Ay Işığım - Özlem Binel | Kitap Yorumu


Kitap Adı : Ay Işığım
Yazar Adı : Özlem Binel
Seri Bilgisi : Sir Bende #2
Sayfa Sayısı : 368
Yayınevi : İnkılap Kitapevi
Baskı Yılı : 2020
Kitaba Puanım : 4/5
“Bu dünyaya sıkıştırıldık biz. Ya öncesinde daha mutluysak? Ölünce nereye gidecek bu ruh dediğimiz. Böcekler kemirirken o bakmalara doyulmayan yüzünü, ne hissedeceksin Eşref? Hiçbir şey ha, nereden biliyorsun? Ya burası başka türlü bir yerse? Hiç düşünmediğimiz ve düşünmek bile istemeyeceğimiz bir yerse. Doğumla ölüm arasına sıkıştırılmış kendi cehennemini yaşayan zavallılarsak. Acı için, ıstırap için gönderildiysek buraya? Altmış-yetmiş senelik bir ömür için çok değil mi bu kadar eziyet. Ve yaşlılık ne çabuk gelip ne uzun sürüyor da, gençlik ne kısa. Böyle olmaz Eşref. Peki, ben bir daha gelecek miyim bu dünyaya? Ona da yok dersiniz siz değil mi?”

Özlem Binel, saflığın gölgesinde aşkı ve tutkuyu anlatırken Kurtuluş Savaşı mücadelesini de romanının arka planına koyuyor. Binel, Ay Işığım romanıyla aşkın ve mücadelenin büyüttüğü hayatlara dokunuyor.

(Tanıtım Bülteninden)
Okuduğum satırların beni içine çekmesine bayılıyorum. Ay Işığım kitabı da gerek konusu gerek anlatımı gerek satırları beni içine çekerek hayran kalmamı sağladı.

Büyük cendere içinde Eşref. Memleketin hali bir başka bir de yüreğindeki diğer yangın başka. Bir yandan Feride için olan aşkı, beri yandan sorumlulukları, kurtuluş savaşı... İçlerinde kendilerine sakladıkları aşkı dillendirip yüksek sesle konuşmuyor Feride ve Eşref. Feride'nin ikilemi de derin. Kendi duyguları kendi hayatı yok mu ben önemsiz miyim düşüncesi içinde. Osmanlının son demleri, milli mücadele ve Kuva-i Milliye hareketlerinin güçlendiği günlerdeyiz. Mustafa Kemal ile kurtuluş için büyük çaba sarf ediyor. Eşref'in ise vatan savunmasında önemli bir görevi var, Mustafa Kemal'in telgrafçısı kendisi.

Dahasını anlatmam, anlatamam zira kelimelerimin hissettiğim duyguları ifade etmeye yeter mi bilmem. Bir öneri bendeki, seriyi edinip okumanız gerekli.

İstanbul'u, Bursa'yı, o tarihi dokuyu yazarımızın anlatımıyla o dönemlere gidip her bir satırda yaşıyorsunuz, sadece okumuyorsunuz. Gizem durmuyor sırlar sorular çözüme evriliyor aşkı hissederek okuyorsunuz. Kitapta, yoo hayır. Seride her şeyi buluyorsunuz, çıktığınız bu serüvende tarihe mistik şekilde şahit olurken, hem ilahi hem de beşeri aşkı içinize ilmek ilmek işleniyor. Güzel bir dönem romanı serisi, Sır Bende - Ay Işığım kitapları.

Tavsiye benden, okuması sizden. 💋


Sır Bende - Özlem Binel | Kitap Yorumu


Kitap Adı : Sır Bende
Yazar Adı : Özlem Binel
Seri Bilgisi : Sir Bende #1
Sayfa Sayısı : 296
Yayınevi : İnkılap Kitapevi
Baskı Yılı : 2018
Kitaba Puanım : 4/5
Masal ülkeleri düşleyenlere, gerçek aşkın varlığına inananlara,
“Sır” denince lal olup ömürlük bilenlere,
Yaraların güçlendirdiği kadınlara, yara açmayan adamlara,
Emanetim size, demek için yazıldı.

Büyüden korkmayanlara, büyülendikçe büyüyenlere,
Rüya ile gerçeği, hayal ile hayatı bir arada yaşayanlara,
Aşktan yananlara, aşka küsenlere, ömrü hiç gibi geçenlere,
Deva olsun, derman olsun, diye yazıldı.

Aşk olsun; okuyana
büyüsü bulaşsın,
esrarını kendinde bulsun, demek için yazıldı.

(Tanıtım Bülteninden)
Bu kitaba başlarken beğeneceğimden emindim fakat beni bu kadar etkileyeceğini tahmin edemedim. An an hafızaya kazınan, hatırlayıp da boğazda düğüm bırakacak birçok sahne oldu. 

Kafkasya'dan göç ediyor Feride'nin ailesi, kimine hiçlik olurken yolun sonu, anne ve teyzesiyle birlikte sağ kalmayı başararak İstanbul'a ulaşıyorlar. Annesinin hastalığı akabinde gelişen vedasıyla koca şehirde bir başlarına kalıyor teyze yeğen. Yaşı küçük tabi bizim kızın lakin şartlar, yaşayış, kader adına ne konursa belki de mecburiyet, teyzesi Feride'yi Şeyh Nafiz Bey'e nikahlıyor. Her ne kadar olmazlara sarılsa da Feride nikâhla yolu Bursa'ya varıyor...

Bir de Eşref var. Baba mesleği zaat öğrenmeye çalışan İstanbul’da yaşayan delikanlıdır. Günün birinde bir yüzük avuçlarına koyulur gözleri gök olan bir kadın tarafından ve tembihlenir sahibini bulması konusunda. Bizim Eşref yüzüğü sahibina ulaştırmak için yıllarca göğsünde taşır sonunda da varması gereken durağa ulaşır. Geçmişi bugüne bağlayan sırlar vardır ve hissedilir olan eksikler bir şekilde tamamlanır. 

Gelenekseliğin modernliğe evrilmesi hikayesinin sırlarla kaplı büyülü yolculuğu diyebilirim bu kitap için. İmparatorluktan Cumhuriyete geçişimizi, toplumsal değerlerimizin bugünle birleşmesini yazarımız nahif ve sihir dolu bir kurguyla bizlere anlatırken aşkı da nakış nakış işlemiş kelimelere yüreklere.

Okumanız Şart Olan Manhwalar


Bugün sizlere severek okuduğum tamamlanmış serilerden bahsedeceğim. Armoni Scans ekibinin - eski isimleri Asura idi - çevirip sitelerinde yayınladığı bu üç güzel seriyi sizlere tavsiye ederim.

*Serilerin uzun yorumlarını da sizlerle elbette paylaşacağım.*

• What's Wrong with You, Duke?

Rowan ve Erin'in sıradışı komik romantik hikayesine ortak olmalısınız. Kontun gayri meşru çocuğu olan Erin'i geride bırakıp kaçan ailesi gelen baskından sağ kurtulmayı başarır. Bir avuç hizmetçiyle yalnız kalan Erin'i bekleyen tek şey ölümdür. Fakat eceli olan adam, Dük Rowan Peruka ile karşı karşıya gelip gözgöze kaldıklarında ummadığı bir şey olur. Büyülü bir şekilde aşık olan Rowan, Erin'i evliliğe sürükler.


• I Have No Health

Ninaina Seya anne karnından itibaren var oluşuyla birlikte talihsiz bir kadere mahkumdu. Annesinin ailesinin darbe girişimi ile cezalandırılması, doğumda annesini kaybetmesi ve babasının mecburi olarak obu gözlerden uzakta saklaması yanı sıra hasta oluşu sağlıksız bedeni onu ölümün kucağına sürükledi. Talihsiz bir hayat sürdü fakat bir gün gözünü açtığında ve yatağından doğrulurken hizmetlileri dikkat etmesini söyledi. Aslında Ninaina değildi, reenkarne olan başka biriydi. Okuduğu kitapta kendini bulan esas kızımız yaşamak ve konumunu sağlama almak için çetin bir savaşa girdi eh muttefiki ise fazlaca sevimliydi.


• Marriage of Convenience

Bianca de Arno, yaşadığı savurgan ve bencil hayatı sonunda kötü anılıyordu. Öldükten sonra ona bir şans daha gerildi bu sefer yaptığı hataları tekrarlamaması gerekiyordu. İkinci şansını değerlendirirken kocasına aşık oldu, dostlar edindi, ilişkilerini iyileştirdi ve sevmeyi sevilmeyi öğrendi. Neler yaşadı derseniz Zachary ile Bianca'nın aşkına şahit olmalısınız.

Bir Kavanoz Aşk - Kate Canterbary | Kitap Yorumu


Özgün Adı : In a Jam
Kitap Adı : Bir Kavanoz Aşk
Yazar Adı : Kate Canterbary
Seri Bilgisi : *
Çevirmeni : Melike Çetiner
Sayfa Sayısı : 496
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Shay Zucconi’nin üvey büyükannesi öldüğünde, Shay’e bir lale çiftliği bırakmıştı ancak iki şartı vardı. Birincisi, Shay’in küçük bir kasaba olan Friendship, Rhode Island’daki evine taşınması. İkincisi –ve nişanlısı düğünü iptal ettiği için en büyük sorun olan– Shay’in bir yıl içinde evlenmesi. Shay’in dünyada en son istediği şey evlilikti; fakat emin olduğu tek bir gerçek vardı ki o da evi kurtarmak için her şeyi yapmaya hazır olduğuydu.

Noah Barden, lisedeyken Shay Zucconi’den hoşlanıyor olmasına rağmen bunu ona hiç söylememişti. Okulun en güzel ve en popüler kızına çıkma teklif edemeyecek kadar utangaçtı. Uzun yıllar sonra, Noah aile işini yürüten, yeğenine babalık yapan bekar bir adam hâline geldi. Gençlik aşkıysa aklının ucundan bile geçmiyordu. Ta ki Shay eve geri dönene kadar.
(Tanıtım Bülteninden)
Hiç unutamadığınız aşkınız oldu mu? Noah Barden'in oldu, lise zamanında gönlünü yakın arkadaşına kaptırdı, daha sonrasında hayat yollarını hiçbir şekilde birbirine bağlamadı. Taa ki Shay'in kasabaya geri dönmeye karar verene kadar. Onda da bir dolu aksiyon yaşadı ve yaşamaya beraber devam ettiler.

Kelimeleri bir araya dizip anlatmak istediğim çoklarca şey var bu kitaba dair. Her bir karakteri her bir olayı yazarın anlatımını öyle sevdim ki, hayalimde canlanan Noah kim olur arayışına girerek birçok fotoğraf da incelerken buldum kendimi. Utangaç ama bir o kadar utanmaz, çok seven ama bir o kadar kapı duvar olan bir adam okumayı bekliyor muydum derseniz, kitaba dair gelen yorumlardan haberdardim ama okuması farklı oldu.

Noah ve Shay çok tatlılardı keza kitapta bir de ufaklık vardı ki acayip sevimliydi, hergele. Zeki kunduz duygularını sakladığını sanan dayısına aslında öyle olmadığını söylediği kısımlarda daha da sevdim kendisini.

Shay'in düğün günü terk edilesinin ardından aldığı bir telefonla aklında hiç olmayan şeylerin peşine düşer. Üvey büyükannesinden kalan mirası başta kabul edemeyeceğini düşünür fakat sonrasında uzaklaşmasının iyi geleceğine karar verir. Çiftliğin ona ait olması için de minik bir şart vardır. Shay evlenmek ve bir süre çiftlikte yaşamak zorundadır aksi takdirde çiftliğe veda etmesi gerekir. Derken karşısına yeğeniyle birlikte Noah çıkar. Adam sessiz bir duvar gibidir zaman zaman ama bazı yerlerde de sıvı ateş olmayı da bilir. Bir dönem yaşadığı kasaba artık hatırladığından  daha farklıdır. Başta en büyük fark lisede arkadaşı olan Noah, büyük ölçüde değişmiştir.


Shay, ona karşı huysuz ve soğukkanlı davranan bu adamla neler yapacaktır?
Noah aştığını düşündüğü lise aşkıyla tekrar yan yana geldiğinde neler yaşayacaktır?
Merakınızı cezbettiyse yapmanız gereken şey kitabı edinip okumanız gerektiği.

Noah'ın sevgisi, Gennie'nin sevimliliği, Shay'in Boston'daki arkadaş grubunun da bizim eleman için söyledikleri *ekmekci babacık favori lakap olacak bende* ve Shay'ın o kendini bulması, kabul etmesi ve sevgiye sarılması her detayı çok güzeldi. Daha fazla söz etmemeliyim yoksa kitapta spoiler verebilirim. 🤭

Kitabın güldüğüm kısımları da vardı ve ben o kısımlarda çok eğlendim. Ama kalbimi kaptırdığım duygusal sahneleriydi. Heyecanı dinmeyen tatlılıktan komaya sokacak bir kasaba kurgusu yazmış yazar ve ben bayıldım. Emeği geçen herkesin emeklerkne sağlık, kapaktan çeviriye düzeltiye büyük emek var 🖤


Lanetli - Emily McIntire | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Wretched
Kitap Adı : Lanetli
Yazar Adı : Emily McIntire
Seri Bilgisi : Never After #3
Çevirmeni : Büşra Tekin
Sayfa Sayısı : 368
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2023
Kitaba Puanım : 5/5
Evelina Westerly, her zaman kötü karakter olmuştu. Ailesinin uyuşturucu imparatorluğunun ardındaki dâhi ve botanikçi olarak babasının acımasız gizli silahıydı. Günleri serasını mükemmelleştirmek ve yoluna çıkanların kafasına silah dayamakla geçtiğinden Evelina’nın başka hiçbir şey için vakti yoktu. Özellikle aşk için. Gece kulübündeki büyüleyici adam, yeni Westerly yağcısı olarak karşısına çıkana kadar… hem de tamamen farklı bir isimle. Ancak Nicholas Woodsworth’ün gerçek sırrı takma bir isimden çok daha tehlikeliydi. Nick, gizli görevdeki bir narkotik ajanıydı. Westerly imparatorluğunun en küçük kızının, kulüpteki geceden beri hakkında hayaller kurduğu kadın olduğunu fark ettiğinde hissettiği çekim, nefretle şiddetli bir savaşa girdi. Evelina, Nicholas’ın karşı olduğu her şeyin vücut bulmuş hâliydi. Buna rağmen birbirlerinin kalplerindeki karanlığı öğrendikçe daha çok benzediklerini fark ediyorlardı. Nefret daha fazlasına dönüştüğünde Nicholas, lanetli bir kadını sevip sevmeyeceğine karar verecekti.
(Tanıtım Bülteninden)
Emily McIntire şimdiye kadar okuyabileceğim en iyi kadın kötü karakteri yazmış! Eveline tüm zamanların en korkunç, en psikopat en dengesiz karakterlerden biri ve ona hayran kalmamak mümkün değil!

Bu seride en sevdiğim özellik karakterlerin ortasının olmaması. Ya siyah ya da beyaz, Evaline siyah bir karakterken Nicholas da beyaz bir karakterdi. Tabi birbirlerine karışıp tamamen birbirleriyle bulanmişken ikisinden birinin rengi daha da karmaşık bir hâle büründü.

Evaline son derece zeki, esprili ve gerçekten çekici bir kadın, ajanımızın başını da bir barda tesadüf eseri karşılaşmaları ile döndürüyor. Birbirlerinin isimlerini bilmeden birbirlerine akıyor karışıyor ve bulaşıyor... 😏 Daha sonrasında yolları kesişeceği ana kadar birbirlerinden ayrılıyor fakat ne Nicholas unutuyor birlikte olduğu kadını ne de Evaline unutuyor kokusuna bulandığı adamı. Karşılaştıkları zaman ise bunda bir bit yeniği olur diye içine kuşku düşüyor kızımızın hatta elemanı kenara çekip benden ve ailemden uzak dur tehditlerinde bulunuyor ama bizimki uzak durur mu? Aslaaaa...

Evaline'nin yumuşak karnı Nessa, vefat eden eden ablası, onun kurduğu düzeni ileriye taşımak için elinden geleni yapıyor. Sorunlu bir çocukluk sevgisiz evebeynler ile böyle sorun yumağına dönüşmesi kaçınılmazdı. Ki yalnızca kederli bir kalbe de sahip değil Evaline, içine çekildiği onu yakıp yavuran karanlığın sebebi ise intikam arzusu...

Gizli ajan Nicholas ise suç imparatorluğuna sızıp bilgi toplayarak carterin kimliğinin peşine düşüyor. İçlerine girmesi kendine inandırması dahasi her adımında gölgelerde gezen Evaline'nin gözlerinin üzerinde olması işini hiç kolay hâle getirmez. Üstüne kadınla arasındaki cehennem sıcağını aratmayan ateşli çekim ise aklını bulandırmaya da yetiyor. Şahit olduğu her görüntü, kendi benliği ile girdiği her çatışma ve değerleri ile kalbinin sınanması onun da sınavıdır.

Evaline'nin kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur fakat Nicholas'ın kaybedeceği şeyler çoktur. Peki yaptıkları seçimler onları nereye getirir?
Merak ediyor ve ilginizi çekiyorsa kitaba başlamak için başka sebebe ihtiyacınız yok.


Bu türün hakkını vererek yazan bir yazar, Emily Mcintire. Kurgu dünyasına ortaya çıkardığı kusurlu karakterlere bayılıyorum. Her birinin yaptığı eylemin dayandığı nokta var. Doğru ya da yanlış eylem tartışmaya acıktır fakat mantığa oturan bir konuma sahip. Karakterlerin kusurlu kusursuz olmalarıni seviyorum ve yazardan okuduğum kitaplarda bunlara denk gelmek benim kitabı keyifle okumama sebep oluyor.

Kitapta masumane bir aşk beklentisine girmeyin, ki öyle beklentiniz varsa tercihiniz yanlış olur tadınız kaçar. Karanlık türünün sağlam bir örneği olan bir kitap, yazarın başta yaptığı uyarı gibi bu bir peri masalı değil. Yetişkin unsurların bulunduğunu da ekleyerek türü seviyorsanız okumanız gerekir diyorum.
Ayrı bir parantez ile de şunları söylemek isterim;  kitapta emeği geçen herkese, dışından içine kapağından çevirisine düzenlemesinden son okumasına kadar her birinizin emeklerine sağlık. 🥰 yazardan daha fazla kitapla bizi buluşturmaya devam edin. 🤤


Ağustos'ta Neler Yaptım?


Bir "Ayın Özeti" yazısından daha merhabalar efendim.
Ağustos ayı içinde hedef belirtmeden kendiliğinden gelişen bir okuma çizelgem oldu ve okuduklarım tatmin etti. Gelelim ay boyu neler yaptığıma.


OKUDUKLARIM:

Bu ay birbirinden iyi kitaplar okudum. Heybemi güzel kitaplarla doldurdum. Her bir kitap zihnimde yerini alarak hatırladıkça yeniden okuma isteği oluşturacak.

• Sahtekâr Leydi 5/5 ⭐
• Duman İzi 4,5-5/5
• Sekiz Yüz Üzüm 4/5
• Çıkar Evliliği 5/5⭐
• Yalanın Cazibesi 5/5⭐
• Düşünce Gücü 4/5
• Kintsugi 3/5
• Hayat Değiştiren Sırlar 3/5
• Cennet Gibi 5/5
• İçten İnananlar 4/5


Çıkar Evliliği; uzun zamandır okuduğum bölümlerini merakla beklediğim bir manhwa serisi. Anlaşmalı bir evlilik üzerine ilk hayatını talihsiz hatalar yaparak sonlandıran Bianca, verilen şansla geçmişe döner ve yaptığı hataları telafi etmeye koyulur. Şimdilik bu kadar söz edebilirim seriden.

Sahtekar Leydi; ise bu ay okuyup deli şekilde sevdiğim şahane bir seri. Önceki hayatında hayaletleri gören ve öldükten sonra okuduğu kitaba reenkarne olan Rosentine, yine hayaletleri gören başrolumuz. Sonunun erken gelmesine engel olmak için planlar yaparken soyunda büyük bir lanet olan Prenskmiz Charteris'i korumaya kendini görev edinir, derken birbirlerine duydukları duygular güçlenir. Seri ikinci sezonda ve ikinci sezonda anlatılan yan hikaye prensimizin atasının hikayesi, ben bizim çiftin dönüşünü heyecanla bekliyorum. Ve her iki seri hakkında da uzun bir yorumun geleceğini duyurayım.

Yalanın Cazibesi; seriye ivme veren ve bir şeylerin yerine oturmasını sağlayan bir kitap Yalan üçlemesinin ikincisi. Adrian'ı burada daha yakından tanıyıp anlamaya başlıyorsunuz ve sevgisi sadakati... Seriyi okumanız gerekiyor.

Kalbimin derinliklerinde yer edinen, okuduğum Duman İzi, Cennet Gibi yine beğenerek çok severek okuduğum kitaplar oldu. 😍 Bu arada Duman İzi ve Duvarların Ressamı kitap karakterleri ile yaptığım röportajı okumak için blogu inceleyebilirsiniz.


Yedi Ölümcül Günah serisini bilmeyen yoktur, efsane manga serisinin anime dizisini bitirmiştim yıllar öncesinde. Meloidas'ın oğlunun olduğu kısım geldi geçen sene ilk parti, ve benim BAN'IMIN oğlu da var bu yeni jerenasyonun serüveninde. Annesinin lanetlenmesi üzerine bizim ufaklık yola çıkıyor derken ikinci partta devreye evebeynler de dahil olurken efsanevi yedili bir araya geliyor. Bayılıyorum bu seriye. Puan kırma sebebim ise çizimler. Animasyonla ilgili benim bir problemim yok ama orjinal serinin ruhunu yansitan çizim bu iki filmde yok, bir canımı o sıktı o kadar. Seriyi izleyen varsa bu filmlere de şans vermeli.

Kanojo ga Koushaku-tei ni Itta Riyuu animesine başladım. Esasında manhwa serisinden uyarlandığını Neşe söyledi tabi bana, ben de bu ay bir bakayım dedim izledim. Serinin animesinden de manhwanın daha iyi olduğunu da söyledi tabi, yine onu da okuyacağım. Anime güzeldi, o ayrı.

Sevdiğim beyin kalan az dizilerinden biri olan the Bride of Habaek izlemeye koyuldum. Eleman bir Tanrı, Su Tanrısı olur kendisi ve bir görev için yer yüzüne iniyor, sonrası merak edene diziyi izlemek kalıyor. 🤭


Bu ay yazmaya da zaman ayırdım ve düzenlemeye kaldığım yerden devam ettim. Kitabımı merak edeni, wattpad profilime davet ediyorum.



Dinlemek için şöyle buyurun 😉

Sekiz Yüz Üzüm - Laura Dave | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Eight Hundred Grapes
Kitap Adı : Sekiz Yüz Üzüm
Yazar Adı : Laura Dave
Seri Bilgisi : *
Çevirmeni : Deniz Evliyagil
Sayfa Sayısı : 340
Yayınevi : Artemis Yayınları 
Baskı Yılı : 2017
Kitaba Puanım : 4/5
GERİDE BIRAKMAYA YEMİNLİ OLDUĞUNUZ GEÇMİŞ BAZEN SIĞINABİLECEĞİNİZ TEK LİMAN, BAZEN DE GELECEĞİNİZDİR...

Bir gün yanlış Vosvos’a binersiniz ve içinde hayatınızın kadınını bulursunuz. İşte bu, senkronizasyondur.

Hayatınızın erkeğine “sonsuza kadar, evet” diyeceğiniz gün için gelinlik provası yaparken şöyle düşünürsünüz: Babamın sözünü ettiği senkronizasyon işte bu! Doğru zamanda, doğru yerde olmak. Mutlulukla sokağa bir göz atarsınız ve başınızda esen kavak yelleri yıkıcı bir fırtınaya dönüşür. Çünkü hayallerinizin erkeği yanlış zamanda, yanlış yerdedir!  

Georgia, nişanlısının büyük sırrını öğrendiği an arabasına atlayıp son sürat aile evine geri döner. Oysa o yokken çok şey değişmiştir. Şefkatiyle iyileşmeyi umduğu ailesi paramparçadır. Kırgınlığının puslu perdesi dağıldıkça ailesinin karanlık sırlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.  

Georgia, ailesi için sekiz yüz üzüm tanesini kaliteli bir şişe şaraba dönüştüren sabrı, konsantrasyonu, fedakârlığı, gücü kendinde bulabilecek mi? Ve karşısına çıkan gerçek aşka bir şans verebilecek mi?..

LAURA DAVE, kitapları on beş ülkede yayınlanan başarılı bir yazar. Sekiz Yüz Üzüm dâhil üç romanı için beyaz perde anlaşmaları yapıldı. Santa Monica, California’da yaşayan Laura, tüm zamanını yazmaya ayırıyor.
Alınan her karar ya da yaşanan kararsızlıklar temeli oluşturan nedenlerden biri. Yaşamınızda rayından çıkmanızı sağlayacak bir şeyin olduğu ve yürüyüp ilerlemek ya da koşarak uzaklaşmak arasında vermeniz gereken bir karar olsa ne yapardınız? Georgia, hayatını kökten değiştirecek birden fazla anla eş zamanlı karşı karşıya kaldığında yanında olmasını umduğu güvendiği inanların daha büyük sorunlarla karşısında durduğu gördü.

Düğüne kısa bir zaman kala müstakbel kocasının ondan büyük bir sır sakladığını öğrenir Georgia. Karmaşık duygularını yatıştırmak, aklına mukayyet olmak adına evine, ailesinin bağına geri dönüş yapar. Kendi sorunlarına bir çözüm umarken ailesinin de kendi sorunlarına gömülmüş şekilde bulur onları. (Neye niyet neye kısmet derim ben buna.) Saklanan sırlar artar, daha fazlası açığa çıkar. Ailesini bir arada tutan etken olan Georgia, ne kadar uğraşırsa uğraşsın hiçbirini kontrol edemediğini keşfeder.


Dinamik aile ilişkilerini, ağabeyleri ile ebeveynleri arasında oluşan tüm hikayeleri okumaktan keyif aldım. Ailesinin gerçekten ilginç ve sevimli olduğunu düşünüyorum ve sonunda herkes için iyi bir sonuç elde edilir diyorum. Hikayenin bir üzüm bağında geçmesini sevdim.  Sayfalar boyunca şarapla ilgili pek çok ilginç bilgiyi okuduk ve eminim ki yazar bu bilgileri derlemek için epey bir araştırma yapımış. Tabi bunlar kitaba katkı sağlayan kısımlar ve iyi bir şekilde yerleştirilmiş.
Sekiz Yüz Üzüm yaz sonunda okumak isteyeceğiniz bir roman. Yağmurlu bir günde okuyun, sahilde okuyun, evinizde ayağınızı uzatıp soğuk kahve eşliğinde okuyun... Laura Dave'in anlatımını sevdim ve diğer kitapları için sabırsızım.
Ek olarak, tavsiyesi benden okuması sizden! 💋
Sevgilerle 💐