Ayşegül Çiçekoğlu - Mucizeler Adası | Kitap Yorumu


 Yazar Adı: Ayşegül Çiçekoğlu
Kitap Adı: Mucizeler Adası
Özgün Adı: *
Seri Sıralaması: -
Baskı Yılı: 2021
Sayfa Sayısı: 348
Yayınevi: Pika Yayınları
Kitaba Puanım: 5/5
Hayatın içinde saklıdır mucizeler, tıpkı denizlerin içinde deniz yıldızları gibi. İçten dilenen bir dilek er geç gerçekleşir. Tıpkı Kumsal'ın hayatında olanlar gibi, diyerek bir girizgâh yapıp sizleri meraka sürüklemek istiyorum. Şahane bir kitap bitirdim ben, ismi gibi içinin mucizeler dolu olan... Sevgili Ayşegül Çiçekoğlu'nun kaleme aldığı en yeni kitabı Mucizeler Adası yorumuyla sizlerleyim. 

Kitap temel olarak aşka tanılan ikinci bir şans hikayesi ele alınıyor. Ana karakterlerimiz Kumsal ve Fabian'ın birbirlerini tanımadan önceki yaşamlarına göz atıyoruz. Kumsal'ın Bahamalar'daki evlilik teklifini, Fabian'ın mutsuz evliliği ve ayrılığı derken ikiliyi bir araya getirecek başlangıca doğru sayfaları çeviriyoruz.

Adil olmayan bir hayatı içerisine kattığımız duygularla birlikte adil şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Bize sunulan gerçekler çoğu zaman can yakabiliyor. Kayıplarımızın ardından yaşama sıkıca tutunmak, ayağa kalkacak gücü kendimizde bularak yola devam etmek zor olsa da bunu başarmayi gösteren bir hikaye de var kitapta. Kumsal'ın yaşadığı şeyler gerçekten zor, her şeye rağmen hayat enerjisini kaybetmeyerek kendini toplaması takdir edilesiydi.

Fabian'ın da yaşadıkları çoğu kişiye göre zordu ama bana göre yaşadıkları daha çok hayal kırıklığı ile kalp kırıklığıydı. Aşık olduğunu düşünüp hayatının kadınıyla evlendiğini sanarken aslında hiç de tanımadığı bir kadınla ömür tükettiğini ve hiç uğruna ülkesini geride bıraktığını en acı şekilde tecrübe ediyor. Neyse ki verdikleri ortak karar onun için en iyi şekilde sonuçlanıyor. Annesi ve kızıyla huzurlu bir hayatta istediği şekilde yaşıyor.

İkiliyi bir araya getiren ve yollarının kesişmesini sağlayan olay ise Kumsal'ın kendi geçmişi ile vedalaşma isteğiydi. Bahamalar'a bir kez daha gelerek geçmişiyle vedalaşmak isterken geleceğini bulacağını kimse Kumsal'a söylememişti.

Kumsal ve Fabian ikilisinin yaşadıkları çoğu kişiyi yıkacak olaylar dizisi. Buna rağmen her ikisinin de bir şekilde dimdik durmuş olmamaları gerçek anlamda mucize. Ve ikisini bir araya getirip aşka verecekleri ikinci şans adası da onlara özel. Bu kısım bir parça spoiler olabilir, o yüzden italik yazacağım. Dileyen atlayabilir.

Kumsal'ın ilk aşkı Vefa, üniversitede tanışıp birbirlerine aşık olmuşlar. Bahamalar'a tatile gittiklerinde hayatının teklifini alır. Mutlulup sonsuz olup ilk aşkıyla yaşlanacağını hayal ederken kader onlar için tatsız bir son hazırlar. Vefa'ya verdiği bir söz vardır. Onsuz geçecek ömründe aşka küsmeyecek hayattan kopmayacaktır. Fakat Kumsal bunu yerine getirmekte zorluklar yaşar. Hem kendi ile olan hesaplaşması hem geçmiş ile vedalaşması için her şeyin başladığı o yere gider, Bahamalar'a...

Kumsal'ın niyeti basittir, vedasını edecek kendiyle barışacak ve hayatına kaldığı yerden devam edecektir. Ama yine hesaplar onun yaptığı gibi ilerlemez. Teknesini kiralamak için zor ikna ettiği Fabian ile okyanusun ortasında fırtınaya yakalanır. Birbirini tanımayan iki yabancı iken kader ortağı haline gelirler. Derken zamanla ona karşı bir şeyler filizlenir içinde.

Fabian için da hayat hiç iyi davranmamıştır ona.  İlk aşkı ya da öyle sandığı kadınla evlenir ve nu evlilikte bir kızı olur. Karısının 9 yıl içerisinde aslında yaşamak istediği hayatın böyle olmadığını ve başka birine olan tutkusunu dinledikten sonra boşanmaya karar verir. Kızını yanına alan Fabian, karısı için terk ettiği Bahamalar'a geri döner. Kumsal'ın hayatına girmesi ile kalbinde bir şeyler değişir. Hayata olan bakışı da değişir. Bu değişimi fark eden annesi de oğlunun yaşadıklarından yola çıkıp endişe duyar. Eh, zaman geçer, olaylar olur ve bizim birbirine açılamayan aşıklarımız birbirlerinden çok aşk konusunda kendilerine bir şans vererek mutlu olmayı seçer.
☆☆☆

Onların hikayesini merak ediyor ve okumak istiyorsanız size tavsiyem vakit kaybetmeden bir an önce harekete geçmeniz. Ayşegül Çiçekoğlu her kitabında kendine biraz daha katarak kalemini daha enfes hale getirerek okurunun karşısına efsane bir eser getiriyor. Keşke biraz daha uzun olsaydı diye iç geçirirken kapağı kapattığımda aklımda kalan düşünce dizi ya da film olması. Soluksuz izlerdim. Kitabı şiddetle öneririm. Okuyun, okutun!
Kitapla kalın, sevgilerle.
Hayatın getirdiği her kayıpla biraz daha derinlere ve karanlıklara çekilen Kumsal’ın bulduğu tek çıkış yolu, çok mutlu hissettiği yere kısa bir süreliğine tekrar gitmekti. Bahamalar’da şimdi geçmişiyle vedalaşacaktı. İçinde durmaksızın esen fırtınalara bir de gerçek anlamda yakalandığı fırtına eşlik etmişti. Ancak bu sefer o teknenin içinde yalnız değildi. Yaşadıkları her an yeni başlangıçlara, yıkımın ardındaki ayağa kalkışa gebeydi. Birbiriyle kesişen hayatlar, fırtınanın içinde canlanan umutlar, okyanus ötesinden Türkiye’ye uzanan bir dönüşüm yolculuğu. Geride bıraktıklarımızı, hayatımızdan silinip gidenleri ve geçmişin yükünü sevgiyle bırakmayı anlatan bir hikâye. Bu hikâye umudun hikâyesi...

Ayşegül Çiçekoğlu’nun sımsıcak kaleminden Mucizeler Adası yeni başlangıçların vaadi ve aşkın iyileştirici gücü ile dolu bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

☆☆☆




Kat Martin - Gelinin Kolyesi | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Kat Martin
Kitap Adı: Gelinin Kolyesi
Özgün Adı: The Bride's Necklace
Seri Sıralaması: Necklace Trilogy 1
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 352
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 3/5
Yıllar önce canım Sümyciğimin hediye ettiği kolye üçlemesinin ilk kitabı Gelinin Kolyesi'ni yeniden okuyup bitirdim. Bu sefer yorumunu yazarak sizlerle paylaşayım istedim.

Gelinin Kolyesi kitabında beğendiğim yerler olduğu givi beğenmediğim tarafları da olan bir kitap. Kurguda bir şeylerin eksikliğini hissetmedim değil, aşk-macera kısmında bir denge yoktu. Kitaptaki macera kısmını sevdim diyebilirim, kararında olduğunu düşünüyorum ama aşk kısmında ise öyle düşünmüyorum. 
Yazarın esas çifti yaşanılanlara ragmen bir araya getirip onlara  odaklanmayarak esas çiftin hikayesinin yanında yan karakterlere yer vermesine, bu kitapta sevdiğim kısım oldu.
Serinin devamında nelerin olacağı hakkında merakımın oluşması, devam kitaplardaki karakterler hakkında ipuçları okumamdan kaynaklı. Yine de devam kitapları edinip ne zamana okurum bilemiyorum. Yazarı ilk kitap hakkında eleştireceğim tek yer geçmiş hikayelere ve macera kısmına odaklanıp asıl çifte fazlaca yer bırakmamasıdır. Tory ve Cord'un aşkı hep bir geri plana atılmıştı.
Victoria Temple Whiting ile Kont Cordell Easton'u bir araya getiren kader onların hikayesine şekil vermişti. 
Bir kazayla babalarını kaybedinceye kadar Tory ve kız kardeşi Claire'nin hayatı çok güzeldi. Sonrasında kabuslar başladı, annelerinin evliliği ile her şey değişti. Üvey babaları onlari yeni hayatlarına alışmalarında güçlük çıkarıyordu.  Baron lutfeder gibi evde kalmalarına izin vermesinin altında çirkin bir neden vardı.
Yaşadıkları travmatik olay sonrasında iki kardeş yanlarına annelerinin aileden kalma kolyesini alarak evden kaçtılar. Sattıkları kolyenin parasıyle bir süre geçinmeye çalışsalarda paraları bir gün bitti ve geçinmek için Londra'da iş aramaya başladılar. İşte Kont Cord ile tanışma hikayelerinin başlangıcı böyle.

Hikâyenin devamında neler oldu, ikili arasında aşk nasıl kıvılcımdan alev aldı derseniz kitabı edinerek okuyup kendiniz öğrenebilirsiniz.
Saklanan sırlar, sırları açığa çıkarmak için iz peşinde olan casuslar, birbiri için çarpan kalplerin içinde olan aşk ve genele yayılan ihaneti güzel bir şekilde ele alarak yazılmış iyi bir kitaptı Gelinin Kolyesi. Merak edene ve türü okumayı sevenlere önerebilirim.

Sevgiyle ve kitapla kalın, hoşçakalın.
Tory, kız kardeşi Claire'i, şehvet düşkünü üvey babalarının kötü planlarından kurtarabilecek tek kişidir. Çünkü annelerini kaybetmişlerdir. Kız kardeşiyle birlikte kaçmaya karar verirler. İhtiyaç duyacakları parayı sağlamak için, baron üvey babalarının aile yadigârı kolyesini çalar ve satarlar.

Kolyeden gelen para onlara kısa bir süre için yeterli olur ancak sonrasında, soylu olmalarına rağmen asıl kimliklerini gizleyerek bir malikânede hizmetçi olarak çalışmaya başlarlar. Hizmetine girdikleri Kont Cord, bu iki genç kızın gerçek kimliklerini bilmemektedir. Kötü kalpli üvey baba, kolyesini çalan üvey kızlarını bulmak için harekete geçtiğindeyse, hem Kont Cord hem de kız kardeşler için gerçek bir yüzleşme yaşanacaktır.

"Muhteşem derecede başarılı."
-A Romance Review-
(Tanıtım Bülteninden)



Lisa Kleypas - O Yaz | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Lisa Kleypas
Kitap Adı: O Yaz
Özgün Adı: Secrets of a Summer Night
Seri Sıralaması: The Wallflowers Serisi #1
Baskı Yılı: 2010 
Sayfa Sayısı: 320
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitaba Puanım: 5/5
Tarihi aşk kitapları denince akla gelen ilk beş isimden birisir kuşkusuz Lisa Kleypas. Kalemini sevdiğim yazarlardan biridir, daha öncesinde serileri tamamladıktan sonra okuyayım modundayken şimdilerde kıyamamaktan okuyamıyordum. Wallflowers serisini de tamamlamışken artık okuma zamanımın geldiğini düşünerek O Yaz'ı gözüme kestirip okuyayım dedim.

Parasal konuda sıkıntıları olan Annabelle, Amerikalı zengin kardeşler Lillian ve Daisy, kekemeliği yüzünden zor bir hayata sahip olan Evie ile tanışıyoruz serinin ilk kitabında. Her biri güzel, her biri nahif karakterler ve mutlu bir evlilik yapmak için kararlı olan bekârlardır. Onları birbirine bağlayan sıcak bağ ise imrenilecek unsurdu kitapta.

Yan karakterleri bir yana bırakıp ana karakterlere dönersem, bir çeyizi olmadığı için talibi olmayıp evde kalan Annabelle'nin hikayesini okuyoruz. Ailesi beş parasız ve buna rağmen kızlarının rahat bir hayat geçirmesi için zengin bir koca arıyor. Katıldığı balo onun son sezonu ve bir koca bulması için de son şansı. Aksi durumda ya bir çiftçiyle evlenmek zorunda kalacak ya da zengin bir dükün metresi olacaktı. Bir diğer seçeneği mürebbiye olmak, tabi bu kısım o dönem kadınlar için yaşaması en zor seçenek. 
Derken sahneye Simon giriyor. Belirlenen kriterte bir damat adayı değil, çünkü asil soydan gelmiyor. Kasap babasının ticari hamleleri ve sanayi alanında yaptığı yatırımlar sayesinde büyük bir servete sahip. Sosyeteye tam anlamıyla kabul edilemeyeceğinin de farkında, fakat Simon bunu hiç önemsemiyor. Sosyetede sözü geçen güçte dostu Lord Westcliff sayesinde onu dışlayan kişilerin karşısında durabiliyor.
Simon, Annebella'ya karşı güçlü duygular hissetmekte ve tek isteği halinde. Hayatında o olsun yeter gözüyle bakıyor. Annebella da Simon'a karşı boş değil ama Lady olma fikri ve ailesini kurtarma isteği belli süre ağır basıyor. Ailesini kurtarması ve sosyeteye dahil olmaya devam etmesi için asil bir lord ile evlenmesi gerekiyor. Simon'un parası olsa da asil olmayışı kafasında bir acabaya yer açıyor.

Kitapta en etkilendiğim bitmeyen sabrı ile Simon oldu. Katıldığı her baloda Annabella'nın karşısına çıkması dansa kaldırması aklına girmeye çalışması ve reddedilmesine rağmen bütün bunları iki sene boyunca bıkmadan yapması takdire şayan. Açık sözlülükle Annabella'yı arzuladığı için yaptıklarını dile getirmesindeki cesaretini de çok sevdim. Yapısı gereği Simon'in duygusallıkla bir kadının peşinden gidecek bir adam değil, tabi zamanda felek ona da bir tane vuruyor ve aşık oluyor. 
Devamında ne oluyor derseniz o da kitapta saklı. Siz kitabı bulup okursanız kendiniz göreceksiniz.

Seri başlangıç kitabında, devam kitaplardaki karakterleri okumayı aşırı seviyorum. Bir sonraki kitapta olacaklar için meraklanırken karakterler hakkındaki ipuçlarını toplarken heyecana kapılıyorum. O Yaz kitabı da Wallflowers kızlarıyla tanışma kitabıydı. Kızların başlarına neler geleceğini, neler yaşayacaklarını kitabı okurken meraa düşüyorsunuz. Özellikle herkesçe daha çok sevilen serinin üçüncü kitabı Sevgim Sana Ait kitabını ayrı bir merak ediyorum.

Kısaca, eğlenceli bir tarihi romantizmdi. Okumaktan kesinlikle zevk aldım. O Yaz için diyeceğim şeylerden bir başkası da Simon kessinlikle kitabın yıldızıydı. Serinin geri kalanını okumak için sabırsızlanıyorum.
Epsilon okurlarının Benimle Kal adlı romanıyla tanıştığı, dünyaca sevilen yazar Lisa Kleypas bu kez O Yaz ile okurlarına yeniden merhaba diyor. 

Her şeyin bir yaz gecesi başladığı roman, tıpkı yazarın ilk romanı gibi bir solukta okunacak! "Gerçekten yetenekli bir öykücü." Publishers Weekly

Londra sosyetesine giren dört genç kızın ortak bir amacı vardır: Tüm kadınsı yönlerini ve çekiciliklerini kullanarak kendilerine birer koca bulmak.

Annabelle Peyton ise ailesini felaketten kurtarmanın tek yolunun, soylu bir genç adamın kendisine evlenme teklif etmesini sağlamak olduğunu düşünmektedir. Bunun için güzelliğini ve zekasını sonuna kadar kullanmakta kararlıdır. Ancak Annabelle'in en büyük hayranı, zengin ve güçlü Simon Hunt genç kızın aklını çelmekte ve onun duygularına karşı koymasını güçleştirmektedir. Arkadaşları, Annabelle i Simon dan uzakta tutmak için uğraşırlar ve ona uygun gerçek bir beyefendi bulmaya çalışırlarken, bir yaz gecesi her şey değişir. Annabelle, aşkın en tehlikeli oyun olduğunu keşfeder.
(Tanıtım Bülteninden)


Kelli Estes - İpeği İşleyen Kız | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Kelli Estes
Kitap Adı: İpeği İşleyen Kız 
Özgün Adı: The Girl Who Wrote In Silk
Seri Sıralaması: -
Baskı Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 456
Yayınevi: Arkadya Kitap
Kitaba Puanım: 4/5
Kitap ilk çıktığı zamanlarda okumuştum, şu ara ne okusam diye düşünüp kitaplığa bakarken yeniden gözüme takıldı ve bir kez daha sindirerek okumak istedim. Okuduğunuz kitabın geçmişte yaşanmış bir olaya dayandığını okumak bir başka etkiliyor insanı. Ne kadar okursanız okuyun ilk zamanki gibi bir şeylerin boğazınıza sarıldığını, sıkıp nefes alırkan zorlanmanızı sağlıyor.

Geçmiş ile günümüz olaylarını, iki farklı zamandan ve konudan sapmadan ince ince işlenmesi, kitabı okuyan okuru içine çekme durumunu ben çok seviyorum. İpeği İşleyen Kız kitabı anlatım olarak sevdiğim bir kitap oldu. Okuyanı yormuyor, merak duygusunu diri tutuyor ve duygusal bir girdabın içine çekiyor. Kelli Estes ilk kitabında yapıyor bütün bunları. 
1800'lü yılların sonuna gidiyoruz kitapla birlikte. Ve yaşanan onca can yakan olaylara şahit oluyoruz hep birlikte.  Seattle’da büyükannesi ve babasıyla yaşayan Mei Lien'ın zor bir hayat var. 
Çinli olması bütün yaşadıklarının cevabı. Bundan sebep "öteki" oluşunu beyazların dünyasında kamufle olarak yaşıyor. Kimsenin dikkatini çekmeyecek bir yol izliyor erkek kılığına girerek. Bir gün hayatının değişeceği o olay gerçekleşiyor, soydaşlarıyla birlikte evlerinden sürgün ediliyor. Yanlarına almaları için izin verdikleri birkaç parça eşya dışında hiçbir şeyleri olmadan gemiye bindiriliyor. Hayatı boyunxa iyileşmeyecek yaraları bu yolculukta ediyor Mei Lien.

Günümüzde geçen hikayenin geçmişle olan bağlantısı da büyük teyzesinden kalan miras Orcas Adası'ndaki evdir. İnara bu sayede aile sırları buluyor ve ortaya çıkarmak durumunda kalıyor. Geçmişin sırlarını bulduğu gizemli kaftanla başlıyor hikayesi. Sırrı çözerken sarsıcı olaylarla karşılaşıyor. 

Sizi içine çeken konusu, kalbe dokunan karakterleriyle sevdiğim kitaplardan biri İpeği İşleyen Kız. Gülümsettiği kadarıyla, gözlerimin de dolmasına sebep de oldu. Yazarı kesinlikle tavsiye ederim, okumanızı öneririm.
Keder kuşlarının başının üzerinde gezinmesini engelleyemezsin ama saçına yuva yapmasını engellersin… Bir Çin atasözü der ki: “Keder kuşlarının başının üzerinde gezinmesini engelleyemezsin ama saçına yuva yapmasını engellersin…” Büyükannesi ve babasıyla yaşayan Mei Lien’in tek bildiği topraklar, doğup büyüdüğü Seattle’dı. Sırf Çinli olduğu için beyaz adamlar ona bulaşmasın diye erkek kılığına girerek dolaştığı topraklardı burası. Ta ki beyaz adamlar onu ve onun gibi olanları ülkelerinde istemediklerini söyleyip hepsini bir gemiye doldurana kadar… Mei Lien gemiye bindiği sabahın gecesinde yaşananları hiç unutmadı. Herkesin yaptığı gibi hayatına devam etti belki ama unutmadı. Tek dayanağı, deniz ve onlardan bir işaret gelsin diye beklediği atalarıydı. Sözlerine kulak verilmeyeceğini bildiği için kimseye anlatmadı yaşadıklarını. İpeği eline aldı ve tüm hayatını ona işlemeye başladı. Uzun zaman alsa da adaletin er ya da geç yerini bulacağının farkındaydı çünkü gerçekler ortaya çıkmak için gün sayardı… Gerçek olaylardan esinlenerek romanını oluşturan Kelli Estes, kadınların ne kadar güçlü olabileceğini ve bedeli ağır olsa da asla doğrulardan kaçmadıklarını çarpıcı bir dille ortaya koyuyor. Kalbe dokunan bu hikâye, geçmişimizden arınmadığımız sürece günümüzle uzlaşamayacağımızın bir kanıtı…
(Tanıtım Bülteninden)

Monica McCarty - İskoç Savaşçı | Kitap Yorumu

Yazar Adı: Monica McCarty
Kitap Adı: İskoç Savaşçı
Özgün Adı: Highland Warrior
Seri Sıralaması: Campbell Trilogy #1
Baskı Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 424
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitaba Puanım: 5/5
Tarihi aşk en sevdiğim türlerden biri olduğu gibi bu türün hakkını veren yazarlarından Monica McCarty, favorilerimden biridir. Kaleme aldığı kitaplarındaki kurgular, genel olarak tarihi gerçekliğe dayanıyor. Geçmişin tozlu sayfalarında tarihte yerini alan gerçek kişilerden  yola çıkarak bambaşka hikayelet sunuyor. Her kitabı için de yazar notunda bundan bahsediyor. Monica'nın en sevdiğim yazarlardan biri olmasının sebebi de bu. Gerçekte yaşamış belki de hiç bilimeyecek isimleri kitabına katarak öyle bir kurgu oluşturuyor ki, kitabı bitirince de o isimlerin kimliklerini daha çok merak ederken buluyorsunuz kendinizi.

Gelelim kitaba, 17. yüzyıl Iskoçya'sına gidiyoruz karakterlerle birlikte. Argyll Kontu'nun kuzeni ve yasanın “uygulayıcısı” olan Jamie Campbell'ın hikayesine konuk oluyoruz. Jamie suçluları adalete teslim etmekle yükümlüdür ve şu anki görevi ise kanun kaçağı olan MacGregor'ları avlamaktır. Jamie'nin düsturu çıkan taşkınlıkları, isyankarlıkları ve baş kaldırılarını engelleyerek adaleti sağlamaktır. Bu yüzden, Laird Lamont'un topraklarına girerek MacGregor kaçaklarının barındığına inanılan Bute Adası'ndaki Ascog Kalesi'ne gider. Jamie, MacGregors'u ararken Laird'in ünlü güzeli, istekli ve açık sözlü kızı Caitrina ile karşılaşır. Başlarda Caitrina'nın evlenmek gibi bir planı yoktu, babası ve kardeşleriyle mutlu olduğu yerde kalmayı tercih ediyordu. Ancak Argyll ve MacGregors arasındaki savaşın yıkımı onun hayatını değiştirecek en önemli etkendi. Halkını kurtarmak için tek seçenek Jamie Campbell olacak gibi görünüyordu. ve bu seçeneğe tutunmak zorunda kaldı. Caitrina'nin aksine Jamie daha bir farkındadır kendinin ve duygularının. Bu yüzden içinde yeşeren duygulara kapılmaktan kendini alamadı.

Campbell ve Lamont arasındaki gerilim, beraberinde getirdiği anlaşmazlıklarla tırmanıyor ve bir takım hoş olmayan olaylar yaşanıyor. Baskınlar, ölümler, ölümden kıl payı kurtulan kişiler, ihanetler, güvensizlikler derken Caitrina ile Jamie'nin ilişkilerini tehlikeye atarak ikiliyi ciddi bir sınava tabi tutuyor bu olaylar. Caitrina ve Jamie onca yaşanan olaylardan nasıl galip gelebileceklerdir, yanlışlara duydukları kızgınlığından sıyrılıp nasıl affedilebileceğinin harika bir hikayesidir İskoç Savaşçı kitabı.

Kitaptaki birçok karakteri sevdiğim gibi bir durup eh be didiklerim de çoktur. Kesinlikle en sevdiğim karakter Jamie. Jamie'nin sevdiği kadın için göze aldıkları, onun için çırpınması, ona kıyamıyor oluşuyla beraber bunun karşılığı olarak kalbinin defalarca kez kırılması, yaşadığı hayal kırıklıkları beni de çok üzdü. Caitrina ise sevmediğim kadın karakterler kervanına katılan bir karakter oldu. Cidden anlaşılması güç bir karakter. Ona çok kızdığım yerler var, empati kurmaya çalışsam da yer yer haksız bulduğum da çoktur. Her şeyden öte inadı ve Jamie'ye olan güvensizliği beni inanılmaz yordu.

Monica McCarty, karakterlerini ve arka hikayelerini oldukça iyi geliştiriyor. Okurken kitabın içine girerek o dünyaya kapılıp gidiyorsunuz. Çeviri ve edisyon da iyi olunca kitap kısa sürede bitirebiliyorsunuz. Ben çok keyif alarak okudum, serinin devamınıda keyifle okuyacağım eminim.
İskoçya’nın en güçlü klanının en meşhur savaşçısı Jamie Campbell, İskoç topraklarındaki diğer klanların kanunsuzlarına ve zorbalarına karşı koymak için gereken her şeyi yapmaya hazırdır. Adaleti sağlamak, hayatta kendine biçtiği roldür ve bazen bunu yapmanın yolu, başka klanlarla güç birliğine gitmenin önünü açacak evliliklerden geçer.

 Jamie Campbell’in de görev niteliğinde bir evlilik gerçekleştirmesi, küçük gruplar halinde İskoç topraklarına dağılmış klanların korunması ve İskoç topraklarında adaletin sağlanması için şart olmuştur.

 Öte yandan Campbell soyadına kendini bildi bileli düşman olan Caitrina Lamont, söz konusu güç birliği için Jamie Campbell tarafından eş olarak seçilmiştir. Tabii Jamie’nin her şeyden önce Caitrina’yı bu evliliğe ikna etmesi gerekir. Onu ikna etmeye çalışırken görev aşkıyla Caitrina’ya karşı duymaya başladığı tutku arasında kalan Jamie için zor günler başlamıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Seri Sıralaması;
☆ İskoç Savaşçısı / Highland Warrior - Campbell Trilogy #1
☆ İskoç Sürgünü / Highland Outlaw - Campbell Trilogy #2
☆ İskoç Esareti / Highland Scoundrel - Campbell Trilogy #3


Jane Austen - Gurur ve Önyargı | Kitap Yorumu


Yazar Adı: Jane Austen
Kitap Adı: Gurur ve Önyargı
Özgün Adı: Pride and Prejudice
Seri Sıralaması: -
Baskı Yılı: 2013 (12. Baskı)
Sayfa Sayısı: 424
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitaba Puanım: 5/5
Okuyanların çoğunluğunun çok sevdiği bir kitapla geldim bu akşam. Biraz uzun sürdü okuması ama özümseyerek okuması da ayrı bir keyifti. Jane Austen'in kaleme aldığı Gurur ve Önyargı kitabı beni düşündüren, gülümseten , yer yer kaşlarımın çarpmasını sağlayan ve çoğu yere hak verdiğim sahnelerin olduğu kitaptı.
Kitap konusu genel olarak dönem eleştirisi içeriyor. Kadınların evlilik konusundaki tercihleri, sevgiye, paraya ya da sosyal konumunu seçmeyle ilgili geniş yelpazesi var. Tarihi aşk kitaplardaki genel hava bu kitapta -bence- daha farklıydı. O dönemlerde, evlilik, toplumun beklentilerini karşılayacak kadar zengin olması dışında, kadının sahip olduğu tek gerçek seçenekti. Eğer ki evlenmemiş ve tek kuruş parası yoksa akrabaların insiyatifine kalmış bir hayat sürerdi ya da şansı yaver giderse, bir mürebbiye olma seçeneği de vardı.

Toplumsal görünmezliği ve sınıfsal olarak unutulması da yanına ekti. Kısaca 'arı kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' cümlesi yüzyıllar boyu geçerliliği vardı. Kadına biçilen rol çizilen yol böyleyken erkeğin iyi bir serveti varsa -yine parayla iç içe her şey- evlenmeye de gerek yoktu. Tabi bir varise ihtiyaç durumunda evlilik şarttı.
Jane Austen, aşkı, gururu, önyargıyı, aileyi birçok şeyi ele alarak doğru noktalarda eleştirmiş. Bundandır ki zamanının ötesinde bir kitap olmuş Gurur ve Önyargı.
Elizabeth, yer yer sevdiğim ve yer yer delirdiğim bir karakter. Sırf zengin bir ailede dkye Darcy'ı gittiği baloda görür görmez eleştiri oklarını yöneltip gereksiz yükselmesi ile yargıları okurken sinirle dudağımı dişledim durdum.
Darcy ise başlarda böyle soğuk mesafeli gelse de içini gördükçe daha çok sevdiğim bir karakter oldu. Ama onunda kusuru fazlaca gururu olması. Burnu düşse almazcılardan, yahu bir dur düşün aa hak ver gurur yapıp durma ama değil mi?

Elizabeth ve Darcy'nin ilişkisine gelecek olursam, en mest olduğum yerdi. Onların aşkı basit olarak bitelendirilecek romantik bir masal değildi, gururunu ve önyargısını nasıl aştıklarını ve karşılıklı bir antipatiden bir anlayışa doğru yavaş yavaş büyüdüklerini okumayı çok çok sevdim.

Kitabı bu kadar popüler ve kalıcı kılan şey, gerçekten hissedilir olması. Tüm anlatılanların gerçeklikle yakından olan bağı ve ne kadar zaman geçerse geçsin yaşanılan güne hitap edebilmesi. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri. Şiddetle tavsiye ederim.








Sonsuza Kadar - Natasha Boyd | Kitap Yorumu

 
Yazar Adı: Natasha Boyd
Kitap Adı: Sonsuza Kadar
Özgün Adı: Forever, Jack 
Seri Sıralaması: Butler Cove #2
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 384
Yayınevi: Yabancı Yayınları 
Kitaba Puanım: 4/5
Aşka Var Mısın? kitabını ne kadar çok sevdiğimden burada bahsetmiştim. Seri giriş kitabı olarak baya iyiydi "bence". Okuyanların çoğunluğu ile de hemfikiriz. Devam kitabı olan Sonsuza Kadar'ı okuyup bitirdikten sonra sindirip öyle yorum yazmak istedim. Çünkü beni ikilemde bırakıp ya ama ilki gibi büyülemedi diye dövündüğüm bir kitap oldu. Yine de çok sevdim tabi.

Arkası yarın kitaplardan biriyle karşı karşıyayız aa dostlar. Aşka Var Mısın öyle heyecanla bitmişti ki devamında neler olacak diye bir kıpırtı oluşuyor içinizde. İşte onu biraz düşürün çünkü beklenti ve istek yüksek olunca tatmini düşük oluyor. Bazı kitaplarda, yazarlar okurun olay örgüsündeki önemini tam anlamıyla kavramasına izin vermek için biraz zaman aşımı yaratırlar. İşte öyle bir durum vardı karakterlerde... Sonu sizi uçurumdan itiyor, düşüp düşmemek size kalmış. Ben galiba gözüme kestirdiğim dala takılarak düşemedim, sory Natasha.

Gelelim kitabımıza;
Jack'in Keri Ann'i hayatından çıkarıp gitmesinin  üzerinden beş ay geçer. Bu beş ay boyunca bizim kız içinden taşan öfkesini yatıştırmaya, kırık kalbini onarmaya ve aşık olduğu adam tarafından bırakılmasını unutmaya çalışır.  Kendi hayatına bakar ve kendisi için bir şeyler yapmaya başlar. Kim olduğunu ya da ne olmak istediğini sorgularken çok uzun süre önce hayallerinden vazgeçtiğini fark eder. Jack'le ayrılığının ezici acısından sıyrılmak, zihnini dağıtmak ve kendi hayatında seyirci olmayı bırakmak için harekete geçmeye karar verir. Kararı kesindir ancak yarına dair yeni bakış açısı ya da onu heyecanlandiran yeni fırsatlar Jack'i düşünmekten onu uzaklaştıramaz, her düşündüğünde ise kalbindeki acıyı hafifletemez.

Tam her şeyi oturtmaya başlamış, bir şeyleri düzene koymuşken ansızın Jack'in geri dönesi tutar. Dönüşüyle beraberinde gelen cevaplanması gereken bir dolu soru ve bu soruların cevapları da göz önünde duruyor. Sevdiği ve geri istediği kadın için tüm gücüyle savaşır Jack Eversea. Peki kendine inandırabilecek midir?

İkisinin de kalbindeki acıları, geçmişte verdikleri  kararların günümüzdeki yansımalarının ağırlığını okurken içinizde hissediyorsunuz. Ben keyifle okudum, size de tavsiye ederim.

"Jack ve Keri Ann'in hikâyesi devam ediyor…"

Nicholas Sparks'ın Not Defteri sayesinde Noah Calhoun ile tanıştınız. Jamie McGuire sizlere Travis Maddox'u sundu. Ve şimdi sıra Jack Eversea'de, ayaklarınızın yerden kesilmesine hazır olun…

"Boyd, bir kere daha sizi büyülüyor."
- A Bookish Escape-

"Kayıpların, kalp kırıklığının ve aşkta ikinci şansın etkileyici hikâyesi."
-Tome Tender Book Blog

"Acının, öfkenin ve saf aşkın enfes karışımı."
-All Romance Reviews

"Kesinlikle 5 yıldızı hak ediyor."
-Sizzling Pages Reviews-

Hollywood yıldızı Jack Eversea, Carolina sahilindeki küçük kasabaya adım attığında, Keri Ann Butler'ın masum kalbine bir anda girmiş ve yedi ay sonra kasabadan ayrıldığında, geride kanayan bir yara bırakmıştı.

Jack en yakınındakiler tarafından ihanete uğramış, aldatılmış ve tehdit edilmişti ve neredeyse kariyerinden olacaktı. Aynı zamanda, belki de hayatındaki tek "gerçek" şeyin de parmakları arasından kayıp gitmesine izin verdiğinin farkındaydı. Ama elleri bağlıydı; bunun olmasını engelleyememişti… En azından şimdiye kadar.

Şimdi Jack geri döndü ve gerçek aşkının kalbini kazanmaya kararlı. Peki, ama Keri Ann'i, hem Jack'e hem de istediği her şeye, sonsuza kadar sahip olabileceğine inandırabilecek miydi?
(Tanıtım Bülteninden)