Yazar Röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazar Röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yazar Röportajı #13 Eda Yıldırım - Gecenin Rengi


Uzun yıllara dayanan tanışıklıkla birlikte tatlı bir okur - yazar ilişkisi içinde olduğum Eda Yıldırım ile güzel bir röportajla geldim. Son kitabında gizemi kuşanıp gerilimi zırh edinmiş kalemine, Eda Yıldırım. Öyle bir kurgu oluşturmuş ki Gecenin Rengi kitabında, öyle bir hikâyeye çekiyor ki okuru, sonunda adalet yerini bulurken okuduğunuz satırlardan memnun kalıp sakince soluk aldırıyor.

Peki, onu yakından tanımaya var mısınız?

Eda Yıldırım 

 

1979 yılında İzmir’de doğdu. Dört çocuk annesi olan Eda Yıldırım, üçüncü çocuğunun doğumundan kısa bir süre sonra amatör hikâyeler yazmaya başlayarak yazım dünyasına adımını attı. İlk olarak internet sitelerinde "fanfiction" adı verilen hayran kurgu eserleri yazıp yayımladı. Yazım uğraşı içerisindeyken kendini geliştirebilmek adına sürekli bir okuma, araştırma sürecine girdi.

Yazar olarak adım attığı 2014 yılının Eylül ayında heyecanla ilk kitabını, 2015 yılının Mart ayında ikinci kitabını, 2016 yılının Ocak ayında  üçüncü kitabı yayımlandı. Uzun bir aradan verdikten sonra yazar; yazmaya, öğrenmeye ve okurlarını yeni kitaplarla buluşturmaya devam ediyor.

• Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım (2014)
• Kadınımın Şarkısı (2015)
• Karanlık Saklasın Bizi (2016)
• Gecenin Rengi (2023)


☆ Bilen biliyor fakat daha yakından tanımak isteyenler için; Eda Yıldırım kimdir diye sormak istiyorum. Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz.

• Öncelikle beni tanımak isteyerek bu röportajı okuyan herkese ve özellikle sana teşekkür ederim Nurhayat.

Eda Yıldırım 44 yaşında, 4 çocuk annesi, okumayı ve yazmayı hayatının merkezine çok küçük yaşta almış, aynı zamanda bir derneğin Genel Koordinatörlüğünü üstlenen acemi bir yazar adayı. Dört kitap annesi olmama rağmen hala kendimi yazar olarak adlandırırken çekiniyorum. Birkaç fırın ekmek yemem daha gerekiyor sanırım. İlk üç kitabım 2014, 2015, 2016 yıllarında peş peşe gelmesine rağmen gerek sektörde yaşadığım olumsuzluklar, gerek özel hayatım ve sağlık sorunlarım nedeniyle bir süre yazmaya ara vermek zorunda kaldım. Şimdi ise okurlarında iz bırakacağını umduğum yeni eserim Gecenin Rengi ile fırtına gibi olmasını umduğum bir dönüş yaptım.


☆ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?

• Aslına bakarsanız yazamaya ilk başlangıcım ilkokul beşinci sınıftaydı. Bir defter alıp, karakterleri yarattığımı, hepsine tek tek bir hikâye alt yapısı yazdığımı hatırlıyorum. Tabi arkası gelmedi. Ancak üvey babamın edebiyat öğretmeni oluşu, yazıyı sürekli hayatımda tuttu. Ödevlerimi tamamladıktan sonra onun verdiği bir konuda yazmak o zamanlar zoruma gitse de şimdilerde iyi ki o kompozisyonları yazmışım diyorum. Yazma alışkanlığımın temeli bu olsa da 3. Çocuğumun doğumunun ardından depresyonda olduğum süreçte başladığım fanfiction (hayran kurgu)lar benim ilk ciddi denemelerim. Sonrasında bu hikayeleri Harry Potter hayran topluluğu horkulukavcisi forum sitesinde yayınlamaya başlayarak kendime bir okur kitlesi edindim. O zamanlar tabi wattpad diye bir şey yok. Gerisi ilk kitabım Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım adlı hikayemi yayıncılara göndermemle ve birçok yayıncıdan olumlu dönüş almamla taçlandı.

☆ Yazma ritüelinden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?

• Dört çocuk annesi olduğumu söylemiş miydim, haha. Açıkçası benim yazmak için belli bir yerim ya da saatim yok maalesef. Keşke size Stephan King gibi saat 8.00’de yazmaya başlıyorum öğlen 12.00’ye kadar çalışıyorum diyebilsem. Boş bulduğum anlarda, mutfak masası, yatak odası ya da salonda kanepenin üzerinde yazmaya başlıyorum. Kahve ve o dönemde içiyorsam o dumanlı şey yanımda olur. 15 yıldır belirli dönemlerde bırakıp, tekrar o batağa sağlanıyorum. Müziğe gelirsek, saplantılı biriyim, eskilerden ya da sevdiğim şarkılardan iki listem var. Sürekli döner durur bu listeleri dinlerim. Yeni şarkıları bilmem ben. Özellikle bazı sahneleri yazarken beni o ruha sevk edecek bir şarkı bulurum ve günlerce sadece o şarkıyı dinlerim. Yazarken, araba kullanırken, çalışırken arka planda sürekli aynı şarkı çalar. Saplantılı olduğumu söylemiş miydim?

☆ Oluşturduğun kurguyu yazarken neler hissedip hangi duygularla yola çıkıyorsun?

• Benim için yazmak, bir şeylere hayat vermek. Karakterle konuşuyorum bazen. O ne düşünürdü, bu soruya ne cevap verirdi diyorum. Onlar için mutlu olur ya da üzülebilirim. Gözümü kapattığımda sahneyi görebiliyorsam bence olmuştur. 

☆ Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?

Bence bir kitapta olmazsa olmaz şey kurgu tasarımı. Günlerce üzerinde düşünürüm. Sürekli kendimle tartışırım. Kitabın eksik noktası olmaması için beta okurumla tartışırım. Yazar olduğumuz için herkes bizim doğrularımızı kabul edecek diye bir şey yok. Hata yapabiliriz, ama bunu görmemiz için ikinci bir bakış açısı önemli. Ama bir gerçek var, yazarken kurguda değişiklik olabiliyor. Başlangıç belli, son belli, ama bu yolculukta yaşanacaklar ve sizi o sona getirecekler belli değil. Kitap kendini yazıyor o aşamada. Asla sayfa sayfa not alıp yazmıyorum. Bölüm bittiğinde bir sonraki bölüm şekilleniyor. Kısacası iyi kurgu size iyi bir yazım süreci sunuyor. Kitabı yazmak kolaylaşıyor. Bence ikisi birbirine bağlı. 

☆ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

•Gerçekçi olmalı bir kere, karakterler ya da olaylar. Ne kadar kurgu olsa da fantastik bir evren yaratmadığımız sürece realiteden uzaklaşmamak gerek. Araştırma da çok önemli. Bilmediğim konuları yazmaktan korkmam ben, araştırır öğrenir öyle yazarım. Örnek vermek gerekirse ben hayatımda hiç terapiye gitmedim. Ama Gecenin Renginde bolca psikolog ve psikiyatr seansları okuduk. Bunu tabi ki bolca araştırarak, videolar izleyerek yazdım. En büyük korkum psikoloji hakkında eğitim almış ya da bu mesleği icra eden birinden gelecek olumsuz yorumlardı. Çok şükür okurlarım içinde vardı ve olumsuz bir yorum iletmediler bana. Tutarlı olmak da önemli. Bundan yıllar önce editör bir arkadaşım bana danıştı; Kitapta hamile bir kadın var. Beş aylık olmuş, çocukların ikiz olduğunu yeni öğreniyor. Dedim mümkün değil. Kitap eski dönemde geçse neyse ultrason yok, doktor kontrolü yok dersin. Ya da günümüzde cinsiyet öğrenmemek bir tercih olabilir. Ama sen karnında iki bebek taşıyorsan bunu illaki bir şekilde öğrenirsin. Küçük detaylar, ama kurgunu sarsıyor. Başa dönmen gerek. O yüzden kurgu tasarımı gerçekten önemli.

☆ Yazmaya karar verdiğin kitabı ne kadar sürede yazıyorsun? Yani bir romanın ortaya çıkması ne kadar sürüyor?

Eğer prensiplerime sadık kalırsam günde en az bin kelime ile başlıyorum. Alt sınır bu. Bazen iki bin yazıyorum. Haftalık en az yedi sekiz bin yazmış oluyorum böylece. Hafta sonları aileme ayırmaya çalışıyorum. Bu açıdan baktığınızda üç ayda bir kitap bitirebilirsiniz. Ama elbette tek işimiz bu değil. Yine Stephan King örneği. Gecenin Rengi altı ayda tamamlandı. Ancak basım aşamasına gelene kadar üzerinde bir yıl daha çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi her gün dosyayla ilgilendim dersem yalan olur. Ama sözleşmeyi imzaladığımda tamamlanmasının üzerinden bir yıl geçmişti. Bu süreçte kitaba önce lektör raporu aldım. Rapor doğrultusunda ileri yazarlık atölyelerine katıldım. Rapordaki geri dönüşlere   göre üzerinden iki kez daha geçtim. Editör bir arkadaşım okumasını yaptı. Beta okurum her süreçte yanımdaydı. Bana kalırsa yayıncın belli ise bir kitabın ortalama yazma ve basıma hazırlık süreci bir yıl ya da on beş ay denilebilir.

☆ Bir romanın başarılı olabilmesi için sence olmazsa olmaz koşul nedir?

ETHOS İlkesine uygunluğu. Şimdi burada ETHOS’u uzun uzadıya açıklayamam. Ancak editörlerin kitap başvuru dosyalarını değerlendiren bu ilkeyi baz aldıklarını söylemeliyim. Bu kitap bastırmanın başarılı yolu aslında. ETHOS a uyuyorsan kitabın basılır. Aksi takdirde basılamaz. Bence ücretsiz basım almış bir roman aslında zaten bir tür başarı elde etmiştir. Ama yazım aşamasında başarıdan söz ediyorsak kesinlikle kurgu diyemem. Ben Gecenin Rengi’ni çok iyi kurguladım. Ama kötü yazıyorum. Manasız, basılamaz. Basılmayınca da direk başarısız addedilebilir. Başarılı bir romanın olmazsa olmaz koşulu kendini eğitmektir. Doğru kurgulamayı, doğru yazmayı öğrendikten sonra başarısız olmanız çok olası değil. Gecenin Rengi’ni reddeden yayıncıları yazsam bir roman daha çıkar sanırım. Basım aşamasına gelirsek eğer yayıncıyla iletişim halinde olmak kesinlikle önemli. Bir whatsap grubumuz var, Kitabın yazım aşamasında kızım ben ve beta okurum ekliydi. Lektör raporunu aldığımda gruba editör arkadaşım eklendi. Baskı aşamasına geldiğimizde tasarımlarımın büyük çoğunluğunu yapan bir arkadaşım ve pr aşamasında blogger bir arkadaşım gruba dahil oldu. Gecenin Rengi’nin tüm aşamalarında beyin fırtınası yaptığımız bir ekibimiz var kısacası. Herkes düşüncesini belirtiyor ve ortak bir kararla harekete geçiyoruz.


☆ Gecenin Rengi'nin ortaya çıkış öyküsünü merak ediyorum, nasıl olduğundan bahseder misin? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdin, yazma süreci nasıl gelişti...

• 2022 Yılbaşında Covid-19 oldum maalesef. Bu süreçte kendimi odaya kapattım. Bir süre Witcher izledikten sonra tüm bölümleri bitirdim. Sonrasında izleyecek bir şey bulamayınca eski yazdıklarıma baktım, bazı dosyaları sildim. Bir arkadaşımın yazdığı ve bana yolladığı Color of Shoes isimli dosyayı gördüğümde dedim ki ne kadar güzel bir isim. O anda yeni bir hikâyeye başlama fikri doğdu. Hastalanmadan birkaç hafta önce internette capgras sendromu ile alakalı bir yazı okumuştum. Merak edip incelemiştim. Daha önce hiç duymadığım zihinsel bir rahatsızlıktı. Bundan güzel hikâye çıkar dediğimi hatırlıyorum. Önce hikâyeyi kafamda tasarladım. Sonra Beta okurumu aradım ve tasarımı anlattım. O kadar beğendi ki, beni yazmam konusunda teşvik etti. Hemen bir Word dosyası açıp önce karakterleri tasarladım. Ardından bir dosya daha açıp hikâyenin notlarını oluşturdum. Sonrasında son dosyayı açtım ve başlığa Gecenin Rengi yazdım. Kitap daha yazılmadan adı belli olmuş oldu böylece. Sonra süreç başladı. Gecenin Rengi ve karakterleri ile hayatımda her zaman özel yeri olacak bir kitap.

☆ Gecenin Rengi kitabını yazarken, senin açından zorlukları oldu mu?

• Açıkçası kitap kendini zorla yazdırdı diyebilirim. Yazmadan ya da kitabı düşünmeden bir saniyem bile geçmiyordu. Herkesle kitap hakkında konuşmak istesem de kurgunun hassasiyeti nedeniyle beta okurum ve kızım dışında her şeyi kendime saklamak zorunda kaldım. En zor kısmı buydu sanırım. Harika bir şey yaratmak ama bunun hakkında kimseyle konuşamamak. Şimdi kitabı bitiren herkesle uzun uzun sohbet ediyorum. Artık içinde ne kadar tuttuysam haha.

☆ Bize, çok detay vermeden Gecenin Rengi'nden bahseder misin?

• Yine Kurgu konusuna geldik. Kurgu hassasiyeti nedeniyle, büyük bir sürpriz sonun tadını kaçırmamak için çok fazla detay veremem. Arka kapak yazısıyla yetinmek zorundasınız. Merak edenleri kitabı almaya davet edelim. Ama karakterlerden şöyle bir bahsedecek olursak Duru güçlü bir kadın. Yaşadığı zor durum karşısında pes edebilecekken savaşmayı seçmesi bile bunun en basit ispatı.

☆ Duru, kitabımızın ana karakteri. Yaşadığı süreç zordu ve en nihayetinde adalette yerini buldu. Ben olsaydım şöyle olur dediğin yer olur mu?

• Duru yeri geldi kendi zihninden şüpheye düştü, yeri geldi kocasının bir sahtekâr olduğunu düşündü. Bunun neticesinde ne olduğunu kitabın sonuna kadar öğrenemiyorsunuz. Duru’nun yerinde ben olsaydım belki de pes ederdim. Detaylar…

☆ Her yazarın hayalleri arasında kitaplarının beyaz perdeye taşınması da vardır, kuşkusuz. Gecenin Rengi için film teklifi geldi diyelim İNŞALLAH OLUR vereceğin cevap ne olurdu?

• KESİNLİKLE EVET! En büyük hayalim aslında bu. Çünkü kurgu itibariyle tam da bir televizyon filmi olabilecek ya da mini dizi diyebileceğimiz bir yapım olurdu. Herkesin finali soluksuz izleyeceğinden de eminim. Ama çekim aşamasında beni sete davet etmeyeceklerse kalsın. Yapım aşamasının içinde olmak isterim. Karakterler olduğu gibi yansıtılmış mı? Eksik ya da fazla nokta var mı?

☆ Önceden çıkan kitapların var, bu kitapları yeni baskısı olup raflardaki yerini alır mı? Ki bir okur olarak bunu can-ı gönülden isterim.

• Açıkçası Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım’ı şimdi oturup yazsam çok daha farklı bir kitap okurdunuz. Geriye dönüp baktığımda o zamanlar çok iyi dediğim kitap başarısız bir denemeydi. Bu benim acemiliğim ile yayıncının ilgisizliğinin bir araya geldiği ortak bir başarısızlık. Düşünsenize editör yüzü görmeden, bölümler bile ayrılmamış bir şekilde basıldı. Şimdiki benim onu oturup yeniden yazacak hali yok. Bu haliyle de basılmasını istemem açıkçası. Kadınımın Şarkısı da bence okurun doyduğu bir kitaptı. 4500 adet basıldı ve baskısı yok. Fena bir kitap değil. Ama yeniden basılması için çaba harcayacağımı düşünmüyorum. Karanlık Saklasın Bizi ise kesinlikle basılmayı hak ediyor.  İlk baskının tükenmesinin ardından yayınevinin kapanması ikinci baskıya engel olmuştu. Okuyucu doymadı, ortada satış yok. Kitap da iyiydi. Beni uzun süre yazmaya küstüren de bu olmuştu aslında. Bir teklif olursa değerlendirmeyi düşünürüm.

☆ Yeni çalışmaların var mı? Varsa, kısaca söz edebilir misin?

• Gecenin Rengi yazım aşamasında yeni bir kurgu tasarladım açıkçası. Gerek iş yoğunluğum gerekse Gecenin Rengi’ne kanalize olmam nedeniyle sadece giriş bölümünü yazabildim. Sanki kurguda henüz olmamış dediğim bir nokta var. Bunu bulunca arkası gelecek diye düşünüyorum. Bu arada yine psikolojik bir rahatsızlığı temel alacak Psikolojik Gerilim türünde bir roman olacak. 

☆ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?

• Ayşe Kulin. Bu konuda cevabım kısa ve net. Ayşe Kulin’i Adı Aylin ile 2000 yılında okudum sanırım. Hayatıma yön veren kitap diyebilirim. Yazmak için olmasa da hayatta Aylin Rodomisli’yi örnek aldığım çokça nokta var. Başka Türk yazar okumuyorum. Yeniliklere çok kapalıyım. Saplantılı olduğumu söylemiştim değil mi haha.

☆ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?

• Ben okumaya Agatha Christie, Stephan King ve Barbra Cartland ile başladım. Rahmetli annemin kitaplığında onlar vardı çünkü. Şimdilerde Dan Brown, Jean-Cristoph Grange de ne yazsa okurum listeme dahil olan yazarlardan. Tabi fantastik türde Toilken, J.K. Rowling, Robert Jordan…

☆ Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsun?

• Sanırım sevdiğim yazarlar bu konuda ipucu vermiştir. Ara ara çerezlik olarak romantik okusam da genelde psikolojik, gerilim, korku, macera ve fantastik türünü seviyorum. Geçenlerde biri benden romantik film önerisi istedi. Ben izlemiyorum dediğimde şaşırdı. Ben de şaşırdım. Gerçekten çok hoşlanmıyorum. 

☆ Son olarak Gecenin Rengi'nden sonra gelecek olan kitabı ne zaman okuyacağız?

• Gönüller en kısa zamanda olmasını ister. Ama buradan baktığımda en az bir yıl daha var gibi görünüyor.

Güzel soruların için bir kez daha teşekkür ederek tüm okurlarıma sevgilerimi iletiyorum.



Mutlu bir evliliği olan Duru, kocasıyla geçirdiği trafik kazasında bebeğini kaybeder. Kaybının ardından psikolojik sorunlarla boğuşan genç kadın, hayatında birtakım değişiklikler fark ettiğini iddia ediyordur. Ona göre, kazadan sonra hastanede uyandığında yanında olan adam, kocası değildir. Her ne kadar onun gibi görünüp onun gibi davransa da evinde kalan adamın bir başkası olduğu fikriyle boğuşan genç kadına Capgras Sendromu tanısı konur.

Duru ise bu durumun psikolojik bir sorundan ibaret olmadığını düşünüyordur. Evindeki adamın gerçek kimliğini açığa çıkarmak adına hem zihniyle hem de tıp literatürüyle bir savaşa girer. Etrafı ailesi de dahil olmak üzere ona inanmayan insanlarla çevrilmişken bir doktordan yardım ister.

(Tanıtım Bülteninden)


Yazarın Kitapları


Kitabı okurken sürekli zihnimde çalan o şarkı.


☆☆☆

Keyifli bir röportajın daha sonuna gelirken, merak ettiğim her şeyi sormuş olmanın mutluluğu var. Sorularıma özenle yanıt verdiği için Eda Yıldırım'a çok teşekkür ederim. Yeni kitaplarını heyecanla bekliyor olacağım. ♡

Yazar Röportajı #12 Elif Ebru Batı Wibrew - Ay Parçasının Güz Yaşları

 

Bazen ileriye gidebilmek için geçmişe geriye dönmek gerekiyor ve bugünü iyi anlamak için de geçmişi bilmek. Hem ne demiş Cemil Meriç; "Geçmiş geleceğin malzemesidir."

Bugünün sohbet konuğum Ay Parçasının Güz Yaşları kitabıyla okuyanın yüreğine dokunan yazar Elif Ebru Batı Wibrew. Kendi ailesinin hikayesini kaleme alarak öyle bir anlatmış ki, an an tüm hisleriyle birlikte kitabı sadece okutmuyor, bizzat yaşatıyor. 3 kuşağın yaşadığı aşkları, kırgınlıkları, özlemleri, korkuları... Tüm gerçekliği ile biz okurlarına sunuyor.

Bir filmden hafızamda kalan bir replik var benim. Şöyle diyordu karakter; "Parmak izlerimiz dokunduğumuz hayatlardan silinmez." Gerçekten de öyle. Ve ben de bir düzelti yapıyorum, iyi olan kitaplar dokundukları kalplerde yer edinirken onların hayatlarına silinmeyecek parmak izleri bırakırlar. Bu kitap benim için kesinlikle öyle.


●Sevgili Elif Ebru Batı Wibrew, bize kendinizden bahseder misiniz?

☆ Elbette. Samsun ve Sinop’un tam ortasında kalan eski adı Gümenüz olan Yakakent’te doğdum. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun olduktan sonra dil eğitimi için altı aylığına Londra’ya gitmiştim ama o gidiş dört yıla çıktı. Bari buradayım bir de yüksek lisans yapayım dedim. London Metropolitan Üniversitesi’nde Uluslararası Turizm Siyaseti ve Pazarlama’yı bitirdikten sonra yurduma döndüm. Bir yandan çalışırken bir yandan da roman çalışmalarıma başladım. Yolculuk böyle başladı yani.

●Kaleme aldığınız kitapta kurmaca bir kurgudan ziyade kendi ailenizin yaşadığı hayatları yazdınız. Sizi yazma evresine iten tetikleyici neden neydi? Ve ben bu hikayeyi yazma fikrinizin serüvenini de merak ediyorum. Ay Parçasının Güz Yaşları nasıl ortaya çıktı?

☆ Ay Parçasının Güz Yaşları benim üçüncü romanım. Ama diğer ikisini yazarken de bu romanım üzerime çalışıyordum zaten. İsmi de sonu da çoktan belliydi. Çünkü bizzat birinci ağızdan dinlediğim ve üzüntüyle bakıp çözüm üretemediğim bir hikayeydi. Ama üzerinde çok çalışılması gerekiyordu ve ilk kitabım olmamalıydı. Azıcık pişmem da lazım gelir diye düşünmüştüm. İyi ki de öyle yapmışım çünkü o zamanlar ilk bu romanı yazmış olsaydım yıllar içinde tesadüfen öğrendiklerimi kitaba yazamayacaktım.

Kitaptaki kahraman annemin babaannesi Mehpare… Sık sık ziyaretine giderdim. Vefat ettiğinde yirmili yaşların ortasındaydım. O yüzden birçok bilgiyi kendinden dinledim. Roman gibiydi. Biraz Aşk-ı Memnu’ydu, biraz Çalıkuşu’ydu ama gerçekti. Ve “roman gibi” olmaktan çıkıp roman olmayı hak ediyordu.

● Roman gibi hayatı olan birinin romanı kesinlikle olmalıydı ve iyi ki kaleme alarak biz okurlara sundunuz. Her insan için kendini ifade etme şekli farklı olabiliyor. Yazmak ile uğraşan insanlar ise kendilerini daha rahat yazarak ifade ettiklerini söylerler. Bu sizin içinde geçerli midir? Yazmanın sizin hayatınızda kattıkları ve kazandırdıkları nelerdir?

☆ Çok doğru söylüyorsunuz. Ressam resme, müzisyen bestelerine, şair şiirlerine aksettiriyor duygularını. Ben küçüklüğümden beri şiir yazarım. Bir arkadaşımla tartışsam şiir yazıp gönderir duygularımı anlamasını sağlardım. Ya da bir iki paragrafla ifade ederdim. Yazdıkça o kelimeler artık söze de yansıyor. Yine ve yeni konular yazmak için algılarınız her zaman açık oluyor. Bir insanı yargılamamak ya da ona acımasızca etiket basmamak lazım. Kim bilir nelerden geçti deyip anlamaya çalışmak lazım. Bence yazmanın bana kattığı en büyük şey bu.

Devamlı yüzleri incelerken buluyorum kendimi. Ne oldu da bu yüzde hüzün var ya da bu kadar acımasız duruşunun ardındaki hikaye ne diye soruyorum. O yüzler belki içlerindekini kelimelere dökemiyor ama bana model oluyorlar. Yüzlerini okuyorum sonra içlerini…

●Bir yazar için kitabın basılması, raflara çıkması çok önemli ve özeldir. Bu sizin gerçekleştirmek istediği bir hayal miydi?

☆Ben Londra’dan döndükten sonra İletişim Fakültesi’nden o sıralar mezun olmuş kardeşim Sedef’in dil eğitimi alması gerektiğin düşündüğüm için onu Londra’ya gitmeye ikna ettim. Zorla. İstemeyerek gittiği için hep negatif şeyler geldi başına. Negatif ve trajikomik. İlk romanım “Bir Londra Masalı” öyle hayat buldu. Yazarken de kahkahalarla yazdım, bitirince de kahkahalarla imzaladım. Onun çıkışındaki heyecanım kelimelerle ifade edilemez. Hayalim gerçek olmuştu ve raflarda ne zaman görsem gözlerim doldu o ilk aylarda. İkinci romanım “Gökten Üç Aşk” düştü çıkınca da aynı heyecan devam etti tabii ama adınızı ilk defa yazar olarak görmenin heyecanı başkaydı. İlk kitabım “en iyisi“ olarak kalmasa da hep “en özel” kalacak o yüzden.

●Hiç korktuğunuz an oldu mu? Yazarlık güzel bir serüvendir ve birçok tepkiler yazılanlara geliyor. İyisiyle kötüsüyle gelecek tepkilerden çekinip beğenilmeyeceğiyle alakalı endişeleriniz oldu mu?

☆ Ne kadar yazdığım konulara güvensem de insanlar farklı farklı. Kiminin çok güldüğüne diğeri tepki vermeyebiliyor. Kiminin çok sevdiği diğerine öylesine gelebiliyor. Bir eser ortaya çıkarmak isteyen herkes onaylanmak ve kitlelerce sevilmek, onaylanmak ister. Sadece kendin yaz kendin sev sloganı güden bir sanatçı ya da yazar zaten topluluğa hitap etmeyi seçmemiştir ki. Ben gözü doymaz bir sevgi arsızı olduğum için herkes sevsin bir tane bile sevmeyen çıkamasın diye yola çıkıyorum hep. Şükür şimdiye kadar olumsuz bir yorum almadım okuyanlardan ama alırsam üzerine gider bir sonraki adımlarımda daha çok kişiye hitap edeyim, sevilerek okunayım diye çalışırım. Ama bu sorunuzun cevabı evet... Yeterince sevilmezse diye kuşku her zaman oluyor. Olsun da. Olsun ki daha fazla yüreğe dokunabilmek için titiz çalışayım.

●Her yazarın hayalleri arasında kitaplarının beyaz perdeye taşınması da vardır, kuşkusuz. Olaki bir gün, kitaplarınız için film teklifi alsanız, cevabınız ne olurdu?

Ben şahsen Mehpare'yi beyaz perdede görmeyi çok isterim. Ve milyonların da bu hikayeyi izlemesini arzu ederim, umarım bir gün gerçekleşir ve seyretme imkanımız olur.

☆ Herhalde dünyanın en mutlusu olurdum. Çok isterim film olmasını. Son romanımı okuyan herkesten özel mesajlar alıyorum. İnanın hepsinin de temennisi bu. Mehpare’yi beyaz perde de tanımak. Bu hikaye ne kadar çok kişiyle buluşursa Mehpare babaannem sanki daha huzurla uyuyacak yattığı yerde. Bu çoklu buluşmayı da en fazla sinema sağlardı…


●Yazacağınız yeni kitap için, kurguyu oluşturacağınız zaman nelere dikkat edeceksiniz? Ay Parçasının Güz Yaşları kitabınızda olduğu gibi yine gerçeğe dayanan bir hikaye mi olacak yoksa bu sefer kurgu dünyası olan bir hikaye mi?

☆ Bu son kitabımda bir nevi ailenin tarihine yolculuk yaptım. Kafamda dört beş proje var bundan sonraki için. Üç yakın arkadaşın aşklarını anlatan ve üçünü bir yerde birleştiren, geçmişlerini deşen bir roman, bunun yanı sıra anneannemin hikayesi, ayrıca tuhaf aldatmaları içeren gerçek yaşanmışlıkları birleştireceğim projelerim var. Gerçek hikayeleri kelimelerle buluşturmayı seviyorum ama bunun yanında kurgusal roman planlarım da olacak. Şu anda nadasa çekildim. Bir iki ay içerisinde başlayacağım kısmetse.

●Bir yazar olarak severek okuduğunuz, yazımını kurgu dünyasını beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

☆ Reşat Nuri Güntekin her zaman listenin başındadır. Döne döne okurum eserlerini… Günümüz yazarlarından Buket Uzuner, Zülfü Livaneli, Azra Kohen… Kitaplarını keyifle okuyorum…

●Son olarak okurlarınıza ve takipçilerimize söyleyecekleriniz ya da benim unutup sizin eklemek istediği bir şey var mı?

☆ Çoğu okuyucum kitabımı okuduktan sonra duygu ve düşüncelerini benimle paylaşıyor. Bu beni hem çok sevindiriyor hem de motive ediyor. Bunun için size ve diğer herkese çok teşekkür ediyorum. Sizlerden gelen paylaşımlar benim için çok değerli ve her daim arşivimde saklanacak. Bu güzel sohbet vesilesiyle ulaşmış ya da ulaşacağım herkese sevgilerimi iletiyorum. Sağ olun var olun. ❤

☆☆☆

Yazarımıza bir kere daha buradan teşekkür ederim, beni kırmayıp teklifimi kabul ettiği için. Ve bu güzel insanları ilelebet anmak hatırlamak hafizalara kazınmasını sağlamak için yazdığı kitap için de teşekkürler. Harika bir serüvendi. Kitabı mutlaka öneririm, okuyunuz.
Sevgilerle...

Yazar Röportajı #11 Bihter Saatcı - Mühür Kıran

Ben Facebook da bir kitap grubunda tanıdım, tanımayanlar için! Bihter Saatcı kimdir? Nelerden hoşlanır, neler yapar, seni tanımak isteriz. 
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
✒ Tam olarak ne zaman yazmaya başladın? Yazma kararını almakta seni etkileyen faktör neydi?
Ortaokul sıralarında okuduğum Agatha Christie romanlarından esinlenerek yazdığım ve tüm kasabayı öldürdüğüm denemeyi düşünürsem, yazmaya olan ilgimin uzun zamandır içimde olduğumu söyleyebilirim. Ancak bu isteğim Üniversite sıralarında okuduğum Yüzüklerin Efendisi kitabının ardından üye olduğum çeşitli ortadünya sitelerinde çok yazarlı ufak tefek hikâye denemeleriyle yeniden canlandı. Kurgulamayı ve sihirli dünyalarda dolaşmayı çok seviyorum. Kendimle ilgili bir başka keşfim ise bu sihirli dünyaları paylaştığım zaman çok daha mutlu olduğum gerçeği. Sanıyorum kendimi ve başkalarını kısa sürelerle bile olsa bir başka dünyaya, bir başka maceraya taşıyabilme arzusu beni etkileyen faktör.
✒ Bir kitabın yazılmasında kurgu oluşturmak mı daha zor? Yoksa kitabı yazmak mı?
Bence ikisinin de farklı açılardan zorlukları var ama herhalde yazmak daha zor diyeceğim.
Kurgu oluştururken özellikle mevcutta yazılmış, çizilmiş bu kadar çok çalışmanın arasında orijinal bir kurgu yakalama isteğiyle boğuşmak zor. Yine de düşününce içimde yükselen, kabaran ben bunu ya da böyle bir şey yazmak istiyorum duygusu olmadıktan sonra yazma eylemine karşı bir istek duyduğumu düşünmüyorum. İçimde böyle bir istek olduğu zaman da elimden geldiğince ana hatlarını, kurgunun iskeletini ortaya koyar, ulaşacağı noktayı belirler ve yazmaya başlarım.
Yazmanın zorluğu ise çok başka. Başta sizi çok heyecanlandıran kurgunuz bir süre sonra sürekli üzerinde düşünüp çalışmaktan dolayı gözünüze sıradan, basit hatta sıkıcı gelmeye başlıyor. Tüm orijinalliğini yitiriyor ve yazma isteğinizi kaybetmeye başlıyorsunuz. Halbuki bu sadece yazan kişi için böyle. Bazen yazdığınız tüm cümleler birbirine benziyormuş, sürekli kendinizi tekrarlıyormuşsunuz gibi hissetmeye başlarsınız. Başka nasıl anlatabileceğiniz konusunda sıkıntıya düşmeye başlarsınız. Yani bir kitabı yazmaya başladığınızda yılmadan, yarım bırakmadan sona ulaşabilmek gerekten çoğu zaman en zor iş.
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?       
✒ Yazacağın kitapta, kurguyu oluştururken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?
Benim asıl mesleğim peyzaj mimarlığı. Bir proje çizilirken tasarım süreci dediğimiz bazı aşamalardan geçilir. Buna göre öncelikle ortada çözülmesi gereken bir sorun olmalıdır. Kurguyu oluştururken bende çözülmesi gereken bir sorun belirlerim. Hikâyenin bir amacı olmalı, sonunda ulaşmak istediğimiz bir nokta. Bu sona ulaşırken çok farklı yollara sapabilirsiniz ama hedefiniz belli olduğu sürece sizi doğru yolda tutacak ve kaybolmanızı önleyecektir.
Ayrıca ben bildiğiniz gibi daha çok fantastik kurgu çalışmaları yapıyorum ve çoğu kişinin anlayışına göre fantastik kurgu kafanızdan istediğinizi sallayabileceğiniz anlamına geliyor. Oysa kurgulanan dünyanın da bir işleyişi ve kendi içerisinde mantığımızın kabul edebileceği açıklamaları olması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle kurgularımı oluştururken neden sonuç ilişkilerine önem veriyorum ve elimden geldiğince yazdıklarımı sağlam bir temele oturtmaya çalışıyorum.
✒ İlham kaynağın nedir?
Belirli bir ilham kaynağım yok. Bugüne kadar okuduklarımın, izlediklerimin, gördüklerimin hatta dinlediklerimin mutlaka zihnimde bazı fikirlerin oluşmasında etkisi vardır.
✒ Yazılarını hep aynı yerde mi yazarsın? Herhangi bir yerde otururken aklına gelen sahneyi hemen kaleme alır mısın?
Yazılarımı genellikle dizüstü bilgisayarımda hazırlarım. Eğer unutmaktan korkuyorsam genellikle bana o sahneyi hatırlatacak notlar alırım. Ama genellikle eve dönüp bilgisayarımın başına geçmeyi beklerim. 
✒ Son zamanlarda popüler platformu Wattpad'i nasıl ve ne zaman keşfettiğini merak ediyorum.
Hesabımın kaydı 13 Ağustos 2014 görünüyor. Sanırım tesadüfen VeronicaRoth'un Uyumsuz kitabıyla ilgili bir hayran kurgu okurken üye olmuştum ancak çok sonra (iki sene kadar)Türkçe kısmı olan bir yazım paylaşma platformu olduğunu keşfettim. 
✒ Yazdığın kurgularını sosyal plartformda yayınlarken hiç aklına bir gün kitabının basılacağı geldi mi?
Basılması her zaman hayalimdi ancak başarabileceğime fazla inanmıyordum. Zira ne ulaşabileceğim, yardım alabileceğim birileri vardı ne de yayınevlerinin dikkatini çekecek popülaritede bir hikâye sahibiydim. Yine de yayınevlerime dosyamı gönderdim ve bir editörün dikkatini çekmesini umdum ki gerçekten de oldu 😊 
✒ İlk kitabının çıkması her yazar için çok önemlidir. Bu senin gerçekleştirmek istediğin hayalin miydi?
Kesinlikle evet. Yani ilk hayalim kurgumu tamamlayabilmekti, daha sonra bu hayalim, bir editörün onu fark etmesi, bir editörden olumlu dönüş alabilme isteğine ve elbette basılmasına döndü. 
✒Mühür Kıran farklı bir konuya ve atmosfere sahip bir kitap. Kapağı ile dikkat çektiğinden şüphem yok. Böylesi hayranlık uyandıran kitabın kurgusu nasıl ortaya çıktı? Kitabı yazmak aklına nasıl geldi?
Nasıl olduğundan çok emin değilim aslında. Büyü, ejderler, elfler, sihir hep en sevdiğim konular olmuştur. Güç kullanımıyla ilgili aklımda önce "cevher" kavramı belirdi. Düşündükçe bu gücün, cevherin kullanımıyla ilgili alternatifler belirdi. Böyle bir dünyayı kurgulayabileceğimi görmek için önce "Alya" adındaki çalışmamı yazdım. Mühür Kıran'ın dünyasında geçen kısa ve romantik bir hikâye. Üç hafta gibi kısa bir sürede tamamlandı ama bana düşündüğüm dünya ile ilgili önemli bir başlangıç noktası oldu. Onu bitirdiğimde bu kurguladığım dünyada yazabileceğimi ancak yazmak istediğimin çok daha farklı olmasını istediğimi fark ettim ve ona göre bir kurgu geliştirdim. Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı.
 Elbette Mühür Kıran'ı tamamladığımda artık kurguladığım yer oldukça değişmiş ve farklılaşmıştı       
✒ Mühür Kıran kitabı çoğu okuduğum fantastik kitaplardan farklı. Bunda anlatımın gücünü görüyorum. Kitabından bize söz eder misin?
Öncelikle teşekkür ederim. Mühür Kıran, Gael isimli dünyanın bir köşesinde, sınırları deniz ve Nastar olarak adlandırılan bir sıradağ gurubuyla çevrilmiş Andram topraklarında geçmektedir. Bu toprakların sakinleri cevher kullanıcısı olarak adlandırılan ve gücünü sahip oldukları yaşam enerjisinden alan büyücü bir halktır. Güçlerini kullanabilme şekilleri ise doğuştan sahip oldukları yeteneğe göre farklılık göstermektedir. Üç yüzyıl önce Gael'e dehşet saçan ejderlerle savaşlarında insanların yanında yer alan cevher kullanıcıları savaşın ardından yine insanlar tarafından bu korunaklı bölgeye sığınmak zorunda bırakılmışlardır ve uzun yıllar boyunca sıradağların ardındaki Bardialı komşularının düzenlediği saldırılar haricinde dış dünya tarafından rahatsız edilmemişlerdir.Hikâye, Neira adındaki bir cevher kullanıcısının Andram'da yasaklanmış bir yetenek olan sızdırıcılığı (bir başkasının gücünü çekebilen kişiler) kullanan genç bir kızı, Mai'yi, askerlerden kurtarmasıyla başlamaktadır. Andram'da yakalanan sızdırıcılar demir alaşımı karıştırılmış özel bir boya kullanarak yapılan dövmelerle mühürlenerek yeteneklerini kullanmaları engellenmekte ve bu kişiler kim olduklarına bakılmaksızın sınır dışı edilmektedirler. Ancak Neira son yıllarda yakalanan sızdırıcıların sınır dışı edilmek yerine ortadan kaybolduklarını öğrenerek olayın ardındaki gizemin peşine düşmüştür.Aynı zamanda sınır şehri Suira'da yaşayan cevher kullanıcılarının güçlerindeki azalma ve yetenekle doğan bebeklerin sayısındaki azalmayı araştırmak isteyen Andram ordularının komutanı Kyte, eski arkadaşı Neira'ya gelerek bir anlaşma önerir. Sızdırıcıların kayboluşunun ardındaki gizemi araştırmasına karşılık, genç kadın da görevlendireceği askerleriyle birlikte sıradağların Dokuzlar olarak bilinen bölümündeki yer altı tünellerinden ulaşabileceği şehrin içme suyu kaynaklarını kontrol edecektir. Ancak bu tüneller, ejder savaşlarının ardından cevher kullanıcıları tarafından dokuzların gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiş eski ve kadim bir ırktan kalanlara ve onların beş liderine ev sahipliği yapmaktadır.Neira'nın bu ırkla karşılaşmasıyla hikaye dolu dizgin devam eder.
✒ Wattpad'de yazmaya da devam ediyorsun. Mühür Kıran sonrasında hangi kitabını basılı olarak göreceğiz?
Yazmak benim için nefes almak gibi. Yazmadığım zaman bir süre sonra bunalmaya başladığımı hissediyorum. Sanki patlayacakmışım gibi oluyor 😊 Umarım Mühür Kıran'ın ikinci kitabını yazıp tamamlamak ve basılı olarak görmek istiyorum. 
✒ 2018 wattys yarışmasını kazanan yazarlardan biri de sensin. Bu büyük bir başarı ve bu sene hak edenlerin kazanmış olmasına ayrıca seviniyorum. Yarışmaya Ay Tutulması kitabıyla katılmıştın. Bize kitabından bahseder misin?
Hikâyeden bahsetmemi istemişsin ama neresinden tutup anlatabileceğimi bilemiyorum biraz karışık. Ay Tutulmasıda yine kurgu bir dünyada geçiyor. Felaketlerin ardından çöller ve denizlerle kaplanmış bir gezegen.Tepsi gibi düz bir tepesi olan Sira dağının üzerine kurulmuş yukarı şehir Amarth ve eteklerinde kurulu aşağı şehir Osrah var. Bu iki şehir arasında bir zamanlar denge, eşitlik ve adalete dayalı ilişki yıllar içerisinde kaybolmuş. Hikâyenin temelinde Ivae (ışık) inancıyla Yönetilen Amarth'taki yozlaşmayı gören bir grup insanın kendilerince mücadele ederek bu düzeni kırma çabalarını okuyacağız. Kanatlı kurtlara (Kurtkanat) ve griffinlere (pençekanat) binen binicileri, çöl asilerini göreceğiz. Bir inancı yıkmak için unutulmuş bir başkasını bulup yeniden hayat vermeye çalışan bu bir grup mücadelecinin başından geçenleri okuyacağız.İtiraf etmem gerekirse Ay Tutulması'nın bu kadar başarılı olmasını beklemiyordum. Zira Mühür Kıran'ı bitirdikten sonra biraz rahatlamak ve eğlenmek için yazmaya başladığım bir kurgu. Bu nedenle ciddi eksikleri olduğunu düşünüyorum. İnşallah ileride tamamladıktan sonra dönüp bu eksikleri gidereceğim.
✒Yazılarını yazarken hayal gücü sınırlarını zorladığını hissedip bunun toplumsal yargılarla ters düşebileceğini hissettiğin oldu mu? Eğer hissettiysen, yazdığını hiç sildin mi?
Yazdıklarımın toplumsal yargılarla ters düşebileceği endişem henüz olmadı. Belki de daha o noktaya ulaşmadım. Bu nedenle böyle bir endişeyle yazdıklarımı silme gereği hissetmedim. İleride daha fazla yazdıkça ve daha fazla kurguladıkça ne olur bilmiyorum ama şimdilik toplumsal yargılar olmasa bile kendi doğrularımla ters düşen şeyler yazamıyorum. 
✒ Kaleme aldığın konuyu yazarken, bir toplumsal mesaj verme düşüncesiyle mi başlıyorsun?
Toplumsal bir mesaj verme düşüncesiyle değil de eğlenmek, keyifli bir dünyaya adım atmak, yeni bir maceraya atılmak isteğiyle yazmaya başlıyorum. Yine de yazdıklarımı şekillendirirken bir önceki soruda da belirttiğim gibi kendi doğrularıma ters düşmeyen şekilde olmasına özen gösteriyorum. İnsanlara mesaj vermeye çalışmasam bile okuyan kişilerin yanlış mesajlar çıkarmasına neden olacak şeyler yazmamaya çalışıyorum. 
✒ Yazma ritüelinden bahseder misin? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir ruh haliyle yazmayı tercih ediyorsun?
Sakin ve sessiz bir ortamda mümkünse beni dünyadan soyutlayacak hafif bir müzik eşliğinde yazı yazmayı seviyorum. Şekerli bir kahve, biraz müzik ve bilgisayarımın olması yeterli. 
✒ Konularını nasıl seçiyorsun? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor, yoksa hayatta karşılaştığın olaylardan beslenerek mi yazıyorsun?
Hayatta karşılaştığım olaylardan değil de daha çok okuduğum, izlediğim hatta dinlediğim şeylerden etkilendiğimi düşünüyorum. Kendi sevdiğim, okumak istediğim şeyleri yazıyorum.
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
✒ Kitabını yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirliyorsun? Yoksa bütün olay örgüsü sen yazdıkça mı gelişiyor?
Kurguyu önceden ana hatlarıyla belirliyorum. Yani önümde başından sonuna kadar bir iskeleti oluyor. Ancak hikâyenin ilerleyişi, ortaya çıkan yan karakterler, olay örgüsünün nasıl ilerleyeceği ben yazdıkça gelişiyor. Ana hatlar ve hedefim belli olduğu için yazarken zorlandığım kısımlar olsa da çözüm buluyor ve sona ulaşabiliyorum. 
✒ Bir yazar için zaman ne demektir?
Zaman, hayallerimin kelimelere dökülmesi için en önemli ihtiyaç benim için. Her zaman yetersiz kalan bir kavram ne yazık ki. 
✒ İnsanların çoğu 'hayatımı yazsam roman olur' derler. Sence herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
Günümüzde zaten isteyen herkes kitap yazabilmekte ve parasını verip bastırabilmekte. Ancak hepsinin edebi bir eser olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışılır. Sorunun cevabına gelirsem yazmak isteyen herkesin bir yere kadar bunu başarabileceğine inanıyorum. Çok okuyarak, inceleyerek, taklit ederek bir noktaya kadar da ilerleyebilirler. Ancak bunun ötesinde yıllar boyu hatırlanacak özel bir kitap yazmak için özel bir dokunuşa ve yeteneğe sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. 
✒ Yazmak senin için hayat boyu sürecek bir serüven mi?
Hayat boyu sürmesini istediğim bir serüven. Dönem dönem yazmaktan uzaklaştığım zamanlar olsa bile hep karalamaya devam ettim. Umarım bu isteğimi hiç kaybetmem. 
✒ Kimsenin okumayacağını bilseydin, buna rağmen yazar mıydın?
Zaten okuyan var mı bilmiyorum 😊 Ve evet buna rağmen yazdım, yazıyorum ve umarım yazmaya devam edeceğim. Bazı zamanlar moralim bozulmuyor değil ama öncelikle kendim için, ben sevdiğim için yazıyorum. Umarım zamanla diğerleri de benimle bu maceraları daha çok paylaşırlar 😊
✒ Gelecek ile ilgili projelerinden söz eder misin?
Doktora tezimi yazıp bitirdikten sonra kendimi tamamen yazma işine odaklayacağım. Mühür Kıran'ın ikinci ve üçüncü kitapları var, Tutulma var tamamlayacağım ve iki kurgu daha beklemede umarım sıraları gelince onları da yazmaya başlayacağım. 
✒ Türk yazarlar içerisinde bu kişinin eserleri beni yazar olmak için çok iştahlandırdı diyebileceğiniz bir yazar var mı?
Fantastik kurgu ağırlıklı okuduğum için Türk değil ama belki Elaine Cunningham'ın kalemi beni kendi dünyalarımı yazma konusunda heveslendirmiş olabilir. Margareth Weiss ve Tracy Hickman ikilisini de çok severim. Umarım bir gün onlar gibi Bihter Saatcı ve Hatice Dirmikci ikilisi olarak yazdığımız kitaplarımızın basılmasını çok istiyorum. Bu arada Türk fantastik kurgu yazarlarından en ve şimdilik tek sevdiğim isim Orkun Uçar. 
✒ Bir yazar olarak okuduğun ve beğendin yazarlar kimlerdir?
Brandon Sanderson, Elanie Cunningham, Margareth Weiss& T. Hickman, R.A. Salvatore. Michael Moorcok, Partick Rothfuss, Ursula K. LeGuin, Geroge Martin, J.R.R. Tolkien, Sarah J. Maas ilk aklıma gelenler ve fantastik kurgu yazanlar ancak çok daha fazlası var elbette 😊 
✒ En son hangi kitabı okudun?
YuHua'nın Kanını Satan Adam'ını okudum. 
✒ İnsanların kitap okumadan yazma, yazar olma hayalleri konusunda fikrin nedir?
Yani elbette ilk kitabı yazan kişinin de elinde bir örnek yoktu diye düşünebiliriz. Ama bana yazmak için okumak ve okumayı sevmek gerekiyor gibi geliyor. Kendi ilk hatıralarımdan itibaren kitaplara, hikayelere, öykü ve masallara ilgim vardı. Kitap okuma isteğim zamanla kendi kurgularımı kâğıda dökme isteğine dönüştü. Ben ikisini birbirinden ayıramıyorum. 
✒ Son olarak okurlarına, takipçilerimize söylemek istediğin ya da benim unutup senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Öncelikle bu güzel ve dolu dolu sohbet için teşekkür ederim. Sorularını gerçekten çok büyük bir keyifle yanıtladım. Bana verdiğiniz destek için, yanımda olduğunuz için, zamanınızı ayırıp okuduğunuz için tek tek teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Fırsat buldukça söylüyorum, kitap yazmak benim hayalimdi ancak bu kitap sayesinde tanıştığım insanlar, gördüğüm destek hiç tahmin etmediğim bir mutluluk vesilesi oldu. İyi ki varsınız 😊
***
Vakit ayırıp röportajıma katılım sağladığı için sevgili yazarıma teşekkür ederim ❤
***
Kitabı satın almak için;
Mühür Kıran / Okuoku