Berrin Karapınar - Beni Özel Olur Mu? || Kitap Yorumu


 Yazar: Berrin Karapınar
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 216
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 3

Yazar Berrin Karapınar'ın Ses adlı üçlemesinin ilk kitabı "Beni Özle Olur mu?" aşkın dokunmaya ihtiyacı olup olmadığını soruyor.
Yıllarca sadece bir ses olarak peşinden gelen Cihan'ın, Firuze'nin hayatında gittikçe daha çok yer kaplayan varlığı yavaş yavaş görünür olmaya başlıyor. Cihan ete kemiğe büründüğünde neler olduğu ise yazarın esprili ve keyifli anlatımıyla aktarılıyor. Fantazyaya göz kırpan bu romantik hikâye, tuhaf çiftimizin eğlenceli ve neredeyse polisiye maceraları ile keyifli bir okuma ve okur gülümsemesi vaat ediyor.





(Dilek dilemeyi unutma ufaklık.)
Tüylerim dikilmişti, değişik bir ses kulağıma fısıldayarak konuşuyordu.
(Şaşkın Firuze dilek dile, güzel bir vücut isteyebilirsin. Belki kabul olur.)
“Kim söyledi onu?” Diye bağırmıştım, arkadaşlarım şaşkın bir halde bakıyordu...
(Sen beni duydun mu?) 

***

(Bakma böreğe çöreğe, yakında şişko olacaksın.)
İyi fikirdi. “Şişmanlarsam hemen gider misin?” diye sevinçle sordum.
(Hiç düşünme bile, yerde yuvarlanacak varil gibi olsan da beni alamazlar ilelebet yanındayım.)
“Hiç kurtulma şansım yok değil mi?”
(Yok!)

***

Resimlerin ücretini ödeyerek çıktım. “Bana oldukça pahalıya patladın, nasıl ödemeyi düşünüyorsun?”
(Bir öpücük versem olur mu?)
“Dediğin de laf hani. Öpebilsen içim gam yemeyecek.”
(Öpebilsem öptüreceksin yani.)

***

“Henüz yaşıyorsun, ölmüş gibi konuşma.”
(Ölmekten ne farkı var? Yedi sene dile kolay, resmimi gördün, ne kadar gençmişim. Ya şimdi? Yaşlanmışımdır.)
“Hiç böyle düşünme, bana sorsalar yirmi dört yaşındakini değil otuz yaşındaki Cihan’ı tercih ederim, derim.”

***

Hele şu anda minicik lokma halindeydim, kolaycacık çiğnenebilirdim...
Gülerek üzerimden kalktı.
(Ah Firuze ah...)
“Al benden de o kadar, ah Cihan ah... Ah ki ne ah...”

***

(Sen yaşayacaksın. Saçların pamuk gibi bembeyaz olana kadar yaşayacak çok mutlu olacaksın.)
“İstemiyorum, sensiz yaşamayı istemiyorum.”
(Seninle çok mutlu oldum, sen de mutlu ol sevgilim. Her gidişimde ‘beni özle olur mu?’ diye veda ettim sana. Şimdi bu sözümü iyi dinle, beni hiç özleme olur mu? Hayatını yaşa Firuzem, benim yerime de, iki kişilik yaşayıp mutlu ol.)
“Ne olur gitme!”
(Elimde olsa gider miyim?)

***
“Sen kimsin Firuze? Seni gördüğüm andan beri aklım karmakarışık, mantıklı bir açıklama bulamıyorum.”
“Sana ne anlatsam anlamayacaksın. Hatırla beni Cihan, hatırla. Her gidişinde ‘Beni özle olur mu?’ diyen sendin.”

***
Bundan sonraki hayatım sadece onları mutlu etmek ve korumaktan ibaret olacaktı. Mutluluğumuzu bozmalarına bizi ayırmalarına izin vermemiştik, bundan sonra da asla vermeyecektik.
Tanrı’nın birleştirdiğini...
Tanrı’dan başka kimse ayıramazdı.

...


Her insanın kuşkusuz alın yazısında yazan kişi hayatında olmuştur. Kader ve kısmet biz doğmadan yazılıp son harfinde noktası koyulur. Peki kaderinizdeki kişi hayatınıza ‘ruh’ olarak girmişse, ne olur?
İşte bu kitap tam olarak bunu anlatmakta.

Firuze 17. yaş gününde kulağına fısıldanan cümlelerle hayatının tepetaklak olacağını ummamıştı. Duyduğu ses, evinin salonunu doluşturan arkadaşlarına ait değildi. Tok erkek sesi kulağının dibinde gevezelik ederken dehşete kapılmış, en nihayetinde korkmuştu.
Hayatını değişiren bu olay soyrasında o ses peşini hiç bırakmaz. Korkusunu bastırarak duymazdan gelmeye çalışması ses’in vazgeçmeyişile kırılır. Korkusunu ve duyduğu bu sesi herkese anlatması bir işe yaramaz, çünkü ona inanan olmaz.
Annesinin katı tavırları, evhamlı halleri zaten bunaltıyorken duyduğu sese alısır. Ruh peşini bırakmamaya yeminliyken, arkadaş olmaya çalışır.
Zamanla ışık şeklindeki görüntüsüni alır ve artık ruhu sesten ibaret değildir. Ruh şekillenmeye devam edip bir beden kazanınca olaylar boyut atlar.
Firuze uyandığı bir sabah yanında boylu boyunca uzanan adamı fark etmesiyle artık her şey değişir. Ruh, tamamen bir bedene sahiptir.
Gerçek kimliğini öğrenmek adına Firuze ile araştırmaya başlarlar.
Aralarında ki bağlantıyı çözmek ruhun gerçek kimliğine ulaşmaları fazla zamanlarını almaz. Bir bedene sahip olan ruhun kimliği de ortaya çıkar; Cihan Arıkan olduğunu öğrenirler.
Tabi gerçek kimliğini öğrenmeleriyle Cihan’ın durumuna neyin sebep olduğuna daip ip uçlarına ulaşırlar.

Kitap konu itibari ile dikkatimi fazlasıyla çekti. Mistik, paranormal, fantastik konuları hep daha ilgi çekici bulmuşumdur. Ve bu kitap ta tam damağıma uydu. Fakat edit sorununun olduğu da bir gerçek. Görmezden gelemeyeceğim kadar fazla. Umuyorum ki bir sonraki baskılarda hatalar toparlanacaktır.

Kitabın kapağına gelirsem, konu ile olan bağlantısından dolayı bayıldım! Hemde çok beğendim. Hikayenin konusunu anlatan bir kapak olmuş. Ayraca değinmeme luzum bile yok zira Müptela bu konuda usta.

Kitapta duygulandığım çok yer oldu. Hele ki hastane sahnesi beni bitirdi. Firuze’nin Cihan’a gitmemesi için yalvarması, Cihan’ın Firuze’ye mutlu olması için söz verdirmesi... Yazarın ilk kitabı, konusu güzel. Zamanla daha güzel kitaplara imza atacağına inanıyorum. Ellerine, emeğine ve kalemine sağlık.


1 yorum: