Kumdan Hayaller - Dorothea Benton Frank | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Return to Sullivan's
Kitap Adı : Kumdan Hayaller
Yazar Adı : Dorothea Benton Frank
Seri Bilgisi : Lowcountry Tales #6
Çevirmeni : Banu T. Öğüdücü
Sayfa Sayısı : 416
Yayınevi : Pegasus Yayınları 
Baskı Yılı : 2016
Kitaba Puanım : 3/4
Ekim ayı son okuması idi bu kitap ve size şöyle ek bilgiler de vereceğim. Esasen 13 kitaptan oluşan bir seriye mensup Kumdan Hayaller ve bu kitap da 6. kitabımız. Pegasus yine mevzuya orta yerden dahil olmuş ne başını ne sonunu çıkarmış. Öyle birbiriyle bağlantısı olmayan bir seri ama olsundu neyse bu arada yazar hakkin rahmetine kavuşmuş ben bunu gördüm göreli iyi değilim.

Kitabın konusuna geçeyim hemen,

Beth Hayes, annesi Paris'e teyzesi de Kaliforniya'ya taşınırken aile evine göz kulak olmak zorunda kalıyor. Bu durumdan rahatsız olsa da aile ondan fedakarlık yapmasını bekliyor. Ve böylece Beth kendi hayatını kısmen de olsa askıya alıyor. Köpeği Lola ile birlikte kısa süre olmasını umduğu eve gelerek yerleşiyor. Yüksek lisans erteleniyor, bir iş bulmaya koyuluyor. İş buluyor. Beth'in yazıları gelişirken sosyal hayatı da eş zamanlı esniyor. Kızımızın radarına giren biri de var, adaya değişim getirmek için bulunan iş insanı elenımız Max Mitchell.
Tabi bunlardan daha fazlası da var, ama onları kendiniz okuyup görmelisiniz. Yani ilginizi çektiyse. Ben yine kırpa kırpa ordan burdan hoplayıp yuvarlanarak bahsetmeyi seçtim.

Bir aradayken anlattıkları hikayeler büyük bir ailenin parçası olmak gibiydi. Dorothea Frank okuyucuyu güzel bir şekilde ailenin bir parçası yapmayı başardı. Yavaş başladı ama sonunda bunu telafi etti. Kitap boyunca inişler ve çıkışlar yaşandı. Bir sonraki bölümde sayfalarda ne olacağını merakıyla kitabı bitireceksiniz.
Gerçek aşkı, ait olduğunuz yeri ve aile bağlarının sonsuz gücünü keşfetmeden asla büyümüş sayılmazsınız…

Yirmi üç yaşındaki Beth Hayes üniversiteden yeni mezun olmuştur. Kıpkırmızı saçları, çocuğu gibi sevdiği küçük köpeği ve yazar olma hayalleriyle valizini toplar ve Boston'dan ayrılıp ailesinin ricasını yerine getirmek üzere Sullivans Adası'na doğru yola çıkar. Aile yadigârı evlerine bir yıl boyunca göz kulak olma görevi için onu seçmişlerdir.

Beth genç bir kadın olarak kabul görmenin, kendi kararlarını verebilmenin, iyi bir kitap yazmanın ve yeni bir hayata başlamanın hayallerini kurarken bir yıl boyunca zorunlu olarak tatil yapma fikri karşısında çok da heyecanlanmamıştır. Üstelik evle ilgili nesilden nesile aktarılan onca tüyler ürpertici hikâye varken… Fakat bu küçük adada çok geçmeden kader ağlarını örmeye başlar ve Beth'in hayatına hiç ummadığı anda beklenmedik üç şey girer: ayaklarını yerden kesecek kadar yakışıklı bir erkek, sıcacık dostluklar ve felaketlerin insanı olgunlaştırdığı gerçeği… Bazı şeyleri zor yoldan öğrenmeye başlarken kahkahaları ve aşkla çarpan kalbinin gümbürtüleri dalga seslerine, gözyaşlarıysa tuzlu rüzgâra karışacaktır.

Dostluk ile aşkın birbirinden ayrılmadığını, aile bağlarının o sihirli, iyileştirici gücünü ve hatta duvarlarının arasındaki sırlarla bazı evlerin de aileden biri haline geldiğini şaşkınlıkla göreceksiniz.

"Dorothea Benton Frank'in kitapları komik, seksi ve genelde deniz suyuyla harmanlanmış oluyor."
-Pat Conroy-

"Bu kitabın tadını çıkarmanın en iyi yolu, arka fonda kıyıya vuran dalgaların sesi varken deniz manzarasına karşı bir şezlong şemsiyesinin altında uzanmak." Charlotte Observer

"Frank, ada manzarasını ve yerel halkın mütevazı yaşantısını bütün canlılığıyla kaleme almış. Sıcak ve nemli havayı hissetmek, tuzlu bataklıkların kokusunu almak için gözlerinizi kapatmanız yeterli. Harika bir kitap."
-Atlanta Journal Constitution-

"Okyanus esintilerinin kokusunu alabiliyor, ayaklarınızın altındaki kumu hissedebiliyorsunuz."
-Lincoln Journal Star-

"Frank'in romanlarını okumak insanın tat alma duyularını yeniliyor. Harika hikâyeler, samimi karakterler ve bizzat gidip görmek isteyeceğiniz muhteşem atmosferler…"
-Bookreporter.com-

"Frank, kumsallar ve mizah sayesinde ayakta kalmayı başaran güçlü karakterler yaratma konusunda uzman."
-Booklist-

"Frank'in romanları âdeta yaz kokuyor."
-USA Today-
(Tanıtım Bülteninden)

Özgür - Raven Kennedy | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Gleam
Kitap Adı : Özgür
Yazar Adı : Raven Kennedy
Seri Bilgisi : The Plated Prisoner (#3)
Çevirmeni : Büşra Tekin
Sayfa Sayısı : 592
Yayınevi : Ren Kitap
Baskı Yılı : 2024
Kitaba Puanım : 5/5
Altın Tutsak serisi, her kitapta çıtayı arşa çıkararak üzerine kata kata ilerliyor ve üçüncü kitabı Özgür ile okuyanı kendine halatla bağlıyor diyerek bağırmak istiyorum. Bitmesin diye yavaş okuduğum ağırdan ilerlediğim canım kitabım bitti ve serinin devamı için çok sıbırsızım.

Bu sefer bizi fazlasıyla politik olaylar entrikalar karşılıyor. Çünkü kızımız Auren, saraya Midas'ın yanına onun kontrolüne geri döndü. Tabi sarayda ağır toplar da ağırlanıyor krallar kraliçeler falanlar filanlar. Midas cephesinde bir takım planlar programlar yapılıyor, amaç da kraliyet ailesi daha fazla güç kazanması. Beri yandan Auren'ı kurtarmak için yapılan hamleler de var. Bu esnada gözü açılan kızımız Auren için de gelişmeler güncellenmeler şelale, Midas'tan kaçmanın bir yolunu bulmak için kafa patlatıyor ki onu sonsuza dek terk edebilsin.

Kraliçe Malina önceki kitaptan biliyoruz bu kitapta da kendisine fazlasıyla maruz kalıyoruz. Kendi halinde takılırken bir parça benı sıktı kendisini pek sevmem ondan tabi bu. Kitapta benim en sevdiğim kısım ise Auren ve Slade, yazarımızın buraya odaklanmış olması mükemmel.


Auren başlı başına başarılı ilerleyen bir karakter ve karakter gelişimi muhteşem olmaya devam ediyor. Midas hâlâ şerefsiz ve istiyor ki bizim altın kuşu kafese kapatsın istediği her şeyi yapsın puşt. Ama götün tekmeyi de yiyecek ihihihhi. Bu macerada, istismarcı bir ilişkiden kurtulmak ve kendini seçmeyi öğrenmeyi Auren'in fark etmesiyle hayatında ilk defa benceee, iyi şeylerin olduğunu da görmesi beni inanılmaz tatmin etti.

Auren gönül işi konusunda kafası karışık, bir takım çekinceleri var bu konuda. Kimseye güvenemeyeceğini acı şekilde tecrübe etmişken yaşadıkları kafasını da karıştırıyor.

İlişki konusunda Auren'e saygi duyan içimde yangın vaaar dedirtecek bir beyin olması inanılmaz değil de ne? Bizim kızı istiyor istemesine de Auren'in ne istediğine karar verebilmesini ve seçimlerinden mutlu olmasını daistiyor. *buraya düştüm kaldırın beni* Nazik,  koruyucu bir beye aşık oldum  dostlaim ama onun gözü Auren de. *seri üzgün* Aralarındaki cinsel gerilim de tuz biber gibiydi hikayede.

Efendim çok bahsedip detaylar vermeden kendimi sansürleyerek anca bu kadar serinin üçüncü kitabından bahsedebildim. Bu yazıp düzeltip sildiğim kaçıncı yorumum, daha fazla düşüncelerimi sizden uzak tutamadım. Blogda kesinlikle spoilerli hâlini paylaşacağım. Tabi bloğu da düzeltmem gerek. 👉🏻👈🏻

Seri her kitapla daha da iyiye gidiyor ve bunu okuyarak takip etmesi inanılmaz keyifli. Ben çok begendim. Siz de karanlık romantizm fantastik kitap seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir seri. ŞİDDETLE ÖNERİRİM İLLE DE OKUYUN DERİM. A'dan z'ye eli değen emeği olan herkesin ellerine sağlık. 💜

Kral Midas. Beni bugün olduğum kişi hâline getirmiş olabilirdi... fakat ben de onu bugünlere getirmiştim. Artık altın kafesimde değildim ve geri dönmek istemiyorsam, bir seçim yapmam gerekecekti. Sorun şuydu ki, bu seçim olması gerekenden daha zordu. Slade Ravinger altından kalkamayacağım, içimde kaynayan bir bela, bir pişmanlık ve intikamdı. Her şey taştığında biri yanacaktı. Ancak bu sefer yanan ben olmayacaktım.

(Tanıtım Bülteninden)

Kusursuz Oyun - Jaci Burton | Kitap Yorumu

Özgün Adı : The Perfect Play
Kitap Adı : Kusursuz Oyun
Yazar Adı : Jaci Burton
Seri Bilgisi : Play by Play #1
Çevirmeni : Özüm Erdil
Sayfa Sayısı : 432
Yayınevi : Nemesis Kitap
Baskı Yılı : 2013
Kitaba Puanım : 2,5 - 3/5
Bir spor romantizmi *bence böyle diyebilirim* yorumu ile karşınızdayım dostlarım. Olmazsa olmaz dünya etrafımda dönüyor sanan erkomuz, hayatın sillesini yiyen de kızımız mevcut. 🤗

Hikaye beklenen o derinliği vermiyor fakat yetişkin sahneleri cömertce sunuyor, yazarımız öyle uygun bulmuş. Şunu söyleyebilirim vakit geçirmek adına okunan ama sonrasında unutulmaz bir kitap olmadı benim için, okunup bitti. Tara'nın çocuğu ufaklık değildi, bekar bir anne olarak olay örgüsünün büyük çoğunluğu da bu ergenin payı büyük. Eğlenceli denecek yeri var idi elbet ama yani öyle bir şeydi. Neyse, konuya dönelim biz...

Genç yaşında anne olanTara, oğlunu tek başına büyütürken kendi işini de kurar. Yalnız olmaktan memnun ve mutludur ya da kendini avutma şekli de budur. Yolu ünlü Amerikan Futbolu oyuncusu Mick ile kesişirken, hayatına dahil olan bu adamın her şeyi değiştireceğini bizimki bilemez. Düzenlediği bir partide tanışırlar Mick ile ve hayatında ilk kez *burası çokomelli gençler, ana erko karakterimizde olmazsa olmazdır bu.* bir kadının peşinden gitmek isterken bulur kendini. Kadının bekar bir anne olduğunu öğrenince süsü okur aralarındaki elektiriğin. Bizimkinin evlenmeden anne olması, kamusal hayatı ve geçmişte gömülü sırlar arasında savrulurken bir de hayatına inatla sızmak isteyen bir adam olur. Tabi Mick için çetin bir savaş muhtemelendir ki şimdiye oynamak zorunda kaldığı en zor oyundur.
Her şey tam ayarında değildi bir olmamışlık hakimdi. Ünlü oyuncu seksi erkomuz komşusu olan bekar anneye kitlenir ve der ki huoooo ben bu kadının hayatına girerim. Yıllar yıllar evvel okumuş olsaydım sever miydim düşüncesi hakim üzerimde, şimdi ise pek öyle diyemiyorum. Ama seriye de devam edeceğim diğer iki kitabı da okuyacağım. Daha sonra belki 🧏🏻‍♀️

Mick ise sevsem mi sevmesem mi ikilemi arasında kaldığım bir karakter oldu. Belki daha iyilerini okuduğum için bir yıldızım barışmadı ya da yanlış zamanda okunduğu için oldu. He bu arada Tara'yı da hiç sevmedim, daha iyi bir şekilde yazılmış olsaydı bu klişe kurguya aşık olabilirdim ama şu durumda bilemiyorum.
Mick Riley, yıllardır profesyonel bir sporcu olmanın tüm avantajlarından yararlanmıştır: ün, servet ve her şehirde başka bir kadın...

Tara Lincoln'le tanıştıktan sonra, tek gecelik ilişkilerden daha fazlasını istediğini fark eder. Tara ise futbolun, bu adı çıkmış çapkınını yakından tanımakla pek de ilgilenmemektedir.

Mick Riley'nin son gözdesi olarak medyanın ilgisini çekmeden önce bile hayatı yeterince karışık olan Tara, aşk oyununu bir kere oynamış ve kaybetmiştir. Bu riski bir kere daha göze almaya hiç niyeti yoktur; hele ki söz konusu Mick gibi bir kadın avcısıysa...

Ancak Mick kazanmaya kararlıdır; aklında da mükemmel bir strateji vardır.

"Tutku dolu ve sıcak!"
Lora Leigh
#1 New York Times Bestseller yazarı

"Çok ateşli!"
Fresh Fiction

(Tanıtım Bülteninden)

Ölene Dek Beraberiz - Jennifer L. Armentrout | Kitap Yorumu


Özgün Adı : Till Death
Kitap Adı : Ölene Dek Beraberiz
Yazar Adı : Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni : Asena Çakmak Özdemir
Sayfa Sayısı : 380
Yayınevi : Dex Yayınları
Baskı Yılı : 2018
Kitaba Puanım : 3/5
Normalde gerilim kitabı okuyan bir tip değilimdir hatta çok ilgimi çekmezse almam bile. Jennifer Armentrout'un fantastik kitaplarını seviylrum ve kalemini beğeniyorum, hâl böyleyken bu kitabı da okumam gerekiyordu. Kitaplığımda epeydir bekliyordu ve dedim ki daha ne kadar bekleyeyim okuyayım bari.
Sasha yıllar önce hayatta kaldığı için şanslı sayacağı dehşet bir olay yaşar. Aradan geçen zamandan sonra annesinin aile işinde yardıma ihtiyacı olmasıyla birlikte geriye, kasabaya dönmesi gerekir. Kasabaya adımını atmasıyla birlikte derinlerde kalan birçok anı canlanır ve bu onun dengesini sarsar. Her şeyi geride bırakıp gittiğinde annesi ve yakın arkadaşı harici herkesle bağını koparır. Geri gelişiyle de ailesi arkadaşları mutlu olurken kasaba sakinleri onlarla aynı fikirde değildir.

Tabi bir de şey vardır. 👉🏻👈🏻 Geride bıraktıklarından biri çok sevdiği, asla unutamadığı o zamanki erkek arkadaşı Cole'dur. Cole, Sasha ile tekrar karşılaştıklarında mutlu olur ve yeniden bağ kurmak ister. Ancak bizimkinin geçmişte yaşadığı travmalardan sebep insanlara karşı güveninin olmaması işleri zorlaştırır. Bir de kasabaya dönmesinden memnun olamayanların tehdit etmesi, bizimkini korkutması derken işler biraz karışır.

Efendim, okuyanı tatmin edecek gerilimi var Ölene Dek Beraberiz de ve ben kitabı sevdim. Hani hakkını vererek yazmış diyecek kadar sıkı bir gerilim okuru olamasam da iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. İçerikte romantizm de bulunan okuyanı peşine takıp beraberinde sürükleyen akıcı bir kurgusu var kitabın. Sasha ve Cole'u birbirlerine geri dönüş yolculuklarının okumak keyifli bir serüvendi.

Hikayenin sonunda ne olacağını, kötü adamın kim olduğunu tahmin etmesi eğlendirdi beni. Cole'un o alfa erkoyum tavırları, Sasha'nın yoluna çıkan tüm tehditlere karşı kendini savunmasını istemesi takdir dilesi yanlarından biriydi. Kızımız zaten köşesine sinecek derecede zayıf bir kurban değil, tam tersi kendisine zarar vermek isteyenlerle mücadele edebilecek güçte bir kadın. Kitap beni tatmin etti baya da sevdim sardi yani. Okumanızı önerir keyifli okumalar dilerim. 💐
“Bana o gelinliği giydirip, gözümü bağlayarak dışarı çıkardığında biliyordum… Buraya kadardı işte. Ölecektim… Ağladı, Cole. Dışarıda yanımda yürürken ağlıyordu. Hıçkırıyordu… Ben de… Ona yalvardım, yakardım… Öleceğimi biliyordum ve ölmek istemiyordum.”

Damat lakaplı seri katilin elinden kurtulabilen tek kadın olan Sasha, on yıl önce kaçarcasına terk ettiği küçük kasabasına geri dönmeye karar verir. Ancak eski hayatını yeniden kurmak düşündüğü kadar kolay olmayacaktır. Annesinin işlettiği otele adımını attığı andan itibaren kâbus yeniden başlar. Kasabada ardı ardına kadınlar kaçırılıp öldürülür. Üstelik tüm cinayetler Sasha ile bağlantılıdır. Onun elindeyse yalnızca, yıllar önce ardında bıraktığı aşkı Cole vardır.

(Tanıtım Bülteninden)


Eylül'de Neler Yaptım?


Eylül iyi başladı güzel başladı böyle çalgılı çengili göbek atmalı iyiydi yani. Artarak çoğalmalı güzeldi. *düğün dernek mutluluğâ şahitlik etmeler falanlar filanlar* Sonrasında verimli bir ay da oldu, ben fark etmeden baya da okumuşum be hani aaa ben şok.
Fantastiğe yeni başlayayım derseniz bu ejderli seriyi tavsiye ederim. Seri genel olarak okuması keyifli bir çırpıda biten kitaplardı.

Mitoloji derseniz size gözüm kapalı önereceğim bir kitap Ölü Şehrin Şarkısı, ille de okuyun. Cadının Yüreği tercihe bağlı merak edene öneririm.

Tarihi aşk kısmında barbara teyzemden okudum pişman değilim merakımı dindirdim.

Romantik aşk kontenjanında Bay Doğru baya iyi geldi ben baya sevdim.

Kasaba kurgusu severim derseniz gözüm kapalı Jasper Vadisi öneririm. Seride zirveyi zorlayan ama yine de tahtı ele geçiremeyen bir bey var içerdeee. Bayaaa sevdim çok iyiydi.

Webtoon kısmısında Italyan bir mafyik olan esas adamımızın oğlunu koruması için getirdiği donanımlı dadısıyla yavaş ilerleyen hikayesinin yeni bölümlerini okudum.

Ben bir de kaşla göz arasında dizi de bitirdim 👉🏻👈🏻 fantastikte dönüşüm geçiren elemanlar hep denk geldim de ata dönüşen eleman mi? Bunlar hakkında bilhassa bahsedeceğim. Öyle işte 🙈
Sevgiler sevgiler...
Pages (12)1234567 Sonraki »