Alice Taylor - Nehrin Karşı Kıyısı || Kitap Yorumu

Yazar : Alice Taylor Kitap Adı : Nehrin Karşı Kıyısı Orijinal Adı: Across the River (Mossgrove #2) Yayınevi: Orkinos Yayınları Çeviren : İpek Külah Sayfa Sayısı : 336 Baskı Yılı: 2015 Kitaba puanım: 4

 Zafer intikamın dikenli yolundan geçer…
Mossgrove çiftliğinde sular durulmuyor. Zorluklarla mücadele etmek için güçlü olmak gerektiğini öğrenen Martha Phelan'ın en son istediği şey, oğlu Peter'la karşı karşıya gelmektir. Öte yandan planlarını gerçekleştirmek için de riske girmek zorundadır. Ancak bu sorunlarla uğraşırken, kendisinin ve ailesinin canını yakacak büyük tehlikeden habersizdir… Nehrin karşısında onu bekleyen bir fırtına vardır. Ya bu fırtınada kaybolacak ya da ondan kurtulmanın bir yolunu bulacaktır.

İrlanda'nın yemyeşil tarlalarını ve köy hayatını gözler önüne seren Alice Taylor, Evin Hanımı'ndan sonra Nehrin Karşı Kıyısı ile karşımızda. Sımsıcak anlatımıyla yüreğinizi saracak olan Nehrin Karşı Kıyısı, ailemizi korumak için ne tür mücadeleler vereceğimizi gösteren, muhteşem bir roman.

"Alice Taylor'ın büyüleyici anlatımı okuyucuları bir sonraki kitap için sabırsızlandıracak."
-Booklist.-
"İrlanda'nın Laurie Lee'si. Yok olmakta olan köy hayatını anlatan ve kitaplarına çok sayıda talep olan tarihsel yazar."
-Observer-
"Anı yazarları arasında en popüler olanı ve dünya çapında hayrana sahip olan bir yazar."
-Mail on Sunday-(Tanıtım Bülteninden)


 Büyük bir heyecanla okumaya sarıldığım kitabın bir seri kitabı olduğunu fark etmemle yaşadığım o derin buhranı size anlatsam kelimeler yetmez. Ama şu da vardı ki kitap tek de okunabiliyor. Tamam ilk kitabı merak edip duruyorsunuz fakat akıcı anlatımı sizi kendine çekiyor. Bir çiftlik hikayesiydi Nehrin Karşı Kıyısı kitabı. Filmlerde ya da dizilerde genel olarak çiftlik hikayelerini izlemeyi severim ve bir de okumak çok keyifliydi. Yazarın ilk kitabı Evin Hanımı’nı merak ede durayım -en kısa zamanda alıp okumam gerek!- ikinci kitap için duygu ve düşüncelerimi aktarayım. Kitabı beğendim. Bol bol düşündüğüm ve yer yer güldüğüm, eğlenceli bir kitaptı. Yazarın anlatımını gerçekten sevdim. Kapağa da aşık oldum. Zaten görür görmez üzerine atlamamın sebebi bu değil miydi? Orkinos Yayınları’nın kapaklarını seviyorum. Zarif, dikkat çeken ve çok şeker kapaklara sahip kitap çıkarmaktalar. 1960’lı yılların çiflik hayatı kaleme alınmış. Akıcı, zorlanmadan su gibi akıp giden bir anlatım, zeki bir kurgu ve hoş bir hikayeyle okuru kendine bağlayan bir kitap. Konusuna gelecek olursam, ipucu vermeden kısaca değineyim. Martha Phelan, Ned’in ölümüyla sarsılmış, 8 yıl gibi bir zaman akıp gitmesine rağmen hala da toparlanamamıştır. Conwayler harici herkesle arası iyi olsa da soyadının ‘Phelan’ olması ondan nefret etmeleri için bir neden. İki aile arasındaki husumet eski zamanlara dayanıyor. Peter, etkin bir çiftçi olma yolunda emin adımlar atmakta. Zamanın şartlarına göre yenilikçi düşünce yapısında. Bu fikirlerle beraber annesi ile sürekli bir anlaşmazlık içinde. Martha huysuz, dik başlı, dediğim dedik yapıda bir karakter. Peter’in de annesine benzer hal ve hareketleri varken, birçok ortak noktaya sahip. Phelan’ların yanında uzun süre çalışmış -hala da çiftlikte ve Peter’in en büyük destekçisi- Jack bir baba fitgürüyle ikilinin hayatlarında. Nellie’ye olan özlemini yaşayarak ve işlere devam ederek hayatını sürdürüyor. Martha’nın çocuklarıyla iletişimi hiç iyi değil. Hep bir anlaşmazlık ve fikir ayrılığı var. Peter ile sorunlarının yanı sıra Kate ve Martha aralarındaki buzlar yavaşça erir. Ben bu kadının bu kadar sert ve huysuz oluşuna alışamadım, sevemedim. Özetle dolu dolu bir kitap. Kötü adamların açtığı sorunlar, geride kalması gereken kişilerin dönmesi, olaylar olaylar olaylar... Tam aile konulu bir roman. Bu tarz kitapları sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Genel olarak sevdim. İlk kitabı da yakın zamanda edinip okumayı planlarken, serinin devamını merakla bekleyeceğim.



0 yorum:

Yorum Gönder