Yazar Röportajı #5 Ecem Altınok - Beyaza Tutsak


Derin sularında bu ayna her an
Sizden bir parıltı aksettirecek
Kah çıplak bir omuz sessiz düşecek
Eriyen bir kuğu beyazlığından
#AhmetHamdiTanpınar

Hep de öyleydi hayat işte, eriyen bir kuğu beyazlığında..

Hayatında en fazla iz bırakan bir olay ya da durum oldu mu? Olduysa bunlar nelerdir?

Hemen hemen her yaşadığım olayın bana bir katkı sağladığı inancındayımdır. Ancak iz bırakan olay için üçüncü sınıftayken öğretmenimle yaşadığım bir hadiseyi diyebilirim. O zamanlar küçüktüm ve bazı şeyleri görmezden gelemiyordum. Öğretmenim bir konu hakkında bana güvenmemişti, beni dışlamıştı. Sınıftaki hemen hemen herkes yarışmaya katılırken ben katılamamıştım. Birkaç arkadaşım daha aynı durumdan muzdaripti. Yarışmaya birkaç gün kala çok çalışmış ve oldukça iyi bir sonuç çıkarmıştım kendim için. Amacım benim de yapabildiğimi göstermekti. Ve başarmıştım. Yarışmada en beğenilen gösteri benimkiydi. O zamanlar babamın işi nedeniyle başka bir yere taşınmak zorunda kaldığımızdan bu son hamlemdi o okulda ve benim için önemliydi. O yüzden benim için yeri çok ayrıdır. O olay sayesinde azmi öğrenmiştim. İnsanın isterse yapamayacağı hiçbir şey yoktur ana fikrini çıkartmıştım.

En çok yoksunluğunu yaşadığın şey neydi?

Huzur, sanırım. Her daim diken üstündeyimdir. Huyum kurusun, mükemmelliyetçi bir insanımdır. Birazcık da sabırsız... O yüzden okul hayatım boyunca hep "Ya insanlar ne derse?" kaygısı içinde yaşadım ve yaşıyorum da. Kalem ve kağıda sarılmak dışında huzur benim için nadide bir cevherdir.

Uzun bir yol aslında kitap serüveni, peki bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebilirsin? Ya da kendini ‘yazar’ olarak tanımlıyor musun?

Hala daha tanımlamıyorum. Evet, elimde bir kitap var ve ona baktıkça "Bu benim eserim!" diyebiliyorum ama yazar demek? Onun için daha bir yol var. Yazmaya başlayalı 3 sene oldu sanırım. Bu sayı iki hanelilere geçmeden, kendimi yeterince güçlü hissetmeden ve kalemime tamamen güvenmeden kendimi yazar olarak sayamam. 

Kitaplarını ne kadar sürede yazıyorsun? Yani bir romanın ortaya çıkması ne kadar sürüyor?

Ortalama bir yıl gibi bir süreçte tek kitabımı bitirmiş oluyorum. Normalde masa başına oturup her gün bölüm yazabilsem bu sayı dört-beş ay gibi bir süreye tekabül eder. Ancak yoğun ders ve sınav temposu, sosyal hayatım nedeniyle bir yılda bir kitabı bitirebiliyorum.

Yazmak güzel olduğu kadar meşakkatli bir eylem. Peki sen, ne için yazıyorsun?

İnsanlara bir şeyleri hissettirebilmek için ve Aynı Yıldızın Altında'ki Augustus gibi bu dünyadan göçüp gitmeden evvel birilerinin yaşamında ufak da olsa bir iz bırakabilmek için yazıyorum. Sesimin, yaşadıklarımın diğer kişilere ulaşmasını ümit ediyorum. Yazdığım karakterler bir parça da olsa benden izler taşır. Onları en uygun şekilde işlemeye çalışarak insanlara acıyı, sevgiyi, aşkı ve tamamen toz pembe olmayan yaşamı hissettirebilmek için yazıyorum, yazacağım da.

Aşka Güven - Özge Gül || Kitap Tanıtımı

  Yazar: Özge Gül
Yayınevi : Parola Yayınları
Sayfa: 448
Yıl: 2015
Çıkış Tarihi: 16 Ekim Cuma 


Tutkulu Aşk'taki Selin ve Murat'ın yarım kalan hikâyesi devam ediyor...

Hangi bilge dile getirmiş ya da hangi yüce âşık iddia etmişti bunu? 
Aşk; her zaman huzur getirir... 
Bir kez ilişti mi gözlerin, dokundu mu tenin sevdaya, yolculuğun sonu hayal ettiğin mutluluk mu olurdu? 
Selin için aşk her zaman huzur vermezdi ve bunu ilk aşkı tarafından aldatıldığında öğrendi. İnsanlar birini bulamazken, Selin yeni bir aşkın gücüyle karşılaştı. 
Bu gücün adı: Murat Yıldırım'dı.
Peki ya kalbi yumuşak ve aşkı hiç tatmayan Murat, Selin'i yersiz bir şekilde kaybettikten sonra nasıl bir yol izleyecekti? Sahip olmak istediklerinin bilinciyle nefes alan bu güçlü adam, galiba hayatı dalgaya alırken, acının ona dokunuşuyla da pembe bulutların üzerinde dolanmaktan vazgeçecekti.
Aşka tekrar inanmak isteyen bir kadın ve sevginin önemini anlayacak olan bir adam. Birbirlerinden başkasına ihtiyaçları yok.
Tek yapmaları gereken, aşka güvenmek...

***

“Bu senin için ilk dizlerim üzerine düşüşüm değil. Son da olmayacak. Karşındayken duygularımın bedenimi eğişi gururumu kızdırsa umurumda değil. Çünkü seni sevmek böyle bir şeymiş, anladım. Hırçınsın. Kırarsın. Ama sevilmeye değersin... Ben sevmeyi ne kadar öğrendim bilmiyorum ama seninle birlikte olarak 
yepyeni şeylere açmak istiyorum yüreğimi...”



Sen Gittiğinden Beri - Penelope Douglas || Kitap Yorumu

Yazar: Penelope Douglas
Orjinal Adı : Bully (Fall Away, #1)
Yayınevi : Aspendos Yayınları
Sayfa: 416
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 3-3.5



Derinden gelen bir sesle konuştu. "Bence arkadaşlığın ötesinde bir yere gidiyoruz Tate ama bu lanet şeylere yol açacak." Keskin kelimeleri beni kırdı ve derin bir nefes aldım. Onun için hiçbir şey ifade etmiyor muydum? Gözümde biriken yaşlar yüzünden etrafı bulanık görmeye başladım. Yüzümdeki acıyı görmüş olacak ki sert ifadesi gitti ve gözlerini yere dikti.
"Tate." Bana doğru yürümeye başladı, sesi daha yumuşaktı... Bu sırada cebimden fotoğrafı çıkarttım ve onun göğsüne iliştirdikten sonra hızla eve koştum. Evin içine girene kadar ağlamamak için kendimi tuttum. Bu bir daha olmayacaktı.
Kapıyı kapatıp kilitledikten sonra onun zalimliğine ve kendi akılsızlığıma ağladım. Başımı yavaşça kapıya vurdum ama darbeler zedelenen gururumu onarmaya yetmiyordu. Jared beni hak etmemişti ama küçük bir uğraşla beni elde etmişti. Bu bir daha olmayacaktı.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar Röportajı #4 İlknur Birdal - Karanlığın Külleri



 “Basit yaşayacaksın, basit”  demiş Nazım Hikmet, “Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi.” Durup nefeslenmiştir de, ardından eklemiş; “Çay simit ve peynirle.”
Öyle değil midir hayat? Basit. Onca duyguları üçerli beşerli satırlara doldurup kalbimizi titreten şairlerin, yazarların yazdıkları gibi, doğru değil midir sahi?
Bir an gelir kahkahalara boğduran bu özel kalemler bir başka anda güldürdükleri gibi ağlatır da.

Sevgili İlknur Birdal, bize biraz kendinden söz eder misin?

Sıradan, her duyguyu içinde barındıran basit biri. Öfkeli, kıskanç, hırslı, duygusal, kinci. Yani iyi ve kötü birçok duyguyu yaşayan sıradan biriyim aslında :)

Ateş ve Diken - Rae Carson || Kitap Yorumu

Yazar: Rae Carson
Orijinal İsim: The Girl of Fire and Thorns
(Fire and Thorns, #1) 
Yayınevi : Dex
Sayfa: 352
Yıl: 2012
Kitaba Puanım: 5
Seçilmiş kişi olmaya layık mısın?

Her yüz yılda bir, dünyaya bir seçilmiş kişi geliyor. Büyük bir kahramanlık sergileyecek bir kişi. Bu yüzyılda bu, Elisa oldu. Ancak kimse onun bir kahramanlık yapacağına inanmıyor.

Krallıktaki iki prensesten biri Elisa. Bugüne dek hiç kayda değer bir şey yapmadı. Yapacağına kendisi bile inanmıyor.

On altıncı doğum gününde çekici ve ayakları yere basan, bir başka ülkenin kralının karısı oluyor gizlice. 

Ancak ülkesi kargasa içindeki kralın seçilmis kişiye ihtiyacı var, Elisa gibi bir zavallıya değil. Üstelik seçilmis kişi olduğu için Elisa'nın peşindeki tek kişi kral da değil. Kara büyüde ustalaşmış düşmanlar ava çıktılar, Elisa'yı arıyorlar.

Cüretkar ve kararlı bir devrimci ise onun halkın kurtarıcısı olacağına inanıyor.Üstelik Elisa'ya daha önce kimsenin bakmadığı gibi bakıyor.

Çok kısa süre sonra tehlikede olan Elisa'nın sadece canı değil, yüreği de olacak.Ona her şeyden çok ihtiyaç duyanlar için Elisa kurtuluşa kapı açan bir anahtar. Tabii kehanet doğruysa. İçindeki gücü bulup çıkarabilirse.

Genç yaşta ölmezse.
Diğer seçilmiş kişiler gibi.


Beni Özle Olur Mu? - Berrin Karapınar || Kitap Tanıtımı

 Yazar: Berrin Karapınar
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa: 216
Yıl: 2015

Yazar Berrin Karapınar'ın Ses adlı üçlemesinin ilk kitabı "Beni Özle Olur mu?" aşkın dokunmaya ihtiyacı olup olmadığını soruyor.Yıllarca sadece bir ses olarak peşinden gelen Cihan'ın, Firuze'nin hayatında gittikçe daha çok yer kaplayan varlığı yavaş yavaş görünür olmaya başlıyor. Cihan ete kemiğe büründüğünde neler olduğu ise yazarın esprili ve keyifli anlatımıyla aktarılıyor. Fantazyaya göz kırpan bu romantik hikâye, tuhaf çiftimizin eğlenceli ve neredeyse polisiye maceraları ile keyifli bir okuma ve okur gülümsemesi vaat ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)








***


Merak ettiğim bir kitaptı, umarım yakın bir zamanda okumak nasip olur ^_^

KGBT 18. Tur || Karanlığın Külleri - İlknur Birdal || Kitap Yorumu

Yazar: İlknur Birdal
Yayınevi: Ppostiga Yayınları
Sayfa: 424
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 5

Evet, kitap yorumuma geçmeden önce kitabın turunun düzenlendiği 
Kitap Gurmeleri ile Blog Turları - KGBT ekibinin bu tur etkinliğiyle konuk olarak karşınızdayım. Beni ekiplerine konuk ettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum :*


“Afra isminin anlamını biliyor musun?” dedi Afra durduk yere.
“Ne alakası var şimdi?”
“Eğer anlamını bilseydin senin karanlıktan aydınlığa çıkış yolunun da ben olduğumu bilirdin.” Tek kaşını alayla yukarıya kaldırdı. “Umarım bana geç kalmazsın Devrim, çünkü sonunda o karanlığa ömür boyu mahkûm kalabilirsin.”
“İddialıyım diyorsun yani?” Suratında geniş bir tebessüm peyda oldu ve gözbebeklerinin içi neşeyle parladı.

***

Bedeninin acısını hissetmiyordu. Ama kalbi... İşte o, tüm ruhunu tüketircesine acıtıyordu. Aşk... Sadece can yakıyordu.

***

“Bedenimin herhangi bir yerinde kalbime gizli bir geçit yok güzelim. O yüzden dibime dibime sokulmaktan vazgeç.”

***

“... Seni adam sanan kalbimden, kollarına muhtaç olan bedenimden nefret ediyorum. Bu odayı, yaşananları sakın unutma. Karanlığın külleri burada cehennem ateşiyle raks etti. Yanan ben oldum ama sana söz veriyorum yakan da ben olacağım.”