Saklı - Raven Kennedy | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Glint
Kitap Adı : Saklı
Yazar Adı : Raven Kennedy
Seri Bilgisi : The Plated Prisoner #2
Çevirmeni : Büşra Tekin
Sayfa Sayısı : 416
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
On yıl boyunca Kral Midas’ın altın sarayının İçinde yaldızlı bir kafeste yaşadım. Ama bir gece, her şeyi değiştirdi. Dördüncü Krallık ordusunun tutsağıyken, buradan tek parça hâlinde nasıl kurtulacağımdan emin değilim. Bir savaşa İlerliyorlar ve alevleri söndürecek ya da savaşın kıvılcımı olacak pazarlık kozu benim.

Kral Midas'ın hikâyesinden esinlenen bu baştan çıkarıcı sihir dünyasına geri dönüyoruz. Her şeyin her zaman göründüğü gibi olmadığı ve sırların altından daha değerli olabileceği Orea diyarında kendinizi kaptırmaya hazır olun.
(Tanıtım Bülteninden)
Altın tozuna bulunan bu masala dahil olup hâlâ okumayan kaldı mı? Altın Tutsak serisi, ikinci kitabı Saklı ile kaldığı yerden değil arkadaşlar, alev ateş yandığı yerden devam ediyor. Ama öyle böyle devam etmiyor değil.

İlk kitap sonlarında kızımız kendini tutulduğu altın krallıktan başka bir tutsaklıkta buluyor. Tabi bu tutsaklık Midas'ın yanındaki gönüllü tutsaklıktan uzak, korkuyu yeniden iliklerine kadar yaşadığı zorunlu bir tutsaklık. Bu sefer herkes tarafından korkulan komutanın esiri Auren ve onun tutsağıyken kendini tetikte hissediyor. Komutan Rip, bir başka adam. Ordusunun saygısını takdirini kazanmış bir bey kendisi ki korkulacak kadar da tehlikeli. Dikenlere sahip beyimiz son derece güçlü. *mecaz anlamda bahsetmiyorum dikeni ama spoiler de vermiyorum detaylandırarak merak eden seriyi okusun!*

Bir zaman sonra komutan Rip, bizim kıza esir düşen semerleri ziyaret etmesine izin veriyor, ordusunda dolaşmasına ses etmiyor. Elbetteki kaçarsa başına neler gelecek biliyor fakat ona tanınan özgürlüğü şaşırarak kabul ederken sınırlı gezintilerine devam ediyor. Sadece gezinti ile kalmıyor, askerlerle konuşuyor, şifacısından aşçısına yüzbaşı hatuna kadar arkadaşlık olmasa da iletişim kurmasına izin veriliyor. Tabi bu eyleminin altında yatan nedeni elbette ki sadakatle bağlı olduğu Kral Midas'a haber uçurabilmek ama sandığı kadar hiçbir şey kolay değil.

Auren'i ikileme düşüren gerçekler de vardır, mesela korkulan komutanın bahsedildiği kadar gaddar olmayışı bunun bir dedikodu ile başlayan çığ oluşunu tesadüfen karıştığı bir durumla öğrenmesi gibi. *sekmez bu durum arkadaşlar, esas kızımız kalabalık bir kavga görür ufak ve velet dayak yer sanar ama eğitim olduğunu görür vs vs, tarihi aşk okurlarının benzeri sahneye hakim olduğunu burada belirtmek isterim, okuması en keyifli ve güldüğüm sahnedir.* Sonra işte söylentiyle yayıldığı gibi ne kadar zalimler ne insanları kullanıyorlar ve istismar ediyorlar ne de hiç düşünmeden onları öldürüyorlar.

Kampta kurduğu ilişkilerle sevgi kalbine oturup onu sarınca da kızımız kendini suçlu bile hissediyor. Şifacı Hojat'ın kibarlığı, aşçı Keg'in samimiyeti, asker olan Osrik, Judd ve Lu'nun şakacı yaklaşımları olsun ve başlı başına afeti devran olan esas karakterimiz Komutan Rip! Kalbimi çaldılar a dostlar imdat! Auren kadar ben de şaşkınım ben de ay noluyor noluyor diyerek aşık olduk ve öhhom O SON NEDİR LAN! O SON NE DEMEKTİR DOSTLARIM.


Tamam sakinim, genele bakarak şunu söylemem gerekir ki, manipülatif Midas yerine Rip favorim Auren için. En azından biri kendini fark et kendini gizleme diyebiliyor. Onun haricinde Auren'i kışkırtmasına *köşeye sıkıştırıp kendinin farkına varlarında yardım ettiğini düşünüyorum* Rip beycim tişikkirlir, yani artık kendini kabul ederek kızım sessiz kalmıyor. Bir de Midas'ın kraliçesi olan Malina var, açıkçası şunu demek istiyorum. Su adama şu kadar hatunlar deli oluyor divaneler vs falan da gözün kör olsun diyesim geliyor. Doyumsuz şerefsiz 😑 Semerlerden tut bizim kıza kraliçeye her kraliçeye, her biri adama fazla yemin ederim. Neyse konumuz o değil.

Auren, bir seçim yapmak zorunda kalır ve bunun sonucunda öğreneceği gerçekle şok olur. Serinin en nefes kesen en eğlendiren enleri yaşatan Saklı kitabına veda ederken yazarın hayal dünyasına hayran kaldığımı söylemek isterim. Benim favorim Raven, yürü kızım ne yazsan okunur yemin ederim. Öyle bir hayal gücü öyle bir kurgu!!

Devam kitapları hakkında aşırı heyecanlıyım, neler olacak nasıl devam edecek üçüncü kitapta ne kadar nefessiz okuycaz sayfaları neler yaşatacak yazar bize meraktayım. Tabi ki kapaktan çeviriden düzeltiden her şeye, ilmek ilmek işlenen emekler için emeği geçen herkese teşekkürler. 💐

SERİYİ TAVSİYE EDİYORUM TABİ Kİ, TÜRÜ SEVİYOR KARANLIK HİKAYELERİ OKUMAKTAN HOŞLANIYORSANIZ MUTLAKA OKUMANIZ GEREK.

Eee, tavsiye etmek benden, okuması sizden. 💋

☆☆☆

The Plated Prisoner Series / Altın Tutsak Serisi;
#2 Glint / Saklı
#3 Gleam
#4 Glow
#5 Gold
#6 Goldfinch

Sır Sepeti - Büşra Şahin | Kitap Yorumu


Kitap Adı : Sır Sepeti
Yazar Adı : Büşra Şahin
Sayfa Sayısı : 200
Yayınevi : Otantik Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
“İnsanlar DM kutumu dolduruyor, sırlarını anlatarak rahatlıyorlar çünkü ben hiç kimseyim.
Sosyal medyadaki anonim hesaplardan sadece biriyim ama insanların işine gelirim.”

Beril’in hayatı sırlarla doluydu. Kendi sırları, arkadaşlarının sırları ve hiç tanımadığı insanların sırları.

Sepet adını verdiği bir hesapta bu sırlarla oynardı ve bir gün katilin biri peşine takıldı.
Sır yok, paylaşım yok, sepet yok.
Bunlar katilin uyarılarıydı.
Beril kulak asmadı.
Ama kulak asmalıydı.

Beril’in geçmişi, masumluğunu yitiren tüm sırlarıyla birlikte çok geçmeden ortalığa saçılacaktı.
 
Göldeki Ev serisiyle korku edebiyatına yeni bir soluk getiren Büşra Şahin bir gerilim romanıyla dönüyor. Sırların sepete atıldığı bu sanal dünyada, gerçekler bile alışılmışın dışında.

(Tanıtım Bülteninden)
Sırrınız var mı?
Herkesin vardır. Kimi hayati bir öneme sahiptir belki, kimi de sadece kendiyle ilgilidir. Her insanın derine saklamayı tercih ettiği sırları vardır. Sır Sepeti'nin de öyleydi, sakladığı sırlar vardır. Neydi ne değildi bundan bahsetmeyeceğim elbette, onu öğrenmek ise elinizde.

Sosyal medyada popüler bir uygulama, ve orada bir hesap. @sirsepeti insanlar ona sakladıkları sırları anonim olarak paylaşmasını istiyor. İsim yok cisim yok, olayda farazi bir betimleme, o kadar sadece... Sonra bir gün dm kutusundaki ona anlatılan sırları yorumlayan sepete biri musallat oldu. Dedi ki kes artık şu işi, sır paylaşırsan başına iş olurum. Bizim sepet başta blöf sandı fakat ilerleyen zamanda işler çığırından çıktı. @sepetkatili hikayenin ana kahramanı oldu çıktı! O kimdi ve sepetten ne istiyordu, amacı masum olmaktan uzak tehditkâr bir hâl alıyordu. Geçmiş kurcalandıkça birçok şey döküldü. Çoğu hayal kırıklıkları oldu.

Kitapta yazar bize sosyal medyanın kullanımında insanların doğru ya da yanlış adımlarında neler olabileceğinden ufak kesitlerle de sunmuştu. Ama asıl dokunduğu yer çok içime oturdu. Bir insanın kişiliği çocukluğunda oluşur. İyi bir yetişkin hâline gelmesi yeterli ilgi ve sevgiyle gerçekleşir. Ailenin ilgisi ve sevgisinin önemine ışık tutuyor kısacık kitapla ve bu çok güzeldi. Bir da Şahıs S için içimde habis duygular var, sövgülerimle! Şahıs A ne boklar yemiş olsa da her anda her zamanda Şahıs B için orada olacak olması takdire şayandı yine de senin de ben gelmişini geçmişini dncncnfn

Özetle, kısacık bu kitap sayfalar dolusu olmalıydı -yazara çemkirmek istemiyorum ama özelden hakkımı kullanacağım fbfnfnf- ya da bu kitabın dizisi filmi bir şahsi olmalı. Büşra'yı takdir ettiğim bir konu var ki, kitaplarındaki konu seçimleri, genele vurunca daha önce pek karşılaşılmış konu olmuyor. Korku türüne Türk mitolojisi eklemesi hoştu, gizem türünde de anlattıkları çok hoşuma gitti. Bu yolda ilerlerse iyi yerlerde onu görmeye devam edeceğiz.

Bu arada, Sır Sepeti sana anlatmam gereken bir konu hatta yardım etmen olay var! Dm lütfen 🤭


Etini Acıtmak - Orhan Murat Bahtiyar | Kitap Yorumu


Kitap Adı : Etini Acıtmak
Yazar Adı : Orhan Murat Bahtiyar
Sayfa Sayısı : 136
Yayınevi : Doğan Kitap
Baskı Yılı : 2022
Kitaba Puanım : 4/5
“İnsanlar ikiye değil, üçe ayrılıyor bence:
Yaşayanlar, yaşamayanlar ve bir de kendine ait bir yaşam kuramayanlar.”
 
Çöp poşetinde kemikler, havanda parçalanan tek taş bir yüzük, rakı kadehinde balık, memeden zorla ayrılan süt kuzusu, musalla taşında çilingir sofrası ve hayatı anlamaya, insanoğlunun varoluşsal tutarsızlığını çözmeye çalışan insanlar…
Orhan Murat Bahtiyar, kurduğu zengin öykü evreninde anlaması ve kabullenmesi zor değişim, kayıp, ölüm gibi kavramları irdeliyor. Yakın tarihimizin yönünü değiştiren toplumsal meselelerin içinden geçen hikâyeler anlatıyor.
İncelikle örülmüş kurgusu, sinematografik dili ve çok katmanlı yapısıyla anlatım biçimini de en az öykülerin içeriği kadar önemseyen Bahtiyar, tekdüze hayatların dikkatli bakıldığında ne kadar büyülü olabileceğini yalın bir dil ve kusursuz bir gerçeklikle, hayatın gündelik bir parçası gibi ele alıyor.
 
Etini Acıtmak, okuru düşünceye sevk eden, bittikten sonra da zihinde dönüp duran öykülerle edebiyatımıza yeni bir yazarı müjdeleyen bir ilk kitap. 
(Tanıtım Bülteninden)
Öykü kitaplarını ne için okursunuz? Ben, anlatılmak istenen duygu ya da düşünceyi en yalın hâliyle uzatılmadan anlatıldığı için okurum. Her farklı hayatı her farklı deneyimi anlatırken en kestirme şekilde ifade edilmeye de ihtiyaç duyuluyor. Benim sebebim bu öykü kitabı okumamın.

11 öykü var Etini Acıtmak kitabında. Bu 11 öykü de yazar, her ne yaşanılırsa yaşansın bir insanın hayatındaki değişimin kabul görmesinin ne denli zor olabileceğini göstermeye çalışıyor. İsanın acı dolu yaşamından her bir öyküde farklı konu ve karakterlerle anlatmak istediklerine odaklanıyor. 

Toplumsal meseleler, sevgi, ölüm, kayıp, umut ve umutsuzluk kavramları öykülerde okuyoruz. Yalın ve dingin bir anlatımla okuyanın içine sızıyor satırlar. Öyküleri okurken düşünüyor, düşünürken de hayatı/ hayatı kapsayan her şeyi sorguluyorsunuz. 

Bütün olumsuzluklara rağmen yaşamın devam ettiği gerçeği özümsemek gerekiyor. İç dünyaya dönerek kendini bulup umutsuzluğu iterek umuda tutunmak gerek. Ve unutulmamalıdır ki her sorunun çözümü yine kendinde bulur insan.

Benim okumaktan keyif aldığım bir kitaptı, siz de türü seviyorsanız kitabı okumanızı öneririm.

Eylül'de Neler Yaptım?


Bir #ayınözetine daha ulaşmışken Eylül'ü keyifle uğurluyorum. Okuma izleme konusunda epey güzel geçti diyebilirim. Çok güzel kitaplar okuyarak dahil olduğum hikayelerde mest oldum. Tabi bazısı zırıl zırıl ağlattı beni, bir de çok ağlamam yaa dediğimdi üstelik... Neyse.


Lanetli, Never After serisinin üçüncü kitabı. Bu sefer yazarımız salt kötü karakteri kadın yaparak bize sunmuş ve okuması ayrı keyifti.

Bir Kavanoz Aşk, lise aşkını unutamayan esas kahramanımızın yıllar sonra yollarının tekrar buluşması ile yeniden kalbibe söz geçiremediği bir hikaye. Çok tatlı ve çok keyifliydi.

Sır Bende ve Ay Işığım, Sır Bende serisinin kitapları. Kadın karakterimizin zorunlu bir göçle vatana gelmesi, sonrasında yaşadığı macera dolu hikayesi. Sırlar vatan savunması aşk dolu güzel bir serüven.

Gözünü Aç, Dani Brown, Brown kız kardeşlerin iki numarası Dani'nin hikayesine konuk olduk bu kitapta. Sahte bir ilişkinin gerçeğe dönmesini okurken hesapta olmayan aşk nasıl çepe çevre sarmış tanıklık ettik.

Alaska'ya Giderken, ayın favori kitaplarımdan biri. Beni ağlatan içimi pare pare eden hikayesiyle yüreğimi ele geçirdi, okumamış da yaşamış gibiyim. Calla benim sevdiğim karakterlerden biri, hatta sarılıp sarmalamak istediğim karakterlerden biri.
 
İndigo Dağı, arkadaşlar bir erkek karakter var ki, benim bundanım olmalı. Okunmaz yaşanılır o kitap, hikayesi karakterleri bitmeyen temposu... Daha ne olsun, hepisini okuyun. 😍

Bu ay üç şahane yeni manhwaya başladım. Üçü de şahane hikayeye sahipler. Just Twilight lise kurgusu tatlı bir seri, çizeri ise fazlaca tanıdık biri, Positively Yours çizeri bu seriye el atmış. Görür görmez okunmaya başlandı. Cry, Even Better If You Beg, epey zamandır instagram reelslerinde karşıma çıkan o seri. Yetim kızımız onu istemeyen akrabalarında gezinip kendine yer edinirken en son yanına gittiği uzaktan amcasıyla yaşamaya başlar, işte ne olursa o zaman başlar. Killer Pedro, White Blood yazar yaratıcılarından şahane bir seri daha. Seri katilimizin nefes kesen hikayesini okumanız gerek.


İzlediğim diziler; A Time Called You final veren 2023 dizilerinden. Şahane bir drama. Destined With You kahkaha garantili o dizi, eğlenceli bir drama. Reunited Worlds 2017 dizilerinden, epey farklı bir hikaye ve kurguya sahip. Diziler hakkında ayrı bir paylaşım daha yapacağım.


Eylül depresyonu da vurdu ufaktan bana, gerçi dizide dinlediğim *A Time Called You* şarkı sebebiyle gönüllü depresyoncu da olmuş olabilirim. Paso onu dinledim. Şarkıdan çok söyleyenin genç yaşında hayatına son vermesi beni derinden üzdü. Zamanda yolculuk edebilsem onu durdururdum. 😔

Neyse...


İndigo Dağı - Devney Perry | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Indigo Ridge
Kitap Adı : İndigo Dağı
Yazar Adı : Devney Perry
Seri Bilgisi : The Edens #1
Çevirmeni : Meryem Çelikten Çağlar
Sayfa Sayısı : 336
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Winslow Covington hayata, özgürlüğe ve kanunların üstünlüğüne inanırdı. Quincy, Montana’nın yeni polis şefi olarak kendini topluma kanıtlamaya ve bu pozisyonu belediye başkanı olan büyükbabasının sayesinde almadığını kanıtlamaya kararlıydı.

İhtiyar’a göre tek yapması gereken Edenların onayını almaktı. Kasabanın kurucu ailesinin güvenini kazanmak kolay olabilirdi… Eğer ailenin en büyük oğlu ile bir kaçamak yaşamamış olsaydı. Winslow’un savunması; kasabadaki ilk gecesi olmasıydı. Bu yüzden o sert ve çekici adamın Quincy Kraliyeti’nden olduğunu fark etmemişti. Griffin Eden çekilmez ve kibirli bir adamdı. Ayrıca herkese de Winslow’un bir yabancı olduğunu hatırlatıp duruyordu.

Winslow, Griffin’den uzak durmak için elinden geleni yapsa da Eden arazisinde ölü bir kadın bulunduğunda ikisinin yolları bir kez daha kesişmek zorunda kalmıştı.

Katile dair ipuçları kasabanın sakinlerini gösterdiğinde Griffin, Winslow’un sandığından fazlası olduğunu fark etti. Güzel, zeki ve karşı konulması zordu. Hem Griffin hem katil için.
(Tanıtım Bülteninden)

Çocukluğunun büyük bir kısmını geçirdiği kasabaya dönse en fazla ne olurdu?

Bu soruyu Winslow'a sorsak muhtemelen büyükbabasının yaşadığı kasabaya geri döndüğü için memnun olduğundan falan bahsederdi sanırım ya da onun gibi bir şey. Bir de bulunduğu konumu kendi emekleri ile elde ettiğini göstermek de isterdi, kuşkusuz. Çünkü yani büyükbaba da makam mevki sahibi...

Ve şey, kasabaya ilk adımını atmasıyla birlikte hayatından hiçbir zaman çıkmayacak o kişiyle tanışıyor. O gün barda karşılaştığı ateşli kovboy tam da orada olması gereken kişiydi. Bence yani 👉🏻👈🏻 Griffin Eden, esas adamımız, bu küçük kasabanın mülklerinden sorumlu kurucu aile olan Eden'lerin oğlu kendisi. Fenaa birisi...

Bizim polis şefi olan Winslow, kasabada ard arda gelişen intihar olaylarından dolayı içine bir kuşku düşer, ölümlerin intihar olmadığını düşünmeye başlar. İşte o andan itibaren kasabada bazı sorunlar peşi sıra oluşur. Bu da bizimkinin doğru yol üzerinde olduğunu hissettirir, ölümlerin temeline inmeye çalışır. Neden ve ne için yaşanıyorduru irdeler de irdeler. Derken uzak durmayı düşündüğü ama bir türlü aklından da çıkaramadığı adamla, Griffin'le, tekrar ve tekrar fazlaca yakın bir konumda kendini bulmasın mı? 🤭

Nefretten aşka evrilen hikayelerini okumak gerçekten büyük keyifti benim için. Winslow ve Griffin karakterlerin dinamiklerini, aralarındaki çekimlerini çok çok beğendim, birlikte muazzam güzellerdi. Griffin'in Winslow için her şey olması bayıldım. Winslow sanki kaderinde bu varmış gibi bu küçük kasabaya sırf Griffin'i bulmak için gelmişti.

Gizem oldukça ilgi çekiciydi ve kitap sürprizlerle doluydu. Soluksuz bir kasaba kurgusu okumak istiyor, gizemine kapılmak istiyor, bolca romantizm de olsun diyorsanız kitabı size can-ı gönülden tavsiye ederim. Şahane bir serüvendi ve hiç bitsin de istemedim. Yine şahane kapak çeviri düzelti binbir emek için de bolca teşekkürler. 💐 Serinin devam kitapları içinde ayrı heyecan içerisindeyim. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. 🖤

Eee ne diyorduk?
Tavsiye benden, okuması sizden! 💋


Alaska'ya Giderken - K. A. Tucker | Kitap Yorumu


Özgün Adı : The Simple Wild
Kitap Adı : Alaska'ya Giderken
Yazar Adı : K. A. Tucker
Seri Bilgisi : Wild #1
Çevirmeni : Serpil Çelebi
Sayfa Sayısı : 464
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5 ⭐
Calla Fletcher, annesi kırsal yaşam tarzının izolasyonuyla başa çıkamadığı için babası Wren Fletcher’ı geride bırakarak onu alıp Alaska’nın vahşi doğasından kaçtığında iki yaşındadır. Artık yirmi altı yaşına gelen Calla’nın bildiği tek şey Toronto’da yaşadığı yoğun hayattır. Ancak aldığı bir haberle Calla doğduğu uzak sınır kasabasına
uzun bir yolculuk yapma zamanının geldiğini anlar.

Vahşi göçebe hayatına, tuhaf gündüz saatlerine, fahiş fiyatlara ve hatta ara sıra kulübelere göğüs geren Calla, tüm bunlara babasıyla bağlantı kurma şansı için katlanmaktadır; birçok hatasına rağmen yardım edemediği ama önemsediği adam için. Calla bu yeni kutupaltı ortamına alışmaya çalışırken, pilot olan Jonah başka bir yere ev demeyi hayal dahi edememektedir. Bu şehirli kızın vahşi doğayla başa çıkamayacak kadar şımartıldığına ikna olmuş hâlde, onu ait olduğu yere geri uçurmak için beklemektedir.

Jonah muhtemelen haklıdır ama Calla onun yanıldığını kanıtlamaya kararlıdır. Jonah’nın, Calla’nın yaptıklarına verdiği ters tepki azaldıkça, aralarındaki bağ dostluğa dönüşür. Ya da belki daha derin bir şeye… Ama Calla, Alaska’da kalmak için gelmemiştir ve Jonah da asla Alaska’dan gitmeyecektir. Bu yüzden Calla’nın bir aşkın fitilini ateşleyip ailesinin yıllar önce denediği ve başarısız olduğu yolu seçmesi aptallık olacaktır.

Bu basit gerçeğin aslında o kadar da basit olmadığı ortaya çıkar.
(Tanıtım Bülteninden)
Öyle bir kitap okudum ki darma duman etti beni. Çok kızdım, çok sinirlendim, nasıl yaa diyerek okuduğum birçok sahne vardı. Muslukları bana açtıran iki sahne vardı; biri kırılma anıydı bende, bir diğerinde de dolup zırıl zırıl ağlama anımdı. Bundan bahsetmeyeceğim elbette, okumanızı istiyorum çünkü okuduktan sonra sohbet edersek sizinle öterim bir güzel ben. Kurgu çok hayatın içinden bir kurgu, biz belki karşılaşmış değiliz fakat bunları yaşayan insanlar vardır kuşkusuz.

Bir kere kendini bilen biri aile kurma yetisine sahip değilse kimsenin gönlüne girmesin mümkünse. Wren'e o kadar kızgınım o kadar kızgınım ki hangi kelimeyi yazsam hissettiğimi karşılar bilmiyorum. Susan da keza, ona da çok kızgınım ben. Aşık oldun sevdin evlendin ama evlendiğin adamın neden değişmesini bekledin, kumaşı bu herifin ne mal olduğu ortada. Eee ne diye aksiyon yaratıyordun ki. Ben bu hikayede en çok Calla'ya üzüldüm. Bir de ne olursa olsun anlayışla karşılayıp koşulsuzca Susan'ı seven Simon'a. Bilmiyorum çok fazla içselleştirdim belkide ondan çok dokundu üzdü ama ne bileyim işte...

Bir de huysuz Yeti var. Alaska kadar soğuk görünümlü ama içten lav kadar sıcak bey. Önyargı yumağına dolanmış Calla ne derse desjn gördüğü görüntü ile bir yargı tutturmuş ordan devam eden. Aa evet, Jonah bu, nereden bildiniz tanıyorsunuz demi. 🤭 Mesela kızıma sürekli 'barbie' demesi sinirimi bozdu. Arkadaşım biz kadınlar olarak doğal halimizde güzel olduğumuzun farkındayız, bunu demenize hiç lüzum yok. Biz renklenelim diye makyaj yapıyoruz. Konu kapalı.

Alaska'da doğan ancak anlasamayan evebeylerinin son kararıyla iki yaşındayken annesiyle birlikte Toronto'ya taşınıyor Calla. Hayatını burada kuruyor, büyüyor işi gücü oluyor. Bir gün aldığı telefon ise tüm her şeyi değiştirmeye yetiyor. Babasının arkadaşı temaslı bir iletişimle babasının rahatsız olduğunu öğreniyor ve böylece bir seyahat planı içinde buluyor kendini. Annesi ve üvey babasının desteğiyle yola çıkıyor, kısıtlı bir zamanda elde ettiği fırsatla hayatının en unutamayacağı tatilini yaşıyor.

Bu hikaye salt bir aşk hikayesi diyemem, temelde baba/kız ilişkini konu edilmişti.
Nefretten aşka dönmekten daha çok bozuk aile ilişkileri tamir etme, önyargıları yıkma, zıtlaştığın adamla sonrasında aşık olma hikayesiydi. Kısaca ana karakterimiz Calla'nın bu serüveni kim olduğunu ve nelerden geldiğini keşfetmesiyle büyümesiydi.

Jonah, kaba saba davranan, dan dun konuşan Yeti elemanımız, Wren için çalışan pilottur. Kendi yaşadıkları benzer durumun Calla'nın yaşıyor olmasıyla yüksek empatisi, kızı tanıdıkça kafasında kurduğu yargıları yıkması, basta haz etmiyorum tavırlarından sonra yanıp tutuşması kitapta en bayıldığım noktaydı.

Aslında daha fazla söz etmek istesem de vereceğim spoiler sebebiyle susuyorum ve kitabı almanızı okumanızı şiddetle öneriyorum. Bu arada orjinal kapağa ayrı bayıldığım kitabın ilk sayfasındaki uçaklara vurulduğumu söylemem gerek. Çeviri için sonrasındaki başına ekşiyip car car ötmeme izin verdiği için cağnim @angelsbooks teşekkür ederim 🤭 Edisyon ve düzelti kısmında da büyük teşekkür gerek sahane bir okuma gerçekleştirdim zira. Emeği olan herkesin ellerine gözlerine emeklerine sağlık. @sudeiilter

Ee ne diyorduk...
Tavsiye etmesi benden, okuması sizden! 💋


Gözünü Aç, Dani Brown - Talia Hibbert | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Take a Hint, Dani Brown
Kitap Adı : Gözünü Aç, Dani Brown
Yazar Adı : Talia Hibbert
Seri Bilgisi : The Brown Sisters #2
Çevirmeni : Aslı Gizem Korkmaz
Sayfa Sayısı : 352
Yayınevi : Artemis Yayınları
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Danika Brown ne istediğini biliyor:
Profesyonel başarı
Akademik şöhret
Kariyerinin omuzlarına yüklediği gerilimi azaltmak için de ara sıra gönlüne bir eğlence.
Ama aşk? Onu denedi, yaşadı, o gemiyi artık yaktı ve kapılarını kapadı. Bu yüzden de genç kadının evrenden tek isteği sorun çıkarmayacak, kusursuz bir yatak arkadaşı.

İşyerindeki bir yangın tatbikatında beklenmedik durumlar ortaya çıkınca iriyarı güvenlik görevlisi Zafir Ansari, Dani’yi asansörden kurtarıyor. Bu karmaşanın ortasında Zaf’in Dani’yi kahramanca kurtardığı âna ait bir video ise internette viral oluyor. İnternet, ikisi arasındaki bu var olmayan aşkla yıkılırken Zaf, Dani’den oyunu sürdürmesi isteğinde bulunuyor. Çünkü çocuklar için kurduğu takımın internette tanınmaya gerçekten ihtiyacı var.

Dani’nin planı basit: İnsanların içindeyken ilişkin varmış gibi davran, kimse yokken Zaf’i baştan çıkar. Sorun şu ki Zaf gizliden gizliye aşk romanları okuyan umutsuz bir romantik ve Dani’nin buz gibi gerçekçiliğini kırmaya kararlı. Ama eski sporcunun geçmişinde bazı meseleleri var ve kalbinin etrafındaki duvarlar da şey… baldırları kadar sağlam. Dani’nin hayalindeki basit kaçamak şimdi bitirme tezinden de karmaşık bir hal alıyor. Acaba dileği ters mi tepti? Yoksa evren artık gözünü açıp işareti görmesini mi istiyor?
 
(Tanıtım Bülteninden)
Brown kardeşlerden Chloe'yi ve onun hikayesini sevmiştim, seviyorum AMA bir ama var ki uuuu. Danika ile tanışıp onun hikayesini okuyana kadar serideki favori kitabım hangisi olur düşüncesi içindeydim ki yanıtı buldum. Dani kesinlikle kankam olarak bir hatun ve kitabı kesinlikle favorim oldu seride.

Gözünü Aç, Dani Brown okumaktan son derece keyif aldığım bir kitaptı.  Doktora öğrencisi kızımız Danika ile eski rugby oyuncusu Zaf arasındaki ilişkiye tanıklık ediyoruz. Başlangıcı  sahte olan ilişkileri evrilerek gerçeğe dönerken mest olarak okuyoruz biz de. Kitabın temposuna, karakterler arasındaki çekime, gittikçe harlanan ilişkilerine ve aşklarına bayıldığımı da ekleyeyim sayın okurdaşlarım.

Dani kızımız arkadaşlarının dışında çıkarları olan ilişkilere zaman ayırmayı reddediyor ve tüm dikkatini odak noktası olarak kariyerine çeviriyor. Aşk konusunda henüz şansı yaver gitmiyor, hoş o da aşk arıyor da diyemeyiz tabi, yani neyse... Kızımızı kendince bir istekte bulunurken yakalıyoruz. Normal istek olsa hm derdik ama onun isteği biraz... Farklı. 🤭 Vaktini keyifle geçireceği kalbini riske atmayacağı bir ilişkiden yararlanmak niyeti. Ama işte gel gör ki Dani'cim, hayat planlar yaparken başına gelendir bebeyim.


Zaf, Allah'ım böylesi varsa biz neden denk düşmüyoruz diyeceğim o bey, kitabın esas adamı. Ailevi sorunlarla birçok çalkantıyla uğraşıyoz beyimiz. Bu arada, fazlasıyla romantik bir bey kendisi. Bir partnerde aradığı romantizmi bulmak için zorlukların üstesinden gelecek gözü karanlığa sahip ki sonucunda başarılı da oluyor. Dani'ye karşı hissettikleri sadece fiziksel bir çekimden ibaret değil, aynı zamanda duygusal olarak da bir bağ filizleniyor içinde. Kızımıza sevilmeye değer olduğunu, bir ilişki için gerçek bir şans vermesi gerektiğini öğreterek gösteriyor. Geçmişinde yaşadığı acıya rağmen Zaf'ın yeniden sevmeye istekli oluşuna şahitlik etmek özel ve güzeldi. Ve şey, bir aşk kitabında okunacak en değerli, en sevimli karakterler arasında yerini alır Zaf.

Karakterlerin uyumları beni yakaladı, şakalarına güldüm, aşklarıyla sevindim, kimyalarıysa şey sayfalara sızdı ya okurdaşım böyle bir şeydi. *yaktı* Bağlanabilir, çeşitli ve çekici karakterler oluşturma yeteneği tamamen kusursuz. Zaten aşk romanlarında aranılan en önemli özellik de karakterlerin birbirini dengelemesidir. Dani ve Zaf birbirleri için var olan karakterlerdi.

Brown kardeşlerin ilişkilerini ilk kitapta görmüş beğenmiş sevmiştik ancak bu kitapta ana karakterlere daha destek verirdiler. Sevgi dolu ve şefkatli arkadaşların, aileyi genişletme konusundaki çabaları mükemmeldi. Ve ateşli sahneler. Yazarın bu konudaki yeteneği şairane okurdaşlarim, genele vurursam ben eee ilk kitaptan bile daha fazla keyif aldığımı itiraf edebilirim. Serinin üçüncü kitabı için de merak içindeyim. Yazarın üçüncü kitapta ne yapacağını beklemek beni heyecanlandırıyor.