyler, ortaya çıkanlar yavan işte.
Olay örgüsü konusunda geçer not versem de konuyu işleyiş sonuca bağlanma ayrıntı vs gibi etkenlerde not kırılmayacak gibi değil. Jacinda ve Will'i çoğu zaman sevmiş olsam da onları iyi hatırlayarak seriye veda ediyoruz.

Ejder Gecesi, serideki favorim değil; ancak, yazarı seviyorsanız ve bir şans vermek istiyorum derseniz ben okuyun derim. Keşke yirmiler başında iken kitaplarla karşılaşsam ve o zaman okumuş olsaydım. Neyse.
Amansız bir özgürlük mücadelesi
Tehlikeli bir yolculuk
Dinmeyen bir tutku

Herkes Jacinda'nın sürünün prensi Cassian'la bağlanacağını düşünmektedir. Ama genç kız gönlünü bir insana, daha da kötüsü bir avcıya kaptırmıştır. Will'le birlikte sürüden kaçarlar fakat bu kararları Cassian'ın kardeşi Miram'ın yakalanmasıyla son bulan bir felakete yol açar. Suçluluk hissiyle kıvranan Jacinda, işleri yoluna koyabilmek için Miram'ı kurtarmayı aklına koyar. Ama bunu yapabilmesinin tek yolu düşmanın inine girmektir.

Jacinda, Miram'a ulaşmak için bir tutsak gibi davranmak zorundadır. Ancak onu tutsak edenler hakkında daha fazla şey öğrendikçe, planın üstlerine düşen kısmını yerine getirseler bile oradan sağ çıkamayabileceklerini fark eder. Üstelik kaçışları sadece bir başlangıç olacaktır…

Draki serisinin heyecan dolu finalinde sadakat duygusu sınanacak, özgürlük ve aşk için her şey göze alınacak…
"Nefes kesici bir tehlike, şaşırtıcı sırlar ve kendine hayran bırakan bir aşk kasırgası."
Colleen Houck

Cadının Yüreği - Genevieve Gornichec | Kitap Yorumu

Özgün Adı : The Witch’s Heart
Kitap Adı : Cadının Yüreği 
Yazar Adı : Genevieve Gornichec
Çevirmeni : Ceren Gürein
Sayfa Sayısı : 336
Yayınevi : İthaki Yayınları
Baskı Yılı : 2021
Kitaba Puanım : 3/5
Mitoloji sevenler, bir toplaşın hele azıcık konuşmamız gereken kitaplar var. Benim ilgimi fazlasıyla çeken mitolojilerin başında İskandinav mitolojisi var ki off offf. Cadının Yüreği kitabında farklı bir anlatım ve hikaye ile mitolojiyi böyle harman ederek okura sunmuş yazar.

Kahramanımız Angrboda bir cadıdır. Tanrı Odin tarafından öldürülen kızımız yeniden canlanmış üsletik yalnız yaşamaya da sürgün edilmiş kendisi. Kızımızın kalbi yok bu arada, mecaz anlamda değil gerçekten yok, kalbi Loki'nin ellerinde ve geri vermek için de kızdan istekleri beklentileri vs var. *üfff mitolojide olup tanrı da olsalar erkek erkek işte*

Uzun yıllar geçiyor, günler gidiyor mevsimler değişiyor ve akıp giden zamab boyunca Loki ona geri dönüyor, aşkları çiçekler açıyor. Kızımız bu aşktan meyveler de topluyor, her biri bir diğerini aratacak sıra dışılıkta üç çocuğu oluyor.

Asgard'ın meraklı gözlerinden uzak, korunan bir ormanda hayatlarını geçiriyorlar. Sıkı durun arıza çıkıyor, orman cadısı tanrıları kendilerinden sonsuza dek uzak tutamaz elbette, bir ihanet sonrasında da ormanın üzerindeki koruma kalktığı gibi hop çocukları ellerinden alınıyor. Peki kızımız çocuklarına kavuşur ve Tanrılardan intikamını alarak  büyü gücünün enginliğine uzanabilir mi?

Ölüm, kan, şiddet, vahşet, cinayet ooo ne ararsanız var, bunları da tetikleyici unsur olarak da uyarısını da şuraya iliştireyim.

Cadının Yüreği kitabında ne aradın diye sorarsanız beklentisiz başladım. Beklediğim ya da umduğum bir şey yoktu böylece. İskandinav mitolojisi severim, o karanlık ve çarpık bir masallarının bir araya derlenmesi de hoşuma gitti. 

Yazar tanıyıp bildiğimiz hatta sevdiğimiz İskandinav figürlerinin etrafında ilgi çekici bir hikaye oluşturup temel mitler ve de karakterler hakkında kendi yorumunu okura sunuyor.

Karakterin gelişimiyle, büyüsüyle, büyü gücüyle Asgardlılara kafa tutup rekabet etmesine çatışmalara kadar uzanan serüven beni tatmin etti diyebilirim. Loki bildiğimiz Loki, ahlâkî açıdan gri doğası vs yani bildik tip işte. Yaptıkları yapacaklarının teminatı olan karakteri yine de sevmiyor muyuz yaaa ama bu kitapta seyde biraz tutuklu kalmış da olabilirim. Romantik ilişki icinde böyle kırılgan oluşu bir tık yani böyle yakalamış olabilir yani.

Yavaş ilerleyen temposu sizi konuya daha adapte olmanızı sağlıyor. Ancak kitabın son çeyreğine geldiğimizde orada kıvılcımlar çakıyor. Tüm bu yolculuk, destansı savaşlar, uzlaşmalar ve kitabın bitiminde derim bir nefes aldırıyor size. Keyifli kısa bir okumaydı, size de tavsiye ederim. Yalnız Thor, kalbim sana dargın be koçum!

"Madeline Miller'ın Ben, Kirke'sini sevenler için birebir.” –Library Journal

“Neil Gaiman’ın İskandinav Mitolojisi’ni ve Joanne M. Harris’in Loki romanlarını seven okurlar için eşsiz bir yeniden anlatım.” –Booklist

“Kadim İskandinav tanrılarının puslu diyarına uzanan benzersiz bir yolculuk. Kitabın merkezinde ise sevdiklerini korumak için çağlar boyunca fedakârlıklar yapan bir cadı duruyor.” –Margaret George

Derler ki, yaşlı bir cadı yaşarmış doğuda…

Bu cadı güneş ve ayı kovalayan kurtlar getirmiş dünyaya. Derler ki, Asgard’a gitmiş ve üç kez ateşe verilmiş, üç kez yeniden doğmuş kaçmadan önce. Derler ki, eşsizmiş büyüsü, kâbusuymuş tanrılar tanrısı Odin’in bile. Derler ki, yaralı dudakları ve sivri dili olan bir adamı sevmiş, Loki derlermiş adına. Derler ki, doğurduğu çocuklar tanrıların alacakaranlığını, Ragnarök’ü getirmiş. Ve yine derler ki, kendisi direnmiş Ragnarök’ün alevlerine sonuna kadar, kalbi dışında her şey bir kez daha küle dönene kadar. Ancak kimisi onun hâlâ yaşadığını söyler.

İnsanlar ölür, tanrılar ölür ama o yaşamaya devam eder…

Cadının Yüreği’nde Genevieve Gornichec, İskandinav mitolojisinin göz ardı edilen ancak kıyametin gelmesinde doğrudan rol oynayan buz devi cadı Angrboda’nın hikâyesini anlatıyor. Loki’nin Asgard tanrılarından gizlediği eşi; Fenrir, Hel ve Jormungundr’un annesi; Odin’in alt edemediği rakibi Angrboda, bu kibirli tanrılar dünyasında kendi destanını yazma fırsatına ilk kez kavuşuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Ejder Gizemi - Sophie Jordan | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Vanish
Kitap Adı : Ejder Gizemi
Yazar Adı : Sophie Jordan
Seri Bilgisi : Firelight #2
Çevirmeni : Dilan Toplu
Sayfa Sayısı : 280
Yayınevi : PegasusYayınları
Baskı Yılı : 2014
Kitaba Puanım : 4/5
Araya alarak hızlı bir okuma sonrası ilkine kıyasla daha bir sevdim kitabı. Ejderhalar beni hep çekmiştir ve bu kitapla seriye daha da ısındım.

Jacinda geriye dönerken kazanması gereken bir güven olur. Yeniden güvenilir olduğunu kanıtlamak da zorundadır. Ancak kalbini ve kalbinin sahibi olan Will'i geride bıraktıktan sonra hayatına nasıl normal şekilde devam edebilir ki? Will ile bulduğu aşkı unutup normaline günlük hayatına dönmesi kolay olabilecek midir? Aşıkların önüne uzanan çetin bir sınav ve aşklarının üstesinden gelmesi gereken çokça şey vardır.

Sophie Jordan kalemini okuması başka bir keyif olduğunu söyleyeyim dostlarım. Tarihi aşk olsun fantastik olsun kadın esaslı yazıyor.

Ejder Gizemi, Ejder Ateşi'nin kaldığı yerden devam ediyor. Bundan sebep seriyi sıralı şekilde okunması gerekir. Birinci kitabın sonu ile ikinci kitabın başlangıcı arasında hiçbir şeyi kaçırdığınız hissine kapılmıyorsunuz. Bu kitapta ilkine nazaran çok daha fazla aksiyon vardı. Hızlı temposu dopdolu aksiyonu ile çarçabuk kitabı bitiriyorsunuz ki zaten kısacık bir kitap.
İlk kitaptan bildiğimiz karakterlere ikinci kitapta daha fazla yer verilmişti. Tamra ve Jacinda'nın ilişkisinin düzelme evrelerini okumak güzeldi. Tamra da dikkatimi çeken bir karakter. Bir diğer karakter de Cassian. İlk kitapta ondan pek haz etmemiştim gerçi görünürde pek yoktu ama olsundu. Şimdiyse daha bir görünür ve şey ilgi çekici 😏 (bu arada eleman ikinci erkek konumunda vibe var hatta dümdüz öyle onun için seri üzülüyoruz)

Neyse efenim hikaye daha ilgi çeken hale büründü ve okuması keyifliydi.
Genel olarak, ikinci kitaptan keyif aldım. İyi bir devamı olduğunu düşünüyorum. Jacinda davranışları ve Will ile Cassian arasında sürekli gidip gelmesiyle beni biraz sinir etse de hareketlilik kazandı hikaye. Yazarın yazım tarzını ve hikayeyi  sevdim, serinin son kitabını da okuyarak karakterlere veda edeceğim ama hemen okur muyum bilmem. Eh tabi ara verdiğim diğer kitapları bitirmem gerek.

Ejderhalar konusunu sevenler fantastik kitaplara giriş olarak bu seriyi tercih edebilirler.
Jacinda sevdiği erkeğin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir şey yapmış, türünün en büyük sırrını ortaya çıkarmıştır. Şimdi Will'i bir daha asla göremeyebileceğini bilerek sürüsünün yanına dönmelidir. Daha da kötüsü Will'in zihni sise maruz kalmış, anıları silinmiştir. Jacinda'nın neden gitmek zorunda kaldığını bilmemektedir.

Kasabaya dönen Jacinda düşmanca tavırlarla karşılanır. Kendisi ve ailesinin iyiliği için sadakatini kanıtlaması gereken genç kızın yanında duranların arasında, onu hep istemiş olan, bir sonraki lider Cassian ile Jacinda'nın yeni güçlere kavuşan kız kardeşi Tamra da vardır. Jacinda, Will'i unutmalı ve hayatına devam etmelidir. Ama yine de içten içe bir araya geleceklerini ummaktadır. Jacinda kalbinin sesini dinleyip aşk uğruna her şeyi riske atabilecek midir?

"Heyecan verici mücadeleler, gerilimli firarlar, inanılmaz bir yakışıklı ve talihsiz âşıklarıyla Ejder Gizemi hayal gücünüzü zorluyor.
- Kirkus Reviews

"Yasak aşk, gençlik acıları, inanılmaz güçler, efsanevi yaratıklar, ateşli ejderlerle olduğu kadar ateşli gençlerle de dolu. Heyecan verici hikâyesiyle sürükleyici."
- Voya

"Jordan'ın doğaüstü, talihsiz âşıklar temasına yaptığı bu büyüleyici katkı, gerilim ve romantizmi bir araya getiriyor."
- Booklist
(Tanıtım Bülteninden)

Ağustos'ta Neler Yaptım?

Hareketli bir Ağustos ayını geride bırakan Nuriyat'ınız geldi. 🎉 Malumunuz, gardaşım evlendi. Bu hengamede kosturmada gezmede elbise ne giycezzz eyvah saç o bu derken istediğim şekilde bir okuma gerçekleştiremedim. Çok fazla kitap okuma şansım olmadı.

Vur paylaşın çal oynasın hoplayarak zıplayarak getirdiğim,  şahane geçen bir serüveni geride bıraktık. Büyümek böyleymiş yavaştan çoğalıyoruz bakalım. 🧿

Teyzelik vazifemi de yerine getirdim aaa ona istinaden kitap okuyan bir figür ekledim kapağa ama biz full monopoli oynadık. Kuzenimin oğlu için ablateyzesi olarak acayip de eğlendik. *yine fotoğrafımız yok, çektirmeyi yine unuttuk*

OKUDUKLARIM;

Bu ay keyifli aralıklar soluklar nefes olarak okuduğum üç kitap, gece bölümlere bakıp neymiş diye baktığım iki webtoon okudum.

• Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar 3/5
• Ejder Ateşi 3/5
• Evlilik Anlaşması 4/5

Ayın açık ara favori kitabım, Evlilik Anlaşması oldu, çoook eğlendim baya güzeldi benimde karşıma böyle eleman gelse direkt basarım nikahı. Nikah demişken masaya da oturduk iyi mi? Şahit de oldum sırada gelin olma da tabi önce koca bulmam gerek. 🤭 Okuduğum kitaplardaki kadin kahramanlardan fena ipuçları topladım zengin muhitte gezcem ben ilk adım olarak. Bak teyzem, hep sen mürüvetimi (bu kelime böyle mi yazılıyordu yahu?) gör diye bunlar.

Webtoonlar için yeni bir gönderide içerikten bahsedeceğim.
Ve şey 👉🏻👈🏻 Tan 🤤 bu adama olan sevdamız sevdamız, konserine de gittik kıyıya köşeye ekleyeyim fnfjfjfj

Hadi gittim ben 😘

Evlilik Anlaşması - Suzanne Wright | Kitap Yorumu

Özgün Adı : The Favor
Kitap Adı : Evlilik Anlaşması
Yazar Adı : Suzanne Wright
Çevirmeni : Gamze Belge
Sayfa Sayısı : 480
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2020
Kitaba Puanım : 4/5
Bir okur için sevdiği klişelerde kitap okuması bildik sularda güvenle yüzmesi gibi değil midir? Benim için öyle, kulaç attığım dünyada kendini rahatlıkla kaptırmayı seviyorum. En sevdiğim klişe ise iki başka karakterde olup bir araya gelince başta aykırı duran ama sonrasında yapboz misali birbirini tamamlayan karakterlerin anlaşmalı ilişki içinde olmalarıdır. Bayılırım bu konuya ve Evlilik Anlaşması beni bu duruma doyurdu diyebilirim.

Globale açılan bir şirketin başarılı CEO'su olan Dane Davenport'un yanında son dört yıldır asistan olarak çalışır Vienna Stratton. Patronunun acımasız ve zorlu olduğunu bilir. Çalıştığı bu sürede adamın yoğunluğuna ayak uydurmuştur fakat bir gün karşısına çıkıp da karısı olmasını istemesiyle ufak çapta şaşırır. Tabi Dane burada gerçek bir evlilikten bahsetmez, sahte bir evlilik içinde olup bu evlilik sonucunda ona gelecek olumlu çıkarımlara kazan kazan durumuna geçecektir. Vienna ona yok diyemez, bir sebepten ötürü ona borçludur ve kabul eder. Kabul etmesine eder de herkese yalan söylemek zorunda kalmasından dolayı pek hoşlanmıyordur. Sonrasında ise birbirlerine karşı hissettikleri çekimi kabul etmeleri, aileleri de birbirlerine aşık olduklarına ikna etmeliler. Pek kolay, değil mi? 🤭
Dane için söylemem gereken fazlaca kelimeler var ama kısa keserek çok ilgi çekici bir karakter olduğunu söyleyeceğim. Her zaman istediğini elde eden beyimiz asla duygularını gösteren biri değil. Çok sahiplenici, çok zeki ve çok başarılı  insanlara açılmayan ve şey 👉🏻👈🏻 yakışıklı bir bey, öhhöm neyse.

Vienna benim okumaktan keyif aldığım bir kadın karakter. Katlandığı her duruma karşı dimdik durup son derece güçlüydü. Gerektiği yerde sivri dilliydi. Onun nazik ruhunu ise sevince Dane fark edebildi. Ben ikisinin yolculuklarını çok sevdim.

Hikâyemizde hoşnutsuz kayınvalideler var, arıza çıkaracak ara bozucu karakterler var, baba ilişkisi geçmiş sorunlar var, aşkı tutkuyu bulunca peşinden giden yanlış anlamalarla kopma durumuna gelen ama sonrasında toparlanan ana kahramanlarımızın tatlı hikayesi var... Eee daha nolsun ama değil mi?
“Bir gün istediğin gibi sadık bir eşe sahip olacağına şüphe yok. Ama şimdilik, burada benimle birliktesin; yüzüğümü takıyorsun, benim evimde yaşıyorsun, benim soyadımı kullanıyorsun.”

“Hazır olduğumda gitmene izin vereceğim.”

Vienna Stratton suçlanacak tek kişinin kendisi olduğunu biliyordu. Yardımına ne kadar ihtiyacınız olursa olsun, Dane Davenport gibi bir adama borçlanmazdınız. Kişisel asistanı olarak, dünya çapında başarılı CEO'nun acımasız ve affetmeyen biri olduğunun farkındaydı.

Elbette, on iki ay boyunca karısı olmasını isteyeceğini bilseydi, yardımını kabul etmekte tereddüt ederdi; çünkü Dane'den öğrendiği şey, şeytanın çirkin ve korkutucu olmadığıydı. Şeytan, baştan çıkarıcı ve büyüleyiciydi. Ayartıcı fısıltılarla mırıldanıyor, günaha davet ediyordu. Sahip olduğunuz her ihtiyacı ve fanteziyi uyandırabilirdi.

Onu sevmenizi bile sağlayabilirdi.

(Tanıtım Bülteninden)

Ejder Ateşi - Sophie Jordan | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Firelight 
Kitap Adı : Ejder Ateşi
Yazar Adı : Sophie Jordan
Seri Bilgisi : Firelight #1
Çevirmeni : Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa Sayısı : 320
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Baskı Yılı : 2013
Kitaba Puanım : 3/5
Yanlış zamanda ya da yaşta okunan kitaplar beni çok üzüyor. Mesela 20lerin başında olsaydım, 10lu yasların sonunda muhtemelen çok seveceğim bir seriye başlamış olurdum. Şimdiyse fantastik türünde epey yol kat ettiğimi düşünürsem bu kitap için bu türe hele de ejderhalı kitaplar için başlangıç olabilecek bir kitap derim.

Jacinda bir draki, bir zamanlar dünyada dolaşan antik ejderha sürülerinin soyundan geliyor. Onun türünün artık nesli tükenmekte olan bir türdür. Çünkü modern avcılar değerli derileri için onlardan yakalayarak öldürüyor. En belirgin özelliklerinden biri de insan dünyasına uyum sağlamak için insan formuna dönüşebilmeleri. Ancak es kaza birinin kendilerini bu şekilde gizleyebileceklerini öğrenirlerse, bu başlarına alacakları sorun olurken ırklarının sonu anlamına da gelir. Bundan sebep ellerinden gelen en iyi şey bir arada kalarak mümkün mertebe izole bir şekilde gizli yaşamaları.
Kulağa merak uyandırıcı geliyor değil mi? Öyledir de kendisi, seri tamamlanmış olup eski bir seri. Pegasus da çıkmış, ben de geçen sene denk gelince indirimde almıştım ve yeni okuma fırsatım oldu. Rafta gözüme ilişince bir bakayım dedim.

Büyülü dünyadan zaman zaman sıyrılıp lise gençlik aşk hikayesine dönüşmesi beklentim olmadığı için bir hüsrana uğratmadı ama beklentim olsaydı ne oluyoruz da derdim mesela.

Kısa bir anlatımla; Jacinda ve arkadaşı Azure, ışıltılı, yanardöner ejderhalara dönüşerek göllerin ve dağların üzerinden uçmak için gizlice uzaklaştıklarında başlarına ne geldi dersiniz? Merak eden seriyi edinip okuyabilir. Devam kitaplarını da okuyup sizlerle paylaşacağım.
Jacinda bir drakidir… Ejderha soyundan gelen ve en büyük savunma gücü insana dönüşmek olan bir ırka mensuptur. Küçük yaştan itibaren özel yeteneğiyle göze çarptığını ve her hareketinin izlendiğini bilse de, özgürlük onun için her şeyden önemlidir. Halkının en kutsal kuralını çiğneyince hayatı tehlikeye girer ama Will isimli yakışıklı bir yabancı sayesinde kurtulur… Fakat bu yabancı onun türünden olanları avlamaktadır.Ailesiyle insanların arasına kaçan Jacinda çevresine uyum sağlamaya çalışır. Tek tutunabileceği dal, içindeki drakiyi canlandıran Will’dir. Karşı konulamaz bir şekilde ona kapılsa da Jacinda, onun avcı olduğunu bilmektedir. Ondan uzak durması gerekmektedir ama içindeki draki yavaş yavaş öldüğü için en tehlikeli düşmanıyla yakınlaşmayı bile göze almıştır. Efsanevi güçler ve nefes kesici bir romantizm, tüm beklentileri aşan ve sevgisi kadim bir uçuruma köprü ören bir kızın öyküsünde can buluyor.

“Muhteşem ve ustaca yazılmış! O kadar büyüleyici bir dünya ki hiç terk etmek istemeyeceksiniz!”

- Kerrelyn Sparks

“Jordan heyecan dolu, doğaüstü bir yasak aşk ve tutkuyu anlatıyor. Jacinda tıpkı hikâyesi gibi güçlü ve yürekli. Okurlar bu nefes kesici romanı bir solukta okuyacak. Muhteşem bir serinin başlangıcı olan Ejder Ateşi’ni kaçırmayın.”

- Romantic Times

(Tanıtım Bülteninden)