Mazi - Esra Tok || Kitap Yorumu

Yazar: Esra Tok
Kitap Adı: Mazi
Seri Sıralaması: Mazi #1
Yayınevi: Mortena Yayınları
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 400
Kitaba Puanım: 3,5-4/5

Genco Uluhan, doğduğu günden beri atalarından kalan gücü temsil etmek için eğitilse de hayalleri farklıydı. Amerika'da Mücevher Tasarımı bölümünü bitirip İstanbul'a döndüğünde kurduğu Uluhan Golden'ı zirveye taşıdı.

Özenle kurduğu hayatında her şey istediği gibiydi. Defileleri heyecanla takip ediliyor, tasarımları hızla tükeniyordu. Kariyerinde güçlü adımlarla ilerlerken,y arından yer alan sevgilisiyle hayallerin ötesinde bir hayata sahipti. Fakat hayatı hiç ummadığı bir anda kördüğüm olacaktı.

Babasının ani ölümüyle doğduğu topraklara geri döndüğünde, kaderi kara bir peçe ardına gizlenen güzel gözlü bir kızla yazılıydı. Bir yanda aşkına hayran olacağınız bir adam, diğer yanda doğduğu günden itibaren günahı olmayan bir hatanın bedelini ödemek için tutsak edilen güzeller güzeli bir kadın… Mazide yaşanan bir günahın bedelini masum ve tutku dolu bir aşk ödeyecekti.
(Tanıtım Bülteninden)

İki gün oldu aslında bu kitabı bitireli. Ben nasıl bir yorum yazayım diye düşünürken her defasında boğazımda yumru oluştu. Konusuna yazımına gelmeden önce, hislerimi söylemek istiyorum ben. Nefesimi kesti kitabın başı, öyle ki dolu dolu oldu gözlerim. Hele ki Genco babasını ebediyete uğurlarken, bir an empati kurmak gibi bir hata yaptım. Öyle dokundu, öyle sarstı ki beni.
Kitabın başı gibi sonu da çok çok farklı bitti.
Şaşırdım kaldım.
Doğunun yaşam şekli, ağalar, töre benim bildiğim bir hayat tarzı olmadığı için tereddüt ettiğim bir konudur, töre kitapları. Daha önce okumayı denemiştim fakat bana uymadığına kanaat getirmiştim. Genel olarak buram buram duygusallık olan, dramın dibini sıyırdığımız kurgular olduğu için herhangi bir beklenti içine girmeden kitaba başlarken. Bildik bir töre kitabı ile karşılaşmayı ummadım değil hani. Gidişat olarak bildik bir kurgu aslında ama şaşırtıcı olanı finaliydi. Yazarın anlatımını sevdim, yormadan sıkmadan okutuyor. Bazı yerler için biraz biraz bocaladığım oldu, olmadı değil. Mesela Genco çok çabuk uyum sağladı bu ağalık işine. Ama uzun zaman ailesinden ayrı bir hayat süren bir adamın acemiliği yoktu. Bir de çok çabuk aşık oldu. Bir anda oldu bitti ye gelmesi inandırıcılığı biraz azaltmıştı. Ya da ben her şeyin bir anda olup bitmesini sevmememden kaynaklı bir durum bu.
Kitap, Genco’nun babasının ölümüyle başlıyor. Yazar o duyguları okuyucuya öyle bir aktarıyor ki karakterin çektiği acıyı içinizde hissedebiliyorsunuz. Genco Uluhan, eğitimini Amerika da tamamlamış, uzun yıllar ailesinden ayrı tek başına yaşamış bir adam. Ayrıca başarılı bir mücevher tasarımcısı. Aldığı acı haberle yıkılıyor. Babasına olan son görevini üstlenmek ve geride bıraktığı aşirete ve ailesine sahip çıkmak için doğduğu topraklarına geri dönmesi gerek. Babasının ölümünün bir kaza olmadığını fark etmesiyle ‘mazi’de kalmış bir hesabın yüzleşmesiyle kendini buluyor. Dimdik duruşunu, hiçbir şeyin sarsamayacağını düşünürken bir çift zümrüt gözle artık her şeyin değiştiğini yaşadıkça öğreniyor.
Amelya, içimi acıtan karakter. Dedesinin bitmeyen kiniyle karalara bürünen saf kız. Kara peçesinin ardında, dünyadan bir haber yaşamış. Onu bu esaretten kurtaracak kahramanını uzun zamandır beklemiş bir kadın.
Kitapta üzüldüğüm, tebessüm ettiğim ama en çok kızdığım yerler oldu. Bazı yerlerde bocalasam da en nihayetinde keyifli bir zaman geçirdim. Kısa sürede bitti.
Okumayı düşünürseniz, tavsiye edeceğim kitaplardan biri.
Şimdiden keyifli okumalar.

0 yorum:

Yorum Gönder