Zorba Aşık - Jennifer Royce | Kitap Yorumu


Kitap Adı: Zorba Aşık
Seri Sıralaması: ⭐
Yazar Adı: Jennifer Royce
Yayınevi: Parola Yayınları
Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 448
Kitaba Puanım: 5/5


Historical türü kitaplarına olan bitmeyen sevgimi bilmeyen yoktur. Sevdiğim yazara aitse hele o kitap, keyifle geçecek bir okuma durumu oluyor bende. Jennifer Royce'un çıkan son kitabını daha önce Facebook'da yayınlanırken - eskiler bilir - okumuştum. Şimdide yeniden düzenlenmiş ve daha güçlü bir kurgu ile basılmış haliyle yeniden okudum. Jennifer Royce, Türk olup bu türü yazan yazarlardan biri ve benim sevdiklerim arasında. Her kitabında her kurgusunda daha çok geliştiğini yakinen görmek ise inanılmaz bir keyif.  Başarısı da yadsınamayacak şekilde, kendi kültürü olmayan bir türün hakkını vererek yazması benim gözümde hayranlık uyandırıyor.

Aşkın dolu dizgin ilerlediği, bir an olsun heyecanın bitmediği sürükleyici bir kurgu ile karşılaşıyoruz Zorba Aşık kitabında ve Highland'ın konu edildiği zorlu, dik kafalı ve son derece güçlü klan beyleri anlatıyor sevgili yazarımız.

Zorba Aşık sıradan bir historical romanı olarak görülmez aslında, çünkü Iskoç'ları konu alan bir kitap. Belki de kitabın hikâyesini bu denli sevmemin sebeplerinden biri de bu, emin olamadım şu an. İskoç klanlarını, savaşlarını gerçekçi hissettirerek anlatılması, dikkat çeken detaylara yer vererek açıklaması kitapta sevdiğim yerlerden biri oldu. Kurgu bazında başlı başına okuyup okuyabileceğiniz en farklı kitaplardan biri.

Karakterimiz Sheena'nın hayatı sıkıntılarla dolu, her şeyini geride bırakarak çıktığı yolculuğuyla başlıyor hikaye. Cesur bir kadın aynı zamanda kendisi, her türlü zorluğun da üstesinden gelecek zekaya sahip. Güzeldir de aynı zamanda. Cesaret ve güzellik aynı bünyede bir araya gelince baş dondurucu bir etki bırakıyor, esas adamımızla karşılaştığı ilk anı düşününce... neyse ben yorumuma devam edeyim. Siz meraklandınız ama değil mi? Güzel.

Troy bizim esas adamımız. Güçlü ücretli ve yıkılmaz bir adam. Zeki, çevik ve yakışıklı,  takıldıgım tek bijta zorba oluşu ama o da böyle sevimli hallere bütününde kalp falan çalıyor. Kendi kalesinde en önem verdiği şey, halkının ve yanında olanların güvende olması. Bunun sebebi ise eskiden yaşanmış trajedi, yeniden yaşamaya kayıplar vermeye takati yok. Troy için sanırım yumuşak karnı bu olması gerek, yeniden sevdiklerini kaybetme korkusu.... Bundan sebep güvenlik için getirdiği  yöntemler çok zekiceydi. Bu tarz yaratıcı fikirler hoşuma gidiyor diye bir itiraf da bırakayım.


Karakterlerimizin arasındaki diyaloglar, o tatlı çekişmeler, bazen de birbirlerine dokundurmaları, yakınlaşmaları ve kavgaları dahi oldukça keyifliydi. Kadın karakterinin kimseye eyvallah etmeyişini seviyorum. Karsısında duran aman vermez bir klan lideri bile olsa o laf sokulacak arkadaş, o kadar.

Kitabı öncesinden de okuduğumu söylemiştim, yeni hâlini de okuyunca daha bir iyi olduğunu gördüm ve çok beğendim. Eklenen farklılıklar elbette ki göze hemen çarpıyordu ve uzun zaman önce okumuş olsam da çabuk hatırlamam kitabı daha önce de sevdiğim anlamına rahatlıkla gelir.

Kitabın konusuna değinmek gerekirse; Leydi Sheena kalesini ele geçiren Lord Fergus eziyetlerine dayanamaz, şantajlarına boyun eğmez. Ölüm döşeğinde yatan babasının son arzusunu yerine getirip elinde bulunan gizli bir tünelden söz edilen haritayla büyüdüğü topraklardan kaçarak, babasının öğütlerine uyarak kendilerine en yakın olan, aynı zamanda en korunaklı klana, Hawkslot'a sığınır. Kale güvenliğini ön planda tutan Troy'un oldukça korunaklı yerleşkesine girebilmek adına belli bir prosedür gereklidir. Klanda yaşayan herkesin kolunda, o klana ait olduğuna dair belli olmasını sağlayacak "şahin" dövmesi bulunmaktadır. Sheena de olmayan bu dövme üzerine yakalanmasıyla Hawkslot'un korkulan lordu Troy'un önüne çıkarılır. Her ikisi için hayat o dakikadan sonranormal seyrinde gitmez. Troy ve Sheena işittikleriyle mi hareket edeceklerdir yoksa kalplerinde beliren aşkla mi?
Bunları öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor.

Kalesini ele geçiren acımasız Lord Fergus’tan kurtulabilmek için hasta babasını geride bırakmak zorunda kalan Leydi Sheena, kalesinin ve kalbinin kapısını tüm dünyaya karşı kapatmış olan bir adama sığınmak zorunda kalır. Üstelik gizli bir geçidi kullanmak zorundadır ve Hawkslot Lordu’nun bundan haberi yoktur.

Hawkslot Lordu Gawyn Troy Kennedy düşmanın zayıflıklara karşı merhametsiz olduğunu çok acı bir şekilde öğrenmiştir. Ailesini kaybettiği o lanetli baskından sonra sorumluluğunu yüklendiği halkını korumak için saplantılı tedbirler almak zorunda kalmıştır.

Bütün önlemlerine rağmen kalesine giren genç kızın yalancı ve hain olduğundan emin olan Troy, güzel yüzüne ve masum tavırlarına rağmen düşmanları tarafından gönderildiğine inandığı bu kadınla ne yapacaktı? Ömür boyu tutsak olarak kalesinde mi tutacaktı? Yoksa genç kızın nişanlısı olduğunu söyleyen tehlikeli ve sinsi Lord Fergus’a mı teslim edecekti?

Bir hain olarak suçlanan Sheena kendi ayaklarıyla girdiği bu tutsaklıktan kaçabilmek için planlar yaparken, Lord Troy ise hem düşmanlarına kalesini hem de genç kadına kalbini teslim etmemek için amansız bir mücadeleye girişmiştir.

(Tanıtım Bülteninden)

0 yorum:

Yorum Gönder