MASKELİ GÜNLÜKLER İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ #1 ŞİMDİ BENİMSİN - GÜNEŞ DEMİREL | Kitap Yorumu

Yazar: Güneş Demirel
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 564
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 4

Sevgili Günlük!
Uzun bir zaman oldu sana yazmayalı, yani en son orta okulda iken ben günlük yazmıştım ama şimdi elimde bir fırsat var! Ve ben bu fırsatı sonuna kadar değerlendirmeyi planlıyorum :D
Maskeli Günlükler ile Okuma Etkinlikleri ile günlük tutmaya karar verdim. Ve gevezelik edeceğim kitabımı da seçmiş bulundum :D
Şimdi Benmsiz bana bir çok şeyi hatırlatan ve aydınlanmamı sağlayan bir kitap oldu. Tamam bazen zıt fikirlere kapılıp öfke krizlerine girdiysem de ben çok sevdim :D
İşte, günlüğüm de böyle ce başlamış oldu diyelim. Ben büyük bir heyecan ile ekibin bir parçası olmaktan sevinçliyim. umarım çok çok güzel vakitler geçireceğimiz uzun ömürlü bir etkinlik olur :D
Kocaman öpücüklerle!
Yorumuma geçeyim öyleyse ;)




Kötü bir başlangıçtı onlarınki. Ne Elif hak etmişti başına gelenleri, ne de Fırat istemişti böyle olmasını. Bir gecede hayatlar değişmiş, hayaller yıkılmıştı... Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı? Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.

Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif'in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir. İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.(Tanıtım Bülteninden)
Yanlış olmasında, geçen yıl Eylül ayıydı sanırım, yağmur şakır şakır yağarken Kızılay’ı dört dönmüş, tüm sahafları ve kitapçıları gezmiş ama bulamamıştım kitabı. Çünkü basımı yoktu ve Ephesus’tan çıkmasına daha vardı. Gel zaman git zaman kitap çıktı ama ben gidip alamadım. Sebebi şu; D&R’a gidip yarım saat köşede postu serip kitabı didikleyerek okumam. Eve de ağlayarak gelmem. Görenler olmayan sevgilimden ayrıldığımı sanmıştı bu esnada ama işte, ondan da yok ben de. Neyse gevezelik etmeyeyim de kitaba döneyim.
Şimdi Benimsin farklı bir kitap oldu benim için. Ağladığım çok yer oldu. Kızdığım, inanamadığım, sinir krizi geçirdiğim... Kısaca hop oturup hop kalktım. Duygu dalgalanmasıyla kitabın içinde deyim yerindeyse kayboldum. Hayat gerçekten çok kötü, dedirtti bu kitap bana. Çünkü konusu ülkemizin kanayan yarası ve maalesef ki bir çüzüm yolu bulunabilmiş değil. Töre denen cehalete kurban giden ve belki de gitmeye devam eden nice yaşamlar var. Kitabı beğendim. Konusuyla pek yıldızım barışmasa da beni içine çekti. Karakterleri bazen sevdim, bazen samimi buldum, bazen şaştım kaldım. Bu kadar körü körüne ‘töre’ye bağlı olan insanların çok anlayış sahibi olmalarını garipsedim. Pek ipucu vermek istemem ama yeri gelmişken söyleyeyim. Fırat hayatının hatasını yaparak bir yaşamın, Elif’in kaderini değiştirdi. Acılar çekmesine, suçu yokken ailesi tarafından dışlanmasına sebep oldu. Sonrada tutup kızı kendi dünyasına çekti, Diyarbakır’a götürüp orada yaşamını devam etmesini sağladı. Buraya kadar ki kısım seyri tamam ama Fırat’ın ailesine çok şaşırdım ben. Elif’in çocuğu olduktan sonra okumasına izin veren, hatta okuması için Fırat ile zıt giden aile, o kızın hayatını karartmaya iten eylemin destekçisi olması beni şok etti. Ve şunu anladım. Okumak ya da kendini geliştirmek çare olmuyormuş. Ailen, çevren kendini geliştirmedikçe insan yerinde sayıyormuş. Kitaptan çok ders çıkardım kendime. Çaresizce çırpınan Fırat’ı okurken, Elif gibi onu nasıl affedeyim diye düşündüm. Cevabım yoktu tabi... Elif; narin, nazik, ince fikirli, güzel ruhlu insan. En çok içim ona acıdı, ona ağladım. Fırat; düşüncesiz, kararlı, kendinden emin, çaresiz aşık, yorgun ruhlu insan. Pek sevemesemde, aşkına inanıp beni hüngür güngür ağlattı. Ah dedim, ah keşke o çirkinliği yapmasaydı... En çok kime kin güdüyorsun diye sorarsanız bana cevabım Elif’in ailesi olurdu. Tecavüz gibi korkunç bir şeyin kızlarının başına gelmesinin faturusını yine mağdura kesilmesi canımı yaktı. O kabusun yarattığı depresyonuyla uğraşan kızlarına destek olmak yerine ‘el alem ne der buna’ düşüncesiyle hareket edip, Elif’i sahipsiz bırakarak, onu bu şekilde kabul edebilecek birinı bulma telaşına girmeleri çıldırttı beni. Bu nasıl vicdan, bu nasıl insanlık diye çok sordum kendime. Kendi ailesi sırtını dönerken, bu kabusu yaşamasına öncü olanların Elif’e sahip çıkışlarını şaşkınlıkla okudum. Fırat’ın ailesine şaşırsam da onları sevdim. Yapılan hatanın farkındalar ve tesellisi için çabalamaktalar. Kitaptaki en güzel yerlerde bence onların varlığı. Ama yinede buruk tarafım hala tavırlı onlara karşı. Bu kitap bana çok dokundu. Şimdi de tv ekranlarına çıkacağı haberini aldık geçtiğimiz günlerde. Artık her bölüm ekran başına geçip sayar dökerim Fırat’a, oturup ağlarım Elif’e... Zamanla Fırat’ın, Elif’e olan sevgisi ve artan aşkına şahitlik ederken, Fırat ile birlikte affedilmeyi bekleyeceksiniz satırlarda. Ve zamanla kendinizi Elif’in yerine koyacak kimseye güvenemeyeceğinizi kavrarken aslında en korktuğunuz kişiye güvenmeyi ve affedemeyi öğreneceksiniz.
Ben sevdim kitabı. Bu tarz dizi izlemeye ya da kitap okumaya pek hevesli olmayan ben, bu kitabı sevdim. Sanırım Güneş Demirel kalemi olsa işin sırrı.
Yazarın eline emeğine sağlık. Başarıları katlanarak çoğalsın.


0 yorum:

Yorum Gönder