Moonrise by the Cliff | Manhwa Yorumu


Adı : Moonrise by the Cliff
Yazar / Çizer : Hyeon min ye, Cube, Potato chips, Jae yul lang
Tip : Manhwa
Tür : Romantik
Tema : Dram, Tarihi, Josei
Yayınlandığı Yer : TRwebtoon
Bölüm Sayısı : 74
Durumu : Tamamlanmış
Başlama Tarihi :  26 Ağustos 2021
Bitiş Tarihi : 08 Aralık 2022
Yaş Sınırı : +18 yaş ve üzeri
Puanım : 5/5
Bazıları kralın kendi annesiyle bir ilişkisi olduğunu söylerken, diğerleri onun yüzlerce kadın ve erkekten yararlandığını iddia ediyor. Bunlar, Samwol'un hasta babasının yerine sürgündeki eski hükümdar Hwan'ı korumaya giderken duyduğu söylentiler. İğrenç ününe yakışan Hwan, kaplan istilasına uğramış bir dağ ile sarp bir uçurum arasında yer alan bir evde hapsedilmiştir. Ancak onunla tanışan Sam-wol, Hwan'ın başkalarının zihnine yerleştirdiği tehlikeli imaja hiç benzemediğini çabucak öğrenir. Aslında, onunla ne kadar çok zaman geçirirse, Hwan ona gerçek geçmişi ve savunmasızlıkları hakkında o kadar çok açılmaya başlar. Ancak, herkesin hor gördüğü adama yakınlaşmanın korkunç sonuçları olacağı kesindir.

"Hey çocuk. Birbirimize bir isim versek nasıl olur?”

Peşin peşin uyarayım ben sizi. Okuyacağınız bu manhwa yetişkin okura hitap ediyor. İçerikte ortalığı ateşe verir cinsten tutkulu sahneler ve cesur çizimlere yer verilmiş. Eğer ki bu kadar eee açık sahnelerden hoşlanmıyorsanız, uygun olmayacağını baştan söylemiş olayım.

Şimdiye kadar okuduğum tarihi kurgusu olan manhwalarda geneli aşk sınavı daha azdır. Bu seride derinden etkileyen fedakarlık, özveri, sadakat, saygı ve çetin bir sınav var. Her iki karakter de birbirleri için hayatlarından vazgeçme noktasında gözünü kırpmaması öyle duygusaldı öyle iç sızlattı ki, kelimenin tam anlamıyla anlatılmaz yaşanır.

"Güzellik çiçekler gibi kaybolmaz. Senin için uygun bir isim oldu, Inhwa."

Hayatından vazgeçmiş, ölümü kabul etmiş karakterimiz Hwan. Büyük bir iftiraya uğruyor, hakkında çıkan söylentiler ise mide bulandırıcı. Birçok kötü ithamla yargılanıyor. Bu arada adamımız prens, tahta geçen kardeşi ise babasının bir diğer eşinden olma çocuğu. Babadan kaynaklı kraliyet kuralları cart curt bunların arasında çocukluktan gelme sorunları var. Hani birini daha çok severler gözde olur da diğeri sebepsiz kinlenir. Heh bunda kinlenme nedeni kraliçe olacak yelloz. Kirli oyunlarla tahttan indiriliyor Hwan ve yol gitmez kervan geçmez, bir kaplanın istila ettiği adaya sürülüyor. Sarp uçurum yanında, köhne bir kulübeye tıkılıyor.

"O zaman sana, San diyeceğim. Denizde tek başına olmasına rağmen yalnızlık bilmeyen nedir bilmeyen dağ."

Fedakâr, kendinden daha çok sevdiklerini düşünen Sam Wol. Kimsesiz bir kız, Sam. Annesi vefat etmiş babası ise hasta. Üstelik hasta olmasına rağmen babasına görev veriliyor. Eğer ki yerine getirmezlerse cezalandırılırlar. Hâl böyleyken  babasının yerine geçerek nöbet görevini üstleniyor. Sürgün edilen kral hakkında hiçbir bilgisi yok, duyduğu ağır bir suç işlemiş ve bunun sonucu adaya sürülmüş olması. Gel zaman git zaman ufak muhabbetlerle başlıyor aralarındaki ilişki. Sonrasında ise kurdukları bağla aşka evriliyor. Kaderin onlara getirdiği yol ise engebeli ve dikenlerle bezeli.

"Çicekler solsa bile asla kaybolmayan sana, her zaman yanında olacağım."

Finale kadar soluksuz okuduğum bir seri oldu Uçurumdaki Ay. Sam çok fedakârdı, Hwan ise sadık. Her ikisinin de birbirini tamamlaması finalin mutlu bitmesi gözlerim dolu dolu okudum. İki sezonu var manhwanın, ilk sezon sonunda itiraf ediyorum ağladım. Sam'in çaresizliği hayatta gerçekten kimsesiz kalışı o kadar canımı yaktı ki üzül üzül okudum. Sonrasında yeniden kavuşmaları açılan yaraları birlikte sarışı, birbirlerine şifa olmaları her şeyi düzene sokmaları. Yalanları iftiraları entrikalari geride bırakarak aşklarını yaşamaları öyle güzeldi öyle güzeldi ki.

Tek solukta okunacak, bir günde bitirilecek bir seri. Heyecanı zirvede ne oldu ne olacak diye diye geçiyor bölümler. O kadar çok sevdim ki kelimeler yetersiz kalır. Tamamlanmış olup 74 bölüm süren bu türü seven manhwa okuyanlara önerimdir. Okuyun sevin bu masum aşka tanıklık edin.


Bir Milyon Öpücük - Monica Murphy | Kitap Yorumu


Özgün Adı : A Million Kisses in Your Lifetime
Kitap Adı : Bir Milyon Öpücük
Yazar Adı : Monica Murphy
Seri Bilgisi : Lancaster Prep Series #2
Çevirmeni : Büşra Tekin
Sayfa Sayısı : 496
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5

Wren Beaumont birçok şeydi. Güzel. Akıllı. Tatlı. Masum. Lancaster Koleji`ndeki kızlar onu seviyor ve hepsi arkadaşı olmak istiyordu. Sadece ben, Wren`i olduğu gibi görebiliyordum. Hislerini, patlayacak raddeye gelene kadar içine bastırmış küçük bir bakire. Kendini hepimizden üstün görüyordu. Benden bile. Ona çekilmemem gerekiyordu. Benim tipim değildi. Ta ki bir ders için birlikte çalışmaya başlayıp aslında düşündüğümüzden daha fazla ortak noktamız olduğunu fark edene kadar. Çok kısa bir süre sonra kendimi ona takıntılı bir hâlde buldum. Bu kızın bana âşık olması için her şeyi yapacaktım. Her şeyi.

(Tanıtım Bülteninden)
Bir bütünü ele alacak olursam şayet, gönül rahatlığıyla şöyle derdim; Baştan sona kadar tüm hikaye beni içine çekerken, kitap beni kendine bağladı.

İyi kız & kötü erkek klişesini sevmeyen yoktur, ben de bu klişenin bir tutkunu olarak kitabın temasına bayıldım. Kötü olan eleman hakkını verir düzeydeydi ve kızımız cidden o iyi kız kalıbının ete kemiğe bürünmüş haliydi. Wren ve Crew çiftine bayıldım arkadaşlar, birbirlerini tamamlayan çiftleri her daim sevmişimdir. Monica Murphy ikisi arasındaki karakter gelişimi boyunca onları birbirlerinin mutlak en iyilerini olaram yazmasına bayıldım, zıt da dursalar birbirlerinin yansıması iki karakterdi.

Karakterler, hikaye, aradaki her şey çok güzeldi. Tamam kızımızın babasının yaptığı şeyler bir tık şok etkisi yaratmış olsa da *bekaret yüzüğü nedir lan hangi çağda yaşıyorsun dayı?* genel olarak keyifliydi. Okuyan herkesin en keyif alacağı detay kitap ismini oyunla bir olması. Tabi bunun ne olduğunu kitabı okuyarak öğreneceksiniz. 😏 Benim en sevdiğim sahnelerden biri oldu diyebilirim, tabi bana kimse chanel rujlar almayacak tuvalim olmayacak ama olsun hayali de güzeldi 🤭

Crew, radarına takılan bu kızın kendi hariç herkesle iletişimde olmasına bozulur. Ne vardır ki küçük kuş, tüm okul boyunda idol olarak görülür, onun gibi giyinen onun gibi nahif davranmaya çalışan kopyaları ile dolar. Sakinliği masumluğu güzelliği ile dikkat çeken Wren göz hapsinde olduğu elemana kayıtsız değildir fakat yaklaşması başına gelecekleri öngörür. Şöyle ki Crew epey okulda gözde ve eee hatırı sayılır servet sahibi olan bir ailenin oğlu, yani o pahali tabloları kuponlarla alacak biri falan da değil. Çok alakasız cümleler kuruyorum farkındayım ama spoiler vermemek için kendimi sansürlüyorum. 🤭

Cümleleri toparlarsam eğer, yakışıklı olduğunun farkında olup az da olsa kibir sahibi ama vicdanı da var şimdi seksi olduğundan da söz ettim mi? Aaa şeyi unuttum ama tutkulu bir aşık inanılmaz bir sevgili, mutluyken mutlu olmak için didiniyor falan..

İlişkilerinin gelişimini gerçekten çok beğendim, her şeyin birbiriyle bir bağlantısı vardı ve o kadar anlamlıydı ki, tüm hikayeyi bir bütün olarak hissettirdi. Kitapta işlenen aşkın iyi bir 'ilk  aşk' hikayesi olduğunu düşünüyorum. Karakterlerimizin aileleri tarafından da beni şaşırtan iyi yönde etkileyen kısımlar oldu. Okuduğum iyi çiftler arasında yerlerini aldılar Wren ve Crew. İçine dahil olduğum evrenden asla ayrılmak istemedim. 💋

Bu tarz konusu olan kitapları seviyor ve okuyorsanız, size tavsiye edebilirim.

Bay Yanlış Numara - Lynn Painter | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Mr. Wrong Number
Kitap Adı : Bay Yanlış Numara
Yazar Adı : Lynn Painter
Seri Bilgisi : Mr. Wrong Number #1
Çevirmeni : Nazlıcan Kabataş
Sayfa Sayısı : 280
Yayınevi : Artemis Milenyum
Baskı Yılı : 2023 
Kitaba Puanım : 5/5
Çok satan Filmlerden Daha Güzel kitabının yazarı Lynn Painter’ın bu yeni romantik komedisinde, bilinmeyen bir numaradan gelen ateşli bir mesajın anonim bir ilişkiye nasıl dönüştüğüne tanık olacaksınız.

Kötü şans, daima Olivia Marshall'ın peşinde olmuştur. Ya da belki de ailesinin düşündüğü gibi her şeyi batıran kişi, bizzat Olivia’nın kendisidir. Ama yanlış numaradan gelen "Üstünde ne var?" mesajı, anonim de olsa, hayatının en ateşli ve en eğlenceli ilişkisine dönüşür. Olivia, bir an için şansın, yüzüne gülmüş olabileceğini düşünür.

Colin Beck, Olivia'yı her zaman yakın arkadaşının sinir bozucu küçük kız kardeşi olarak görür. Oliva ise başına gelen talihsiz bir olayın ardından Colin’in evine taşınır. Colin, onun tamamen farklı ve insanın aklını başından alan çekici birine dönüştüğünü fark eder. Haftalardır ateşli mesajlar gönderdiği karşı konulmaz Bayan Yanlış Arama’nın, Olivia olduğunu fark edene kadar mesafesini koruyabileceğinden emindir.

Ancak şimdi, işler karışmadan önce, ateşi harlayıp harlamayacağına karar vermesi gerekir. 
(Tanıtım Bülteninden)
Sizi cezbedecek bir hikayeye var mısınız?
Moral olacak bir kitap arayışı içindeyseniz siz de ben gibi Bay Yanlış Numara, ulaşmanız gereken doğru kesinlikle adres. Telefonunuza bilinmeyen bir numaradan gelen mesajla hayatınızın seyrinin değişebileceğini hiç düşündünüz mü? Emin olun, Olivia da düşünmemişti. Hem de hiç!

Kötü şansını bir meşale gibi taşıyan Olivia Marshall ile tanışmaniz gereken konular var.

Kelimenin tam anlamıyla şimdiye görüp görebileceğiniz, karşılaşacağınız en bahtsız karakterlerden biri bu hanım kızımız. Çocukluğundan beri onu gölgesi gibi takip eden şansızlığıyla da barışık üstelik ve kendiyle de ülebilen biri. Bundan sebep daha da bir yakınlaştık kendisiyle. Başına gelen talihsizliğinin sebepleri elbette var. İşinden kovulması üzerine sadakatsiz eski sevgilisinden kalan adına yazılmış aşk mektuplarını yakmak onlardan kurtulmak istiyor. Bu olayda ayık olmaması biraz ona sıkıntı çıkarıyor, mektuplarla birlikte yanlışlıkla apartmanı da yakmasıyla evsiz de kalıyor.

Hayatını düzene sokabilmesi için yeni bir iş bulması, ayaklarının üzerinde durabilecek kadar para kazanması gerekiyor. Bu süre zarfında da yardıma ihtiyaç duyuyor. İmdadına yetişen de erkek kardeşi Jack. Tabi onda kalırken bir başka sınav daha onu bekliyor. Çocukken biraz ilgi duyduğu kardeşinin lise arkadaşı ömürlük dostu Colin Beck de ev arkadaşı olarak karşısına çıkıyor.

Olivia'nın şöyle bir tespiti var; Colin kendini beğenmiş ve kibirli biri. Hem de yakışıklı hem de zeki hem de inanılmaz seksi... Eh içini de titiretiyor ama konumuz bu değil şu an. Colin'in açısından Olivia ise dün de bugün de arkadaşının "sinir bozucu küçük kız kardeşi" olarak görüyor. Ancak yıllardır alay ettiği genç kızın, aklını gerçekten karıştırabilen seksi, meydan okuyan bir kadına dönüştüğünü fark edip üzerine aşık oluyor.

*DERİN BİR NEFES ALIR*

Arkadaşlar, arkadaşlar anlatmakla olmayacak belki de kelimelerin yetmeyeceği bir bey ile karşı karşıyayız. İnanılmaz bir adam, yani her şey tamkararında, her şey olması gerektiği gibi. Eksik yok ama fazlası var adamın titiz, zeki, ev işleri elinden geliyor, işte zaten başarılı, yakışıklı, düzen tertip seven, karizmatik üzerine de seksi, ee daha ne olsun ki! Öldürücü karın kaslarından da bahsetmemek olmaz. *gömün beni şuraya...* Vuruldum arkadaşlar, elendim ben, siz devam. 🤭

Olivia iş arayışı içerisinde, birçok yere basvuruda bulunmuş ama geri dönüşlerde sıkıntı var. Derken Times'den dönüyorlar, görüşmeye gidiyor, o sıralar Colin ile iyice yakınlaşmışlar aralarında filizlenen duygular güçleniyor. Bizimkinin yazma becerisi mükemmel bu arada, kelimelerle arası inanılmaz iyi, yazarken akıyor gidiyor ve mutlu olduğu da bir iş, yazmak onun için. Görüşmede blog da yazacağı yazının anne bebek üzerine olduğunu sohbetin ilerleyen aşamasında ağzından kaçan ufak yalanla işi garantiliyor. Çocuklarının olduğunu söylemesi anda gelişen durum, tasarladığı bir şey değildi. Zaten hali hazırda gönüllü olarak büyük abisinin yerinde duramayan çocuklarına baktığı için idmanlı ve çocukları da çok seviyor, yeteri kadar deneyime sahip olmasının verdiği rahatlıkla üstesinden gelirim diyor. Tabi ilerleyen zamanda bu ona yol su elektirik olarak geri dönecek hatta foyasının ortaya çıkma sebebini de Colin'e bağlayacak çünkü bir tek ona güveniyor o biliyor. Ama cağnimin içisinin günahını alıyor safoz, bunu da sonradan öğreniyor pişman oluyor falan filan.

Bilinmeyen numaradan aldığı müstehcen kısa mesaj sonrasında Olivia işi gırgıra alıyor, hatta sohbeti ilerleterek kafasını dağıtmak istiyor. Bay Yanlış Numara ile mesajlaşmaya başlıyor, çılgın hayatında değişiklik yapmaya çalışırken her gün ondan mesajlar gelmesini, dört gözle bekliyor. Ve bir gün mesajlaştığı kişiyle buluşuyor ama buluştuğu kişi bir paravan. Asıl kişi ise daha sonra ortaya çıkıyor.

Colin, mesajlaştığı kişinin en iyi arkadaşının sinir bozucu kız kardeşi olmasını elbette beklemiyor, Olivia olduğunu anlayınca ise işler biraz sarpa sarıyor. Gerçek hayatta bir ilişki yürütme şansları var mı yoksa dünyaları raydan çıkmadan önce mesajlaşmaya ara mķ vermeliler derseniz kitabı okumanız gerekir.

Tam anlamıyla romantik komediye doyduğum bir kitaptı Bay Yanlış Numara. ÇOK SEVDİM, BAYILDIM. Olivia'yi kendime yakın buldum, Colin ise ahhh anlatmaya luzum yok, görüyorsunuz 😍😍 Kaleme alınmış sıcacık bir hikaye, karakterlerin kimyaları mükemmel, atışmaları barışmaları birbirine akmaları çok çok güzel. Favori sahnem ise Olivia'yi banyodan çıkarken yakalayan Colin'in, tuttuğu kolu tıpkı Bay Darcy gibi bırakır bırakmaz elini esnetmesi sonrasinda ardina saklayıp odasına kaçması BAYILDIM AŞIK OLDUM BİTTİM.

Yazar Lynn Painter'dan okuduğum ilk kitap ama kesinlikle son olmayacak. Daha önce çikan kitabı da mutlaka alacağım, bundan sonra da okumaya devam edeceğim. Çok eğlendim çok iyiydi. Romantik komedi seviyorsanız, biraz muziplik biraz ateşli yakınlaşma okuyalım havamız değişsin istiyorsanız okuyun yaa vakit kaybetmeyin okuyun okutun ille de. 😍😍


Bağlı - Emily McIntire | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Hooked
Kitap Adı : Bağlı
Yazar Adı : Emily McIntire
Seri Bilgisi : Never After #1
Çevirmeni : Büşra Tekin
Sayfa Sayısı : 352
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 3,5-4/5

James sadece intikam istiyordu.
Ta ki Wendy ile tanışana dek.

Uluslararası çoksatan yazar Emily McIntire'dan Peter Pan'in yeniden canlandığı karanlık ve enfes bir romantizm kitabı.
James'in en büyük arzusu intikamdı. Ancak Wendy’yi gördüğü an daha fazlasını istemeye başladı… James'in her zaman tek bir planı vardı: Düşmanı Peter Michaels'ı mahvetmek. Peter'ın yirmi yaşındaki kızı Wendy, James'in barına geldiği an düşmanından intikam almanın yolunu bulmuştu.

Kızı baştan çıkar ve intikam için kullan.

James'in örgütünde işler dağılmaya başlayana kadar bu harika bir plandı. Fakat artık James'in içerideki haini bulması gerekiyordu. Wendy'yi oyununda bir piyondan fazlası olarak görmeye başlayınca James'in intikam planı daha karanlık ve imkânsız bir hâl aldı. Wendy’nin hayatı, varlıklı ama soğuk babasıyla hep inzivada geçmişti. Arkadaşlarıyla spontane bir şekilde dışarı çıktığı o gece, gizemli adamla yoğun ve bağımlılık yaratan bir aşk yaşamaya başladı. Wendy, onun tehlikeli olduğunu biliyor; yine de ona karşı olan arzusunu aklından atamıyordu. İlişkileri büyüyüp daha heyecanlı bir hâl alırken Wendy, James'in içinde olduğu dünyayla ilgili daha fazla şey öğrenmeye başladı. Genç kadın, James olarak tanıdığı adama mı yoksa Hook olarak bilinen canavara mı âşık olduğunu bilmiyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
Bizde çevrileceği haberini aldıktan sonra gözümü dikip merakla beklediğim bir kitaptı. Beklenti içine girmedim, beni nelerin karşılanacağına dair meram vardı ve finale doğru da tatmin oldum açıkçası. Türü ve içeriği göz önüne alırsam peşin peşin uyarısını yapmam gerekir ki yetişkin okura hitap eden karanlık romantizm mensubu bir kitap.
Bağlı, türünün hakkını veren kitaplardan biri bana göre. O gizemi o karanlığı o kargaşayı aktardı diyebilirim. Yazar, benzetme yaparak Peter Pan'dan alıntılamış ve üzerine kendi yorumunu katarak okuruna sunmuş. Bu fikri sevdim, hoşuma gitti.

James Barrie namı diğer Hook, onu sevmekten kendinizi alamayacağınız bir kötü adam. O acımasız bir katil. Tüm benliğini esir alan, hayatının kararmasında katkısı olan herkesten hesabını soracak, ona karşı işlenen suçların bedelini ödetecektir. İntikamını almak için her şeyi yapmaya hazırdır. İçinde bu arzunun yanma sebebi, Wendy'nin babası olacak şahıs; ünlü uçak şirketi sahibi Peter Michaels. Ailesinin öldürülmesinde rol alan Peter'in başlattığı o cehennemde birçok defa yanar James ve zamanla Hook'a, kötü adama dönüşür. O travmatik olayın gerçekleşmesinin ardından yıllarca kötü muameleye gösteren amcasıyla yaşamak zorunda kalır. Şunu söylemek isterim ki, patolojik açıdan kötü değilse kişi çevresel faktörler ve yaşadıkları ile deccala dönüşebilir. James'i Hook yapan da tam olarak buydu. Katili, kötü adami yaptıklarından ötürü burada aklıyor ya da hak veriyor değilim, onun yaşadıklarının çeyreğini de yaşasa insan benzeri bir durum içerisine girer.

Wendy ve Hook karşılaşması ise bir tık klişe ama klişe sever bünyem bu datayı da hoş buldu. Şehirdeki popüler bir barda yeni arkadaşlarıyla kaynaşmaya çalışırken hayal dahi edemeyeceği bir adamla tanışır. Bu yabancı herkes tarafından bilinen güçlü mafya babasının ta kendisidir. Üstelik -kahretsin- çok yakışıklıdır ve çevresini saran aura onun tehlikeli biri olduğu sinyalini ötelerden belli eder.

Wendy de iyi bir hayata sahip değil. Anne yok, baba gölge, erkek kardeşi için bir anne figürü olmaktan başka seçeneği kalmamış bir abla. Üstlendiği rolle birlikte gelen sorumlulukları da üzerine aldı tabi. Ortada bir baba olmayınca var ama serefsiz *** ilgisizin teki. Para vermekle baba olsaydı ohooo, neyse. Wendy'nin kardesine karşı sonsuz sevgisi ve korumacılığı var. Dünyadaki tüm olumsuzlulara kötülüklere karşı da son derece saf ve masum. -dırırırım masum kız klişesi, severiz severiz.-

James'i sevdim ben. Güçlü, sahiplenici ve ateşliydi. 😏 Yer yer yaptığı bariz aptalıkları olsa da *bir mafya olarak pek çok sorgulanabilir seçimleri oldu, kabul edelim.* Wendy ise bu kadar nasıl desem, kabalığı sineye çekmesi, daha da sert davranışlara boyun eğmesi hoşuma gitmedi. Düşünebilen hiç kimse Wendy'yle aynı eylemleri yapmaz, aynı kararları almazdı. Neyse ki kurgu, yoksa birilerini tokatlamam gerekirdi. 🤭

Olay örgüsü tahmin edilebilir olması benim açımdan iyiydi, sürprizler elbette oldu, özellikle finale doğru ortaya serilen birçok detay vardı ki soluksuz okudum. Kayıplar, kazanımlar, alınan intikamlar ve bu yolda bulunan aşkla kitaba noktayı koyduk. Tek tasvip etmediğim kısım ise sonradan Wendy'e aşık ettirecekken yazarın Hook'ın kıza karşı cidden çizmeyi aşan davranışları yazması oldu. Onun yerine pişman olacağı o davranışları yatırmayıp daha intikam noktasına odaklayıp Peter'in içinden daha güzel geçmesini isterdim.

İlk sayfadan itibaren sizi boğazınızdan yakalayarak ve okuyacağınız süre boyunca sizi koltuğunuzun kenarında tutacak bir kitap. Karanlık türün hayranıysanız ve bu tarzda kitaplar okumayı seviyorsanız kitabı size önerebilirim.
Sevmediğiniz bir türse şayet, seveceğiniz türde kitap okumanızı tavsiye ederim.


Summer Time Rendering | Anime Yorumu

 

Kategori : TV
Kaynak : Manga
Adı  : Summer Time Rendering / サマータイムレンダ
Yönetmen : Watanabe Ayumu
Senaryo : Seko Hiroshi
Tür : Gizem , Doğaüstü , Gerilim
Tema : Zaman yolculuğu
Yapımcı : Bandai Spirits, MAGES., Movic, Shogakukan-Shueisha Productions, Shueisha, Tokyo MX, Toy's Factory
Stüdyo : OLM
Bölüm Sayısı : 25 / 25
Bölüm Süresi : 23 Dakika
Başlama Tarihi : 15 Nisan 2022, Cuma
Bitiş Tarihi : 30 Eylül 2022, Cuma
Yaş Sınırı : R - 17+ (Şiddet & Argo)
Puanım : 5/5
Shinpei Ajiro anne babasının ölümünden sonra Kofune kardeşler, Mio ve Ushio ile birlikte yaşarken sonrasında kendi başına yaşamak için Tokyo'ya taşınır. Fakat Ushio, küçük Shiori Kobayakawa'yı kurtarmaya çalışırken boğulmasının ardından Shinpei onu son yolcuğuna uğurlamak için evine geri döner. Ancak Ushio'nun boynundaki yara izleri onun ölüm sebebini sorgulamasına neden olur. Biraz üzerinde düşününce Shinpei başka bir açıklaması olması gerektiğini düşünür. Adadaki insanların arasında tehlikeli varlıklar dolanır ve ölen Ushio'nun görüntüsü Shinpei'den son arzusu olarak Mio'yu kurtarmasını ister. Shinpei bu işte bir iş olduğuna emindir ve Ushio'nun ölümü bulmacanın sadece bir parçasıdır.
Uzun zamandır karşıma çıkan kesitlerden dolayı merakımı cezbediyordu, radarımdaydı. İzleyeyim, en fazla ne olabilir derken vuruldum bayıldım bittim ben. Sürükleyici bir anime, aynı zamanda bitmiş manga uyarlaması, bu açıdan bakımca finali tatmin eder türdeydi. Yani bir ikinci sezon olsa elbette izlenirdi devamında neler olmuş bakmak isterdim fakat mantıksal açıdan tüm soruların cevaplarının verildiği, taşların yerine oturduğu bir finale sahipti. Mangasını da okusanız *ki ben mangayı da okuyacağım* animeyi de izleseniz, sizi tatmin edecek bir hikayeye sahip.

Summer Time Rendering'i tanımla derseniz bana, kusursuz bir zaman döngüsü temeli olan doğaüstü bir gerilim serisi diyebilirim anca. Zengin içeriği ile göz dolduruyor, ooooo 🤭 Gizemi, gerilimi, macerası, aksiyonu eksiksiz bir serüvendi.

Anime de en hoşuma giden kısmı, 25 bölüm boyunca izleyiciyi soluksuz bırakması. Hüzünlü bir gençlik draması izletecek hissiyatı ile başlasa da sonradan değişiyor. Kendine çeken ilgi odağı olan geri hikayenin gerilimiydi. Tansiyon asla düşmüyor, her bir bölümde daha da tırmandı. Kalbi ağza getiren olaylar, sinir krizine sokan karakterler, ay ama yok artık dedirten şok içine sokan birçok sahne vardı. Ki bence, animenin en büyük gücü de buydu; merkez temelinde birçok katmanlara sahipti ve izleyiciyi sonuna kadar tahmin etmeye zorlamıştı.

Shinpie, çocukluk arkadaşı ve bir takım duygular beslediği Ushio'nun kaybını duyup cenazeye katılmak için adaya geri döner. Dönmesi ile birlikte garip olayların döndüğünü fark eder ve ilgisini çeken olayın peşine düşer. Fakat peşine düştüklerinin bu kadar tehlikeli olduğunu fark edemez. Defalarca kere ölümle burun buruna gelmesi onu durdurmaz, bir amacı vardır, Ushio'nun arzusunu yerine getirecektir. Kardeşi Mio'yu ne olursa olsun kurtaracak ve hayatta tutacaktır.

Shinpei yaşadığı olaylar sırasında farkında olduğu ve onu diğerlerinden bir adım öteye taşıyan özelliği, sıçrayışlarının etkisi sınırlıdır. Zamanda sonsuza kadar geriye gidemez; her sıfırladığında -öldüğünde kısaca- bir önceki andan biraz daha ileride uyanır. Her döngüde yaşadığı anıları canlı olan tek karakter o değildir.  Kötü tarafın da aynı şekilde zaman sıçramaları ve önceki döngüde yaşananları hatırlamaları vardır, ona göre kendilerini ayarlayarak Shinpei ve tayfasını yenme üzerine plan yaparlar.


Kötü olan tarafa geçersek; temelde yatan hüküm sürmek, her canlıya biat ettirmek olan kişi ve onun yörüngesindeki bulunan kuklaları var. İki tarafında birbirini alt etmesindeki zeka ve ustalık takdire şayandı. Karanlık tarafta yer alan kadim bir tanrı, kukla misali kullandığı ve her şekilde yön verdiği gölgeler beni en heyecanlandıran şeydi. Hele ki gölgeler. Kasabada öldürdüğü kişinin bir şekilde yerine geçip kendi amaçlarına doğru ilerleyişleri inanılmaz bir şeydi. Baskın olan tarafsa -final bölümünde durum tersine dönüyor elbette- düşmanlardı ve kedi fare oyunu gibi birbirlerine üstünlük kurmaya çalışıyorlardı. Neyse ki Ushio faktörü vardı da kızım her birinin içinden geçerken tüm dengeyi alt üst etti.

Hikayenin ana temeli Shinpei'nin yaşadığı buhranla fark ettiği şeyler sonrasında herkesi ilgilendiren büyük bir trajedinin meydana gelmesini önlemek için uğraşması, bunu yaparken de tekrar tekrar zamanda geriye gitmesidir. Bana göre serideki *bu türde pek izlemediğim göz önüne alırsam ve bu minvalde güzel seriler de vardır elbette* kendini, alanında farklı kılan nokta, yaşanan olaylar karşısındaki durumun her döngüde dramatik bir şekilde değişmesidir. Çok da spoiler verip keyif kaçırmak istemiyorum ama anca bu kadar kendimi sansürleyip anlatabiliyorum.
Dürüst olmak gerekirse, Summer Time Rendering bu türde izlediğim ve beni sarsan en çok beğendiğim animelerden biri. Gizem gerilim pek sevmem ama bu seri beni kendime sarstı diyebilirim. Yaş sınırına dikkat edilmesi gerekiyor. Şiddet öğesi çok baskın ve her bölümde şoka sokan sahneleri var. Öyle mide bulandıran tiksindiren sahneler değil, fakat irkilip hadi be dedirtir cinsten sahnelere sahip. Aksiyon sahneleri cok iyiydi, favorim zaten Hizuru'nun dövüş sahneleri. Tek kelimeyle mükemmeldi! Bir seride birbirine zıt iki ayrı güçlü kadının yer alması benim başımı göklere çıkardı. Ushio ve Hizuru kötülerle hep savaşsın ben de oturur izlerim o kadar keyifliydi. Görsel olarak, Summer Time Rendering izleyiciye show yaptı, ne eksik ne fazla, olması gerektiği gibi kararında.

Kayıtlara tüm zamanların en iyi animelerinden biri olarak geçer mi bilmem de, benim için 2022'nin en iyi animelerinden biri Summer Time Rendering. Tatmin eden finaliyle bağımlılık yaratacak şekilde izlenebilir olması da artı puan bence.

●●KARAKTERLER●●


••NASIL BAŞLADI, NASIL BİTTİ••
○○MUTLU SON○○

■■ FRAGMAN ■■



Ev Arkadaşı - Rosie Danan | Kitap Yorumu


Özgün Adı : The Roommate
Kitap Adı : Ev Arkadaşı
Yazar Adı : Rosie Danan
Seri Bilgisi : The Shameless Series #1
Çevirmeni : Doğa Şarlayan
Sayfa Sayısı : 352
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 3-3,5/5
Kendi bulaşığını yıka.
Banyoya girmeden önce kapıya üç kere vur.
Ev arkadaşını internette araştırma.

Wheaton’lar, Doğu Yakası sosyetesinde dürtülerini kontrol edememeleriyle bilinirlerdi. Fakat kızları Clara, onlardan tamamen farklıydı. Clara tam bir sosyetikti; aşırı başarılı, görgülü ve tahmin edilebilirdi. Gelgelelim her Wheaton’ın olduğu gibi onun da zayıf bir noktası vardı. Çocukluk aşkı onu ülkenin öteki ucuna taşınması için davet ettiğinde, bu teklif Clara’nın karşı koyamayacağı kadar iyi ama bir o kadar da gerçek dışıydı. Son anda yapılan ufak çaplı ve Clara’nın tamamen bihaber olduğu plan değişikliğiyle, sosyetik güzelimiz kendini bir anda hiç tanımadığı biriyle ev arkadaşı olmuşken buldu. Bu kişi, çevresinde rahat olabileceğiniz kadar anlayışlı ve göz acıtacak kadar yakışıklı olan Josh Darling’di.

Bir yaz boyunca sadece ev arkadaşı olarak kalabilmeleri, Clara’nın Josh Darling’i internette aratmasıyla sarsıldı. Josh’ın ününü öğrenen Clara, onunla birlikte yaşamanın ailesi için büyük bir skandal olabileceğinin farkındaydı. Darling’in profesyonel becerileri, kadınların hor görülen isteklerinin mücadelesini kendi ellerine alması için Clara’ya ilham verdi. Birçok konuda farklı görüşleri olmasına rağmen ikisi de kadınların sekste daha iyisini hak ettikleri konusunda hemfikirlerdi. Yapmaya karar verdikleri şey, ikisinin de hayatını değiştirecek ve eğer şanslılarsa başkalarının da şanslı olmasına yardımcı olacaktı. 
(Tanıtım Bülteninden)
Sevebileceğimi düşündüğüm eğlendiğim bir kitap umuyordum ki buldum da. Akılda kalan ve beni kahkahalara boğan birçok sahneye sahipti Ev Arkadaşım. Alışılmışın epey dışında bir kurgusu var, hikayede farklı bir iş kolundan bahsediliyor. Bundan dolayı önyargı yapıldığını düşünüyorum kitaba. Hatta yediği linci de hak etmediğini de düşünüyorum.

Rosie Danan'ın ilk romanıymış Ev Arkadaşım. Tabi böyle olduğunda okurken hissedilen kurgudaki eksiklikler de vardı. Genel olarak bir şeye odaklanılınca anlattığın çoğunlukla odaklanan kısım oluyor, daha geri plana kalmış ya da yüzeysel değinilmiş kısım da odaklanılmayan yer oluyor. Bu kitabı okurken ben aşkı hissedemedim pek, sanırım yazarın istemeden de olsa geriye ittiği kısım aşktı. 

İki birbirine zıt hayatlar yaşayan karakteri mecburi bir durumla aynı evde kalmalarını sağlarsanız ne olur diye soru sorulsa, Ev Arkadaşı kitabını işaret eder, evet tam olarak bu olur derdim ben. Farklı sosyal sınıflardan ve yaşam tarzlarından geliyor Clara ve Josh, kısa süreli de olsa zorunluluk hâlinden kaynaklı ev arkadaşlığı yaşıyorlar. Sonrası ise tam olarak kaos, duyguların isteklerin kararların kaosu ikiliyi de bam telinden yakalıyor birbirine yapıştırıyor.

Clara, çocukluğundaki en iyi arkadaşı karşı romantik duygular besliyor, fakat Everett'in olan bitenden haberi yok. Kendine yeni bir düzen kurması konusunda cesaret vermesi ise tamamen yakın arkadaş olmasından kaynaklı. Eee bizim kız da aldığı cesaretle kendini Los Angeles'te buluyor. İlk önceliği duygularını itiraf etmek belki de birbirlerkne çekim oluşursa diye hayaller kuruyor, sonra Everett'in evinde kalacak yakınlaşacaklar iş güç derken çocukluk aşkı sonsuz olacak düşüncesinde. De bir pürüz var, o da elamanın turnesi olması. Hem de Clara'nın tam taşınacağı gün bunu söylüyor, eve taşınıp yerleşmesini yeni ev arkadaşı ile iyi geçinmesini söyleyip gidiyor. Hayaller ve hayatlar durumunu iliklerkne kadar yaşayan kızımız tam anlamıyla kurduğu hayaller tepesine yıkılıyor. Derken ev arkadaşının kim olduğuna dair gerçekliği öğrenince hayatının da şokunu yaşıyor.

İnternette yetişkinler için yapılmış eee filmlerdeki şöhreti ile bilinen Josh Darling, Clara'nın ev arkadaşı. Ciddi, terbiyeli, kendi halinde ailesinin çizdiği sınırları ihlal etmemiş kızımız Clara'nın duygularını karmaşık. Sebebi ise yakışıklı, flörtöz, edepsiz, merhametli, anlayışlı ve son derece seksi adamımız Josh. Aralarında her an tutuşacak kıvılcımlar saçan enerji yüklü ikilinin başta arkadaş olmaları, daha sonrasında kıvılcımın alev almasıyla pek bir yakın mesafeye evrilen ilişkileri, iletişimleri güzeldi. Arkadaşlık ilişkisini kızımızın aklına gelen fikir ile iş ilişkisine dönmesiyle olaylar hız kazanır. Clara fikri denemeye değer olduğunu düşünüp Josh'ın da ona güvenmesiyle harekete geçerken, aralarında hali hazırda romantik bir ilişki yoktu. Birbirlerinden etkileyorlardı birbirlerine karşı arzu duydukları da oluyordu ama aşk henüz görünürde yoktu. Bundan dolayı da Josh'in aklını kurcalayan *aslında bu düşünceye sebep veren de Naomi'dir* bir takım düşünceler var. İş ortaklığını bozacak sarsacak durumların olması onu tedirgin etti. Josh'un eski kız arkadaşı ve iş arkadaşı Naomi de bu yeni projenin önemli bir parçası olur. Hazırlıklar başlar ve kitabın heyecanı da tansiyonu da hiç düşmez. Karakterlerin gelişimleri, olaylar karşısındaki duygu durumları verdikleri tepkiler beni çok eğlendirdi.

Clara Wheaton; kabuğunu yırtan minik tırtıldan görkemli bir kelebeğe dönüyor. Kendi kuralları olan, çizgileri aşılmaz bir ailenin parçası, New York sosyetesinin de önemli yerinde varlık belirten Clara kendi yolunu çizmesi bunu istemesi yolunu ve yönünü kendi duygularıyla belirlemesi çok iyiydi. Düzen takıntısı pvc kaplama listeleri devam etse de kızımız kendini buldu. Hayatı boyunca etrafında olan insanları mutlu etmeye çalışan Clara'nın, korkusuzca kendi bakış açısını söylemesi, kendi isteklerini fark ederek ihtiyaçlarını kabul etmesi, bir işle ilgilenebilecek kadar kendine güvenen genç bir kadına dönüşmesi çok çok çok güzeldi.

Josh Conners, nami değer Josh Darling; elemanımız hayatı boyunca zora geldiği her anda en kolay yolu seçerek kendini kurtaran bir karakter. Bağlanmaktan ve bağlılıktan korkan, içinde en ufak hırs olmayan merhametli, son derece yakışıklı ve internette de popüler olmasını sağlayacak fizikiyle çok çok seksi bir adam. Clara ile tanışmadan önce ve tanıştıktan sonra kısımları ise epey eğlenceliydi. İçinde bir şeyler filizlenirken kendini sorguladı, yetebilir miyim düşüncesi benliğine yerleşti. Çünkü Clara, onun daha iyi biri olma isteği uyandırdı. Alaycı oluşuna bayıldım, Josh'ın yaptığı her şakaya kahkahalarla güldüm. Kelime oyunları, mimikleri, beklentileri, ondan beklenenlere verdiği tepkileri beni Josh'a karşı yakın hissettirdi. 

Clara ve Josh ikilisini birlikte de çok sevdim. Aslında daha çok Josh ağır basıyor bu sevgide. Sebebi de, hayatında gerçek bir fark yaratan küçük değişiklikler yapması inanılmaz hoştu. Clara'nın ise sürekli böylesi bir adam için yeteri kadar seksi olduğunu sorgularken ve deneyimli olmamasındaki korkusunda Josh'un ona karşı hep korumacı olması, hep düşünceli davranması çok güzeldi.

İlişkilerinde hissedilit katmanları, aşmaları gereken aşamalar vardı. Sosyal statü ve yetiştirilme tarzındaki fark gözle görülürdü ve bu birçok soruna da neden oldu. Üstelik ilişkilerinin sabote eden bir başkası değildi, kendilerine olan güvensizlikleri sebepti. Zaten kitapta yavaş ilerleyen bir tempo vardı ve daha yedirilerek anlatılmış olsaydı, aşk daha yoğun olsaydı ben daha çok severdim.

Önemli bir noktayı unutmadan ekleyeyim, tüm bu süre boyunca görünürde somut olarak bulunmasa da ismen olan varlığı ile engel Everett vardı. Clara'nin yoğun duygular beslediği arkadaşı. Josh başlarda takmıyor görünse de gittikçe kıskanıyordu, bunu da ifade ediyordu hatta kızdığı yerlerde duygularını belli etmeai beni heyecanlandırdı. Everett tam bir boş küme ve ne kaçırdığı hakkında bir fikri yok. Ki iyi de yok, Josh bebeğim mutlu oldu bu sayede.

Kitabımızın önemli ve dile getirilmesi gereken bir diğer katakrer, Naomi Grant; kara kutu gibi bir kadın. Çok güzel, çok zeki bir kadın. Açıkçası kötü bir karakter olmasından korktum fakat olmadı tam tersiydi. Ve Naomi'nin gizlediği kendiyle alakalı olan bilgileri daha cok heyecanlandırdı beni. Onun kitabını merak ediyorum. Duyguları düşünceleri davranışları tavırları çok ilgimi çekti. Umarım kitabını çok erken bir zamanda okuma şansına sahip olurum.

Sonuç olarak, eğlencesi eksik olmayan yetişkin bir romantik komedi bir kitaptı. Karakterleri beğendim, Josh'i sevdim, olay örgüsünü komedi kısmı beni eğlendirdi. Eklemem gereken bir yer var, söylemesem olmaz. Yazarın sektör hakkında kaleme aldığı gerçeği yansıtan yerleri birileri yaşıyor. Her iş dalında, her meslek grubunda ya da çalışma hayatında olan mobbing istismar baskı zorbalama bu sektör için de söz konusu. Tamam karakterlerimiz bir şekilde kendi hayatlarını bu şekilde ilerletmek istedikleri için yaşıyorlar fakat bu durum istismar edildikleri gerçeğini değiştirmiyor. Üzerlerinden milyonları cukkalarken, kayda aldıkları insanlara çok çok az miktarda ödeme yaparken bağlayıcı sömürüye açık sözleşmeler imzalatıyorlar. Kitapta bu kısmı da okuyoruz ve belki de merak edip hiç araştırmayacağımız bir meslekte -her ne kadar görmezden de gelsek, bu yaşanıyor- yaşananları okura aktarıyor. Keyif aldım mı, aldım. Güldüm mü, güldüm. Okudum mu, okudum. Türü seven ve bu tarz konulardan rahatsız olmayacaksanız okuyun derim. Ama yok benlik değil derseniz, keyif alacağınız kitaplara yönelin.

Çamurda Açan Nilüferler - Heather B. Moore | Kitap Yorumu


Özgün Adı : The Paper Daughters of Chinatown
Kitap Adı : Çamurda Açan Nilüferler
Yazar Adı : Heather B. Moore
Seri Bilgisi : ☆
Çevirmeni : Oğuz Barış 
Sayfa Sayısı : 392
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Baskı Yılı : 2022
Kitaba Puanım : 5/5
Ne kadar harap olmuş olursa olsun, her ruh kurtarılmaya değerdir…
 
1800’lü yılların sonunda Çin’i kasıp kavuran iç ve dış savaşların getirdiği yıkımdan nasibini fazlasıyla alan gencecik Mei Lien, önce babasını sonra da çocukluğundan beri günün birinde evlenme hayalleri kurduğu nişanlısını kaybetmiştir. Zavallı, yaşlı annesiyle yapayalnız kalınca hayata tutunabilmek, özellikle de bu dünyadaki tek varlığı olan annesini hayatta tutabilmek için bir çöpçatanla anlaşma yapmayı kabul eder. Böylece ödenecek parayla hem annesini kurtarabilecek hem de Altın Dağı ismini verdikleri o uzak ama bereketli topraklarda zengin bir adamla düzgün bir evlilik yapabilecektir. Ancak annesinden yadigâr gelinliği ve el değmemiş hayalleriyle çıktığı bu yolculuk, onu gerçekleşen bir rüya yerine en kötü kâbuslarından birine götürür ve sonunda kendini bir eş değil bir köle olarak bulur. Çin Mahallesi’ndeki en karanlık yerlerden birinde açlığa, susuzluğa ve birbirinden beter işkencelere katlanırken, umut ışığının hemen yanı başında olduğundan habersizdir.
 
İyi bir ailenin kızlarından biri olan Donaldina Cameron ise nişanının bozulmasının ardından, kafasını toparlayabilmek için öğretmenlik yapmak üzere San Francisco’daki bir kız yurduna gider. Planı kızlara bir süre dikiş nakış öğretip evine geri dönmektir fakat çok geçmeden yurdun hiç de sandığı gibi bir yer olmadığını fark eder. Yurtta kalan tüm kızların Donaldina’nın hayal edebileceğinden çok daha acı dolu hikâyeleri vardır, dahası onları bu kötü kadere sürükleyen karanlık hâlâ şehrin sokaklarında kol gezmekte ve onlar gibi yüzlerce genç kızı daha tehlikeye atmaktadır. Peki, henüz kendisi de gencecik bir kadın olan Donaldina, kalpten bağlandığı bu kızları kurtarabilmek için gelecek güzel günlerini, hatta belki de tüm hayatını feda etmeye gerçekten hazır mıdır?
 
Tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış gerçek hayat hikâyelerinden esinlenilerek kaleme alınan Çamurda Açan Nilüferler, umudun ve sevginin en derin yaraları bile sarabileceğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Bu hayatta kadın olmak öyle çetin öyle dikenli yollardan geçmeli zorluklarla doludur ki, her durumda haksız çıkarılıp çeşitli istismarlarda bulunuluyor. Hangi dönem olursa olsun ya da hangi ülke kadınsa bir de güçsüz görülürse her türlü zorbalığı reva görüyorlar. Bu gerçeği tüm çıplaklığıyla birlikte Heather B. Moore, Çamurda Açan Nilüferler kitabında gözler önüne seriyor. Biz okurlar da tüm duyguları dibine kadar yaşayarak hissederek satır satır okuyoruz.

Son sayfayı çevirip de kapağı kapattığımda boğazıma yerleşen düğümle veda ettim kitaba. Okuduğum satırlardan sızan o duygular gözlerimi doldurup kimi zaman da nefessiz kalmama sebep oldu. Dedim ki kendi kendime, neden bunları yaşatıyorlar ve neden insan olaral huzurla güvenle mutlulukla huzurla bir hayat sürmüyor da çeşitli acılarla yoğruluyoruz. Bu çok canıma dokunuyor.

Çamurda Açan Nilüferler bizleri 1800'lü yıllara götürüyor, bu sefer şaşalı balolar ufak dram ardından kavuşulan sonsuz aşklar yok. Daha çok gerçeği yansıtan olaylar, yüreğe dokunan dramlar, ağlatacak hikayelere ev sahipliği yapıyor. O yılların acımasız yüzünü gösteriyor kısaca. Mesela Çinli kızların ve genç kadınların fuhuştan, kölelikten ve tacize uğramasından bahsediyor içimizi deşerek. Oysa ki hayaller bambaşka oluyor, tek isteği o çok sevdiği nişanlısı ile evlenmekken neler neler yaşıyor da görüyor. İnsan bu, çiğ süt emmiş temelinde bir yerlerde vardır bir kötülük diye bir cümle vardır ya halk arasında kulaktan kulağa ulaşan. Kötü insan kötüdür işte, iyiler ise aralarda yitip gidiyor yok ediliyor...

Kitabın başlarında geçen bir cümle var, onu da eklemek isterim. "Çin'den buraya Amerika'da iyi bir evlilik yapacaklarına dair vaatlerle getirmişler. Ancak bu vaatler birer yalandan ibaret. Genç kızlar ya evlere köle olarak satılmış ya da fuhuşa zorlanmışlar." Bu o kadar korkunç o kadar can yakan bir kabus ki, insanların bunları zamanında yaşamış olması ve dünyada hâlâ bir yerlerde benzeri durumların yaşanıyor olması kan donduruyor.

Donaldina (Dolly), çalışmaya başladığı kız yurdunda karşılaştığı durumlarda aynı reaksiyonu veriyor; boğazı düğümleniyor, yutkunamıyor, üzülüyor, korkuyor tıpkı kitabi okuyan biz okurlar gibi davranıyor, içi eziliyor. Gördükleri *çocukların yüzüne yansıyan korkuları, konuşmaka güçlük çekip kaçması vs*, duydukları onu fena halde etkiliyor. Oysa tek isteği dikiş nakış öğretmekti aslında fakat başka şeylere şahit oluyor. Çok da fazla şu oldu bu oldu diye detaylandırmak istemiyorum, çünkü okuyarak, yo hayır okurken yaşayarak kendinizin tecrübe etmesi gereken satırlara sahip kitap. Mutlaka o şansı vermelisiniz.

Özetle çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Öyle ki hikayeye girmesi ilk satırdan itibaren kolay oldu. Hele de karakterleri tanıdıkça bahsedilen kadınların hayatlarını okudukça kapıldım gittim. Bu kitap içinde barındırdığı pek çok duyguyu açığa çıkarıyor, okuruna sunuyor. 

Donaldina Cameron'a hayran kaldım, hayran olunası bir kadındı.  İstismara uğramış yardıma ihtiyacı olan bu kızlara ve kadınların hayatına dokunduğu, sadece bir eğitim vermekle kalmayarak  yaşam becerileri öğrettiği, yeniden güvenmelerini sağladığı, düştüklerinde tutunabilecekleri dal olduğu, kimsesizken onları yalnız bırakmadığı için hayranım ona. Hayatını adayarak onları koruyup kolladığı için minnettarım.  İnanılmaz bir hikaye kaleme almış Heather B. Moore, ille de okuyunuz, ille de tüm duyguları yaşayınız.