Serserim Benim - Elizabeth Boyle | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Elizabeth Boyle
Kitap Adı: Serserim Benim
Özgün Adı: This Rake of Mine
Seri Sıralaması: Bachelor Chronicles, #2
Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 360
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitaba Puanım: 4/5
Bir öpücüğü unutmak kaç yıl alır?
Peki ya bir skandalı?
Henüz çok genç olan Miranda Mabberly, Oxley Kontesi olmak üzeredir.
Müstakbel eşine katlanamasa da bu evliliği ailesi ve elbette geleceği için yapmak zorundadır. Ne var ki sosyetenin en ünlü çapkınlarından biri olan Lord Jack Tremont, onu büyük bir talihsizlik sonucu kendi sevgilisiyle karıştırarak öper. Bu öpücük ikisinin de itibarına ve geleceklerine mal olur.
Yıllar geçer, Londra'dan uzakta kendine saygın bir hayat kurmuş olan Miranda artık bambaşka birine dönüşmüştür. Bütün dengesi, ummadığı anda Jack ile bir kez daha karşılaştığında bozulur. Bir zamanlar iflah olmaz bir zampara olan bu adam, yıllardır kalbine gömdüğü tutkuları uyandırır.
Saygın toplumdan sürgün edilen Miranda ve Jack kaderlerinde yazılı olan aşkı tekrar keşfedecekler.
"Tek kelimeyle muhteşem."
Booklist
"Büyüleyici bir kitap, tarihi aşk romanlarını seven herkesi etkileyeceği kesin."
Romance Reviews Today
(Tanıtım Bülteninden)
Bir yanlış anlaşılma ile hayatınız mahvolsa ne yapardınız? Olayların seyrine kapılıp kendinize yeni bir hayat kurmak isterseniz eğer Miranda ile benzer fikirlere sahipsiniz demektir.
Miranda Mabberly'nin korunaklı dünyasının başına yıkılması için yanlış zamanda yanlış yerde bulunması yetti. Tek bir öpücük sonucundan toplumdan dışlandı, anne ve babasının gözündeki değerinin zedelendi. Lord Jack Tremont, metresi sandığı kadını öpüp kuytu köşeye çekerken masum birinin hayatını geri dönülmez şekilde mahvetti.

Uzun zaman sonrasında, Miranda bir okulda öğretmen olarak, skandaldan etkilenmeyen yeni bir kimliğe sahipken o görünmez eller yeniden devreye girdi ve Miranda'nın saygın hayatını ikinci defa tehdit edecek o adam çıka geldi. Bu sefer Jack beş parasız kalarak alçakgönüllü bir hayat sürerken Miranda'nın karşısına okulda çıktı. İkinci sefer bir araya gelirken ikili gölgeler arasında saklanmak yerine günışığında kimliklerini bilerek birbirlerini tanıyacaklardı. Tabi kalplerini birbirine bağlamak ve gerçek aşka giden yolda onlara yardım edecek çöpçatanlar var. Duydukları aşk yanında bir dizi sır da onları beklerken; önlerinde duran engeller, ceserler ve tehlikeli kaçakçılar var.

Dersiniz ki devamında neler olacak, sırlar ne ikiliyi neler bekliyor, aşk galip gelirken o kaçakçı şeyler de ne, her sorunun cevabı kitapta.
Bachelor Chronicles serisinin ikinci kitabı olan Serserim Benim sizi tatmin edecek bir son ile final oluyor. yine ben seriyi karışık okuyup öyle incelemek isterken sizlere tavsiyem seriyi tamamlayıp okumanız.

Elizabeth Boyle'nin hikayeleri gerçekten zevkli, okurken keyif aldığım yazarlardan biri. Bu kitabında hem Jack'i hem de Miranda'yı sevdim.  Zeki ve esprili oluşlarını, aralarındaki kimyayı çok sevdim. Kitaptaki ikinci karakterler de acayip eğlenceliydi. Özellikle öğrencilerin alıngan ve hiç de klişe olmayan her şeye burnunu sokmamalarını sevdim.

Kısa zamanda keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Eğer ki historical romans türü seviyor, kitaplarına aşıksanız Elizabeth Boyle tavsiye edeceğim yazarlardan biri olduğunu keyifle soyleyebilirim.

Siyah Kadife - Rita Hunter | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Rita Hunter
Kitap Adı: Siyah Kadife
Özgün Adı: ☆
Seri Sıralaması: ☆
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 479
Yayınevi: Epsilon Yayınevi 
Kitaba Puanım: 5/5
Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün…
Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His…
Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner.
Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily'yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti...Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet…
Ve zaman geldi, şartlar değişti…
Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…
(Tanıtım Bülteninden)
Tarihi aşk kitapları konu olunca gözümün anime karakterleri gibi yerinden çıkarak kalp şekline büründüğünü az çok takip ediyorsanız beni bilirsiniz. Ve aşık olduğum karakterleri, çok seversem kitabı defalarca kere okur, en sonu o tatlı pembe hayallere dalarım. Her kitapkurdunun yaşadığı doğal işleyiş bende de mevcut.

Tereddüt etmeden gözüm kapalı önereceğim kitaplardan ilk onda yer alan Siyah Kadife benim için bambaşka bir yerde. İlk okuduğum zaman da aşık olmuştum, şimdi de. Bu da Rita Hunter kaleminin bir etkisi diyebilirim.
Zekice tasarlanmış kurgusu olsun, sizi kendine bağlayan hikayesi olsun, hayran olacağınız karakterleri olsun Siyah Kadife on numara beş yıldız bir kitap.

Emily, okuduğum tüm kadın karakterlerden farklı bir karaktere sahip. Yaşadıkları karşısında yılmadan ayakta kalması, kendine inancı, yapabileceğine dair gücü, ağır başlı olması beni kendine bağlayan özelliklerinden biri. Yeni bir hayata atılırken, yaşamı boyunca ona öğretilenlerle ağ misali etrafı sarınmış, ailesinin gözünde ise itaatsizlik büyük suç. Asla sözlerinden çıkamaz ve asla baş kaldıramaz. Kendi fikrini söylediği anda ya şiddete maruz kalmış ya da aşağılanmış. Yine de gururundan, kendine olan saygısından zerre kaybı olmaz ve o mağrur duruşunu kimse bozamaz. Bu özelliği beni derinden etkiledi, hayran kaldım!

Marcus karakteri ise bilinenin ötesinde bir adam, çok farklı, çok gizemli... Karanlık bir yanı, bu yanının çekiciliği var. Marcus'un Emily'e karşı ilk zamanlar başlayan bir önyargısı var ve bu sığ düşüncelerinden, ona karşı olan algılara kapılmış durumda. Tabi zamanla bu düşünceler yerini Emily'i tanıyarak farklı hislere ve düşüncelerle değişiyor.

Genele baktığımda kitapta olaylardan ziyada duygulara ağırlık verilmiş. Diyaloglar daha az, karakterlerin duygu ve düşünceleri daha baskındı. Bunu çok sevdim ben. Siyah Kadife, farkını ortaya koyan bir kitap oldu benim için. Sayfalar geçerken bittiği için bir kez daha buruk hissettim, hiç bitmesin istedim. İlk sayfadan itibaren kurgu dünyasına girdiğinizde, karakterlerle bütünleşmeniz kaçınılmaz oluyor.
Rita Hunter benim en sevdiğim tarihi aşk yazarlarından biri ve ne yazsa okurum dediğim bir yazar. Her kitabında her hikayede her karakterinde kendinizden parçalar bularak onlarla birlikte vakit geçirmekten keyif alacaksınız. Bu türü sevene ve başlamayı düşünenlere yazarın bütün kitaplarını şiddetle tavsiye ederim.

White Blood - Lim Li Na | Webtoon Yorumu


Adı: White Blood
Tür: Fantastik, Romantik
Yazar/Çizer: Lim Li Na
Bölüm Sayısı: 93
Yayın Yılı: 2020
Puanım: 5/5
Eğlenceli bir vampir aksiyonu ve umutsuz bir romantizm.

Vampirler, her zaman istediği normal hayata sahip olma şansını yok edince Hayan, dünyayı 10 yıl önce onu ele geçiren acımasız avcılardan kurtarmak için en karanlık sırrından yararlanmak zorunda kalır. Yerel polis teşkilatında yükselen bir yıldızın desteğiyle Hayan, sevdiklerini korumak, geçmişiyle yüzleşmek ve intikamını almak için harekete geçer.
Öyle bir seri yorumuyla geldim ki, sahneler kare kare aklıma gelirken kalbimin atışını değiştiriyor. O kadar güzel bir seri, o kadar muhteşem bir seri. 😍

Bizde çevirisi olur da basılırsa kesinlikle alacağım serilerden biri White Blood. Karakterleri, konusu, hikayesi, çizimleri öyle güzeldi ki kendine âşık etti. Her bir karakter öyle ilgi çekici ve görsel olarak göz alıcı ki sevmeyeceğiniz bir karakter dahi olsa bir düşüyorsunuz. En en en kötü karakter dahi olsa ben elendim dostlar, o kadar şahane çizimler güzlü karakterler var.

Ana karakterimiz Hayan, safkan bir vampirdir.  Kendi esas kimliğini gizleyerek diğer insanlar gibi normal bir hayat yaşamak isteyen sıradan biridir. Üniversite eğitimi sırasında artan vampir olayları sonrası kimliğinin açık olmasından çekinir. Bu artışın sebebi on yıl önce yaşanan bir olaya dayanıyor ve Hayan ile de bağlantısını serinin sonlara doğru okudukça görüyoruz. Özellikle sebebin ne olduğunu okuyunca nefesinizi kesiyor, "yok artık bu da olmaz" derken buluyorsunuz kendinizi.

Ve serinin esas erkek kahramanı. Arkadaşlar öyle bir karakter ki, hani nasıl övsem nasıl anlatsam bilemiyorum. Yerel polis teşkilatında görev yapan dedektifimiz Eun Tae, Hayan ile yolu kesişince onda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder. Karşılıklı yardımlaşma ile başlayan ilişkileri zamanla gelişir ve aralarında bir çekim oluşur. Sevdiklerini korumak, dünyayı kötü vampirlerden arındırmak için çıktıkları yolculuklarında Hayan geçmişiyle yüzleşerek gerçek benliğini bularak gücüne kavuşur.

Normalde fantastiğin yanında tarihi aşk reenkarne konularını bir okurdum sonra dedim ki neden olmasın. Zaren geçen sene gördüğümde çeviri ekibinin yeni başladığı bir webtoondu ve beklemeyi seçmiştim. İyi ki tam zamanında okumuşum, finali beklemekle iyi etmişim.

Kadın karakterin güçlü olmasını, erkek karakterin de ona saygı duymasını seviyorsanız Hayan ve Eun Tae'e bayılacaksınız. Hayan'ın hikayesinin daha temel olduğu, birçok birbirinden güzel karakterlerin olduğu, her karakterin kendine ait hikayesi olduğu bu seriyi ŞİDDETLE ÖNERİYORUM.

Yohan Seo (bu adam en kötü olan karakterdi), Baal, Ash, Levi, papaz Michael favori diğer karakterlerimdi. Bir de Baal'ın evcil 'aslan'ı Daniel. Okumanız gerek, mutlaka okumanız gerek!

Ana karakterlerimizin uyumu der susarım...
Bu sahnede çok gülmüştüm paylaşmasam olmazdı!

İskoç Esareti - Monica McCarty | Kitap Yorumu

 
Yazar Adı: Monica McCarty
Kitap Adı: İskoç Esareti
Özgün Adı: Highland Scoundrel
Seri Sıralaması: Campbell Trilogy #3
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 448
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Güçlü bir İskoç şefinin gayrimeşru oğlu olan Duncan Campbell, işlemediği bir suç yüzünden on yıldır sürgündedir. Hain damgasının gölgesinde geçirdiği yılların ardından, adını temize çıkarma isteğine daha fazla karşı koyamaz ve İskoçya'ya geri dönmeye karar verir. Bu, ihanetini unutamadığı tek kişinin, aşkın yıkıcı gücünü ona kanıtlayan kadın olan Jeannie Gordon'un yardımını istemesi anlamına gelse bile...
Jeannie Gordon, aşkını ve güvenini paramparça eden adamı yıllar sonra karşısında bulunca, hayatı yeniden tepetaklak olur. Artık o âşık ve saf kız değildir, tehlikeli sırları olan bir kadına dönüşmüştür. Ancak Duncan ve Jeannie, güvensizlik ve ayrılıkla harmanlanmış olsa bile, aralarındaki tutkunun daha cesur bir şekilde tekrar alevlenmesine karşı koyamazlar. Çözmeleri gereken entrikaların ortasında kalmış olmalarına rağmen kabullenmeleri gereken bir gerçek vardır; o da kaderlerinin birbirine mühürlenmiş olduğudur...
(Tanıtım Bülteninden)
Monica McCarty seriye güzel bir son yazarak okurunun aklında kalmayı yine başarıyor.
Campbell üçlemesi, en büyük erkek kardeş Duncan'ın hikayesiyle son buluyor. On yıl önce uğradığı ihanetten dolayı suçlu bulunup Kral tarafından kesin bir ihanet sonucuyla aranıyordu. Masumiyetini ispat etmek için İrlanda'ya giden kahramanımız bir günahının olmadığını kanıtlamak adına geri döner. Tüm bunlar bir yana aşık olduğu ve evlenmek istediği tek kadın olan Jeannie Gorden, Duncan'a inanmıyordu. İhanet edebileceğini düşünüyordu. Jeannie, ne olayın ilk yaşandığı zaman ne de on yıl sonra bile  fikrini değiştirmemişti. Duncan için işler zordu fakat onun yapamayacağı bir şey yoktu.
Genel olarak oldukça keyif aldığım bir okumaydı ancak kadın kahramanla ilgili ciddi sorunlarım oluştu. Hatta bir puan kırmama sebep olacak bir karakter vardı. Jeannie bende onu dövme isteği ile doldurup taşırdı. Sevemedim. Erkek karakterin hislerini gerçekçi bulurken kadın için aynı durum söz konusu değildi. Adam seviyordu ama ya kadın? Seviyor göründü ama o kadar, ben inandırıcı bulmadım. Duncan geri döndüğünde, onun durumunun ciddiyetine karşı körü körüne sürdürdüğü inadını, körlüğünü ve onun tarafından haksızlığa uğraması çok sinir bozucuydu. Secimleri davranışları tavırları beni inanılmaz irite etti. Ben kitaplarda zeki kendinden emin empati yeteneği olan kadın karakterleri okumayı seviyormuşum, hangi dönem olursa olsun bunu fark ettim bu karakterle. Sadece buradan not kırdım.
Duncan & Jeannie için beraber geçirdikleri güzel zamanları göz önüne alırsam, benim için sadece güzel bir romantizm olarak kalabilir. Onun haricinde ihanet ve ihanetin macera hikayesi çok iyi işlenmişti, orada dudağımı yiyerek okudum. Duncan'ın masumiyetini nasıl kanıtlayabildiğine dair harika işlenmişti ve hikayenin bu bölümünü çok beğendim. Duygusallıkta vardı ama ne kadar karşıya geçti derseniz göreceli derim ama güzel sahneler vardı.
Bütün bunlara rağmen, kitabı. Monica McCarty benim favori yazarımdır, ne yazsa okur ne yazsa severim. Eğer ki siz de tarihi aşk romanları seviyor İskoç erkeklerini okumak istiyorsanız şans vermeniz gerekiyor. ŞİDDETLE TAVSİYE ETTİĞİM YAZARLARDAN BİRİDİR. 🥰
☆
Campbell Üçlemesi Seri Sıralaması;


Sadece Arkadaşız - Catherine Bybee | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Catherine Bybee
Kitap Adı: Sadece Arkadaşız 
Özgün Adı: Not Quite Dating 
Seri Sıralaması: Not Quite, #1
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 336
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Bekar bir anne olan Jessica, hayatına giren erkekler tarafından kullanılmaktan bıkmış bir kadındır. Duygularını incittikleri yetmiyormuş gibi zaten zor kazandığı parasını da kullanan adamlardan kendini korumak için bir karar alır: Bundan böyle parasız ve kariyeri iyi olmayan adamlarla onları ne kadar beğenirse beğensin arkadaşlık etmekten öteye geçmeyecektir. Jack, büyük bir otel zincirinin tek sahibidir. Onu hayattan soğutan şeyse, parası için onunla birlikte olan kadınlardır. Servetini değil, sadece onu sevecek kadını bulmak için daha sade bir hayat yaşamaya karar verir ve garsonluk yapmaya başlar. Jessica ile tanıştığındaysa, kendisi için doğru kadını bulduğunu hissetmiştir. Ama Jessica, kendine verdiği söz yüzünden Jack ile sadece arkadaş olmak zorundadır. Hissettiği şeyler daha fazlası için yalvarıyor olsa bile...
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı okumayı neden beklentim bilmem ama tam da hasta olmuşken ilaç niyetine çıkarıp okumam kendimi daha iyi hissettirdi bana. Kitabın baskısı, iç tasarımı çok sevdim. Kapak için keşke dedim, orijinal kapağı mi kullansalardı. O kapağı daha bir sevmekle biraz daha konuya uyumlu bulduğumu eklemem gerekiyor.

Akıcı olduğu için çabuk bitiyor. Son sayfayı da çevirip kapağı kapatınca yüzünüzde büyük bir gülümseme bırakıyor. Aslında konusu da işleyişi de bilindik şeyler, fakat insanı hiç sıkmıyor. Stresle yüklü hayatımıza keyifli bir mola şeklinde karşımıza çıkıyor diyebilirim.

Jack, Las Vegas da büyük oteller zinciri sahibi ve oldukça zengin bir adam. Cebinin dolgun oluşuyla birlikte parası için yanaşan kadınlardan sıkılmış durumda. Bu yüzden bir karar veriyor. Zengin bir adam olduğu gerçeğini gizleyerek, sıradan, parasız biri gibi kendini tanıtıyor. Parası yerine gerçekten kendini sevebilecek kadın arıyor, eh buldu da sonunda
Jessie, bekar bir anne, oğlu Danny ve hemşirelik okuyan kız kardeşi Monica ile birlikte yaşıyor. Garsonluk yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. 

Çalıştığı yere gelen gri gözlü Teksaslı adam hayatının adamı olduğunu elbette ki sezmişti -seni çakal!-.  Jack'ten etkilendiyse de bocaladığı önemli bir konu var. Adamın hayalperest oluşu kafasını karıştırıyor ve iyi gelir getiren devamlı bir işi olmadığı için kaçıyor. Jack'in de Jessie'nin de kendince haklı sebepleri var. Birbirleri için önemli olduklarını sürekli dile getirirken bir yandan da çekinceleri var.

Sonrasında masum yalanlar devreye giriyor.
Kafanızı dağıtacak, sıcacık hoş bir aşk hikayesi Sadece Arkadaş.

Keyifli bir zaman geçirmek isterseniz, tavsiye ederim.

Gizemli Sevgili - Elizabeht Hoyt | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Elizabeht Hoyt
Kitap Adı: Gizemli Sevgili
Özgün Adı: Not the Duke's Darling
Seri Sıralaması: Greycourt, #1
Baskı Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 360
Yayınevi: Nemesis Kitap 
Kitaba Puanım: 4/5
Freya de Moray, pek çok kimliğe sahiptir: Bilge Kadınlar adlı gizli bir örgütün üyesi, gözden düşmüş bir dükün kızı ve bir soylunun evinde sahte isimle- çalışan bir refakatçidir.
Ama asla bağışlayıcı biri değildir…
Geçmişte ağabeyinin hayatını mahveden ve ailesinin çöküşüne sebep olan Harlowe Dükü, onun da katıldığı bir ev davetine gelince, Freya bir Bilge Kadın olarak yapması gerekeni yapar.İntikamını alacaktır.
Harlowe Dükü Christopher Renshaw ise şantaj kurbanıdır ve söz konusu ev davetine katılmayı da sırlarının gizli kalabilmesi için kabul etmiştir. Orada bu şantaja bir son vermeye niyetlidir.Fakat işler ikisinin de umduğundan farklı gelişir.
Davette karşılaştığı refakatçi Bayan Stewart'ın, yani Freya'nın kim olduğunu anlayan dük için her şey giderek daha karmaşık bir hal almaya başlar. Freya, onun unutmaya çalıştığı tüm günahlarını biliyordur ve Christopher'ın bu ateşli, cesur ve şehvet uyandıran genç kadına karşı koyması çok güçtür. Öyle ki, Freya'nın büyük bir tehlike içinde olduğunu öğrendiğinde, onu güvende tutmak için her şeyi göze alacaktır…
(Tanıtım Bülteninden)

Elizabeht Hoyt aşığı olarak çok farklı bir kadın karakterle karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek istiyorum. Genel olarak yazar güçlü kadın karakter yazmayı seviyor ve ben bu duruma bayılıyorum. Bu kitapta ise çok daha farklı bir kadın karakterimiz var. Freya 1760'larda erkek egemen topluma kafa tutacak bir kadın karakter ve fikirleri, davranışları, kimseye eyvallah etmeyişi, korkusuz oluşu, dik kafalılığı beni kendine aşık etti diyebilirim ki nerede Harlowe Dükü canım Christopher aşık olmasındı.
İkiliyi yıllar sonra karşı karşıya getiren olay son derec sıradışıdır. Dul kalan annesinden kapatılmak istenen bir bebeği bakıcısı ile korurken peşlerine takılan davetsiz misafirlerden kurtulmak için atladıkları at arabasında karşısında Christopher'i bulur. Freya'cığım kısa bir şaşkınlık sonrası adamla elbette laf dalaşına girer, anlik dikkat dağınıklığından faydalanarak peşlerindeki adamların önüne hedef diye atılarak kovalamaca yaşanır. Tabi bu esnafa cağnim Dük ne olduğuna şaşırır ve öylece kadınların gidişini izler. Elbette ilk karşılaşma ile sınırlı kalmayacaktır ve onları geçmişte yaşanan ortak hadiseler yıllar sonrasında ki küçük hesaplaşmalar birbirlerine çekilmeler ve aşk, tutku şeklinde devam eden hikayelerine sayfaları çevirerek eşlik etmeye bizi davet eder. Merak ettiniz değil mi? Harika, amacım da buydu zaten, merak edin de okuyun istiyorum. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı.

Kitaptaki en ilginc kısım bilge kadınlar konusu, erkeklerce ezilen kadınların aslında kendi başlarına da pekâlâ yaşayıp güzelce ömür geçirebilecekleri efendime söyleyeyim güçlü olduklarını ve şiddete karşı sessiz kalınmaması gerektiğinin de o yıllara göre imkansız görünen fikri savunuyorlar. Elbette ki boyun eğmeyen kadınlara kulp bulan soylular, kendilerinden güçlü olabileceklerini zeki olduklarını inkar ederek cadı bunlar yakalım çığırtkanlığı ile hoop ipe götürme taraftarındalar. Freya'nın da bu mesele de kendince yakaladığı ipucunun peşine düşerek, İngiltere parlamentosundan bu yasa tasarısının geçmesini önlemek için elinden geleni yapacaktır.

Elbette ki ana karakterimiz Christopher kızımızın dikkatini dağıtacaktır ama Freya, her şeye rağmen bunun olmasını engellemek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıdır. Ancak hayat hiç beklemediğiniz anda karmaşık bir hale gelme eğilimindedir de.
Çok eğlendiğim bir kitap olduğunu söyleyeceğim. Kadın kahraman bazen çok huysuz ve sertti ama onun düşüncesine göre empati yapınca evet hak verdiğim yönleri de çoktu. Her iki karakteri de beğenip sevdim.

Benden artı puanlar toplayan erkek karakterimiz Christopher'a bayıldım. Hoşgörüsü, saygısı, hak veriyor olması ve sadakati beni benden aldı. Hikayenin kahramanı olarak ona gerçekten hayran kaldım. Freya'yı istemesi ve onu korumak için geri durmayacağıni söylemesinin yanı sıra kararlarına fikirlerine de saygı duyması, o dönemi düşünerek böyle bir adamın bir daha var olmayacağı anlamını taşıyacaktır. Sevgisine sahip çıkıp Freya'ya ihtiyacı olan alanı tanıyatak düşünmesini beklemesi sonunda kavuşmaları çok güzeldi. Kavuşma derken bir puanı finalden kirabilirim çünkü ikili çok daha güzel bir sonu hak ediyorlardı. Oldu bittiye gelen bir final sadece hoşuma gitmeyen kısım oldu.

Genel olarak beğendiğim kadın karakteri severken erkek karaktere yine aşık olduğum Gizemli Sevgili seriye iyi bir başlangıç ​​yapmış fikrindeyim. Türü seviyor ve yazarı daha önceden de okuyup aşınaysanız beğeneceğinizi düşünüyorum.

Sığ Sularda Kaybolan - Samantha Young | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Samantha Young
Kitap Adı: Sığ Sularda Kaybolan 
Özgün Adı: Out of the Shallows
Seri Sıralaması: Into the Deep
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 288
Yayınevi: Dex Kitap
Kitaba Puanım: 2/5
Derin Tutku'nun nefes nefese hikâyesi Sığ Sularda Kaybolan'la devam ediyor.
Büyük aşklar sığ sularda boğulabilir mi?
Charley, Edinburgh Üniversitesi'ndeki ikinci yılına bambaşka biri olmuş halde döner. Birkaç ay içinde yasadıkları yüzünden kendi hayallerinin pesine düşmek yerine, ailesinin isteklerini gerçekleştirmeyi seçmistir.
Ya Jake'le olan ilişkisi? Uzun zamandır diri tutmaya çalıstıkları, bunun için türlü mücadeleye katlandıkları bu ask da başkalarının beklentilerine kurban mı gidecektir?
(Tanıtım Bülteninden)
Derin Sular'ı bitirdikten sonra hemen devam kitabı Sığ Sularda Kaybolan kitabını bekletmeden okudum. İlk kitapta finali öyle bitmeseydi diyerek eleştirmiştim ama bu kitabın hiç olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani, ikiye bölmek yerine tek kitapta anlatılacak konuları bölerek anlatmak tam olarak duygular okura geçmediğini düşünüyorum. Charley'e çok sinirliyim. Jake için saçma bir nedenden terk etti derken Charley daha da saçmalıyor. Affetmişsin bir kere hani, mırın kırın etmek yerine ailene de kendine de içinde Jake'i kabul etse miydin acaba?

O ikisini ilk kitapla bırakmamak için ikinciyi bitirdim diyebilirim.

Yine ikili zaman anlatımı var, bir takım olaylar oluyor ve bu sefer kalbi kırılan Jake iken bunun sorumlusu da Charley oluyor. Fakat bu sefer Jake, aşklarına sahip çıkarak Charley'nin elinden kayıp gitmesine izin vermemeye çalışıyor.
Gönül isterdi ki daha fazla Beck ve Claudia çiftini, kızımızın ablası ile polis olan eniştesini, diğer sevdiğim karakterleri daha fazla okuyayım ama az olan sahneleri, havada kalan konuları ile onlara veda etmek zorunda kaldım.


Bir yere kadar sevdiğim Charley&Jake çiftine ve onların etrafında dönen dram beni fazlasıyla sıktı. Kararsızlıklar, kendinden ya da duygusundan emin olamama durumu, aile meselesi, duygusal inişler ve çıkışlar derken biraz sıkıcı olabiliyor. Gidişatı değiştirecek onları bir arada tutacak bir neden, bir mutluluk kırıntısını görmek için bekledim. Son elbette ki mutluydu ama beni tatmin etmedi. *üzdü beni, çok üzdü.*

Sevdiğin yazar dahi olsa yüksek beklenti ile başlamamak gerekiyormuş, bu seride onu görmüş oldum. Genel olarak, rahat okunan bir kitaptı. Jake ve Charley'nin hikayesi güzel bir sonuçla bitti. Yazarı bu seri ile okumayın derim ben, diğer kitapları çok daha iyiydi.