Meleğin Düşüşü - Susan Ee | Kitap Yorumu
Stacey Jay - Ölümsüz Juliet | Kitap Yorumu
Romeo ve Juliet'in dillere destan olan trajik aşk hikayesini hemen hemen herkes biliyordur. Başka birine aşık olan Romeo can düşmanlarının balosuna sızar ve orada gördüğü düşmanının kızı olan Juliet'e aşık olur. Ve yüzyıllara yayılan buruk bir hikaye olarak hafızalara kazınır. Elbetteki her birimiz finali kafamızda değiştirerek kendi mutlu sonumuzu yazmışızdır. Kendi adıma konuşmak gerekirse Romeo'yu başka şekilde düşünüp kafamda senaryo kurar, mutsuz olan sonu değiştirerek final yazardım. Derken karşıma Ölümsüz Juliet çıktı. Arka kapağı okuduktan sonra kesinlikle benim olmalı ve okumalıyım dedim. Çünkü yazarı beni tatmin edecek bir kurguyu kaleme almıştı. Gerçek anlamda kafamın içinde dönen kendi mutlu sonuma yaklaşın bir kurgusu vardı. 🥰
Şimdiye kadar mümkün olan her kültürde ve zaman diliminde defalarca kere uyarlanarak Romeo ve Juliet yazılmıştır. Ama bu kitap farklı, tamamen hem de! Aşk için her şeyi feda eden ünlü talihsiz aşıklar hakkındaki bir hikaye değil bu. Uyarlama olsa da aslına sadık kalınan yerler vardı tabi. Eh yazarın farklı yorumu, içine kattığı olaylar ve fantastik bir dünya oluşturması beni kendine hayran bıraktı.
Gizemli Gelin - Samantha James | Kitap Yorumu
Gizemli Gelin, McBride ailesi serisinin son kitabı. Bu sefer en büyük erkek kardeşi olan Alec hakkında daha fazla şeyi öğreniyoruz kitapta.
Gleneden Dükü Alec, bekar kızları olan annelerin gözde damat adaylarından biri. Çok yakışıklı olan kahramanımız hem İngiltere hem de İskoçya'da annelerin göz hapsinde, evlilik çağında olan olan leydilerin ise radarındadır. Ama Alec, onun için kurulan tuzaklardan kaçınacak kadar da akıllıdır... Yani, Maura'ya kadar diyelim biz buna. 🤭🤭
Eskiden, çok çok eskiden huzur içinde yaşarlarken değer verdikleri kıymetli kemerini bir korsan çalmış. Aileye bolluk getiren bu kemerin özelliği ise sihriymiş. Buna inanan kahramanımız Maura da ölüm döşeğindeki babasına bir söz veriyor. Ne pahasına olursa olsun o kemeri bulacak, İrlanda'ya getirip yerine koyacaktır. Korsan soyundan gelen kişinin kim olduğu hakkında fazla fikir yürütmeye gerek yok tabi, ipuçları onu Alec'e götürüyor. Sihir belki de kemerde değil aşık olacağı bu adamdadır, kim bilir. 😏
Aralarındaki çekim, öyle iyiydi ki okuduğum kitaplardan en zirveye oturan karakterlerdi diyebilirim. Alec'in siniri, evliliğe kandırılması içten içe öfkesi; Maura'yı tanıyana ve ona olan arzusunun şehvetten daha fazlası olduğunu keşfedene kadar olan kısıma ba-yıl-dım! Emin olun ki benim anlattığımdan kat kat iyiydi hikaye ve spoiler olmasın diye dilimi ısırıyor elimi tutuyorum yazmamak için.
Tarihi aşk romanlarında genelde kadın karakter ailesi ve aşkı ya da halkı ve aşkı arasında kalır; bu kitapta da Maura, halkıyla sevgisi arasında kalıyor, şaşmaz yani bu durum. Heyacan katılacak faktörü bu, işin raconu yani 🤭 Yine kadın karakter bir şeylerin farkına varıp gerçeklerin ötesine bakmayı öğrenmelidir. Birbirleri için haklı oldukları yanları ortaya çıkarmaları, birbirlerinin iyiliklerini düşünmeleri ve de birbirleri için fedakarlık yapmaları gerekir. Ve sonunda tabi ki aşk kazanır. Mutlu son! 😍
Alec ve Maura arasındaki duyusal çekim ilk andan itibaren harlanan duygulari gözlerim kalp şekilde takip ettim. Yaşanan aşk sahneleri için de *öhhöm* güzeldi. Her aşk romanında olağan şeylerdi ☺ Hikayeyi çok sevdim, birkaç gülme, pek çok iç çekme ve bir iki gergin an ile finale geldim. Samantha James'in kitaplarını okumak çok zevkli ve bir o kadar keyifli. Yayınevinin kapak konusundaki tercihini sevdiğimi söyleyebilirim. Zira orjinal kapak benim pek hoşuma gitmiyor, bizim kapak bence daha hoş duruyor.
Ben kitaba bayıldım, sizin de seveceğinizi düşünüyorum. En azından historical türü seviyorsanız yazarı mutlaka okumalısınız.
ŞİDDETLE ÖNERİMDİR.
Aşka Var Mısın? - Natasha Boyd | Kitap Yorumu
Her neyse...
Sade ve sakin bir yaşamı olan, hoş kasabalı kızımız Keri Ann'in hayatına birden bire bir yabancı girer. Hayatını alt üst edecek dengesizi sarsacak bu adamın kim olduğu hakkında herhangi bir fikri yoktur. Gizemli adamımız da kendinden pek bahsetmez bir şeyleri kendine saklamayı, söylememeyi tercih eder.
Gizemli adamımız kim mi? O, o, Jack. Jack Eversea! 😍
Bu adama dikkat a dostlar! Eğer sizde dövme, motor, serseri üçlemesine vurgunsanız, konum atıyorum, adrese gelin lütfen. 🤭🤭
Jack mecburi, uzatmalı sevgilisinin ihaneti ile sarsılıyor, pılını pırtını topluyor ve kimsenin onu bilmediği tanımadığı bir yer seçerek ortadan yok oluyor. Tesadüf eseri karşılaştığı kadına başta arkadaşca yaklaşsada zamanla aralarda bir şeyler alevleniyor.
Yayınevinin çıkardığı kitaplarda özgün kapak seçmesi benim en sevdiğim yönlerinden biri. İç tasarımı ve ayracı ise bayıldığım noktalardan birkaçı. Yabancı Yayınları'nı bundan dolayı seviyorum. Keşke serilere devam etse de bizler de daha çok sevebilsek!
Uzun lafın kısası Keri Ann ile Jack Eversea'in hikayelerine ortak olup neler yaşadıklarını görmek istiyorsanız kitabı satın alarak merakınızı dindirebilirsiniz. 🥰
Şimdiden keyifli okumalar dilerim. 😉
☆Ek Bilgi☆
Bizde iki kitabı çıkan seriye yazar devam ederek dört kitapla seriyi noktalamış. Hatta seride novel olarak yan kitaplar da yazmış. Yabancı Yayınları bizde seriye devam eder mi etmez mi bilmem ama bir okur olarak sevdiğim serinin devamının gelmesini isterdim.
8.15 Vapuru - Ayşegül Çiçekoğlu | Kitap Yorumu
Nazlı da yakın arkadaşlarıyla bir gün evinde otururken sohbet arasında ondan yapmasını istenilen şeyi yaparken buluyor kendini. Canan'ın istediği bindikleri vapurda şüphe ettiği sevgilisini izlemeleri. Çok masumane bir istek olsa da Nazlı bu durumu hoş karşılamıyor. Yeşim ise biraz heyecan istediği için olaya atılıyor. Her zaman kullandıkları 8.15 vapurunda izledikleri kisi tahmin ettikleri kişi ya değilse? Ya yanlış kişiyse, ne olurdu?
Ali, seyahat ederken sürekli kullandığı 8:15 vapurunda kendi halinde gazetesini okurken onu gözetleyen ikiliyle hayatının değişeceğini ummazdı. İkilinin sürekli olarak kendine kaçamak bakışlarla izlemesi onu rahatsız etse de daha sonrasında gözü onları ararken bulur kendini. Hiç aklında yokken hayatına dahil olan ilgisini çeken bu kızın hayatını geri dönülmez şekilde değiştireceğini nereden bilecekti ama değil mi? Peki sonrasında ne mi oldu? Nazlı ile Ali neler mi yaşadı, onların hepsi kitapta! 🤭🤭
Geçmişin Kırıkları - Brittainy C. Cherry | Kitap Yorumu
Bazı kitaplar vardır ilk okuduğunuz zaman hakkında herhangi bir şey söyleyemezsiniz, önce bir sindirmek sindirirken de içinize işleyen kurgunun etkisinin geçmesini beklersiniz. Zaman girince araya da yeniden okumak, etkisinin geçmesi ve hakkında konuşmak için belli alana ihtiyaç duyarsınız. İşte bu kitap benim için tam olarak o tanıma giriyor. Kitabı ilk okuyor değilim, ikinci hatta üçüncü sefer okuyorum. Ve etkisinin geçmesi sindirmek için beklerken özleyeceğim için yeniden okuyacağım. Her seferinde aynı duyguyu hissedeceğimden de eminim.
Geçmişin Kırıkları gözlerimi dolduran, boğazımda düğüm oluşturan bir kitap oldu. Tamam tamam, itiraf edeyim, biraz da ağlamış olabilirim. İçinde barındırdığı duygular öyle yoğun ve öyle gerçekçi ki darmadağın oldum derim bu kitapta. Her iki karakterimiz de yaralı, hayatlarının en büyük acılarını yaşıyor ve gerçeklikle yüzleşiyor Tristan ve Elizabeth.
Tristan, eşini ve oğlunu bir kaza sonrasında kaybediyor; Elizabeth'in kaybettiği kişi ise kocası. Değişen hayatları, kaybettiklerinin acısı ile yüzleşmeleri her ikisini de zorlar. Fakat Elizabeth, Tristan'a oranla daha bir başarılı yaşananlarla baş etmekte. Güçlü olmasının da sebebi var tabi, küçük kızı Emma. Emma, öyle güzel bir çocuk ki anlatamam. Son derece duyarlı, zeki, sevgi dolu bir çocuk. Enerjisini çok sevdim ben kitapta. Okuduğum kitaplarda böyle cıvıl cıvıl sevimli çocuk karakterlerle karşılaşmaktan oldukça keyif alıyorum. Emma da o sevdiğim çocuk karakterlerinden biri oldu.
Kitap hakkında söylemem gereken en temel şey sanırım duygusal bir temada ilerliyor oluşu olacak. Karakterlerin hüznü öyle hissedilir haldeydi ki okurken o hüzne eşlik ederken buldum kendimi. Verdikleri kayıp çok büyüktü, üstelik sevdikleriyle birlikte kendi ruhlarını kaybetmişlerdi. Bu yüzden birbirlerini bulmaları öyle hemen olmadı. Yeniden hissedebilme farkındalığına erişip kaybettikleri mutluluğu yakalamak için çok fazla çaba sarf etmeleri gerekti. Elizabeth her ne kadar güçlü olsa da Tristan daha içe kapanık ve kırılgan bir yapıda bir karakter. Bu kitapta bunu dengeli şekilde okumak, karakterlerin gelişimlerini izlemeyi oldukça sevdim. Her iki karakter de benim için özel olarak kalacaklar, ona eminim.
Yazarın dili akıcıydı, bir çırpıda bitebilecek bir kitaptı. zekice eklenmiş esprilere bayıldım, farklı bir hava katmıştı. Kitabı okurken gözüme çarpan bir karakter vardı, baştan beri rahatsız eden tavırları ile işin içinde bir bit yeniği çıkar diye tetikte tuttu ve sonunda o karakterin tam da beklendiği gibi düğüm olan kilit nokta ile alakası ortaya çıktı. Durup düşününce aslında kendini ele veriyordu ve bir şeyler beklentisine sokuyordu ama yazar o düğümü ustaca yedirmişti kurguya o an geldiğinde şaşırarak tepki veriyorsunuz.
Ben kitaba bayıldım, büyük bir keyifle kah gözümde yaş kah yüzümde gülümseme ile okudum. Siz de içinizi ısıtan, yeniden ayağa kalkma aşka bir kez daha şans verme konusunu okumak istiyorsanız bu kitabı size can-ı gönülden öneririm. Emin olun asla pişman olmayacaksınız.
İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington | Kitap Yorumu
Kitabımızdan şöyle bir bahsedecek olursam; Roxbury'de yaşadığı hayatı diğerine göre daha sade, alelâde bir semtte. Çok sevdiği küçük kardeşi Maddie, sorumluluk kumkuması bir annesi ve işkolik babasıyla yaşıyor. Ailesinin işlettiği eczane dükkanı var. Wellesley'deki hayatıysa daha ferah bir düzende. Saygın bir ailenin üçüncü çocuğu, iki ağabeyleri ve en seçkin okulda okuyor. Kısaca imrenilecek türden bir hayatı var.
Sabine'nin kişiliğinde hayran olduğum bir konu da şuydu. Her iki hayatını da kendince kurduğu düzende dengede yaşıyor. Kendi farkındalığıyla açık vermiyor. Ne yaptığını neden yaşıyor olduğunu biliyor, dahası bunu yaparken de yalnız başına olmasına rağmen üstesinden gelebiliyor. Sabine çok güçlü bir kız, yerinde olsaydım neler hissederdim hayal dahi edemiyorum 🙈
Sonra, Ethan, canım Ethan. *durup bir ah çekiyoruz.* Kalbimi deli gibi attırıp gözlerimin dolmasına sebep olan o adam sahneye çıkıyor. *alkış lütfen!* Kitabın içine elimi uzatayım istedim, okuduğum sayfalara gireyim sarılayım istedim, yakasından tuttup benim olmasa sen demek istedim, sokulup boynuna boynuna ağlamak istedim, yav ben bu elemanı çok sevdim, ühüyyy. Okuduğum kitaplarda elbette ki hayran olduğum erkek karakterler oldu, hatta aşık oldum diye dolandığım bile vardır. Ama ilk defa, bir karaktere sımsıkı sarılmak istedim. Duygusal açıdan sağlam bir sarsılma yaşatan bu adamla tanışın istiyorum.
Uzatmadan kısa kesiyorum, bu kitabı okumalısınız a dostlar. Konusu, hikayesi, karakterleri, olaylar her şeyiyle çok güzeldi çok. Mutlaka okuyun, ŞİDDETLE ÖNERİRİM.
tanıtım
Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç. Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu. Mükemmel Hayat. Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek... Mükemmel Aşk.
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar… Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.
Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?












































